Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Böylesine kucaklayıcı, böylesine şefkatli bir coğrafyada ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla bozgunculuk peşinde koşmak, hele hele silaha sarılmak asla kabul edilemez. Silahlı saldırıya uğrayan bir devletin kendisini yine silahla savunma hakkı olduğunu en liberal aydınlar dahi kabul ediyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, DAEŞ terör örgütü, askeri, polisi şehit ettiğinde seslerini çıkarmayanların, bu örgüt Suruç'ta eylem yaptığında suçu hemen kendilerine ve devlete atmanın çabası içine girdiklerini ifade etti.
Aldığı haberin doğruluğunu araştırmanın her Müslüman'ın vazifesi olduğunu belirten Erdoğan, "Bilhassa Paralel Devlet Yapılanması peşindeki örgütle bölücü örgütün mensuplarının dolaşıma soktuğu haberler konusunda çok daha dikkatli olunmalıdır. Hatta hatta terbiyesizce, edepsizce kalkıp Suruç katliamını Milli İstihbarat Teşkilatımıza yıkmak isteyenlerin de üzerlerindeki suçu bir başkalarına devretme operasyonudur. Bunların altında bu dediğim örgütler var" diye konuştu.
Böyle dönemlerin hem bozguncuların sayısının arttığı hem de bozgunculuğun yıkıcı etkisinin çoğaldığı dönemler olduğunu dile getiren Erdoğan, "Millet olarak birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ortak değerler ve hedefler etrafındaki kenetlenmemizi güçlendirdiğimiz sürece biiznillah her türlü saldırının üstesinden geliriz" değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, birtakım medya kuruluşlarının da bu kritik dönemde, milletin moralini bozarak mücadele azmini kırmaya gayret ederek, paralel ve bölücü örgütlerin değirmenlerine su taşıdıklarını anlatarak, "Ülkemize ve milletimize düşmanlık eden herkese sayfalarını, ekranlarını, manşetlerini açmakla maruf olan bu medya kuruluşlarının ihanetlerini milletimizle birlikte biz de not ediyoruz. Zamanı geldiğinde bu notlar elbette milletimiz tarafından değerlendirilecektir" dedi.
-"Mağdurların, mazlumların, gariplerin, çaresizlerin sığınağı"-
Anadolu topraklarının tarihin her döneminde elde edilmesi ve elde tutulması zor coğrafya olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu nedenle Anadolu'ya hem "medeniyetler ve milletler beşiği" hem de "medeniyetler ve milletler mezarlığı" denildiğini söyledi.
Erdoğan, tarih boyunca bu topraklarda pek çok kadim medeniyetin doğduğunu, hüküm sürdüğünü ve yok olduğunu dile getirerek, "Millet olarak bin yıldır bu coğrafyada biz hüküm sürüyoruz. Anadolu'yu bu topraklara ayak bastığımızdan beri kesintisiz mücadele ve büyük fedakarlıklar sayesinde kendimize vatan yaptık. Bugün yaşadığımız sıkıntıların yüzlerce yıllık geçmişi var" ifadesini kullandı.
Her zaman mağdurların, mazlumların, gariplerin, çaresizlerin sığınağı niteliği taşımasının Anadolu'yu eşsiz kılan bir diğer özellik olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"1492'de İspanya'dan kaçan Yahudiler Anadolu'ya sığınmışlardır. Kimse kabul etmemiştir. Ama Anadolu'ya sığınmışlardır. 1850'li yıllardan itibaren Rus çarlığının zulmünden kaçan Kafkas halkları, Kırımlı kardeşlerimiz çareyi Anadolu'ya gelmekte bulmuşlardır. 93 Harbi sonrasında Balkanlar'ı boşaltan yüz binlerce kardeşimize yine Anadolu kucak açmıştır. 1917 Bolşevik ihtilalinden kaçan 100 bini aşkın Beyaz Rus'un geldiği yer de yine bu topraklar olmuştur. Cumhuriyet döneminde Balkanlar'ın muhtelif bölgelerinden, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan gelen muhacirler bugün Anadolu'nun asli unsurlarını oluşturuyorlar. 1988'den itibaren Irak'ta yaşanan katliamlardan, savaşlardan kaçan yüz binlerce Kürt kardeşimize sınırlarımızı biz açtık. 1990'lar boyunca Bosna'da, Kosova'da, Makedonya'da yaşanan hadiseler sırasında ülkemize gelen kardeşlerimizi biz misafir ettik. Son olarak 2011 yılından beri Suriye'de yaşanan iç karışıklıklar sebebiyle yaklaşık 2 milyon kardeşimizi ülkemizde misafir ettik, ediyoruz. Avrupa'nın tamamında misafir edilenlerin sayısı ne biliyor musunuz? 200 bin, biz 2 milyon. Şu ana kadar yaptığımız harcama 6,5 milyar dolar. Ama ne diyoruz, 'veren el, alan elden üstündür'. Bu millete ensar olmak yakışır. Bizim değerlerimizde şüphesiz ki muhacirin de ensarın da yeri var. Ama ensar muhacire göre çok daha farklı."
-"Ülkemizi daha sıkı sıkıya sahiplenmek mecburiyetindeyiz"-
Erdoğan, ayrıca İstanbul başta olmak üzere çeşitli şehirlerde Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, Türkistan'dan, Afrika'dan, Doğu Avrupa'dan ve dünyanın her köşesinden eğitim için, çalışmak için, yaşamak için gelen yüz binlerce kişinin barındığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu bakımdan Anadolu sadece bizim değil, umudunu buraya bağlamış çok geniş bir coğrafyanın kalbinin attığı yerdir. Sadece yaşadığımız badireleri değil, işte bu özelliklerini de göz önünde bulundurarak, ülkemizi daha sıkı sıkıya sahiplenmek mecburiyetindeyiz. Anadolu coğrafyasındaki varlığımızı ilelebet sürdürme, ülkemize sahip çıkma mücadelemizi bugün de devam ettiriyoruz. Böylesine kucaklayıcı, böylesine şefkatli bir coğrafyada ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla bozgunculuk peşinde koşmak, hele hele silaha sarılmak asla kabul edilemez. Silahlı saldırıya uğrayan bir devletin kendisini yine silahla savunma hakkı olduğunu en liberal aydınlar dahi kabul ediyor. Üstelik biz herhangi bir millet değiliz. Biz medeniyet davası olan, büyük hedefleri, büyük idealleri olan bir milletiz. Bu vasfımızdan vazgeçmediğimiz sürece de başımızdaki sıkıntıların eksilmeyeceğini biliyoruz. Yine biliyoruz ki bu vizyonumuzu kaybettiğimiz gün de bizi, ne bu coğrafyada ne de yeryüzünde bir gün bile barındırmazlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkçe'nin ünlü siyasetnamesi Kutadgu Bilig'de devletin halkına olan görevlerinin sayıldığını bildirerek, şunları kaydetti:
"Bu görevler sayıldıktan sonra bir de milletin ülkesine olan görevleri ifade edilir. Bu çok anlamlıdır. Bu görevlerin en başında geleni ne biliyor musunuz? Ülkenin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmektir. Bunu bileceğiz. Dostlarını dost, düşmanlarını da düşman bileceğiz. Evet, milletimizin her bir ferdi ülkenin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bildiği sürece ne paralel ihanet şebekesi ne bölücü terör örgütü gibi yapıların bu topraklarda kök salabilmesi mümkün değildir. Biz millet olarak bu topraklarda yaşamanın bedelini, her karışını kanımızla sulayarak defalarca ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Arif Nihat Asya'nın veciz şekilde ifade ettiği gibi, her zaman bunu okuyorum, yine okuyacağım, 'Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor'. Evet şehitler tepesinde her zaman canını seve seve inancı için, vatanı için, milleti için, ülkesi için feda edecek binler, yüz binler, milyonlar hazır bekliyor. Ben buna inanıyorum."
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanlığında Muhtarlar Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.