Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (7) - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (7)

16.01.2016 09:40

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Bir kere bölgedeki bütün güçler, Türkiye'nin Cerablus'taki, o hattaki hassasiyetlerini çok yakından bildiklerini, defaatle bu hassasiyetlerimizin koalisyon güçlerine ve bölgedeki diğer bütün unsurlara aktarıldığını biliyoruz.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Bir kere bölgedeki bütün güçler, Türkiye'nin Cerablus'taki, o hattaki hassasiyetlerini çok yakından bildiklerini, defaatle bu hassasiyetlerimizin koalisyon güçlerine ve bölgedeki diğer bütün unsurlara aktarıldığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin bu hassasiyetini herkes dikkate alacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kanal 7 Televizyonu canlı yayınında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

"Türkiye, PYD'nin Kobani ve Afrin arasında kalan bölgeyi ele geçirerek bütün sınırı kapatmasına karşı değil miydi?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, Kürtlerin orada oturmasının doğal bir şey olduğuna dikkati çekerek, "(Ben oturacağım Arap oturmasın), 'Ben oturacağım Türkmen oturmasın' derseniz buna Türkiye karşı çıkar. Bizim karşı çıktığımız şey budur. Burada tabii ki biz Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruyarak, bütünleşik bir Suriye'nin devam etmesini öngörüyoruz. Çok zor bir tablo yani Suriye'de bir barışın sağlanması meselesi, zor bir süreç ama inşallah bu sürecin başarıya ulaşacağını... Bu yapılırken de Türkiye olarak bölgede yaşayan halkların hakkını, hukukunu korumak bizim komşuluk vazifemiz" ifadesini kullandı.

Kendilerine, "Size ne Fırat'ın batısından" denildiğini belirten Kurtulmuş, "Biz komşuluk vazifemizi, Türkmenlere karşı da Bayırbucak Türkmenlerine karşı da oradaki Araplara karşı da yerine getireceğiz" dedi.

"Türkiye'nin hassasiyetini herkes dikkate alacak"

PYD'nin Cerablus'a gelmesi durumunda ne yapacaklarına ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bunların hepsinin tedbirleri alındı, inşallah böyle bir şey olmaz" karşılığını verdi. Kurtulmuş, "Böyle bir gidişat görüyor musunuz?" sorusuna karışılık ise "Bir kere bölgedeki bütün güçler, Türkiye'nin, Cerablus'taki, o hattaki hassasiyetlerini çok yakından bildiklerini, defaatle bu hassasiyetlerimizin koalisyon güçlerine ve bölgedeki diğer bütün unsurlara aktarıldığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin bu hassasiyetini herkes dikkate alacak" yorumunu yaptı. Kurtulmuş, o bölgeye dönük Türkiye'nin çok hassas bir şekilde gelişmeleri takip ettiğini vurguladı.

"Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan Orta Vadeli Program'da yükselen trend içinde iyimser rakamlar var, bunu bir temenni mi, yoksa ayakları yere basan tespit olarak mı görmek gerekiyor" sorusunu Kurtulmuş, şöyle cevapladı:

"Orta Vadeli Program'dan önce Hükümet Programı'na bakmak lazım çünkü Orta Vadeli Program bölümü hükümet dönemimiz. Hükümet döneminde bizim yıllarca ifade ettiğimiz, Türkiye ekonomisinin, bundan önceki dönemlerde belki en önemli karşılaması gereken şey makro istikrardı. Türkiye 2002 ile 2009 arasında, 2008 arasında, bu Avrupa krizine kadar makro istikrarını sağladı. Ama ondan sonra Türkiye'nin bir faz değişikliğine gitme mecburiyeti vardı. Neydi bu? Makro istikrarımızı korurken, neyi kastediyorum, işsizlik, enflasyon, büyüme, devletin kamu borç stokunun gayri safi milli hasılaya oranı, vesaire, bütün bunlarda iyileşmeler yaptık, güzel iyileşmeler oldu. Bunlar tabi çok ciddi bütçe dengeleri, disiplinleri içinde hareket edilmesinin de sonucu olarak ortaya çıktı. Sonuç da ekonomideki gücünüz, neyi ürettiğiniz ile alakalıdır. Ne üretiyorsunuz? Hangi yüksek teknolojileri üretiyorsunuz? Hangi küresel pazarlarda hangi mal ve ürünlerde rekabet edebiliyorsunuz. Dolayısıyla Türkiye'nin tam da 2009'larda, 2010'larda faz değiştirme mecburiyeti olduğu bir dönemde Avrupa krizi çıktı. Dolayısıyla bu gecikmiş oldu. Bence daha önce yapılması gereken bir değişiklikti ve Türkiye, dikkat ederseniz bu hükümet ağırlıklı olarak ekonomide Dönüşüm Programları adını verdiğimiz birtakım dönüşüm programlarını ortaya koydu. Çünkü öyle bir noktaya geliyorsunuz ki sürekli koşacaksınız, sürekli bisikletin pedalını çevireceksiniz."

Bu anlamda dünyanın küçüldüğü dönemlerde Türkiye'nin belli bir büyümeyi sağlamış olmasının önemli olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Ama nihayetinde Türkiye dünyanın henüz gelişmiş ülkelerinden ekonomik olarak birinci ligde oynayan ya da süper ligde oynayan bir ülkesi değildir. Gelişmekte olan ekonomiler arasında önemli bir ekonomidir. Zaman zaman sıkıntılarla karşılaşan bir ekonomidir. Dolayısıyla bunun tespit edilmesi lazım. Bunu aşmanın yolu sadece makro ihtiyati tedbirlerle olamaz. Bu kadar net ve açıktı. Şimdi Türkiye bunu görmüş oldu, fark etmiş oldu" yorumunu yaptı.

Ekonomide faz değişikliğinin üç adımı

Türkiye'nin ekonomide faz değişikliğine gittiğini ve bunun da üç ayağının olduğunu anlatan Kurtulmuş, bunlardan birini Türkiye'nin nitelikli büyümeye geçme zarureti olarak açıkladı. Bununla neyi kastettiğini ise Kurtulmuş şöyle dile getirdi:

"Yüksek teknoloji ürünlerine yönelmek, Ar-Ge'yi teşvik etmek. AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana Ar-Ge'nin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payını yüzde 1,03'e çıkardı. Aşağı yukarı yüzde yüz bir gelişmedir ama yetersizdir. Bunun daha ileriye gitmesi lazım. Özel sektörün Ar-Ge payının yükselmesi lazım. Onun için bu haftaki yaptığımız Bakanlar Kurulundan sonra da bunu kamuoyuyla paylaştık. Mesela Ar-Ge reformlarının yapılması bu adımlardan birisidir. Yani 'üretim reformu, üretim devrimi' diyebileceğimiz bir sürece Türkiye geçmek mecburiyetindedir."

Kurtulmuş, 100 dönüm araziden elde edilen değerin bir bilgisayar programı olarak üretebildiğini ifade etti.

Ekonomideki faz değişikliğinin ikinci ayağını Kurtulmuş, şöyle anlattı:

"Türkiye'nin, bütün gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş ekonomiye geçişteki kilit noktalarından birisi KOBİ'lerdir, yani orta sınıftır. Türkiye'de hala ekonominin ana damarı orta sınıftır. Bu orta sınıfı güçlendirecek birtakım tedbirler, bunların hepsi Sayın Başbakanımız tarafından da açıklandı, seçim beyannamemizde de yer aldı, Hükümet Programımızda da yer aldı."

Faz değişikliğinin üçüncü ayağını "Dar ve düşük gelirli vatandaşların alım gücünün artırılması" olarak açıklayan Kurtulmuş, "Asgari ücretin bin 300 lira olması, emekli maaşlarının bin 200 liraya yükseltilmesi, sosyal yardımların sistematik hale getirilmesi gibi" diye konuştu.

Türkiye'nin bu üç alandaki faaliyetlerini eş zamanlı olarak sürdürmek zorunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Türkiye bir taraftan bunları yapmak mecburiyetinde ama diğer taraftan da dünya piyasaları da o kadar rahat değil. Dolar yükseliyor, buna mukabil petrol ve doğalgazda birtakım düşmeler ortaya çıkıyor, özellikle petrolde ortaya çıkıyor ama sonuçta bütün bunların hepsi konjonktürel şeylerdir. Hani çok güzel Türkçe'de bir lafımız var, 'Sel gider kum kalır'. Kalan kum ekonominin üretim gücüdür" ifadelerini kullandı.

"Türkiye, üretim yapısı güçlü bir ekonomi olmak zorunda"

Kurtulmuş, Türkiye'nin üretim yapısı güçlü bir ekonomi olmak zorunda olduğuna vurgu yaparak, her alanda üreten bir Türkiye olması gerektiğini söyledi. Bunu istemeyenlerin, terörün bir tarafı olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş şöyle devam etti:

"Eğer sen üretiyorsan dışa bağımlılıktan kurtuluyorsun. Çok net söylüyorum, Türkiye'de öyle bir sarmal vardır ki, Türkiye'nin 1970'lerde bitirmesi gereken konuları ülke şimdi konuşuyor. 1978'de Türkiye'nin savaş uçağını üretmeye ramak kalmışken, maalesef birtakım karanlık odakların düğmeye basmasıyla, 78 TUSAŞ üretecekti, iki firma finale kaldı, İngiliz Hawk'la İtalyan Tornado firması. İtalyanlarla tam bu anlaşma yapılacakken karanlık odak frene bastı ve o iş durdu. 9 sene sonra F16'lar bir montaj olarak Özal zamanında yapıldı. Türkiye çok şükür bugün kendi insansız hava uçaklarını yapabilir durumdadır, kendi füzelerini yapabilir noktaya geldi. Türkiye, zırh teknolojisinde kendi tanklarını üretebilir noktaya geldi. Türkiye kendi gemilerini, kendi denizaltılarını yapabilir noktaya geldi. Biz bu noktaya 20 sene önce gelirdik."

"Yerli otomobili bugün konuşuyoruz" diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Çocukluğumuzda Anadol marka araba vardı. Bu ne ihanettir? Türkiye çok daha mükemmel arabaları hiç olmazsa montaj olarak üretebilecek altyapıya sahip olmasına rağmen, Türkiye'ye Anadol'u reva gördüler. Türkiye'ye yıllarca tenekeleri üretip hem de onları kuyruklara geçirerek insanlara sattılar."

Türkiye'nin otomobil üretecek noktaya geldiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Bunlar inşallah en kısa zamanda yapılır. Bunun içinde Türkiye'nin üretim yapısının çok güçlü olması lazım. Esas hedefimiz budur. Orta Vadeli Plan'ın da esas ana ekseni de burasıdır" diye konuştu. Kurtulmuş bunun 3-4 yıllık bir perspektif olduğu bildirdi.

(Sürecek)

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (7) - Son Dakika


Advertisement