Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bilhassa yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz." dedi.
Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde Meclis Şeref Salonu'nda düzenlenen milletvekilleriyle iftar programında yaptığı konuşmada, milletvekillerinin, ailelerinin ve milletin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik etti.
Rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı mübarek ayın, başta mazlum coğrafyalar olmak üzere İslam coğrafyasına ve insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Erdoğan, dünyada "Gazi" unvanına sahip tek meclis olan, bir milletin istiklal mücadelesini başlatıp başarıyla hitama erdiren tek parlamento olma şerefini taşıyan, devlet, millet ve vatan için kritik zamanlarda aldığı kararlarla tarihe altın sayfalar armağan eden, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde yiğitçe direnerek ikinci defa "Gazi" unvanını hak eden TBMM'nin değerli üyeleri ve milletvekilleriyle manevi atmosferde bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
23 Nisan 1920'den beri tam 106 yıldır milletine, devletine, vatanına samimiyetle hizmet eden bütün milletvekillerini şükranla anan Erdoğan, Gazi Meclisin milletin emanetine layıkıyla sahip çıkan ancak artık hayatta olmayan milletvekillerine Allah'tan rahmet diledi.
Erdoğan, "Bizleri bu güzel iftar sofrası etrafında buluşturduğu için TBMM Başkanımıza ve organizasyonda emeği geçen her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbinin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in Yüce Meclisin kürsüsünden okuduğu "Ölmez bu vatan farzı muhal ölse de hatta/Çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi" mısralarında vücut bulan "Ya istiklal ya ölüm" inancını müstevlilere meydan okuyan yiğitlerin mukaddes davasını bir kez daha kemal-i hürmetle selamladığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Evet, bu vatan ölmez. Ölmesi farzı muhaldir. O farzı muhal gerçekleşse dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Bunun için 'Türkiye, Türkiye'den büyüktür.' cümlesi, sıradan bir söz, hamasi bir söylem asla değildir. Bu ifade Gazi Meclisimizin isminde de zikredildiği gibi kendi varlığının farkında olan bir milletin inancının, iradesinin, aşkının tespit ve tescilidir. Asil ve asıl olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı, o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum."
"Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor"
Sadece bölge ve içinde bulunulan coğrafya değil, topyekun dünyanın kritik dönemlerden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaymasını küresel düzeyde hep beraber tecrübe ettiklerinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sisteminin çatır çatır çatırdadığını, temelinden sarsıldığını, dünyanın en küçük kıvılcımda tutuşacak derecede ısındığını belirterek, küresel adaletsizliğin gittikçe daha da derinleştiğini ve kronikleştiğini, eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağının henüz tam olarak bilinmediğini dile getirdi.
"Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor." ifadesini kullanan Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırılarla başlayan sürece işaret etti."
Erdoğan, "Bu vesileyle bunlara bir kez daha şahitlik ediyoruz. Birleşmiş Milletler sisteminin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasi ile çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuktan, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bugün bu değerleri yok sayıyor, çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
"Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirsizliğin, gerilimin, çatışmanın ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas bir konjonktürde Türkiye'nin tavrının belli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Tam tersine, Türkiye olarak sulhu sükunun, huzurun ve istikrarın, dayanışmanın ve işbirliğinin, evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın, sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin, çatışma yerine müzakerenin savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutluğun, soykırımın ve soykırımcıların değil, hakkın, hakikatin nerede olursa olsun insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bu günlere oyunları bozarak geldiysek, nasıl bize demokrasi ve insan hakları dersi verenler susarken zulmün olduğu her yerde cesaretle hakkı haykırdıysak, nasıl zalimlere hiçbir zaman boyun eğmediysek Allah'ın izni, aziz milletimizin güçlü desteğiyle adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz."
Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceklerini aktaran Erdoğan, "Bilhassa yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
(Sürecek)
Son Dakika › Politika › Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de milletvekilleriyle iftar programında konuştu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.