Başbakan Yardımcısı Arınç: Bahçeli Hayatının En Büyük Hatasını Yaptı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

Başbakan Yardımcısı Arınç: Bahçeli Hayatının En Büyük Hatasını Yaptı

Başbakan Yardımcısı Arınç: Bahçeli Hayatının En Büyük Hatasını Yaptı
25.03.2013 21:05

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Bursa mitingine çok kişinin katılmadığını savundu Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Bursa mitingine...

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Bursa mitingine çok kişinin katılmadığını savundu Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Bursa mitingine çok kişinin katılmadığını savundu. Bahçeli'nin mitingdeki ifadelerini eleştiren Arınç, "Bu, halkı suç işlemeye tahriktir ve teşviktir. Bu kendi düşüncelerini gerçekleştirebilmek için halkı kanunsuzluğa teşvik ve tahrikten başka bir şey değildir. Siyaseten Bahçeli, hayatının en büyük hatasını yapmıştır" dedi.

Bakanlar Kurulu toplantısında alınan kararlara ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı Arınç, İsrail'in özür dilemesi konusunun bütün Türkiye'yi memnun eden bir gelişme olduğunu belirterek, sürecin nasıl takip edileceği konusunda Kurula bilgi sunulduğunu kaydetti. Arınç, toplantıda çözüm sürecine yönelik bir sunum yapıldığını, Suriye'deki son durumun tartışıldığını, İçişleri Bakanı Muammer Güler'in de yapılan operasyonlar konusunda bilgi sunduğunu anlattı. Detaylı bir çalışma yaptıklarını dile getiren Arınç gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

-"TBMM'NİN GÖREVİ DEĞİL"-

Arınç, çözüm süreci kapsamında PKK'nın geri çekilme takviminin nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine, Abdullah Öcalan'ın mektubundaki konuların çözüm sürecinde iyi gelişmeler olduğuna işaret etti. Aralık sonundan itibaren gelinen noktaların ilerisi için ümit verici olduğunu söyleyen Arınç, "Bundan sonraki süreçte, onların tabiri ile ateşkes süreci, bize göre bir çatışmasızlık ve eylemsizlik süreci de başlatılmış durumda. Başbakanımız bu konuda muhatabın hükümet olduğunu, TBMM'nin olmadığını ve bundan sonra da olmaması gerektiğini ifade ediyor. Dolayısıyla çekilme nasıl olacak, ne şekilde olacak bunlar TBMM'nin görev alanında değil, hükümetimizin takip edeceği bir strateji içerisinde yapılacaktır" dedi.

-"ÇOK BÜYÜK DİKKATLE GERÇEKLEŞTİRİLECEK"-

PKK'nın çekilmesinin bir düzen içerisinde gerçekleştirileceğine değinen Arınç, "Bu çekilmenin veya dışarı çıkmanın, daha silah bırakma da olmadı. Bundan sonrası silahların susması ve topraklarımızın dışına çıkmasıdır. Bu da çok ince bir çizgi içerisinde ve çok büyük dikkatle gerçekleştirilecektir. Nasıl gerçekleştirileceğini şimdi bana sormayın. Bu güne kadar yaptığımız gibi bu sürece kolay gelmedik. Ama bu sürece de gelirken de çok güzel bir diplomasiyi, stratejiyi takip ettik, bundan sonra da böyle olacak" diye konuştu.

-"BAHÇELİ'NİN ORTAYA KOYDUĞU İRADENİN TAM TERSİ"-

Arınç, bir soru üzerine MHP'nin Bursa mitingine katılanların ortaya koyduğu tepkiyi anlayışla karşıladığını dile getirdi. Bursa mitingine çok büyük bir kalabalığın katılmadığını söyleyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz de biliyoruz ki MHP'nin tabanında, 12 Eylül 2010'da evet demeyi göze almış bir çoğunluk varsa, bu çözüm sürecinden de ümitli olan, hükümetimizin büyük bir kararlılıkla törör bitsin düşüncesiyle başlattığı bu sürece büyük bir destek olacağını ben şahsen biliyorum. Miting meydanına toplananların yarısı dışarıdan gelmedir. Dışarıdan gelenlerle o meydan doldurulabilmişse bunu büyük bir başarı olarak görmek doğru değil. Sürece destek verenlerin sayısı mitinge gelenler ve Bahçeli lehine tezahürat yapanların yüz mislidir. Bu Türkiye'nin her yerinde de böyle olacaktır. Anketlerden biliyoruz ki bu sürece ümitle bakan milyonlar vardır. Bu süreci kötülemek isteyen çok küçük bir azınlıktır. Ancak belki kendilerince haklı görülen tepkileri ortaya koymak da demokratik bir haktır. Dolayısıyla yapılan mitingi demokratik bir hak olarak görebiliriz. Ancak bu güne kadar Sayın Bahçeli için daha çok takdir edici ifade olarak ne kullanılırdı; "Bahçeli'yi tebrik etmek lazım çünkü ülkücüleri sokağa dökmüyor. İstese sokağa dökerdi, çatışma başlatırdı.' "öl de ölelim, vur de vuralım' sözlerine "onun da zamanı gelecektir' şeklindeki cümlesi, bugüne kadar Bahçeli'nin ortaya koyduğu iradenin tam tersidir."

-"KENDİSİNE DE PARTİSİNE DE YAKIŞMIYOR"-

Bunun halkı suç işlemeye tahrik ve teşvik olduğunu vurgulayan Arınç, "Bu kendi düşüncelerini gerçekleştirebilmek için halkı kanunsuzluğa teşvik ve tahrikten başka bir şey değildir. Kendisi bu sözlerinin tam aksini ifade etmedikçe Bursa'da söylediği bu söz onu her zaman takip edecektir. Bu konuda savcılar ne düşünür bilmiyorum ama siyaseten Bahçeli hayatının en büyük hatasını yapmıştır. Bazı kişilerin böyle bağırması karşısındaki hitabını ben siyasi hayatının en büyük başarısızlığı, en büyük handikabı olarak görüyorum. Kullandığı ifadeler hakaretten de öte kötü şeylerdir. Biz bunlara müstahak değiliz ve bu sözlerinin altında da kalacaktır. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması halinde baraj altında kalacağını bilen bir siyasi partinin lideri bugün büyük bir heyecanla hiçbir zaman hiçbir konuda göstermediği bir kararlılığı güya bizi tehdit ederek göstermeye çalışıyor. Kendisine de yakışmıyor, partisine de yakışmıyor. Vatanseverliğimizden, milliyetçiliğimizden, bu ülkeye olan sevdamızdan Türkiye'de hiç kimsenin bir şüphesi yok. Başlattığımız süreç de vatanseverliğimizin bir işaretidir. Bu sözleri söylemiş olmasını bundan sonra yapacağı mitinglerde tekrarlamamasını kendisine tavsiye ediyorum" diye konuştu.

-DIŞİŞLERİ BAKANI TAZMİNATI GÖRÜŞTÜ-

İsrail'in özür dilemesinin çok olumlu bir gelişme olduğuna işaret eden Arınç, "Dış politika bakımından çok büyük bir başarımızdır. Kararlılığımızın, inançlı ve samimi olmamızın bize kazandırdığı büyük bir başarıdır" dedi. Bundan dolayı tüm Türkiye'nin büyük bir gurur yaşadığını kaydeden Arınç, şunları kaydetti:

"Aradan 72 saat geçti Sayın Kılıçdaroğlu'ndan bir açıklama duymamıştık. Sayın Loğoğlu'nun bir yazılı açıklamasından bahsettiler. Bu sevinci paylaşamayanların, bu sevinci paylaşmak istemezken ortaya koydukları bir takım iddiaları ve düşünceleri doğrusu çok garipsiyorum. CHP de bu ülkeyi temsil eden bir parti olarak İsrail'in tarihinde çok açık bir şekilde özür kelimesini de ifade ederek, yazılı beyanıyla da hükümet olarak destekli bir karar vermesi Türkiye'nin şüphesiz kararlı siyasetinin bir sonucudur. Bu güne kadar ben de biliyorum ki özür dışında her şeyi yapalım teklifleri gelmişti. Diplomaside her kelimenin özel bir anlamı vardır. Bu bir başarıdır. Bu başarıda hükümetimizin büyük bir payı vardır. Bundan sonraki süreci takip edeceğiz. Şüphesiz bunun gerçekleşmiş olması ve alanda bunun görülmesi lazım. Evet özür dilenmiştir bunun bir anlamı da şudur; bu bir haksız fiildir. Bu haksız fiilin sahibi de sahibi de biziz. Yani açık sularda sizin geminize ben askerlerimi gönderdim, müdahale ettiler, ölüm ve yaralanmalara yol açtılar, sizden özür diliyoruz. İkinci aşaması tazminat. Tazminat konusunda her iki taraf hükümetlerinden görevlendirdikleri kişiler çalışma yapacaklardır. Bunun bugün startı da verilmiştir. Sayın Dışişleri Bakanımız karşı taraf ile görüşmeler yapmış ve süratle tazminat konusunun çözümlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Filistin'e uygulanan ambargo benzeri kısıtlamaların nasıl kaldırılabileceği konusu da takibimizde olacaktır. Böylece İsrail ile Türkiye arasında dış ilişkilerin veya diplomatik ilişkilerin ve bundan sonra bu ilişkilerin daha da güçlenmesi mümkün olabilecektir. Konu üzerinde teknik çalışmalar devam ediyor. Bir ihtimale göre, Başbakanımızın mümkün olabilirse Nisan ayı içerisinde Gazze'ye bir ziyareti söz konusudur. Ancak mümkün olmayabilir. Bu ihtimali de düşünmek lazım. en azından bu niyetini Başbakanımız ifade etmiştir."

-"BUNUN ARKASINDA NE SPEKÜLASYON OLACAK"-

"İsrail'in özrü ile ilgili Türkiye'nin İsrail ile gizli bir anlaşma yaptığı ve bundan sonra farklı bir konum içerisinde olacağı söyleniyor. Bu spekülasyonlara sizin vereceğiniz cevap var mı?" sorusuna Arınçi şu cevabı verdi:

"Spekülasyonlara cevap verilmez, gülünür geçilir veya elinin tersi ile itilir. Bunlar saçma sapsan şeylerdir. Olayın üzerinden üç sene geçti ve Türkiye'de her toplantıda, bütün uluslararası toplantılarda, BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere bu üç şartından uzaklaşmadı. Zaman içerisinde bunlardan ikisini kabul edilebileceği, bir tanesi için de bir farklı şekilde özür anlamına gelebilecek sözlerin kullanılabileceği veya bunun üzerinde durulabileceği teklifleri geldi, bunların hepsi elimizin tersi ile itildi. Üçü olmazsa kesinlikle Türkiye kabul etmeyecek, bunun üzerine de büyükelçilerimiz çekildi. En düşük düzeyde sadece bir kişi bırakıldı orada. O da üçüncü katip seviyesinde bir arkadaşımız. Onlar da aynı şeyi bizim talebimiz üzerine yaptılar. Bizim İsrail ile bu güne kadar arka planında başka bir şekilde anlaşma var, bunun için de böyle bir noktaya gelmemiz gerektiğini düşünseydik bize yapılan tekliflerin hepsini, bunlar sadece İsrail tarafından değil, İsrail'in araya koyduğu pek çok kişi, kurum, kuruluş tarafından İsrail adına talep edildi. Türkiye bunların hepsine hayır cevabını verdi ve sonunda Türkiye'den açıkça özür dilendi. Bunun arkasında ne spekülasyon olacak. 75 milyon insanın içerisinde hiç kimse burada bir spekülasyon vardır demez ama Oktay Vural gene bir şeyler bulabilir."

-OLAY MAGAZİNLEŞTİRİLİYOR-

Akil adamlar komisyonunda yer alacak isimler üzerinde Bakanlar Kurulu'nda bir değerlendirme yapılmadığını anlatan Arınç, "Gazetelerde yer alan isimlerin bir kısmını magazinleştirmek olarak görüyorum. Çok değerli sanatçılar, yazarlar, edebiyatçılar olabilir. Ama hemen onların isimlerinin birinci, ikinci sıralara yazılıyor olması bence bazı gazetelerimizin veya medya organlarımızın işe başka açıdan baktıklarını gösteriyor. Aslında akil adamlar heyeti veya akil adamlar topluluğu diyebileceğimiz bir konu üzerinde, Başbakanımız da bir havuz içerisinde bu konuda etkili olabilecek, birikimi olan ve karşısındaki kitleye elbette bir düşünce açıklayabilecek insanların bulunmasını arzu etmektedir. Bu konuda her kesimden isim alınacak veya istenecektir. Sonunda da bir ihtimalle yedi bölgeye yönelik bir akil adamlar topluluğu veya tek başına bir akil adamalar topluluğu meydana gelebilecektir. Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda açmaza düştüğü için yani sürece doğrudan katkı sağlamayıp, boşlukları yakalamaya çalıştığı için burada akil adamlar komisyonunun da Meclis'te kurulmasını arzu ediyor. Bu Meclis'in içtüzüğünü bilmemektir. Meclis araştırma komisyonu kurar, soruşturma komisyonu kurar veya özel kanunla Meclis'te bu güne kadar kurulmuş komisyonları belki kurabilir ama akil adamlar komisyonu adıyla bir komisyonu Meclis'te kurmak şu anda mümkün değil. Kaldı ki Meclis'i bu sürece dahil etmenin mahsurları da olabilir. Dolayısıyla dışarıda bir akil adamlar komisyonu kurularak süreçle ilgili bütün Türkiye'yi taraması, fikir vermesi, sempozyumlar düzenlemesi, toplumun, STK'ların fikirlerini alması elbette çok daha doğru olacaktır" şeklinde konuştu.

-"ERGENEKON VAR MI YOK MU SORUŞTURMANIN SONUNDA GÖREBİLECEĞİZ"-

Arınç, AK Parti ve Adalet Bakanlığı'na gerçekleştirilen saldırıya ilişkin soruşturmanın da devam ettiğini dile getirirken, "Her iki olayın failleri de ismen ve eşkal olarak belirlenmiştir, aranmaktadırlar, bugün dahi Ankara'da bazı baskınlar ve gözaltılar gerçekleşmiştir. Daha önce yine bazı gözaltılar vardı. Tahkikat, soruşturma devam ediyor. Örgüt esasen kendisi de kabul etmekle olayın sahibi olduğunu artık rahatlıkla görebiliyoruz. Başbakanımızın söylediği bu işin içerisinde de bir Ergenekon bağlantısı var veya olabilir şeklindeki sözlerini ancak soruşturmanın geldiği son noktada görebileceğiz. Şuanda bunun devam ettiğini Bakanımızın açıkladığı bilgilerden öğrenebiliriz" ifadelerini kullandı. (ANKA/SON)

(HM/ÖZK) - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Başbakan Yardımcısı Arınç: Bahçeli Hayatının En Büyük Hatasını Yaptı - Son Dakika


Advertisement