Tekrar - Son Dakika
Son Dakika Logo

Tekrar

13.10.2012 14:39

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de Esed rejiminin her gün onlarca, yüzlerce insanı öldürmesi konusunda cesaret veren ve adeta yeşil ışık yakan bir tutumun ortada olduğunu belirterek, "Peki bu tutum nedir? Bunu kaynağı nerede? Uluslararası"...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de Esed rejiminin her gün onlarca, yüzlerce insanı öldürmesi konusunda cesaret veren ve adeta yeşil ışık yakan bir tutumun ortada olduğunu belirterek, "Peki bu tutum nedir? Bunu kaynağı nerede? Uluslararası kuruluşların sesi ciddi anlamda çıkıyor mu? Maalesef çıkmıyor" dedi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de Esed rejiminin her gün onlarca, yüzlerce insanı öldürmesi konusunda cesaret veren ve adeta yeşil ışık yakan bir tutumun ortada olduğunu belirterek, "Peki bu tutum nedir? Bunu kaynağı nerede? Uluslararası kuruluşların sesi ciddi anlamda çıkıyor mu? Maalesef çıkmıyor" dedi.

Erdoğan, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü (KDK) ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "İstanbul Küresel Forumu" açılışında yaptığı konuşmada, adalet konusuna değindi. Erdoğan, 41 dakika süren konuşmasına, forum kapsamında adalet kavramının dinden siyasete, tarihten ekonomiye, bilimden sanata kadar, günümüz dünyasını ilgilendiren her boyunun tartışılacak olmasını önemli gördüğünü söyledi. İstanbul Küresel Forumu'nun zamanlaması itibariyle de önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, bölgede ve tüm dünyada etkileri derinden hissedilen çok yönlü ve güçlü bir değişim, dönüşüm sürecinden geçildiğini kaydetti.

-"TARİHİ DÖNÜŞÜMLERİN ETKİLERİNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ"-

Bunun yanında 5'inci yılına giren küresel ekonomik krizin özellikle Batı'da giderek derinleşen siyasi-sosyal ve ekonomik yansımalarına şahitlik edildiğini belirten Erdoğan, yine aynı şekilde Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan tarihi dönüşümlerin çok boyutlu etkilerini yakından hissettiklerini, bu değişim dalgasını anlamak için üzerinde durulması gereken hususlardan birinin de adalet olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

-MEVLANA'DAN ADALET ÖRNEĞİ-

Adaletin pek çok tanımı olduğunu söyleyen Erdoğan, bu konuda büyük mütefekkir ve mutasavvıf Mevlana'nın adalet tarifini katılımcılarla paylaşmak istediğini belirterek, şu örneği verdi:

"Diyor ki Mevlana: Adalet nedir? Ağaçları sulamak. Zulüm nedir? Dikene su vermek. Devam ediyor Mevlana. Adalet bir nimeti yerine koymaktır. Su emen her kökü sulamak değil. Zulüm ise bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır. Evet, adalet ile zulüm arasında işte böyle ince bir sınır var. Bizler bu sınırın adalet tarafında yer almayı şiar edinmiş kişiler olarak burada buluştuk."

-"42 BİN KİŞİYİ KAPSAYAN KAMUOYU NETİCESİNDE PARTİMİZİN ADINI ADALET VE KALKINMA KOYDUK"-

Erdoğan, hayatın her alanında bu ilkeyi hayata geçirmenin mücadelesini vermek durumda olduklarını, toplumların ve bireylerin adalete duydukları ihtiyaç ve adaletin gerekliliği konusunda filozoflar, din adamları ve siyaset bilimcilerin ittifak halinde olduğunu söyledi. Adaletin kelime anlamının "her şeyi yerli yerine koymak" olduğunu, ayrıca adaletin tavır, davranış ve hükümlerde doğruluk, herkese hakkını vermek, haksızları terbiye etmek, eşit davranmak, insaflı hoşgörülü olmak gibi anlamları da bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Biliyorsunuz genel başkanı olduğum partimizin adında adalet ifadesi yer alıyor. Biz, partimizin adına adaleti koyarken, ülkemizin genelinde 42 bin kişiyi kapsayan bir kamuoyu araştırması yaptık. Onun neticesinde partimizin adının Adalet ve Kalkınma olmasına karar verdik. Çünkü o özlem, ülkenin demek ki adeta genelini kapsıyordu. Bu durum tesadüf veya küresel bir moda anlayışından kaynaklanmıyor. Bu durum bütün insanlığın adalet özlemi içinde olduğuna, adalet arayışı peşinde bulunduğuna işaret ediyor" diye konuştu.

-ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERENLER-

İnsanlık tarihinde destansı mücadelelerin hepsinin adalet için girişilen çabaların bir sonucu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Yakın tarihte baktığımızda Gandi'yi, Malcom X'i, Mandela'yı, Aliya İzzetbegoviç'i görürüz. Bu muhteşem mücadele adamlarının zulme başkaldırmaktan talep ettikleri şey, kendi toplumlarının nezdinde bütün insanlık için adalet değil miydi? Filistin'de İsrail buldozerleri altında parçalanarak katledilen Rachel Corrie, zulme karşı adaletin safında yer aldığı için orada değil miydi?" diye sordu.

-"DÜNYADA ZULÜMDE, ADALET ARAYIŞI DA ASLA SON BULMAYACAK"-

Erdoğan, insanlık varolduğu sürece, dünyada zulmün eksik olmayacağını, dolayısıyla da adalet arayışının da asla bulmayacağını, adaletin safında yer alanların daima hayırla minnetle yad edilirken, zalimler ve zulüm uygulayanların ise lanetle, nefretle anılmaya devam edeceklerini savundu.

-"BM'NİN REFORME EDİLMESİ ŞART"-

Küresel düzeyde yaşanan değişim sürecinin en önemli boyutlarından birini siyasi ve ekonomik adaletsizliklerin oluşturduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, günümüz dünyasında adaletsizliğin yapısal bir hüviyet kazandığını gördüklerini ifade etti. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, pek çok uluslararası kuruluşun işleyişinde, bu yapısal adaletsizliğin açıkça görülebildiğini dile getiren Erdoğan, "Kimse BM'nin yapısının adil bir anlayış üzerine bina edildiğini söyleyemez. 5 tane daimi üye, 10 tane geçici üye. 10 tane geçici üyenin bir anlamı var mı? Yok. 5 tane daimi üyenin içinden bir tanesi çıkıp "Hayır' dediği zaman mesele bitiyor zaten. Oradan karar çıkartmak mümkün değil. Öyleyse Birleşmiş Milletler niye? Birleşmiş Milletlerin reforme edilmesi, adalet üzerine reforme dilmesi şart! Bunu çözülmesi lazım. Şunu da söyleyeyim. Bu konuşmayı burada yapmıyorum. BM Genel Kurulu'nda da yaptım. Yaptığım için rahatım. ve 5 üye onlar ne derse o oluyor. Bu ne demektir, demek ki dünyayı bu 5 üyenin insafına bırakmış durumdayız. Peki bu 5 üyenin etnik yapısından, inancından, düşüncesinden başka dünyada yapı yok mu? Bakış yok mu? Var. Peki bu küresel yapıyı, bu tüm insanlığı kapsıyor mu bu temsil. Ona baktığımız zaman verilecek cevap "Hayır'. Öyleyse BM'nin reform edilmesi şart" diye konuştu.

-"ESKİ DÜZENİN HAMİLERİ"-

Erdoğan, uluslararası barış ve güvenliğin emanet edildiği BM Güvenlik Konseyi'ni, maalesef geçen 100 yıldan kalan güç dengelerine mahkum edilmiş olmakla eleştirerek, "Eski düzenin hamileri, sorumluluğu diğer ülkelere yüklemeye çalışırken, karar alma mekanizmalarını kendi kontrollerinde tutmaya devam ediyorlar" dedi.

-"BM GÜVENLİK KONSEYİ BAŞTA, ULUSLARARASI KURULUŞLARIN DEĞİŞME ZAMANI GELDİ"-

Dünyadaki siyasi ve ekonomik değişimlerde giderek artan sorumluluk üstlenen ülkelerin, bu süreçleri etkileyen karar alma mekanizmalarından ısrarla uzak tutulmalarını kabul edebilmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Bilhassa, yükselen güç olarak ifade edilen Türkiye, Brezilya, Hindistan, Endonezya gibi ülkeler açsından bu adaletsiz işleyiş, sürdürülebilir olmaktan çıktı. BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası kuruluşların yapılarının değişme zamanı geldi. Daha geniş, daha adi, daha etkin bir temsil niteliği kazanmayan uluslararası kuruluşların gelecekte varlıklarını ve işlevlerini sürdürebilmeleri giderek zorlaşıyor" dedi.

-"ESED REJİMİNE YEŞİL IŞIK YAKAN BİR TUTUM VAR ORTADA"-

BM'nin Suriye konusunda "tepkisiz" kalmasına da sert tepki gösteren Başbakan Erdoğan, "Örneğin, Suriye'de 20 aydır bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden insanlık dramına, bütün çabalarımıza rağmen, BM Güvenlik Konseyi müdahale etmemiştir" dedi. Suriye'de 30 bini aşkın insanın 7'den 70'e kadın-erkek demeden öldürüldüğünü, 250 bini aşkın insanın, ülkesinin dışında yaşadığını ve bunun 100 bininin Türkiye'de misafir edildiğini belirten Erdoğan, "Ülkesinin içinde 2.5 milyon Suriyeli' evlerinden ayrı yerlerde kaçak-göçek yaşamaktadır. Her an korku içindeler. Bu Esed rejimine, her gün onlarca, yüzlerce insanı öldürmek konusunda cesaret veren adeta, yeşil ışık yakan bir tutum var ortada. Peki bu tutum nedir? Bunu kaynağı nerede? Uluslararası kuruluşların sesi ciddi anlamda çıkıyor mu? Maalesef çıkmıyor. Sıradan ifadelerle günü kurtarmanın hiç bir anlamı yok. Eğer biz 5 daim üyeden 1-2 tanesi ne der diye bunu bekleyecek olursak o zaman Suriye'nin akıbeti gerçekten çok tehlikeli ve insanlık tarihe bunu unutulmayacak ifadelerle kazıyacaktır.Bu böyle bi gelişmeyi gösteriyor. Ne acıdır ki 20 yıl önce, Balkanlar'da, Saraybosna'da, Sreprenisa'da 100 binlerce insanın katline seyirci kalan BM, bugün Suriye'de de acizlik içindedir."

-"ADALETİ TAYİN YETKİSİ ESED'İN DEĞİLDİR"-

Erdoğan, 20 önceki bu gafletin, uluslararası toplumun soğuk savaşın bitimi ile ortaya çıkan sorunlarla baş etmekte hazırlıksız yakalandığı şeklinde bunun izah edildiğine işaret ederek, "Peki bugün Suriye konusunda sergilenen acizliğin, adaletsizliğin nasıl bir açıklaması olabilir. Suriye'deki olaylar karşısında etkin bir politika ortaya koyamayan Güvenlik Konseyi'nin dünyanın diğer bölgelerindeki mağdurlar, mazlumlar nezdinde hızlı meşruiyetini kaybettiğinin bilinmesini istiyorum. Adalet Suriye halkının da hakkıdır. Adaleti tayin yetkisi, Esed'in değildir Suriye halkınındır" yorumunu yaptı.

-"TÜRKİYE SURİYE'DE KARDEŞLİK POLİTİKASINI SÜRDÜRECEK"-

Türkiye'nin bölgeyi ve giderek dünyayı tehdit eden bu sorun karşısında en başından beri adalete, hakkaniyete, kardeşlik hukukuna uygun bir politika izlediğini, izlemeye de devam edeceğini açıkladı. Erdoğan, uluslararası kuruluşlara da aynı adaletli hakkaniyetli, duyarlı tutumu benimseyip gereğini yapmaları çağrısında bulundu. (ANKA/DEVAM)

(HMD/HF) - Ankara

Kaynak: ANKA

Advertisement