Murat Emir'den iktidara "fon krizi" tepkisi: "Siz bu sorunun, bu krizin, bu vurgunun içindesiniz, tam göbeğindesiniz"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, iktidarın "fon krizine" müdahalede çok geç kaldığını belirterek, "Siz bu sorunun, bu krizin, bu vurgunun içindesiniz. Tam göbeğindesiniz. Siz sorumluluk makamındasınız, görevini yapmayansınız. Bir an evvel istifa etmelisiniz" dedi.
(TBMM) - YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, iktidarın "fon krizine" müdahalede çok geç kaldığını belirterek, "Siz bu sorunun, bu krizin, bu vurgunun içindesiniz, tam göbeğindesiniz. Siz sorumluluk makamındasınız, görevini yapmayansınız. Bir an evvel istifa etmelisiniz" dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa'da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depreme değinen Emir, can kaybı yaşanmamasının sevindirici olduğunu belirterek, "Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı daha korunaklı yapmamız gerektiği gerçeği bir kez daha bizle karşı karşıya geldi. Dolayısıyla bu konuda atılması gereken adımların ivedilikle atılması, depremle ilgili toplanan vergilerin de gerçekten kentlerimizi, binalarımızı daha güçlü yapmak için kullanılması şart" dedi.
"FON KRİZİNDE ÇOK GEÇ KALDINIZ"
"Fon krizine" ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, devlet kurumlarının gözetim ve denetiminde büyük bir yolsuzluk yaşandığını söyleyerek şöyle konuştu:
"Bir fon krizi yaşıyoruz. Asrın yolsuzluğu yaşanıyor. Birileri devletin birimlerinin; Maliye Bakanlığı'nın, BDDK'nın, SPK'nın, Borsa İstanbul'un gözetiminde, denetiminde, iç içe geçmişliği içerisinde asrın vurgununu vurmuşlar. ve bugün onu seyredenler, yani fon krizinin geldiğini SPK söylemiş bir yıl önce. 'Olağanüstü fiyat hareketleri görüyorum, bunlar olağan değil, bunlarla ilgili mutlaka bir şeyler yapılması gerekir' de demiş. 9 ay önce Mehmet Şimşek, 'Burada yanlışlıklar var, adım atacağız' demiş. Gazeteciler söylemiş, ekonomistler söylemiş, siyasetçiler söylemiş, seyretmişler."
Emir, 28 Ağustos'a kadar bazı kişilerin kazanç sağladığını ve sonrasında hükümetin harekete geçtiğini ifade ederek, "Mehmet Şimşek nihayet geldi, Finansal İstikrar Komitesi'ni toplayacakmış ve bunun üzerinden de bu fon krizinin etkilerini nasıl ortadan kaldıracaklarını tartışacaklarmış. Bir defa çok geç kaldınız. Siz bu sorunun, bu krizin, bu vurgunun içindesiniz, tam göbeğindesiniz. Siz sorumluluk makamındasınız, görevini yapmayansınız. Bir an evvel istifa etmelisiniz. Sizin ve sizin komitenizin bu sorunu çözme kabiliyeti yoktur" diye konuştu.
"MAĞDURLARIN YÜZDE 80'İNİN HAKLARINA KAVUŞMASI MÜMKÜN"
Emir, YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin açıkladığı kanun teklifine işaret ederek, yatırım fonu mağduriyetlerinin giderilmesi için yeni bir tasfiye yöntemi önerdi. Mevcut mevzuatla hak kaybına uğrayan vatandaşların yalnızca yüzde 10'unun zararının karşılanabileceğini kaydeden Emir, şöyle konuştu:
"Yapılacak iş bellidir. Şöyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız: Eğer bugünkü mevzuatla hak kaybına uğrayan vatandaşlarımızın haklarını vermeye kalkarsanız ancak yüzde 10'u haklarına kavuşabilecekler. Yüzde 90'ı haklarına kavuşamayacak. O halde yeni bir düzenleme yapmalısınız. Yeni düzenleme yaparken öncelikle bir tasfiye kurulu oluşturulmalı. Yepyeni bir tasfiye kurulu ve tasfiye kurulu öncelikle hak kaybına uğrayan vatandaşlarımızın gerçek hak kaybını hesaplamalıdır.
Bu para 28 Ağustos'tan önce satanlardan, bu arada 4 günlük para ve mal transferi dondurulmadan bir şekilde paraları kaçıranlardan takip edilmeli, tahsil edilmeli ve onlardan gelecek paralar ile vatandaşlarımızın hakkı ödenmelidir. Eğer bu yöntem uygulanırsa vatandaşlarımızın, hak kaybına uğrayan vatandaşlarımızın tek lira kamu kaynağı kullanılmaksızın yüzde 80'inin haklarına kavuşması olanağı olacaktır.
Çalanlar belli, götürenler belli, yurt dışına transfer edenler belli, seyredenler belli, içinde olanlar belli; o halde bizim de yapacağımız bellidir. Onlardan o paralar alınacak, gidildiği yere kadar gidilecek, paralarına, mallarına gidilecek ve oradan getirilen paralarla da bu vatandaşlarımızın zararı karşılanacaktır."
"MASUM VATANDAŞI SUÇLAYAMAYIZ"
SPK ve diğer kurumların fonlardaki fiyat hareketlerini gördüğünü belirten Emir, bazı kamu görevlileri ve siyasetçilerle ilgili iddialarda bulundu. Emir, şöyle konuştu:
"SPK'nın içerisinde bakan çocukları var, bakan eşleri var. SPK Başkanı milletvekilinin oğlu. Bir önceki SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu'nun kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu ile nasıl ilişkilere girdiğini daha birkaç yıl önce görmüştük ve nasıl akladıklarını, nasıl takipsizlikle onca yolsuzluğun üstünü örttüklerine hep birlikte tanık olmuştuk. Aynı şekilde daha bunlarla ilgili bütün bu olağanüstü fiyat hareketleri, fon şişirilmeleri ve olağanüstü zenginleşmeler ortalığa saçılmışken dördüne yatırım bankası kurma hakkı veren Şahap Kavcıoğlu var. O da eski yine AKP milletvekili. Baktığınızda Alkin Kardeşler'den tutun Bezmenler'e gelin, diğer bakanlara gelin, saray danışmanlarına gelin, eski bakanlara gelin, milletvekillerine bakın, burada bunca yolsuzluğun herkesin bildiği, herkesin gördüğü, herkesin 'balon şişiyor' dediği, 'bu balon bir yerde patlayacak, zararı küçük yatırımcı görecek' dediği bir yerde bunların siyasi destek olmadan, siyasete sırtını dayamadan başarılı olabilmesi mümkün müdür? Tabii ki değil. Dolayısıyla yapılacak iş bellidir. Bizim kanun teklifimiz meclise gelmiştir. Artık bundan sonra bu adımlar mutlaka atılmalıdır."
Fonlara yatırım yapan vatandaşların suçlanamayacağını belirten Emir, "Kıt kanaat biriktirdiğini, 'Zaten ben bununla bir şey yapamam ama bak burada yüksek bir getirisi varmış, buraya yatırayım da belki bir otomobil, belki bir ev alabilirim' diyen masum vatandaşı da asla suçlayamayız. Onları asla mağdur edemeyiz. 'E kardeşim sen bunu görmedin mi, nasıl yatırdın, nasıl inandın buna?' dediğiniz zaman bu soru asla ahlaklı bir soru değil arkadaşlar" dedi.
"TÜRKİYE'DE HUKUK DEVLETİ YERE ÇAKILDI"
Ekonomi politikalarını da eleştiren Emir, emekli maaşı ve asgari ücretin açlık sınırının, bazı meslek gruplarının maaşlarının ise yoksulluk sınırının altında olduğunu söyledi. Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öyle bir ekonomi yarattılar ki gerçekten ağır bir krizin içerisindeyiz. Biz söylüyoruz, biz yaşıyoruz; vatandaşlarımız iliklerine kadar bu krizi yaşıyor. Emekli maaşı, asgari ücret açlık sınırının altındadır. Beyaz yakalıların; öğretmenlerin, polislerin, doktorların, mühendislerin maaşları da yoksulluk sınırının altındadır. Türkiye gıda enflasyonunda dördüncü, dünyadaki toplam enflasyonda beşincidir. Dünyanın en yüksek faizini ödüyorlar, dünyanın neredeyse en yüksek enflasyonunu bu millete yaşatıyorlar.
96 ay olmuş Tek Adam Rejimine geçeli, 96 ay. Tek haneli enflasyon yapacaklardı değil mi? Bu 96 ayda sadece 3 ay tek haneli enflasyon yaşamışız. Sadece 3 ay. ve değerli arkadaşlar, bunlardan 36 ayda da enflasyon yüzde 30'un üstünde gerçekleşmiş. İşte sizin gerçekliğiniz bu. Sizin ekonomi politikalarınız duvara toslamaya mecburdur, duvara toslamıştır. Ama bütün bu bedeli yoksul halkın sırtına yüklüyorsunuz."
Hukuk devleti tartışmalarına da değinen Emir, Birleşmiş Milletler'de Türkiye'nin hukuk devleti ve öngörülebilirlik açısından iyi durumda olduğu yönündeki açıklamalara tepki gösterdi. Emir, "Öyle bir Türkiye ki her sabah kimin tutuklanacağının belli olmadığı, 300, 400, 500 gözaltılarla uyandığımız, siyasetçilerin iftiralar üzerinden tutuklu tutulduğu, yüz yıllık partiye hukuki meşruiyeti de olmayan, siyasi meşruiyeti de olmayan bir butlan kararıyla seçilmemiş kişilerin zorla oturtulduğu ve Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir Türkiye" dedi.
"FON KRİZİNİ ÇÖZEMEYENLER SANSÜRE SARILDI"
Fon krizine ilişkin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini de tepki gösteren Emir, "Bu fon krizini çözemeyenler, çözmeyenler, seyredenler ekonomistleri, gazetecileri susturma telaşına girmişler. Sadece bu süreçte takipçisi 12 milyonu bulan 194 hesap engellenmiş. 12 milyon vatandaşımızın bu hesaplara erişimi engellenince bu pisliğin örtüleceğini düşünmüşler. İlk akıllarına gelen sansür yapmak" diye konuştu.
Emir, erişim engeli getirildiğini söylediği hesaplar arasında ekonomistler, gazeteciler ve sanatçıların bulunduğunu belirterek, "İçlerinde önemli ekonomistler var; Profesör Bilge Yılmaz var, Profesör Veysel Ulusoy var, Uğur Gürses var, Emin Şirin var. Fon analisti Ted Peskus var. İçlerinde gazeteciler var; Dinçer Gökçe var, Nazlı Yüzbaşıoğlu var, Orhan Aydın var, sanatçı, Yavuz Değirmenci var, Gelecek Partisi kurucusu. Daha onlarca, yüzlerce. Susturun bunları. Onlar susunca, onlar paylaşım yapamayınca bunca rezillik yok mu olmuş olacak? Bunca rezilliği örtbas etmiş mi olacaksınız" diye sordu.
"TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZ BİR ROTAYA GİRMESİ ŞART"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) temaslarını da değerlendiren Emir, Türkiye'nin savunma sanayisi ve dış politikadaki adımlarını eleştirdi.
"Bakın biz oraya savaş uçağı almaya gittik. Savaş uçağı alacaktık. F-16'larımız modernize hala edilmedi. F-35 programına hala dahil edilmedik. F-35'ler için verdiğimiz 2 milyar dolara yakın paranın ne olduğu hala belli değil. KAAN motoru hala gelmedi ve CAATSA yaptırımları aynen yerinde duruyor. 1 milim ilerleme yok" diyen Emir, "Bir milim ilerleme olmamasına rağmen oradan bir başarı, bir pembe tablo, 'Dünya lideri' imajı yaratmaya çalışıyorlar. Oysa savaş uçağı almaya gitmiş ama yolcu uçakları alarak gelmiş bir Cumhurbaşkanı var" diye konuştu.
Emir, Boeing alımına da değinerek, "Yine her defasında o diplomatik çaresizliğinizin, o beceriksizliğinizin, Amerika'ya, Amerikan politikalarına, İsrail politikalarına teslim olmuşluğunuzun üzerini örtmek için ve bir randevu alabilmek için yine Boeing alıyorsunuz. Şimdi yine 150 Boeing için imza attılar" dedi.
Mekke Savunma Anlaşması'na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Emir, anlaşmanın içeriğinin kamuoyunca bilinmediğini savunarak, "Bir sayfa var elimizde, içerisinde bir iş birliği olacağı anlaşılıyor. Bakanı dinliyorsunuz, 'NATO benzeri bir pakt kurduk' diyor. Ama Meclis'e gelmemiş, kamuoyu bilmiyor, dünya bilmiyor, Anayasa ihlal edilmiş. Sayın Hakan Fidan, siz hangi sözü verdiniz Suudi Arabistan'a? Hangi sözü verdiniz? Bakın bu tip paktlar, savunma paktları NATO gibi, bunların iddia ettiği gibi Pakistan ve Suudi Arabistan'la yaptıkları paktlar ancak barış ortamında yapılır. Barış ortamında savaş çıkmasın diye yapılır. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir an evvel akılcı, ideolojik körlüklerden uzak, Türkiye'nin yüksek menfaatlerini savunan bağımsız, ciddi bir rotaya girmesi şarttır" diye konuştu.
"BÖYLESİNE SİYASALLAŞMIŞ YARGIYI KABUL ETMİYORUZ"
Kocaeli'de bir arsa ve tarlaya ilişkin iddialar üzerinden avukat Mehmet Nazım Gençtürk ve haber yapan Cihat Polat'a yönelik suçlamaları da gündeme getiren Emir, söz konusu taşınmazın AK Parti milletvekilinin yakınlarına ve danışmanına ait olduğu yönünde bilgi bulunduğunu söyledi.
İddianamenin iki günde hazırlandığını belirten Emir, "Savcı baktığında burada bu suçların olmadığını söylüyor. İlk iddianamede suç yok. Ne yaparlar? Savcı değiştiriyorlar, sonra hakim değiştiriyorlar ve bunun üzerinden de bu avukat arkadaşımıza 2 yıl 1 ay ceza veriyorlar. Avukat kamunun hakkını savunuyor, gazeteci bunu haber yapıyor. Haber yapılan konu mahkeme kararlarıyla sabit. Ama bir tarafı AKP'li siyasetçiler olunca, sonucunda mahkeme bir şekilde değiştirilerek, savcı değiştirilerek, hakim değiştirilerek cezalandırılıyor" ifadelerini kullandı.
"YAVAŞ TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ SİYASETÇİLERİNDEN BİRİ"
Emir, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın istifasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Emir, şunları söyledi:
"Sayın Bahçeli'nin neye rahatsız olduğunu doğrusu bilemem. Değerlendirmek de bana düşmez. Ama Sayın Mansur Yavaş'ın Türkiye'nin en önemli siyasetçilerinden biri olduğu ve attığı adımların Türkiye'de gündem olmasının son derece normal olduğu hepimizin gördüğü bir gerçektir, malumumuzdur.
Aslına bakarsanız Sayın Cumhurbaşkanı'nın Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada, oradaki İran karşıtı Körfez ülkeleriyle yaptığı toplantıda, aslında gerçekte hiçbir şey alamayan, Boeing uçağı almaktan öte gidemeyen başarısızlığı da üstü parlatılamayacak kadar bir yenilgidir, bir başarısızlıktır.
Dolayısıyla Türkiye'de Mansur Yavaş'ın istifasının gündem olmuş olması olağandır, normaldir. Sayın Bahçeli'nin ve böyle düşünen siyasetçilerin 'Biz niye daha önemli işler yapamıyoruz, bizim içimizden niye daha önemli siyasetçiler çıkmıyor?' diye düşünmelerinde fayda var."
"GÖZ YUMULMUŞSA BAŞSAVCILIK GÖREVİNİN LAYIKIYLA YAPILMADIĞI ANLAMINA GELİR"
Adalet Bakın Akın Gürlek'in fon krizine ilişkin başlatılılan soruşturmaya yönelik açıklamalarının hatırlatılması üzerine Emir, "Sayın Bakan gerçekten bu fon vurgunu ile ilgili üstüne gitmek istemiş ise yapabileceği bir şey vardı. Daha doğrusu iki şey vardı, birisi hukuk içerisinde. O da gerçekten SPK'ya başvurur, ilgili kamu kuruluşuna başvurur, amirlerine başvurur ve soruşturma izni ister. Böyle bir izin istenmişse onun ortaya konması gerekir" dedi.
Emir, soruşturma izni istenmemiş olması durumunda ise "Eğer böyle bir izin istenmemişse ve suçun işlendiği görüle görüle beklenmişse, buna göz yumulmuşsa bu da Başsavcılık görevinin layıkıyla yapılmadığı anlamına gelir" diye konuştu.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, ikinci yöntemin ise "örgütlü suç" soruşturması yürütülmesi olduğunu belirterek, "Ama ayrıca bir yöntem daha var. Sayın Akın Gürlek bu yöntemi İstanbul'da Başsavcılık döneminde çok kullandı. Örgüte sokar, alırsınız bir sabah herkesi. Bu da yapılmadı. Çünkü buradaki yapılan işlerin örgütsüz, bir organizasyon dahilinde yapılamayacağı açık" ifadelerini kullandı.
Sizin düşünceleriniz neler ?