(TBMM) - DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümü ve yürütülen soruşturmaya ilişkin, "Suda boğulma değil, şüpheli ölümdür, Rojin Kabaiş, erkek tarafından katledilmiştir. Rojin Kabaiş'e ne oldu? Van Emniyeti müdürleri ve polisleri Rojin Kabaş'ı katledenleri bulacaklar mı? Cezasızlık politikasıyla hapishanelerden saldığınız ya da gözaltına almadığınız fail erkeklerin gözaltına alınıp yargılanmasını istiyoruz. Kabaiş'e ne olduğunu ve iki erkeğe ait DNA'nın kime ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz." dedi.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan'ın başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçeleri görüşülüyor. Bütçeler üzerinde grubu olan siyasi partiler görüş ve önerilerini dile getiriyor.
Eren: Halkın iradesini daha ne kadar gasp edeceksiniz Sayın Bakan?
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, İçişleri Bakanlığı'nın uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İçişleri Bakanlığı'nın uzun süredir iç barışın kurumu olmak yerine "iç korkunun idaresi" olarak çalıştığını kaydeden Eren, Bakanlığın halkın huzurunu sağlamak yerine halkın iradesiyle mücadele edildiğini söyledi. Kadınlara, çetelere ve suç örgütlerine karşı gösterilen tutum ile halka yönelik uygulamalar arasında çelişki olduğunu ifade eden Eren, "Kadınlar kadın katillerine, çetelere şefkatli yüzünü gösterirken halka ceberut yüzünü gösteriyor" dedi.
Güvenliğin özgürlüğün alternatifi olmadığını vurgulayan Eren, gerçek güvenliğin kayyumlarla, yasaklarla ve baskıyla değil; adalet, eşitlik ve toplumsal rıza ile sağlanabileceğini söyledi. Her gün şafak operasyonları, yasaklama kararları ve sansürle karşılaşıldığını belirten Eren, bu yaklaşımı "otoriter bir güvenlik anlayışı" olarak nitelendirdi. Eren, şu ifadeleri kullandı:
"Şırnak'tan Hakkari'ye, Van'dan Dersim'e kadar birçok alan özel güvenlik bölgesi ilan edilerek Kürt'ün, Kürtlerin kendi toprağıyla, doğasıyla kurmuş olduğu bağlar parçalanmaktadır. Tarlasını ekemediği, hayvanlarını otlatamadığı, merasına çıkamadığı için göç etmek zorunda kalan Kürt'ün güvenliği değil mi?
Nerede bir işçi, öğrenci, kadın eylemi olsa güvenlik ve huzur gerekçesiyle, anayasal hak olan gösteri ve toplantı yürüyüşü hakkı fiilen askıya alınıyor. Sadece 2024 yılında 313 barışçıl gösteriye müdahale edilmiş. 27'si çocuk, 2611 kişi işkence ve kötü muamele görmüş. Son 11 yılda 156 belediyeye kayyum atanmıştır. Sandıktan çıkan iradenin korunması gereken bakanlık, maalesef sandıktan çıkan iradeyi gasp etmektedir. Kayyumlarla birlikte belediyeler yolsuzluğa, talana, hırsızlığa teslim edilmiştir. Ancak tüm kumpaslara, iftiralara rağmen bu hukuksuz rejim çökmüştür. Hakkında beraat kararı verilmesi gereken belediye Eşbaşkanlarının dahi göreve atanmayarak kayyumların bir güvenlik önlemi değil, açık bir siyasal tercih olduğunu gösteriyorsunuz. Halkın iradesini daha ne kadar gasp edeceksiniz Sayın Bakan?"
Otlu: Kabaiş'e ne olduğunu ve iki erkeğe ait DNA'nın kime ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümü ve yürütülen soruşturmaya ilişkin konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Adli Tıp Kurumu'nun gizleme ve saklama politikalarına rağmen Kabaiş'in vücudunda iki erkeğe ait DNA tespit edildiğini belirterek, bu sonucun olaydan bir yıl sonra ortaya çıktığını söyledi.
Yaşanan sürecin erkek egemen bir sistemin ürünü olduğunu kaydeden Otlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'ya, "Suda boğulma değil, şüpheli ölümdür, Rojin Kabaiş, erkek tarafından katledilmiştir. Bir yıldır mücadele sürüyor. Bir yıldır Adalet Bakanına soruyoruz. Rojin Kabaiş'e ne oldu? Katilleri nerede? Van Emniyeti müdürleri ve polisleri Rojin Kabaş'ı katledenleri bulacaklar mı? Katillerini arayacaklar mı?" sorularını yöneltti. Otlu, şöyle devam etti:
"Cezasızlık politikasıyla hapishanelerden saldığınız ya da gözaltına almadığınız fail erkeklerin gözaltına alınıp yargılanmasını istiyoruz. Bu cezasızlık politikalarının kalkmasını istiyoruz. Rojin Kabaiş için mücadele yürüten ailesiyle, Rojin Kabaiş için mücadele yürütenlerle birlikte 30 Ocak'ta Ankara'da Bakanlığa doğru yürüyeceğiz. Kabaiş'e ne olduğunu ve iki erkeğe ait DNA'nın kime ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz. Adli Tıp Kurumu ve İçişleri Bakanlığı, Rojin'e ne olduğunu bulmaz ve katilleri yakalamazsa bu suça ortak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Van'daki kaybolma hikayesinin kesinlikle birilerinin korunduğunu ve orada büyük ihtimalle zengin olanların, sermaye sahiplerinin ya da AKP rejimine yandaş olanların korunduğunu düşünüyoruz. 30 Ocak 2026 yılında Ankara'da buluşmaya, Rojin için adalet demeye çağırıyoruz."
Oluç'tan Bakan Şimşek'e: Emekçiyi, emekliyi, ücretli çalışanı enflasyona ezdirdiniz
DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, bütçe görüşmelerinin her yıl asgari ücretin belirlendiği dönemlere denk geldiğini belirterek asgari ücretin sözde ortaklaşmayla, özde ise tek taraflı biçimde saptandığını söyledi. Oluç, şöyle konuştu:
"Her yıl bütçe tartışmaları, asgari ücretin sözde ortaklaşılarak, özde ise tek taraflı saptandığı günlere denk geliyor. 2025 yılında asgari ücret 22 bin 104 lira olarak belirlendi ve bu ücret yıl boyunca sabit kaldı. Oysa fiyatlar her ay arttı. Her ayın TÜFE değişimine göre belirlenen fiyat artışı uygulandığında, yılın tümünde asgari ücretlinin 49 bin 302 lira kayba uğradığı sonucuna varıyoruz.
Emekçiyi, emekliyi, ücretli çalışanı enflasyona ezdirdiniz. Ayrıca toplumun en yoksul kesiminde yer alan asgari ücretlilerin harcamaları ağırlıkla barınma ve gıdaya dayalıdır. Dolayısıyla asgari ücretlinin enflasyonu genel orandan çok daha yüksek yaşadığını da biliyoruz. Bu durum 2026'da da devam edecek. 2025'in kaybı telafi edilmiş olmayacak. Buna yeni kayıplar eklenecek.
Günümüzde ücretli çalışanların ve emeklilerin alım gücü tarihi seviyelerde çökmüş durumdadır. Maalesef asgari ücret artık ortalama ücret olmuştur ve bu iktidar asgari ücretliyi, işçiyi, emekçiyi, emekliyi yani milyonlarca insanı enflasyona ezdirmeye devam etmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre 20 milyon yurttaş sosyal yardımlarla yaşamını sürdürmektedir. Bu tabloyu siz yarattınız."
Bozan: "Maliye Bakanında vicdan olsaydı açlık sınırının 30 bin lira, yoksulluk sınırının 97 bin lira olduğu bu zamanda emekliye 16 bin lirayı reva görmezdi"
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Maliye Bakanına seslenerek şöyle konuştu:
"Sayın Maliye Bakanı, bu ülkede Bakan olmanın şartlarından bir tanesi saraya girildiğinde vicdanını bir kenara bırakmak mı ya da Bakan olunurken -Bakan olmanın şartlarından bir tanesi- bir aşı mı yapılıyor, bir ilaç mı veriliyor 'Bakan olduktan sonra vicdanını bir kenara bırakacaksın, vicdansız olacaksın' diye? Biz günlerdir burada -bakanlar geliyor- muhalefet olarak önerilerde bulunuyoruz, eleştirilerde bulunuyoruz, 'Bu bütçe olmaz, bu bütçe doğru değil' diyoruz ama bakanlara baktığımızda karşımızda adeta bir duvar görüyoruz çünkü bugüne kadar bütçesi geçen bakanlıklarla ilgili muhalefetin hiçbir önerisi, hiçbir eleştirisi dikkate alınmadı. Ben bugün sadece vicdanınıza seslenmek istiyorum ama görüyoruz ki sizlerde maalesef vicdanın zerresi dahi kalmamış; neden? Yani, ağır bir şey söylüyorum, 'vicdansızlık' diyorum ama sebebi şu Sayın Bakan: Eğer bu ülkenin Maliye Bakanında vicdan olsaydı açlık sınırının 30 bin lira, yoksulluk sınırının 97 bin lira olduğu bu zamanda siz emekliye 16 bin lirayı, asgari ücretliye 22 bin lirayı reva görmezdiniz. Sayın Bakan, maalesef, siz o kadar vicdansızsınız ki vicdanınız o kadar körelmiş ki siz bu ülkede emeklinin, asgari ücretlinin yoksulluk içerisinde yaşama hakkını dahi elinden almışsınız. Siz bu ülkede asgari ücretlinin, emeklinin açlık içerisinde yaşama hakkını dahi elinden almışsınız."
"Gelin kul hakkı yemekten vazgeçin, milyonlarca asgari ücretlinin insanca yaşayabilecekleri bir ücreti hep birlikte belirleyelim"
Ankara Ulus'ta emeklilerin günlüğü 200 liraya otelde kalmasına ilişkin haberlere atıfta bulunan Bozan, "Sayın Bakan, haberiniz var mı? Eğer gerçekten sizde vicdan olsaydı Ankara Ulus'ta, yanı başımızda biz bu rezaleti görmezdik, bu rezaleti o emeklilere yaşatmazdık ve o emeklilerin günde 200 liraya kalmak zorunda kaldıkları odada banyo yok, tuvalet yok Sayın Bakan. Banyo için ayrıca günlük 100 lira para ödemek zorundalar. Eğer, gerçekten, sizde vicdan olsaydı, emekliler bugün bu halde olmazdı" dedi.
Bozan, Cumhurbaşkanlığının günlük harcamasının 58 milyon lira olduğunu hatırlatarak "Emekliye 16 milyon vermek, asgari ücretliye 22 bin lira vermek kul hakkı yemek değil midir ve, yine ifade edelim, kul hakkı yemek günahların en büyüğüdür, haramdır. Gelin, Sayın Bakan, gelin, kul hakkı yemekten vazgeçin, günahların en büyüğünden vazgeçin ve bugün gerçekten bu ülkede milyonlarca emeklinin, milyonlarca asgari ücretlinin insanca yaşayabilecekleri bir ücreti hep birlikte belirleyelim" ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Güncel › 2026 Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda. - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.