Başbakan Erdoğan: "Her Geçen Gün Esed'in Sonu Daha da Yaklaşıyor Diye İnanıyorum" - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan: "Her Geçen Gün Esed'in Sonu Daha da Yaklaşıyor Diye İnanıyorum"

05.08.2012 20:29

Erdoğan, A Haber ve ATV'nin ortak canlı yayını "Gündem Özel" programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.'Suriye'nin kuzeyinin terör örgütü yahut yandaşlarının etki alanına girmesinden sonra hem Irak hem Suriye'nin kuzeyi Türkiye'ye artık...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere ilişkin, "Her geçen gün Esed'in sonu daha da yaklaşıyor diye inanıyorum" dedi

Erdoğan, A Haber ve ATV'nin ortak canlı yayını "Gündem Özel" programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, "Hükümetinize yönelik eleştirilerden bir tanesi de

'Suriye'nin kuzeyinin terör örgütü yahut yandaşlarının etki alanına girmesinden sonra hem Irak hem Suriye'nin kuzeyi Türkiye'ye artık düşman bir bölge oldu, hükümet bunu öngöremedi' diye. Böyle bir şey söz konusu mu" sorunu yanıtlarken,

"Kuzey Irak yerel yönetimi, Türkiye'ye düşman olduysa peki bizim bu kadar ticari ilişkilerimiz, siyasi ilişkilerimiz Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile niye bu kadar fazla-" diye sordu.

Türkiye'nin şu anda bölgede en yoğun dış ticaret hacminin Kuzey Irak Yerel Yönetimi ile sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Çok ciddi rakamlardadır. Buradan olaya yatırımlar olduğu gibi, alt yapı-üst yapı noktasında çalışmaları orada Türk firmaları ağırlıklı bir şekilde yürütüyorlar. Siyasi noktada ise bizim onlarla olan görüşmelerde arkadaşlarımız anında görüşmeleri yaparlar. Çağırırlar, onlar gelirler buraya, görüşmeler yapılır, vesaire. Enerji noktasında müşterek olarak olarak atılan adımlar çok çok önemli" diye konuştu.

"Zaten Maliki'yi de bu rahatsız ediyor herhalde" denilmesi üzerine de Erdoğan, "Bu onu ciddi manada rahatsız ediyor" ifadesini kullandı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü Anayasa'ya göre merkezi yönetimin bu noktada tabii kontrolünde olması lazım. Kuzey Irak Yerel Yönetimi de diyor ki 'Hayır ben şu anda anayasaya uygun olarak işlerimi yapıyorum' diyor. O anayasaya uygun olarak işlerimi yapıyorum dediğine göre, bizim de ona saygı duymamız gerekir. Sen kalkar da Kuzey Irak Yerel Yönetimi'ne petrol ürünlerini vermezsen, o da başının çaresine bakacaktır. 'Kim bana petrol ürünlerini verir bu bölgede- Türkiye verir'. Türkiye olarak biz de diyoruz ki, 'biz sana petrol ürünlerini veririz kardeşim' diyoruz. Benzin mi- Benzin. Mazot mu- Mazot. Jet yakıtı mı- Jet yakıtı, veririz diyoruz. ve yapılan da bu. Bunu yapıyoruz ve yapacağız.

Gelelim, Suriye'ye. Suriye noktasında, özellikle kuzeyde mevcut gelişmeler noktasında söylüyorum, buradaki söylenen şeyler sadece hayali bazı haritalardır. Bu hayali haritalara bizim göz yummamız mümkün değil. Burada ne var şu anda- Bir tarafta malum Haseki, Kamışlı o bölgedeki tablo var, öbür tarafta Afrin'deki bir tablo var. Ama ortada bakıyorsunuz Halep'le şöyle sınıra kadar olan bölgede Araplar var, Türkmenler var. Burada da böyle bir durum var. Şimdi muhalif güçler ne diyor- 'Biz burada asla böyle bir yapılanmaya müsaade etmeyiz. Gerekirse onlarla da mücadeleye başlarız' diyor. Burada şimdi neyi ilan ediyorsun- 'Bunu ilan ettik' diyorsun. Böyle bir şey söz konusu değil. Tabii burada Esed aslında buraları oralara bırakarak terk etmiş gibi görünüyor ama Kamışlı ve Haseki'de şu anda Esed'in ordusu, askeri var. Oradan tamamen sıyrılmış, çıkmış değil. O bakımdan öyle çok rahat kararı verilmiş veya verilecek bir şey değil."

Başbakan Erdoğan, "Bunda Suriye muhalefetinin de sorumluluğu yok mu- Suriye Ulusal Konseyi'nde PYD dışı Kürt unsurlar en azından temsil edilebilirdi" denilmesi üzerine de "var" ifadesini kullanarak, "Suriye Ulusal Konseyi'nin başında bir Kürt'ün olması, bu çok önemli bir karar. Bu kararı, bu Ulusal Konsey verebilmişse ve bir Kürt arkadaşlarını, kardeşlerini getirip de bu konseyin başına koyabilmişlerse bu çok ciddi bir özveridir" dedi.

-"Artık finali oynuyorlar"-

Erdoğan, "Şu anda Esed'in artık son zamanlarına gelindiğini söyleyebilir miyiz" sorusu üzerine ise şunları söyledi:

"Şu andaki görüntü o. Biliyorsunuz, İstanbul Türkiye için ne ise Halep Suriye için odur. Ankara Türkiye için ne ise Şam Suriye için odur. Yani biri siyasi merkez, birisi ticari merkezdir. Bu ticari merkezde Halep de şu anda aldığımız haberlere göre Esed yönetimi bir yığma gayreti içerisinde. Fakat muhalif güçler özellikle kırsaldan kuşatma noktasında çok başarılılar. Çok ciddi bir bölümü onların kontrolü, onların hakimiyeti altında. Zannediyorum ki artık finali oynuyorlar. Durum bu. Her geçen gün Esed'in sonu daha da yaklaşıyor diye inanıyorum."

"Final" ifadesini kullandığı hatırlatılarak, "birkaç hafta, birkaç ay mı-" denilmesi üzerine ise Erdoğan, "Tabii gün vermek falan mümkün değil. Mesela Birleşmiş Milletler'de şu anda genel kurulda 133 ülkenin Esed'in aleyhine vermiş olduğu karar ve 30 küsur ülkenin çekimser kalması ki bunların içinde malum Rusya'da çekimser kaldı, bunlar önemli gelişmeler" karşılığını verdi.

-"Medyanın, terör örgütünün propagandasını yapmaksızın hükümetle beraber hareket etmesi lazım"-

Başbakan Erdoğan, "terör örgütü PKK'nın arkasında, belli bir oranda da olsa bölge halkından gelen bir destek olduğunun görüldüğü" ifade edilerek, bu desteğin nasıl kesilebileceğinin sorulması üzerine, bunun birlik ve beraberlik içinde engellenebileceğini söyledi.

Bazı şeyleri yalnızca hükümetten beklemenin doğru olmadığını belirten Erdoğan, "Şu anda bütün samimiyetimle söylüyorum Güneydoğu'da PKK'nın korkusu, ürküntüsü onların uzantısı olan partiye oy vermeye itmektedir. Bu ürkme, bu korkma olmadığı anda bu oylar çok ciddi manada eksilir. O zaman bu sayıları, bu rakamları asla göremezsiniz" dedi.

Ramazan boyunca çok sayıda hükümet üyesinin bunun yanında, partisinin milletvekillerinin, kadın kolları üyelerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezdiğini, vatandaşla temas halinde olduğunu aktaran Erdoğan, yoksul vatandaşlara yardımda bulunulduğunu, Türkiye genelinde ise 350 bin koli yardımın evlere dağıtıldığını anlattı.

Bölge halkı ile kurulan yakın iletişimin bundan sonra da artarak devam ettirileceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çünkü bu iletişimin çok daha geniş kapsamlı olarak yürümesi lazım. Arkadaşlarıma dedim, 'Hakkari'yi de programlayın' diye. Oraya da gidilecek. Teşkilatımız aynı şekilde orada dolaşacak. Dolaşmayacak diye bir şey yoktur. İşte bu iletişimde medyanın, yazılı ve görsel, terör örgütünün propagandasını yapmaksızın burada hükümetle beraber hareket etmesi lazım. yol göstermesi gerekiyorsa yol göstersin. Çünkü onun da düşünen insanları var, kalemşörleri var. Düşünüyorlar. Ama neyi düşünüyorlar- veya kiminle yer alıyorlar-

TRT-Şeş'i biz niye kurduk- Bunun için kurduk. Ama sadece TRT-Şeş yetmiyor. Aynı şekilde üniversitelerde enstitüler kurduk. Niçin- Kürtçe için. Mesela

'asimilasyon' diyorlar. Yalan söylüyorlar. Ne asimilasyonu- Ama buna karşın medya bize destek vermiyor. Kimse kalkıp diyemez 'siz hala ret politikalarını yürütüyorsunuz, inkar politikalarını, asimilasyon politikalarını yürütüyorsunuz' diyemez. Bunlar bizim iktidarımızda bitmiştir."

-"Bizim Allah'tan başka, halkımızdan başka kimseye borcumuz yok"

Başbakan Erdoğan, "Ergenekon Davaları Fırat'ın ötesine geçecek mi" şeklindeki soruyu yanıtlarken de bundan 10 yıl önce kimsenin Ergenekon, Balyoz gibi davaların gündeme geleceğini, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın soruşturulacağını düşünülmediğini ifade etti. Şu anda bunların hepsinin yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, "Fırat'ın içinde de dışında da ne varsa bunlar zaten yargı süreci içinde hepsi meydana çıkıyor" dedi. Erdoğan, iktidarları döneminde artık faili meçhul cinayetler de olmadığını belirterek, çünkü bütün güçleriyle bu tür olayların üzerlerine gittiklerini kaydetti. Kim, ne biliyorsa bunu aktarması gerektiğini belirten Erdoğan, yürütme olarak, kendi yetkileri içerisinde ve bu bilgiler ışığında her şeyin üzerine gideceklerini ve karanlıkta bir nokta bırakmayacaklarını söyledi. Erdoğan, "Bizim Allah'tan başka, halkımızdan başka kimseye borcumuz yok" dedi.

-Obama'nın fotoğrafı-

ABD Başkanı Barack Obama'nın kendisiyle telefon görüşmesi yaparken çekilen fotoğrafıyla ilgili yorumların hatırlatılıp değerlendirmesinin sorulması üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben tabii Sayın Obama'nın o konuşmamız esnasında hangi pozisyonda olduğun, neyle, nasıl konuştuğunu bilemem. Ben o fotoğrafın ne denli doğru olduğunu da bilemem. Çünkü benim karşımda gerek Oval Ofis'te gerek diğer zamanlarda gördüğüm Sayın Obama gayet saygılı ve bu saygısını bizden hiçbir zaman eksik etmemiş olan bir dostumdur, bir arkadaşımdır. Bu noktada ben o medyadaki yorumlara, o komik bazı yapılan şeylere falan da pek iltifat etmiyorum. Çünkü ben baş başa tanıdığım Obama'yı konuşuyorum. O Obama da benim karşımda ciddidir, duruşuyla saygılıdır, saygındır."

(Sürecek)

Muhabir: Seval Güler

Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Başbakan Erdoğan: 'Her Geçen Gün Esed'in Sonu Daha da Yaklaşıyor Diye İnanıyorum' - Son Dakika


Advertisement