Buğra Kavuncu: "Bu Şekilde TBMM Yönetilemez, Bu Tarafsızlığı Kaybetmek Anlamına Gelir" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

Buğra Kavuncu: "Bu Şekilde TBMM Yönetilemez, Bu Tarafsızlığı Kaybetmek Anlamına Gelir"

15.01.2026 13:52  Güncelleme: 14:52

İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, "Bize, grubumuzun önüne yürüyüp meydan okuyan milletvekiline ağzını açmayan Meclis Başkanvekili, bizim Manisa milletvekilimizin konuşmasına defalarca müdahale etti ki müdahale edilecek de hiçbir şey yoktu. Öteki tarafın yaptığı hakaretler çok daha ağırdı. Bakın burası TBMM. Zaman zaman hararetlenir, zaman zaman tartışmalar olur, zaman zaman milletvekilleri karşılıklı polemikler içerisine girer. Böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Bu şekilde TBMM yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir. Ben buradan bir kez daha Meclis İçtüzüğünün 15'inci maddesini hatırlatıyorum" dedi.

(TBMM) - İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, "Bize, grubumuzun önüne yürüyüp meydan okuyan milletvekiline ağzını açmayan Meclis Başkanvekili, bizim Manisa milletvekilimizin konuşmasına defalarca müdahale etti ki müdahale edilecek de hiçbir şey yoktu. Öteki tarafın yaptığı hakaretler çok daha ağırdı. Bakın burası TBMM. Zaman zaman hararetlenir, zaman zaman tartışmalar olur, zaman zaman milletvekilleri karşılıklı polemikler içerisine girer. Böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Bu şekilde TBMM yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir. Ben buradan bir kez daha Meclis İçtüzüğünün 15'inci maddesini hatırlatıyorum" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

İran'daki gelişmelere değinen Kavuncu, "Daha önce de bu tür hadiseleri biz İran'da gördük. Fakat bu son hadisede bazı sebepler bu olayları tetikledi. Tarım, gıda, gıda güvenliği ve gıdayla alakalı enflasyon, fiyat sıkıntıları, kuraklığın getirdiği problemler, ülkedeki ekonomik durum öyle gözüküyor ki protestoların asıl sebebi olmuş durumda. Tabii buradan alınacak, çıkarılacak çok dersler var. Bir, öncelikle ekonominin ne kadar önemli olduğunu hep beraber görüdük. İkincisi millet iradesinin, demokrasinin sandıktan ibaret olmadığı, dayatma ve baskıların yaşam tarzına müdahalelerin elbetteki birtakım tepkilerle karşılaşıldığını hep beraber müşahede etmiş olduk. Asıl tetikleyen unsur kuraklıkla beraber gıdadaki sıkıntılar ve bunun beraberinde getirdiği fiyat problemi. Öyle gözüküyor ki bütün bu olayların başlangıcı olmuş durumda." diye konuştu.

"Her halk her millet, her toplum kendi geleceğini kendi belirlemelidir"

Partisinin dış politikayla ilgili her meseleye "Ankara merkezli" baktığının altını çizen Kavuncu, milli çıkarların bunu gerektirdiğini söyledi. Türkiye'nin İran ve diğer ülkelerdeki gelişmeleri yakından takip etmesinin önemine işaret eden Kavuncu, uluslararası gelişmeler yaşanırken ülkede "iç cephe" teriminin sıkça kullanılmaya başlandığına dikkati çekti. Kavunca, şöyle devam etti:

"Bütün yaşanılanlara baktığımızda da biz iç cepheyi güçlendirmenin ana unsurunun hukukun, yargının, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olduğunu; güçlü ekonominin, emeklisini, işçisini, gencini, öğrencisini koruyabilen, ekonomik olarak muhafaza edebilen bütün bu kavramları yaşatabilen bir ülkede de elbette ki iç cephe güçlenecektir. İç cephenin sadece lafını söyleyerek, alt çizerek iç cepheyi güçlendirmeniz mümkün değil. İktidar olarak da yerine getirmek durumundasınız. Bu krizler Türkiye'yi açık şekilde de tehdit ediyor. İsrail'in Suriye'deki konumlanması ve İran'daki muhtemel değişiklik durumunda elde edeceği kazanımlar da ayrıca ciddi riskler barındırıyor. ve Amerika Birleşik Devletleri'nin önce Venezuela'yla başlayan ardından Grönland'la alakalı vermiş olduğu beyanlar, Suriye'de olup bitenlere baktığımızda da çok daha dikkatli takip etmemiz gereken tehlikeli bir sürecin bizleri beklediğini görüyoruz. Her halk her millet, her toplum kendi geleceğini kendi belirlemelidir. Dışarıdan yapılmış hiçbir müdahalenin huzur, istikrar getirdiğini biz görmedik. Özellikle bölgemizde daha önce yaşanan gelişmelerin akabinde yapılan müdahalelerin hiçbir şekilde beraberinde barışı, huzuru getirdiğine de şahit olmadık."

"12 ihalenin dördünde kendisi zaten Silivri'de, zaten yok"

Geçen Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Buğra Gökce'yi ziyaret ettiğini anlatan Kavuncu, şunları kaydetti:

"o kadar çok haksızlık, o kadar çok taraflı tutum var ki her hafta birisinin hikayesini, birisinin yaşadıklarını anlatsak bu dönem yasama yılını bu şekilde geçirebiliriz. Bugün size Buğra Gökce'nin başına gelenlerden kısaca bahsetmek istiyorum ama ondan önce Murat Çalık'ın çekmiş olduğu eziyet bütün bu uğradıkları bize daha önce Ergenekon, Balyoz döneminde yaşadıklarımızı hatırlatıyor. Murat Çalık'la alakalı bu tür haberler hepimizi bütün toplumun vicdanını yaralıyor. Balyoz, Ergenekon hadiselerinde yapılan hukuksuzuklar, bununla beraber KHK'lılarla ilgili yapılan hukuksuzluklar, tutuksuz yargılanabilecekken tutuklu yargılanan belediye başkanları, İBB soruşturması kapsamında tutuklu olan yöneticiler, bu liste böyle bu şekilde gidiyor.

Buğra Gökce dedim, ona ayrı bir başlık açacağım. Çünkü bu konu hukukun nereye geldiğini göstermesi açısından çok çarpıcı. Tutuklu olma gerekçesi rüşvet, çünkü biliyorsunuz tutuklular her ay tutukluluk halleri gözden geçirilir ve tutukluluğunun devam edip etmemesine karar verilir. Sekiz aydır, sekiz ayrı hakim tutukluluğunun devamına rüşvet gerekçesiyle karar vermiş. Fakat komedi burada başlıyor. İddianamede rüşvet ile ilgili tek kelime yok. İhaleye fesat karıştırma tabiri var. 12 ihaleden bahsediliyor kendisiyle ilgili fakat burada da başka bir komedi. 12 ihalenin dördünde kendisi zaten Silivri'de, zaten yok. O konularla ilgili bir müdahalesi, bir söz söyleyebilme imkanı yok. Dolayısıyla bahsettikleri 12 ihalenin sadece sekizinde görevinin başında. Peki ne yapmış? Encümene devretmiş. Yani yapılacak olan bütün ihaleleri bulunduğu pozisyonun sorumluluğu olarak encümene sevk etmiş. Encümende her siyasi partiden belediye meclis üyesi bulunur. ve onların kararıyla verilir. Yani belediyenin elindeki bir varlık, bir arazi, bir değer, birilerine kiralanacaksa bu ihaleye çıkar. İhale de encümen kararıyla yapılır. Dolayısıyla o meclisteki o encümenin içerisinde bulunan her siyasi parti sorumludur. ve birinci yılını tamamlayacak içeride, bu gerekçelerle mahkemeyi bekliyor."

"TBMM çatısı altında aleni bir şekilde İYİ Parti'yi tehdit etme cüretine girdiler"

TBMM Genel Kurulunda yaşanan "Alevi tartışması"nı "tehlikeli ve milleti rahatsız edecek bir tartışma" olarak nitelendiren Kavuncu, şunları söyledi:

"Hayatın her alanında bu farklılıklar, bu fay hatları öne çıkarılıyor. Bu ülkede hiç kebapçılar üzerinden bunların tartışıldığına ben şahit olmamıştım. Futbol tribünlerinde bu konuları, bu fay hatlarının öne çıkarıldığı şekilde de bir tartışma ortamı bu kadar yoğun olmamıştı. ve bunların hepsi Milli Birlik ve Dayanışma adı altında başlayan süreçten sonra oldu. Zamlar, geçim kaygısı bunları konuşulmayıp kan davasıymış gibi kutuplaşmanın içerisine Türkiye'yi sokacak bir sürece getirdiler. ve biz bunun tezahürlerini maalesef Genel Kurulda da yaşıyoruz. Biz ilk günden beri dedik ki terörle, teröristle üzakere edilmez. ve bunun örneklerini hep veriyorlar. Biz de aynı örneklere dayanarak bunları söyledik. ve biz bunları söylediğimizde bizi ırkçılıkla itam ettiler. Bize olur olmaz hakaretlerde bulundular. Biz bu ülkenin huzurunu, birliğini, beraberliğini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşitliğini, hakkını, hukukunu söylüyoruz. Bundan rahatsız olunuyor. İnanamıyoruz. ve dün, bunları yaşarken Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aleni bir şekilde İYİ Parti'yi tehdit etme cüretine girdiler. Kabul edilebilir ve anlaşılabilir bir durum değildir. Bakın konuda ne? Onu da söyleyeyim. Bir Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu var. Her şeyi konuşuyorlar orada. Geçtiğimiz günlerde de Suriye'de, Halep'te birtakım olaylar ceryan etti. Biz bununla ilgili fikirlerimizi beyan ettik. Dedi ki 'Komisyonda niye konuşmadınız bu konuyu?' 'Mevzunun bugünlere geleceği çok netti, belliydi' dedik. Oradaki birbiriyle çarpışan unsurlar Suriye hükümetinin 10 Mart Mutabakatı'yla ilgili beklentilerinin karşılanmamış olması ve beraberinde gelen birtakım müdahaleler, o müdahaleler olurken insan haklarıyla ilgili yaşanmış olan, yaşanma ihtimali olmuş olan gelişmeler vesaire bunların hepsi ayrı konular ama dedik ki biz 'Suriye'nin birliği bütünlüğü üniter yapısı ve Suriye'deki halkın kendi kaderini kendi belirleyecek şekilde hareket etmesine hiç kimse müdahale etmemeli.' Bu kadar. Söylediğimiz bundan ibaret.

"Bize dönüp efelenmenin tek açıklaması vardır, güce konuşamama korkusu, cesaretsizliktir, korkaklıktır"

Bugünkü Suriye hükümetini tanıyan, HTŞ'yi terör listesinden çıkaran kim? AK Parti. Hepsi de komisyonda. Bu kadar bizim söylediğimiz. ve 'Kimse acı çekmesin. Kan dökülmesin' dedik. Halep'teki olaylar alakalı konuşan hatip bize döndü bizim sıralara bakarak konuşmasını sürdürdü. Bir arkadaşımız da dedi ki 'Bunları bize söyleme. Bunları AK Parti iktidar sıralarına dönüp söyle. Biz değiliz bunun muhatabı.' Şimdi bunu dönüp bize söylemelerinin tek veya iki sebebi olabilir. Bir ya bizi çok güçlü kuvvetli görüyorlar. Her yere müdahale edebilen bir siyasi parti mi gibi görüyorlar, bilemiyorum. Ama asıl gerekçe iktidara, güce dönüp söz söyleyecek cesaretleri yok. Sorunun muhatabı iktidarın kendisidir. Sorunun muhatabı komisyon arkadaşlarıdır. Suriye hükümetinin yaptıklarıyla ilgili bir rahatsızlıkları varsa insan hakları ihlalleriyle ilgili birtakım tespitleri varsa bunları konuşacakları yer iktidardır. Bize dönüp efelenmenin tek açıklaması vardır, güce konuşamama korkusu, cesaretsizliktir, korkaklıktır. Ve bütün bunlar olurken bir başka kabul edilemez bir hadise gördük biz Meclis Başkanvekilinin tarafsızlığını kaybettiğine dün hep beraber şahit olduk. Bakın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı koltuğu, İçtüzüğün 15'inci maddesi çok açık, net. Direkt İçtüzüğün 15'inci maddesinden okuyayım: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, başkanvekillerinin görevleri, başkanın yerine genel kurul görüşmelerini yönetmek ve yönettiği oturumlarla ilgili tutanak özetinin düzenlenmesini gözetmektir. Başkanvekillerinin görevi başkana vekalet ederler. Tarafsız davranırlar. Herhangi bir siyasi görüşü temsil etmezler. Herhangi bir siyasi görüşü savunmazlar. ve oraya oturan her başkanvekili parti rozetini bir tarafa bırakmak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin başkanına vekalet etmek bütün milletin meclis başkanı olmak, bütün siyasi partilerin kabul edeceği bir tavırda meclis başkanvekilliği yapmak durumundadır.

"Bu şekilde TBMM yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir"

Dünkü görüntüleri izlediğiniz zaman Atatürk'ün koltuğunda oturan, Türk milletine bağlı İçtüzüğün verdiği sorumlulukları yerine getiren bir Meclis başkanvekili gördünüz mü görmediniz mi bunun cevabıını size bırakıyorum. Biz görmedik. Bize, grubumuzun önüne yürüyüp meydan okuyan milletvekiline ağzını açmayan meclis başkanvekili bizim milletvekilimiz, Manisa milletvekilimiz konuşmasına defalarca müdahale etti ki müdahale edilecek de hiçbir şey yoktu. Öteki tarafın yaptığı hakaretler çok daha ağırdı. Bakın burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zaman zaman hararetlenir, zaman zaman tartışmalar olur, zaman zaman milletvekilleri karşılıklı polemikler içerisine girer. Böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Bu şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir. Ben buradan bir kez daha Meclis İçtüzüğünün 15'inci maddesini hatırlatıyorum. ve dün olanlar şiddetin nasıl bir araç olarak kullanıldığının da bir başka göstergesi. Kavgaysa kavga deyip buyurun deyip üzerimize yürüyen bir milletvekili ki bu komisyon raporuna baktığınız zaman mensubu olduğu siyasi partinin şiddetle ilgili yazmış olduğu o rapor metninde şunu görürsünüz: Şiddet hukuki mücadelenin bir başlangıç normu olarak adeta kutsanıyor ve yapılan şiddette özellikle PKK'nın yaptığı terör eylemleriyle ilgili tek bir kınama yok o komisyona verilen raporda. ve aynı anlayışın da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşınmaya kalkındığını biz gördük. Aleni bir şekilde buyurun kavgaysa kavga denildi. Bir çizgimizi bozmayacağız. Duruşumuzu bozmayacağız. İlk gün ne dediysek aynı şekilde hareket edeceğiz. Bu ülkeyi şiddet yanlılarının, kavganın, dövüşün kan akmasından zerre sorumluluk duymayanların eline elbette ki bırakmayacağız. Bizim milliyetçiliğimiz, vatanperverliğimiz medeni bir dil kullanmayı bize mecbur bırakır. Bize farklı şekilde davranmaya kalkanlara da en güçlü şekilde cevabımızı elbetteki veririz."

İYİ Parti'nin, 18 Ocak Pazar günü Ankara'da gerçekleştirilecek 4'üncü Olağan Kurultayı'na da değinen Kavuncu, "İYİ Parti, kurulduğu günden bu yana çizgisini bozmamış, zor şartlar altında milletin emeğiyle kurulmuş bir partidir. Kuruluş sürecinde büyük emekler verilmiştir. Başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere, partimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kurucularımıza ve partililerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugün bu mücadeleyi verebiliyorsak, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı onca olumsuzluğa rağmen dimdik ayakta durabiliyorsak, bunun temelinde bu partinin kurucularının emeği vardır. Allah onlardan razı olsun. İyi ki İYİ Parti'yi kurmuşlar. Bugün milyonlarca vatandaş yaşananlara bakıp 'İyi ki İYİ Parti var' diyebiliyorsa, bu o emeğin sonucudur. Cumhuriyet'in temel niteliklerine sahip çıkan, Türk milletinin değerlerini savunan, yerel, milli ve evrensel değerleri birleştirebilen; dünyaya açık, bilimi ve insanı merkeze alan, demokrat, milliyetçi ve kalkınmacı İYİ Parti'nin bir mensubu olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Şimdiden kongremizin; vatanımıza, milletimize, ülkemize ve partimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Buğra Kavuncu: 'Bu Şekilde TBMM Yönetilemez, Bu Tarafsızlığı Kaybetmek Anlamına Gelir' - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement