AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'ye seslenirken, "Demokrasiye bu kadar aşıktınız da 28 Şubat'ta neredeydiniz- Demokrasiye bu kadar tutkundunuz da 27 Mayıs'ta neden sesiniz, soluğunuz çıkmadı-" dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, CHP'nin demokrasiyi sadece kurultay kürsülerinde hatırladığını söyledi.
Erdoğan, "Bunlar demokrasiyi, sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlarlar. 28 Şubat'ta, 27 Nisan'da, Ergenekonla mücadelede hatırlamadıkları demokrasiyi bunlar sadece kurultay kürsülerinde hatırlar. Kurultay da demiyorum, kurultaylarında demokrasi olmadığını zaten gördük. Sadece kurultay kürsüsünde demokrasiyi telaffuz eder bunlar. Bunların demokrasi aşkı platoniktir. Bunlar demokrasiyi ancak uzaktan severler. Yapacak bir şey yok. CHP'nin jetonu çok ama çok geç düşüyor" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı'nın geçen hafta itiraf ettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"40 milletvekili Meclisteki oylamaya katılmayınca, 'bu kadar sık meyhaneye gitmeyin, gidecekseniz de bari hepiniz aynı meyhaneye gitmeyin.' Yazar merhum Oğuz Atay'ın güzel bir sözü var, çok enteresan. Medya bunu herhalde yazar. 'Türk solu geç kalkar çünkü bir gece önce sabaha kadar içmiştir.' Bak ben söylemiyorum. Bunlar onun için geç uyanır. 28 Şubat konusunda, 27 Nisan bildirisi konusunda geç uyandılar, iş işten geçtikten sonra ayıldılar. İnşallah mahmurlukları geçtikten sonra Ergenekon konusunda da uyanacaklar, bize de o gün tıpkı bugünkü gibi sadece
'günaydın' demek düşecek.
Şimdi yeni kurultaylarında kadın ve gençlik kollarını MYK'ya almış olmakla övünüyorlar. Türkiye'nin ilk partisi diyorlar. Kendilerine orada da 'günaydın' diyorum. AK Parti'yi izlemelerini temenni ediyorum. Lütfedip bunlar tüzüklerimizi, çalışma esaslarımızı incelemiş olsalardı, bu kadar büyük gaf yapmazlardı. Kendi partisi içinde demokrasi tesis edemeyen, kendi partisi içinde muhalif seslere baskı uygulayan bir genel başkandan, biz açıkçası demokratik bir duruş beklemiyoruz.
Kaset operasyonundan sonra işbaşına gelen... Onunla geldi, demokratik yollarla değil. Bu vesayetten kurtulamayan bir genel başkanın vesayete karşı onurlu, dik bir duruş sergilemesini hiç ama hiç beklemedik."
-"millet dizi seyretmeyi bıraktı, sabah akşam sizi seyrediyor"-
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultay konuşmasında CHP'nin tek parti geçmişine sahip çıktığını, geçmişleriyle gurur duyduklarını söylediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sayın Kılıçdaroğlu, Dersim katliamından dolayı da geçmişinizden gurur duyuyor musunuz- İstiklal mahkemelerinden dolayı da gurur duyuyor musunuz- Yasaklarınızdan, baskılarınızdan, zulmünüzden bu millete fitil fitil ödettiğiniz ağır bedellerden dolayı da gurur duyuyor musunuz- Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'den bir enkaz devralan, 10 yılda ülke hazinesini dolduran, Türkiye'nin her alanda çehresini değiştiren Demokrat Parti'ye yaptığınız 27 Mayıs darbesinden dolayı da gurur duyuyor musunuz- Siz İstiklal Mahkemesi yargıcı Kel Ali ile Dersim katliamının mimarlarından Kılıç Ali, Necip Ali ile gurur duymaya, onların adını CHP'li belediyelerde parklara vermeye devam edin. Hiç merak etmeyin, biz bu ülkenin şehitleri, gazileri, alimleri, büyük siyaset adamlarıyla gurur duyacak, onların isimlerini yaşatmaya devam edeceğiz."
-İskilipli Atıf Hoca-
Erdoğan, İskilip'te bir hastaneye merhum İskilipli Atıf Hoca'nın ismini vererek bir hakkı teslim ettiklerini bildirerek, "Enteresan bir şey daha söylüyor; 'Başbakan 46 dakika konuştu, 45 dakikasını CHP'ye ayırdı. Başbakan CHP'den çekiniyor' diyor. Aynaya bak aynaya. Millet dizi seyretmeyi bıraktı, sabah akşam keyifle seni seyrediyor" diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"CHP'den çekinmek için hiçbir şeye gerek yok. Biz Sayın Kılıçdaroğlu'ndan ziyadesiyle memnunuz, CHP'nin bu halinden fazlasıyla memnunuz. Günde 10 vakit çark eden, ayak üstü 10 yalan söyleyen, iftira atan, yalan söyleyen, hakareti politika zanneden CHP, millet nezdinde tüm itibarını tüketen genel başkandan biz ziyadesiyle memnunuz. CHP'nin başında böyle bir genel başkan olduğu müddetçe evvel Allah AK Parti gücüne güç katmaya devam edecek."
-"kendi milletvekili tartaklanıyor"-
"Kurultayda konuştuğu kürsünün önünde kendi milletvekili tartaklanıyor, neredeyse orada işini bitirecekler" diyen Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu söyle seslendi:
"Sayın Kılıçdaroğlu, oradaki rezalete engel olacağına şirazeden çıkmışcasına bize hakaret ediyor. Fakat bir taraftan da enteresan, oradaki emniyet mensuplarına diyor ki 'Beni CHP'lilerden korumayın.' ya dayağı yiyen CHP'li milletvekili, bir dosya verecek veremiyor, senin milletvekilini dövüyorlar orada, sen hala diyorsun ki 'beni CHP'lilerden korumayın.' Bu kadar mantığın iflas ettiği an. İstediğiniz kadar hakaret edin, istediğiniz kadar seviyeyi üslubu ayaklar altına alın, onların hepsi bizim kar hanemize yazıyor. Sonuçta aynaya baktığınızda mahçup olan biz değil, siz olacaksınız."
Erdoğan, CHP'nin 27 Mayıs, 12 Eylül müdahalelerine zemin hazırladığını, çanak tuttuğunu belirterek, "28 Şubat'ta sessiz, tepkisiz kalan kenarda ellerini ovuşturan yine CHP olmuştur. Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlıyorlar" dedi.
28 Şubat'ta da millet iradesinin, milletin kendisinin hedef alındığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Seçimle gelmiş, anayasa ve yasalar çerçevesinde görev üslenmiş bir hükümet kışkırtmalar, kirli senaryolar, bazı medya ve sivil toplum örgütlerinin de içinde yer aldığı tertipler marifetiyle görevden uzaklaştırılmış, siyaset dizayn edilmek, vesayet altına alınmak istenmişti. 28 Şubat'ın arkasında çok büyük bir enkaz bıraktığını özellikle hatırlatmak isterim. En başta demokrasi ve Türkiye ekonomisi bu müdahaleden ağır bir yara almıştır. Tıpkı 27 Mayıs ve 12 Eylül'de olduğu gibi Türkiye fakirleşmiş, dışlanmış, yokluğu, yoksulluğa ve umutsuzluğa mahkum olmuştur. 28 Şubat'ta sadece siyaseti değil, toplumu da dizayn etmek gibi gerçekten fecaat arz eden bir niyet sergilenmiş, ilkokullardan üniversitelere, Kur'an kurslarından camilere kadar her alanda milletin hissiyatıyla uyuşmayan düzenlemeler yapılmıştır. Üniversite kapılarında milletin evlatları rencide edilmiştir, nice kız öğrenci inançlarından dolayı, kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulmuş, kılıf kıyafetlerinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır."
-"Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat'ın mimarları tarihten silinmiştir"-
"Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu" diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"27 Mayıs, 12 Eylül bu millete çok ağır bedeller, çok ağır faturalar yükledi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta bu ülkede ağır bedeller ödetmiş, ağır faturalar yükleşmiş, Türkiye'nin kalkınma ivmesini yavaşlatmış, iyice düşürmüş, Türkiye'nin ilerleme hamlesine ağır bir darbe vurmuştur. Biz, 28 Şubat'ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. Sizler, 28 Şubat mağdurları olarak bugün büyük bir gururla ayaktasınız, buradasınız. TBMM, 28 Şubat'ın bir mağduru olarak bugün burada ve millet iradesini gururla, onurla temsil ediyor. 28 Şubat'ta hakkı yenen, mağdur edilen, rencide edilen nice kardeşimiz artık haklarına kavuştu, haklarına kavuşuyor, üniversite kapısından döndürülen, ikna odalarında işkenceye maruz bırakılan, eğitim hakları ellerinden alınan kız kardeşlerimize bugün geçte olsa artık itibarları iade ediliyor, ama inanın 28 Şubat'ın mimarları bugün toplum önüne çıkmaktan, toplumun huzuruna çıkmaktan çekiniyor, tarih ve toplum karşısında telafi edilemez bir mahcubiyet yaşıyorlar.
Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi asla affetmeyecektir. Şundan emin olun, tarih 28 Şubat'ın mimarlarını olduğu kadar taşeronlarını, taşeron sivil toplum kuruluşu yöneticilerini, taşeron medya kuruluşlarını ve yazarlarını da üzerinden bin yıl bile geçse affetmeyecek, alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir."
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda telekonferans yoluyla katıldığı AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Kongresindeki konuşmasında kullandığı, Necip Fazıl Kısakürek'e ait ifadelerin günlerdir konuşulduğunu, "fırtınalar kopartılmak" istendiğini belirterek, Kısakürek'in "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, emeğinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik..." ifadelerini kullandığını anımsattı.
Bu sözlerin sahibinin kim olduğunu bilmeyen cahillerin hemen yorum yapmaya başladığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Çünkü o da zindanlarda çok çekti, oralardan haykırıyor. Bazı Cumhuriyet Halk Partililer nasıl olduysa Yunus Emre'yi hatırlamış, bize Yunus ile cevap veriyor. Biz, kime karşı Yunus'un, kime karşı da Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus'un dilidir, Mevlana'nın dilidir, ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına, onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu'nun dilidir, Dadaloğlu'nun, Necip Fazıl Üstad'ın dilidir." - TBMM
Son Dakika › Politika › Erdoğan: 28 Şubat'ta Neredeydiniz- - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.