Davutoğlu-Clinton Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Davutoğlu-Clinton Ortak Basın Toplantısı

07.06.2012 16:00

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye konusunda "Diplomasinin tıkandığı düşünülen yerlerde de bütün alternatiflerin özellikle sivil halkın korunması yönünde ve Türkiye olarak da kendi sınır güvenliğimiz ve kendi ulusal güvenliğimiz bağlamında"...

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye konusunda "Diplomasinin tıkandığı düşünülen yerlerde de bütün alternatiflerin özellikle sivil halkın korunması yönünde ve Türkiye olarak da kendi sınır güvenliğimiz ve kendi ulusal güvenliğimiz bağlamında tabii ki bütün senaryoların, alternatiflerin düşünülmesi lazım" dedi.

Davutoğlu, "Bundan kastettiğim hemen bir askeri müdahale gibi bir yaklaşım olarak algılanmasın fakat gidişin çok yoğun bir iç çatışmaya doğru gitmesi görüntüsü veriyor" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile birlikte Terörizmle Mücadele Küresel Forumu toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısından önce Clinton, Türkiye'nin eski Libya Büyükelçisi Levent Şahinkaya'ya Libya'da geçen yıl meydana gelen Kaddafi karşıtı ayaklanma sırasında New York Times muhabirlerinin ülkeden çıkarılmasındaki rolü nedeniyle plaket verdi.

Törenin ardından konuşan Davutoğlu, takdim edilen plaketin hem Türk-Amerikan ilişkilerinin ulaştığı boyut hem de insani konular söz konusu olduğunda nasıl bir dayanışma olduğunun en güzel örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Terörizmle Mücadele Küresel Forumu ve bugün İstanbul'da yapılan bakanlar toplantısı hakkında bilgi veren Davutoğlu, ilk toplantının geçen Eylül ayında New York'ta Türkiye ve ABD'nin eşbaşkanlığında yapıldığını hatırlatarak, 9 ay içinde çok önemli gelişmelerin kaydedildiğini belirtti. Davutoğlu, forumun şiddete ve teröre varan her tür aşırıcılıkla sivil yöntemler kullanarak mücadele etmenin önemli bir aracı halinde kuvvetli bir zemin teşkil ettiğini söyledi. 29 ülkenin forumun üyesi olduğunu kaydeden Davutoğlu, çok sayıda ülkenin de üye olmak için talepte bulunduğunu bildirdi.

Davutoğlu, terörizmin dini ya da milleti olmadığının altını çizerek, forumun bugün ulaştığı düzey ve gördüğü kabulün övünç verici olduğunu söyledi.

-Annan planı ihlal edilmiştir-

Davutoğlu, Suriye konusundaki bir soru üzerine, dün El Hule'den sonra Hama'da da çok büyük bir katliam yaşandığını söyledi. Davutoğlu, "Her iki olay göstermiştir ki, maalesef, uluslararası toplumun büyük desteğiyle devreye sokulan Annan planı, ki 14 Nisan'dan bu yana devrede olduğunu düşünüyoruz, bu yönde çaba gösteriyoruz hepimiz destek veriyoruz, maalesef Suriye yönetimi tarafından birçok kereler by-pass edilmiştir, ihlal edilmiştir. Annan planının bırakın 6 noktasını, en temel noktası olan ağır silahların şehirlerden çekilmesi ve ateşkes ilanı bile sağlanamamıştır" dedi.

Türkiye'nin acıları durdurmak için Suriye'ye her türlü telkinde bulunduğunu ve bölgesel ve uluslararası düzeyde girişimler yaptığını dile getiren Davutoğlu, her platformda diplomasiyi çalıştırdıklarını ifade etti.

Davutoğlu, uluslararası toplumun şu anda Suriye rejiminin işlediği suçlar konusunda aslında ortak bir kanaate sahip olduğunu belirterek, Annan planından istenilen sonucun alınamadığını, İran ve Rusya'nın Suriye'de yaşanan katliamlara destek vermediklerini ifade ettiklerini söyledi.

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tabii ki kimse, hiçbir insan veya ülke bu katliamlara destek vermez. Ancak bu katliamlara sessiz kalınması da uluslararası toplumun bir zaafını oluşturuyor. Hem uluslararası toplumun insani bir zaafı hem de Türkiye açısından bakıldığında Türkiye'nin sınırında büyük bir istikrarsızlık unsuru var bugün. Beşşar Esed'in mevcudiyeti istikrar sağlamıyor bazılarının iddia ettiği gibi. Esed rejiminin uyguladığı yöntemler bölgesel istikrarı tehdit ediyor ve gittikçe artan bir dozda iç savaşın önünü açıyor. Dolayısıyla başta Rusya olmak üzere bütün aktörlerin, BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin Esed rejiminin bu saldırılarını durdurması için çok yoğun çaba içine girmesini gerekli görüyoruz. Bu noktada da Rusya ile temaslarımızı sürdüreceğiz. Muhtemel bir yeni toplantı fikri konusunda ise, şu ana kadar bize ulaşmış herhangi bir resmi teklif, davet yok. Gelmesi halinde tabii Türkiye olarak bütün uluslararası platformların bu çerçevede harekete geçirilmesine önem veririz."

Davutoğlu, uluslararası toplumun tek bir ses olarak Suriye'deki zulmü durdurmak için çalışması gerektiğini belirterek, "Annan planı çerçevesinde yapılan çalışmaları da artık bir takvimlendirme yapma ihtiyacı ortaya çıkmıştır" dedi.

Dün gece İstanbul'da 14 ülkenin bakanlarıyla bir araya gelerek Suriye konusunu ele aldıklarını söyleyen Davutoğlu, Suriye muhalefetinin güçlendirilmesi ve daha kapsayıcı olması için faaliyetlerin yoğunlaştırılacağını bildirdi.

Davutoğlu, "Ama her şeyden önce rejimin bu tahrip etme kabiliyetinin ve bu zulme yönelik bu potansiyelinin dizginlenmesi, durdurulması lazım. Bu konuda da herkesin tek bir sesle konuşmasının vakti gelmiştir. Aksi halde 1990'lı yıllarda Bosna'da yaşadığımızın benzeri trajediler karşısında sessiz kalmamız durumunda, uluslararası sistem, çok ciddi bir çöküntü yaşar ahlaki sorumluluk açısından" diye konuştu.

-Öncelik diplomasi-

Davutoğlu, diplomasi yolları başarısız olursa askeri müdahalenin gündeme gelip gelmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, önceliklerinin diplomasi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"15 ayda tanklara, toplara, bazen helikopterlere karşı bir halkın ne kadar onurla, haklı taleplerini dile getirmeye devam ettiklerini görüyoruz. Bu her şeyden önce herkesin saygı duyması gereken bir mücadeledir. Suriye halkı fazla bir şey istemiyor. Türklerin, Avrupalıların, Amerikalıların Ortadoğu'da veya dünyanın başka bölgesindeki demokratik ülkelerde olduğu gibi kendi kaderlerini tayin konusunda söz haklarını kullanmak istiyor. Geçen sene olaylar başladığında da bir yönetim değişikliği talep etmeden sadece reform talep ettiler. Bu barışçıl gösterileri şiddetle bastıran ve son olarak El Hule'de olduğu gibi kendi düzenli ordusuyla yapmıyormuş görüntüsü içinde ama arkadan Şebbihalar üzerinden kadınları, çocukları katleden bir anlayışın her şeyden önce meşruiyetini yitirdiği konusunda hepimizin açık bir tutum benimsemiş olması lazım. Kendi halkıyla savaşan hiçbir yönetimin ayakta kalması mümkün değildir. Biz hala diplomasinin yapabileceği şeyler olduğu kanaatindeyiz."

Dün akşam Suriye konusunda bir araya geldiği 14 ülkenin bakanlarıyla da bunu paylaştığını kaydeden Davutoğlu, Rusya ile yapılabilecek görüşmeler, BM Güvenlik Konseyi içinde 7. fasıl da dahil olmak üzere atılabilecek adımları ve bütün alternatifleri gözden geçirdiklerini anlattı.

Davutoğlu, gelecek ay Fransa'da Suriye'nin Dostları Grubu'nun tekrar toplanacağını da ifade ederek, Kofi Annan'nın BM'de yapacağı bilgilendirmenin gözden geçirileceğini, Rusya ve Çin ile temas içinde olacaklarını söyledi. Davutoğlu, 2 hafta sonra yapılacak G-20 zirvesi çerçevesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinin planlandığına işaret etti.

Davutoğlu, şunları belirtti:

"Diplomasiyi sonuna kadar kullanacağız ama diplomaside de ilkeler önemli. Bu ilkelerden kimsenin taviz vermemesi lazım ve diplomasinin tıkandığı düşünülen yerlerde de bütün alternatiflerin özellikle sivil halkın korunması yönünde ve Türkiye olarak da kendi sınır güvenliğimiz ve kendi ulusal güvenliğimiz bağlamında tabii ki bütün senaryoların, alternatiflerin düşünülmesi lazım. Bundan kastettiğim hemen bir askeri müdahale gibi bir yaklaşım olarak algılanmasın fakat gidişin çok yoğun bir iç çatışmaya doğru gitmesi görüntüsü veriyor. Burada her şeyden önce uluslararası toplumun tek bir ses, tek bir yöntem, tek bir politika getirmesi lazım. Şu andaki çabalarımız bu yönde sürüyor."

(Bitti)

Muhabir : Tuğrul Çam

Yayıncı : Göksel Sözer - İSTANBUL

Kaynak: AA

Son Dakika Dünya Davutoğlu-Clinton Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika


Advertisement