Bakan Yıldırım, Başkanlık Sistemini Savundu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Bakan Yıldırım, Başkanlık Sistemini Savundu

Bakan Yıldırım, Başkanlık Sistemini Savundu
15.02.2016 12:31

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir'de 'Gönül sofrası' adı altında yapılan toplantıda sivil toplum kurulu temsilcileriyle akşam yemeği yedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir'de 'Gönül sofrası' adı altında yapılan toplantıda sivil toplum kurulu temsilcileriyle akşam yemeği yedi. Yıldırım, başkanlık sistemini savunurken, "Bazıları 'Türkiye bölünecek, eyaletlere ayrılacak' diyor. Bunlar külliyen yalandır, yanlıştır, kasıtlıdır" dedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Balçova Termal Otel'de İzmir Valisi Mustafa Toprak'ın da katıldığı toplantıda konuşan Yıldırım, halkın başkanlık sistemiyle bir sorunu olmadığını belirterek, şunları söyledi:

"Günden güne başkanlığa ilgi artıyor. Sorun siyasette. Maalesef siyaset Türkiye'de istenen olgunluğa gelmedi. Ben de bir siyasetçiyim. Biz siyasette birinci kademedeyiz henüz. Birinci kademe, sorunların tanımında anlaşamamaktadır. Şu anda Türk siyasetinde sorunların tanımında anlaşamama var. Gelişmiş demokrasilerde sorunların tanımında bir anlaşmazlık yok. Biz oraya henüz gelemedik. Biz sorunların tanımını henüz konuşuyoruz. Demokrasimizin yol alması gereken epey zaman var. Biz ne kadar birbirimizle uğraşırsak o kadar enerjimizi boşa tüketiriz. Bunu da dışarıdakiler görüyor. Bugün başına iş gelen devletlerin niye bu hale geldiklerine bakın, bunu göreceksiniz. Onun için asla öyle bir oyuna gelmememiz gerekir."

"7 HAZİRAN'DA TÜRKİYE'NİN YAŞADIKLARINI GÖRDÜNÜZ"

Bakan Yıldırım, başkanlık sistemini anlatırken, 1982 Anayasası'nda parlamenterin sistemin öngörüldüğünü, cumhurbaşkanının yetkileri bulunduğunu anlatırken şöyle dedi:

"Yetkileri o dönemde o kadar geniş tutmuşlar ki, parlamenter sistemi olmasına rağmen Fransa'daki yarı başkanlık sisteminin neredeyse tıpa tıp aynısı. Tek fark Fransa'da başkan parlamentoyu feshediyor. Biz de ediyor ama belirli şartları var. Bu kadar benzer, adı parlamenter sistem. İki tercihimiz var. Biri; tekrar güçlendirilmiş parlamenter sistemi, ya da üniter başkanlık sistemine geçeceğiz. Bazıları 'Türkiye bölünecek, eyaletlere ayrılacak' diyor. Bunlar külliyen yalan, yanlış, kasıtlıdır. Başkanlık sistemi ile belediye başkanı seçimi arasında hiçbir fark yok. Tek farkı var; belediye başkanı iyi çalışırsa, 10 dönem seçilebilir. Başkanlıkta artık diktatörlüğe dönüşmesin diye iki dönem şartı getirilmiş iyi çalışsa bile. Niye başkanlık sisteminde ısrar ediyoruz? 7 Haziran'da Türkiye'nin yaşadıklarını gördünüz."

"DÜNYA BÖLGEDE OLANLARA GÖZÜNÜ KAPAMIŞ, KULAĞINI TIKAMIŞ"

Türkiye gündemi ve mülteci sorununa da dikkat çeken Yıldırım, milletin huzurunu bozma gayreti olduğunu anlatırken Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesi'nde bir büyük oyunun tezgahlandığını ifade ederken şöyle dedi:

"Bu oyun esasen Osmanlı coğrafyasının değişmesinden, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra yaratılan bir proje. 100 yıl sonra bölgeyi tekrar hareketlendirmek, tesis edilmiş kardeşliği bozmak için yoğun bir çalışma var. Bir yandan Türkiye içerisinde terörü cesaretlendirerek, milletimizin huzurunu bozma gayretleri varken, bir yandan da bölgeyi maalesef kan gölüne çevirdiler. Bugün dünyada yaşayan her 122 insandan biri mülteci konumuna düştü. Eğer mülteciler ayrı devlet kursa dünyanın 24'üncü büyük devleti haline geliyor. O insanlar niye bıraksın yurdunu? Malı mülkü, soyu sopu orada ama yaşam hakkı en kutsal haktır. Maalesef onu bile çok gördüler. Uygar dünya bölgede olanlara gözünü kapamış kulağını tıkamış izliyor."

BM'NİN BÜYÜK BİRADERLERİ BÜYÜK YANILGI İÇİNDE

Yıldırım, Suriye, Irak, Yemen'de daha ne kadar masum insanların hayatını kaybedeceklerini sorduktan sonra küresel siyasette söz sahibi olan 'beş kardeşler' olarak nitelendirdiği 'Birleşmiş Milletler'in büyük biraderlerinin' büyük yanılgı içinde olduğunu ifade etti. İnsanlığa ve insan onuruna sahip çıkan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bu bizim inancımızın gereğidir. Bize yakışanı yaptık. Fırsatçılığı değil insanlığı tercih ettik. Bu kadar acı tecrübe yetmezmiş gibi Halep'te yaşayan insanları da yerlerinden etmeye çalışıyorlar. 'Nasıl olsa Türkiye bunları alır' diyorlar. Türkiye gayet tabii her türlü imkanını zorlayarak dardaki herkese yardım eder ama bu yol yol değildir. Bu gidişat gidişat değildir. Daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmek için tarihin verdiği sorumluluğu yerine getirilmeli. Sadece insanlar ölmüyor. İnsanlık da ölüyor. Küresel barışın sağlanması için mutlaka Birleşmiş Milletler yapısının tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor."

"BU YOL ÇIKMAZ SOKAKTIR, VATANDAŞLA ARAMIZDAN ÇIKIN"

Türkiye'nin terörle ilgili konulara yabancı olmadığını ancak sürecin çok hoyratça kullanılarak Türkiye'yi meşgul eden organizasyonların yapıldığını öne süren Yıldırım, şöyle konuştu:

"İçerideki terör unsurlarını destekleyen sözüm ona komşularımız var. Bu komşular geçmişte dara düştüklerinde onların yanında yer aldık. Eli kanlı terör örgütüne bir çift lafım var; bu yol çıkmaz bir sokaktır. Bu yoldan vazgeçin. Vatandaşlarımızla aramızdan çıkın. PKK terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yok. Ne var? Orada yaşayan Kürt vatandaşlarımızın terör örgütü gibi bir sorunları var. Bizim görevimiz terör örgütünü etkisiz hale getirmek, Türkiye'nin gücünü, enerjisini yok eden beladan kurtarmak. Büyük bedel ödediğimiz toprakların bölünmesine asla izin vermeyeceğiz ve terörü Türkiye'nin gündeminde en alt sıraya getirmeye kararlıyız. Bunun için milletimizin desteği tamdır. Çünkü hiç kimse kazanımlarının bir hiç uğruna yok olmasını istemiyor. Irak, Suriye, Mısır, Ukrayna, Yemen ne hale geldi. Onun için çok dikkatli olacağız."

"DOSTLUĞUMUZ KIYMETLİ, DÜŞMANLIĞIMIZ ŞİDDETLİ"

İnsan kaçakçılarına yönelik baskınlar yapıldığını da kaydeden Yıldırım, bir insanı kurtarmanın bütün cihanı yaşatmak anlamına geldiğini ifade etti. Sorumluluklarının büyük olduğunu söyleyen Yıldırım, dostluklarının kıymetli düşmanlıklarının şiddetli olduğunu belirterek, şöyle dedi:

" Ege'de göçmenlerin maalesef denizde hayatlarını kaybediyorlar. Bunu ticarete dönüştüren vicdansızlar var. İzmir'in de adı sık geçiyor. Marmaris'ten Çanakkale'ye kadar olsa sahil bandında en çok ismi geçen illerden biri İzmir. Çeşitli ihbarları değerlendirerek belirli yerlere baskın yaptık. 80'in üzerinden 'merdiven altı' dediğimiz güvenliksiz şişme bot ele geçirip imha ettik. Her bir botta 40-50 kişi olduğunu düşünürsek, ölüme seyre çıkan 4 bin-4 bin 500 insanı kurtarmış olduk. Bir insanı bile kurtarmak bütün bir cihanı yaşatmak anlamına geliyor. Hepimizin sorumluluğu büyük. 'Bana ne' diyemeyiz. Bu ülkenin başını ağrıtan her işten hepimiz sorumluyuz. Dün herkesin başını ağrıtan, dost bildiklerimizin başını ağrıtan terör grupları bugün onlara dost oldu. Bunu da ibretle izliyoruz. Bunlar tesadüfi değil. Bunların her birinin arkasında hesap-kitap var. Onların bilmediği şey; bizim dostluğumuz çok kıymetlidir ama düşmanlığımız da çok şiddetlidir. Bunu da bir yere not etsinler." - İzmir

Kaynak: DHA

Son Dakika Politika Bakan Yıldırım, Başkanlık Sistemini Savundu - Son Dakika


Advertisement