Kayısı Hasadı ve İşçi Zorlukları - Son Dakika
Son Dakika Logo

Kayısı Hasadı ve İşçi Zorlukları

21.05.2026 10:12

Aydın'da kayısı hasadı başlarken, kadın işçiler düşük yevmiye ve yüksek yaşam maliyetlerinden şikayetçi.

Haber: Osman BEKAR

(AYDIN) - Türkiye'nin en önemli meyve üretim merkezlerinden Aydın'ın Atça Ovası'nda erkenci kayısı çeşitlerinde hasat başladı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelere giren kadın işçiler ellerine geçen ücretle çarşı pazardaki hayat pahalılığı arasında sıkışıp kaldıklarını anlattı. Üretici Atalay Dinç ise "üreten, çalışan, emeği ile geçinenlerin değil, malı alıp büyükşehirlerde pazarlayanların kazandığını" söyledi.

Kayısı bahçelerinde en zorlu işlerden biri olan kayısı seçimi yapan kadın işçiler, aldıkları yevmiyenin mutfak masraflarını bile karşılamadığını anlattı. Günde 1.250 lira yevmiye aldığını bildiren kadın işçi, şunları söyledi:

"1.250 lira kurtarmıyor ama kurtarmak zorunda. Ne yapalım? İhtiyaç olduğundan geliyoruz. Çoluk çocuklar var. Çalışıyoruz, beş on kuruş para alıp idare ediyoruz. Çocukların masrafları için çalışmaya geliyoruz. Çalışmazsak alamıyoruz, çalışırsak alıyoruz işte. Bugünümüze de şükür. Eşim emekli ama biraz hasta, kanser oldu."

"20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞI KİME YETER?"

Kayısı toplayan bir diğer kadın çalışan ise emekli olduğunu ancak tarım işçiliğini sürdürdüğünü anlattı. Kadın işçi, şunları kaydetti:

"İşçi yevmiyeleri 1.000 lira. Kurtarmıyor da ne yapalım? Çalışıyoruz. Her istediğimizi, her zaman alamıyoruz. Çalışma ortamı bir yandan güzel ama bir yandan da bizlere göre zor. Artık çalışmak zorundayız, yarı aç yarı tok haldeyiz. Çalıştığımız para çarşı pazar masrafımızı kurtarmıyor. Çoluğumuz çocuğumuz var, çalışmak zorundayız. Devletimizin  bunu görmesi, duyması lazım. Emekli maaşı 20 bin lira kime yeter? Bir kendileri geçinsin ki 20 bin lirayla, sonra emekliye el uzatsınlar. Bu parayla ancak iki üç çeşit yaş sebze alabiliriz; etimizi, sütümüzü, yumurtamızı, yoğurdumuzu alamıyoruz. Bir hafta pazara gitsek, ertesi hafta gitmiyoruz, öyle idare etmeye çalışıyoruz. Her şeyi alamıyoruz, yerine göre meyve bile alamıyoruz."

"SABAH 04.00'te KALKIP AĞACA TIRMANIYORUZ"

Çocuklarının geleceği için sabahın köründe yollara düştüklerini anlatan bir başka kadın işçi ise işe şöyle konuştu:

"Kayısı toplamak zor. Sabahın köründe kalkıyoruz, çoluğu çocuğu bırakıp buraya geliyoruz. Aldığımız para nerede kurtaracak? Çocukların eşyalarını zor alıyoruz. Kazandığımız yevmiyeyle sebze, meyve ve birkaç temel eşya ancak alabiliyoruz, daha ötesine gidemiyoruz. Aldığımız parayla kendimizi kurtaramıyoruz. Hükümetimiz iş yerleri açsın, çoluğumuza çocuğumuza iş versin, ticareti düzeltsin, enflasyonu düşürsün ki paramızı kazanalım. Biz her zaman iş bulamıyoruz. Bölgede iş yerleri bulunmadığından çocuklar bazen hep evde oturuyor. İş yerleri açılsın, fabrikalar kurulsun ki çocuklar işsiz kalmasın, insanlar rahat rahat çalışıp emekli olabilsin. Biz de böyle çekiyoruz. Çoğu insan emekli olamıyor, parasız kalıyor. Çoluğuna çocuğuna muhtaç olan insan ne yapsın? Çalışamadıklarında aylık da bulamıyorlar."

Aynı tarlada merdiven üzerinde kayısı toplayan bir diğer kadın işçi ise riskli çalışma koşullarına dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Bizim is¸imiz gerçekten çok zor. Agˆaca çıkıyoruz, merdivenden düs¸me tehlikesi var. Bunun yanında maddi sıkıntılar belimizi büküyor, para yetmiyor. Kolay olmadıgˆı halde mecburiyetten geliyoruz; ekmek davası, çoluk çocuğun rızkını ve harçlıgˆını çıkarıp evimizi geçindirmeye çalıs¸ıyoruz. Hayatımızdan memnun degˆiliz; ne zeytinyagˆımız ne incirimiz para ediyor, yevmiyemiz de masrafları kars¸ılamıyor. Buraya gelebilmek için sabah saat 04.00'te kalkıyoruz, aks¸ama kadar çalıs¸ıyoruz. Bu yevmiyeyle pazardan hiçbir s¸ey alamıyoruz. Pazara gidip poşetlerimize bakıyoruz; yanımızda iki bin lira para götürsek bile peynirimizi, sütümüzü, yoğurdumuzu, tavuğumuzu alamaz hale geldik."

Bir hafta pazara gidersek ertesi hafta gitmiyoruz. Çocuklarım var, kimseye muhtaç olmayalım diye kurbanlığı bile taksitle ödeyerek kesmek zorunda kalıyoruz. Ben EYT ile emekli oldum, s¸u an yirmi bin lira alıyorum. Pazara gidiyorsun, dogˆal gazı yatırıyorsun, elinde hiçbir s¸ey kalmıyor. Kalmadıgˆı için de mecburen bu duruma katlanıp tarlaya geliyoruz. Devletin çiftçiyi kalkındırması, gençlerin önünü açması lazım."

"ARADAKİ MANAV BİR GÜNDE BENİM YILLIK EMEĞİMİ KAZANIYOR"

Atça Ovası'nda 20 yılı aşkın süredir kayısı üreticiliği yapan Atalay Dinç ilaç ve gübre maliyetlerinin geçen yıla göre yüzde 50'nin üzerinde arttığını belirterek, şunları söyledi:

"Bu ağaçların orijini İtalyan ninfa cinsi kayısıdır. Ağaçların bu sene hava şartlarından dolayı verimleri biraz az ama olgunlaştılar ve bugün hasada başladık. Fakat mahsulü Atça'daki toptancı haline verdiğimizde fiyatlar 20-25 lira bandında seyrediyor. Bir kadın işçinin yevmiyesi 1.250, erkek işçinin ise 2 bin lira civarında. Bir işçinin sadece kendi yevmiyesini çıkartması için 60-65 kilo kayısı toplaması lazım. Yüzde 10 da komisyoncu arkadaşımız emeğinin karşılığı olarak alıyor. Gübre ve mazot fiyatları meydanda; dolayısıyla biz kazanamıyoruz. Bu mal Nazilli'deki perşembe pazarında 80 lira, büyük marketlerde ise 100 liranın üzerinde satılıyor. Sonuç itibariyle üreten, çalışan, emeği ile geçinenler değil; malın ticaretini yapanlar, malı alıp büyükşehirlerde pazarlayanlar kazanıyor. Bu durum yıllardan beri böyle ve bu düzen bir türlü kırılmadı. Kırılmadığı için de her zaman üretici ve çiftçi mağdur pozisyonda kalıyor. Hayvancılıkta da böyle, çiftçiliğin diğer alanlarında da böyle. Benim bir yıl boyunca çalışıp da kazanmadığım parayı, aradaki manav veya tüccar bir günde, iki günde kazanıyor."

"TÜKETİCİNİN 100 LİRAYA ALDIĞI KAYISIYI BİZ TARLADA 20 LİRAYA SATIYORUZ"

Kooperatifleşme, üretici birlikleri ve planlı ekonomi olması şart. Liberal ekonomi adı altında getirildiğimiz vaziyet ortada. Bu toprakları elimizden çıkarmak istemediğimiz için zararına da olsa ekip dikip üretiyoruz. Şu an Atça Ovası'nın yarısı boş kaldı, kalan yarısına da mısır silajı ekiyorlar. Pamukçuluk bitti, meyvecilik de bitmek üzere. Sayın Cumhurbaşkanı her zaman 'Bir karış toprak boş kalmayacak şekilde ekin' diyor ama Tarım Bakanı 'Zarar ediyorsanız dikmeyin kardeşim' diyor. Ekip dikmeyi bırakırsak ürünü nereden alacağız? İthal edeceğiz, ithalat da dolarla oluyor. Ülkenin cari açık durumu meydanda; TÜİK ve bakanlık da bunu açıklıyor. Ben özellikle devletin çiftçiyi yönlendirmesinden, ülkenin ihtiyaçları ile ihracat kapasitesini düşünerek planlı ekim dikim yaptırılmasından yanayım. Aksi takdirde her önüne gelen çilek veya farklı bir ürün diker ve mahsul para etmez. Devletin bizi yönlendirmesi şart. Aksi takdirde bugünkü gibi açlık ve yoksulluk kaçınılmaz olur. Ne işçi memnun ne üretici memnun; tüketenler de memnun değil. Mesaiden çıkan bir memur veya işçi çoluğuna çocuğuna bir kilo kayısı ya da çilek götürmek istese 150-200 lira ödemek zorunda kalıyor. Tüketicinin 100 liraya aldığı kayısıyı biz tarlada 20 liraya satıyoruz. Aradaki bu büyük uçurumu hesaplayıp devletin gerekli önlemleri alması ülke ekonomisi için şarttır."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Yerel Kayısı Hasadı ve İşçi Zorlukları - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement