Danıştay'ın 146. Kuruluş Yıldönümü Törenine "Edepsizlik" Tartışması Damga Vurdu - Göngör:... - Son Dakika
Son Dakika Logo

Danıştay'ın 146. Kuruluş Yıldönümü Törenine "Edepsizlik" Tartışması Damga Vurdu - Göngör:...

10.05.2014 14:30

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, yargı kararlarına ve yargıçlara eleştiri getirilirken yargı ve yargıçların idarenin yandaşı ya da idarenin faaliyetlerine sürekli engel çıkaran bir güç gibi değerlendirilmemesini istedi.

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, yargı kararlarına ve yargıçlara eleştiri getirilirken yargı ve yargıçların idarenin yandaşı ya da idarenin faaliyetlerine sürekli engel çıkaran bir güç gibi değerlendirilmemesini istedi.

Danıştay'ın kuruluşunun 146. yıldönümü nedeniyle Danıştay Konferans Salonu'nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve yüksek yargı mensupları katıldı. Tören, bir dakikalık saygı duruşunun ardından okunan İstiklal Marşı ile başladı. Müzik dinletisinin ardından Danıştay'ın tarihinin anlatıldığı "Geçmişten Günümüze Danıştay" filmi izlendi. "Danıştay ve İdari Yargı Günü" açılış konuşmasını yapan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Danıştay'ın 10'u idari 4'ü vergi olmak üzere 14 dava dairesi 1 idari daire ve kuralları ile 2013 yılı içinde toplam 156 bin 375 dosya hakkında karar verdiğini, özverili çalışmaya rağmen Danıştay'da karar bekleyen 190 bin 340 dosya bulunduğunu belirtti. Ortalama karar verme süresinin 3 yıl olduğunu, makul yargılama süresi konusunda arzulanan seviyeye ulaşılamadığını ifade eden Güngör, Danıştay'ın çok kısa sürede geçmiş yıllardan gelen dosya birikimini eriterek içtihat mahkemesi niteliğini tam olarak kazanması beklentisinin halen gerçekleşemediğini kaydetti.

-İNCE VE NAZİK DENGE KORUNMALI-

Ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunun farkında olduklarını kaydeden Göngör, "İdari yargı kararlarında karşı hakları ve kamu menfaatli arasındaki ince nazik dengeyi korumak zorundadır. Bu da ancak karar verirken anayasa ve kanun hükümlerini tarafsız bir şekilde uygulaması anayasanın öngördüğü hukuk kurallarına bağlı kalması ile mümkündür. Hukuk Devleti ilkesinin diğer bireyler gibi idarenin de hukuku kayıt altına alınmasını gerekli ve mühim kılmaktadır. Bu da bir hukuk sisteminde daha güçlü konumdaki kamu otoritesi ile birey arasında ayrım yapılmasını adaletin kılıcının her iki taraf içinde aynı kesinlikte olmasını ifade etmektedir" dedi. Hukuk devleti ilkesinin temel amacının adaletli bir devlet oluşturmak, temel hak ve özgürlükler bakımında huzur ve güven içine yaşayan bir toplum inşa ettiğini ifade eden Göngör, idarenin görevinin sadece yetkilerini hukuk kuralları çerçevesinde kullanarak hukuk üstünlüğüne hizmet etmek değil, aynı zamanda eşitliğin barışın ve adaletin temelini kurmak olması gerektiğini kaydetti. Göngör, bütün bireylerin insan olmaları nedeniyle sahip olduğu temel hak ve özgürlükler olarak tanımlanan ve insanlık onurunu yüceltmeyi amaçlayan insan haklarını korumanın devletlerin var oluş nedenlerinden biri olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

-BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI VURGUSU-

Hukukun üstünlüğünün devletlerin uluslararası yükümlülüklere uymasını gerektirdiğini kaydeden Güngör, Danıştay'ın AİHM kararlarını yakından takip ettiğini anımsattı. İdari yargının kararlarında AİHM kararlarına daha sıklıkla ve yerinde atıflar yaptığının altını çizen Güngör, idari yargının tarihi birimliyle idari işlem ve eylemlerinin muhataplarının menfaat ve haklarının korunmasında anayasal teminata ve öneme sahip etkili ve erişilebilir bir başvuru yolu olduğunu vurguladı. İdari yargı kararları üzerindeki hukuki değerlendirmelerin bu etkinliği ve erişebilirliliğinin gösterilir nitelikte olması gerektiğinin altını çizen Güngör, "Temel hak ve hürriyetlerin koruma altına alınması ve idarenin faaliyetlerinin hukuka uygunluğunun bağımsız ve tarafsız bir yargı tarafından denetime tabi tutulması hukuk devletinin olmazsa olmazlarındandır. Bu denetimin varlığı demokratik hukuk devletinin ve insan haklarının temel güvencesidir. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı her şeyden önce kamu düzeni için gerekli ve sorumludur. Adaletin her türlü etkiden yönetme ve yönlendirmeden uzak bir şekilde kendi kurum ve kuralları çerçevesinde gerçekleşebilmesi için yargının bağımsız ve tarafsız olması zorunluluktur" dedi. Bir devlette bağımsız ve tarafsız yargının varlığının insanların anayasal haklarını korunmasının ve toplumda sosyal istikrarın sağlanmasının teminatı olduğunu belirten Güngör, bağımsız ve tarafsız yargıçların varlığının demokrasinin ve kamusal faaliyetlerin meşruiyetline katkı sağlayacağını belirtti.

-BİLDİRİ YAYINLANMASI HUKUKA ADALETE VE YARGIYA OLAN GÜVENİ SARSICI NİTELİKTE-

Bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığı konusunda öncelikle yargı camiasına çok önemli görevler düştüğünü ifade eden Güngör, yargıya olan güvenin tesisinin ve sürekliliğinin en başta yargı mensuplarının duruşlarına davranışlarına ve malul sürede verdikleri kararlardaki isabete bağlı olduğunu kaydetti. Her türlü içsel ve dışsal etkiden yönetme ve yönlendirmeden uzak kendini kurum ve kuralları çerçevesinde tamamen hukuk devleti ilkesi ve adalet anlayışı içerisinde çalışan makul sürede adil kararlar veren bir yargının herkesin ortak arzusu olduğunu vurgulayan Güngör sözlerine şöyle devam etti:

"Yargının somut bir olay hakkında yasalar ve hukuk çerçevesinde karar verme süresinde herhangi bir gücün etkisi veya baskısı altında kalmaması hukuka ve vicdani kanaate göre karar vermesini etkileyecek unsurlardan hukuka güven sarsacak tutum ve davranışlardan korunması gerekmektedir. Yargıda görülmekte olan bir dava hakkında yargının içinde ya da dışında herhangi bir kurum ve kuruluşun anayasa dışına çıkarak görev alanına müdahale anlamına gelebilecek yönlendirici mahiyette görüş beyan etmesi karar bildiri duyuru yayınlaması hukuka adalete ve yargıya olan güveni sarsıcı niteliktedir. Devletimiz demokratik rejimin egemen olduğu bir hukuk devletidir. Yargı ise temel hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Mahkemeler ayrım gözetmeksizin herkesin ve her kesimin hakkını hukukunu korumak idarenin hukuk içinde kalmasını sağlamak için başvurulacak hak arama kapısı olarak bilinmelidir."

-YARGIÇLAR İÇ DÜNYALARINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİN ETKİSİNDEN UZAK KALARAK KARAR VERMEYİ BAŞARMALI-

Güngör, yargı kararlarına ve yargıçlara eleştiri getirilirken yargı ve yargıçların idarenin yandaşı ya da idarenin faaliyetlerine sürekli engel çıkaran bir güç gibi değerlendirilmemesini istedi. Yargı sürecinin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için bir taraftan yasama ve yürütmenin, yasa yetkilerini kuvvetler ayrığı ilkesine uygun kullanması gerektiğini diğer taraftan da yargıçların uygunsuz müdahalelerden kendilerini olabildiğince koruması, iç dünyalarındaki duygu ve düşüncelerinin etkisinden uzak kalarak karar verebilmeyi başarması gerektiğini söyledi. Güngör, "Yargıç hukuka ve adalete önce kendisi inanarak yetkilerini özenli kullanmalı ve özgürlük alınlarını daraltıcı yorum ve kıyaslamalardan kaçınmalıdır. Olmak önemli bir fazilettir. Ancak yargı mensupları için olmazsa olmaz gerekliliktir. Yargı yetkisini kullananlar adil yargılama yapıldığını tarafsız kalındığını ve herkesin güvencesi olduğunu topluma hissettirmekle yükümlüdür. Yargının değil, yargı kararlarının birimsel ve teknik eleştirisine ihtiyaç bulunmaktadır. Yargı kararlarının eleştirisi ile yargı organının eleştirisi aynı anlam ve sonucu içermemektedir, kimi zaman bu eleştiriler kararı aşarak yargıyı eleştirmeye dönüşmektedir" diye konuştu.

-KAMU YARARINA YÖNELİK İŞLEMLERDE DANIŞTAY'IN GÖRÜŞÜ ALINIRSA İSABETLİ DEĞERLENDİRMELER YAPILABİLİR-

Yargının saygınlığının zedelenmesinin yıkıcı etkilere yol açacağını vurgulayan Güngör, saygınlığı zedelenmiş bir yargının bulunduğu ülkenin iç barışını sağlamasının, ekonomik ve hukuki istikrarı devam ettirmesinin giderek yönetilebilir olmasının mümkün olmayacağını belirtti. İşlem tesisi aşamasında gerekli ve yeterli özeni göstermeyen kimi birimlerin yargıyı kamu yararına engel oluyormuş gibi göstermelerinin kabul edilemeyeceğini kaydeden Güngör, sözlerine şöyle devam etti:

"Kamu yararı yararını elbette idare belirlen ancak kamu yararı tercihini taşıman işlemin hukuka uygun olup olmadığını yargı denetler. Toplumdaki herkes gibi onların da sorunlar ve çözümleri siyasi aktörler hakkında fikirleri çözüme yönelik düşünceleri eleştirile olacaktır. Ancak görevleri ile siyasi fikirlerini birbirlerine karıştırmaları durumunda etkin bir mesleki ve bilimsel denetimin devreye girmesi gerekir. Tarafsız karar vermesini sağlamak adına dahi olsa hâkim bağımsızlığına dışarıdan yapılacak bir müdahalenin ne meşruiyeti ne de uzun vadeli faydasız olamaz. Toplumun yargıdan beklentisi adil yargılanma ve davaların makul sürede karara bağlanmasıdır. Toplumun yargıya olan güvenin korunabilmesi hakkın gerçek sahibine bir an önce teslim edilmesi açısından yargılamanın makul sürede bitirilmesi son derece önemlidir. Yargı mensupları olarak bizler davların makul sürece bitirilmemesinin yargıya olan güven sarstığının ve davayı kazanan tarafın bir gecikme sebebiyle bazen zarar gördüğünün de farkındayız. Yargılama uzun ve zahmetli bir süreçtir. Asıl olan uyuşmazlıkları yargıya intikal ettirmeden çözmektir. İdareye, idari ihtiyaçlara idarenin bakış açısına kamu yararı yaklaşımına yabancı olmayan idari uyuşmazlık türleri ve yoğunlukları konusunda 140 yıllık birikime sahip olan Danıştay'ın kurumsal yapısından yararlanmayı tercih etmemenin anlaşılır bir izahı bulunmamaktadır. Danıştay'ın görüşünü alma yolu tercih edilirse kamu yararına yönelik işlemlerde ortak aklın süzgecinden geçmiş daha isabetli değerlendirmeler yapılabilir hakka teknik hatalardan arınmış bir idari düzenleme ya da kanun tasarısı hazırlanması gibi faydaları sağlanabilir."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Danıştay'ın 146. Kuruluş Yıldönümü Törenine 'Edepsizlik' Tartışması Damga Vurdu - Göngör:... - Son Dakika


Advertisement