Çanakkale Savaşı Sırasında 2 Bin Civarında Türk Sa: Avustralya'da Yaşayan Kıbrıs Türk'ünden İlginç Proje - Son Dakika
Son Dakika Logo

Çanakkale Savaşı Sırasında 2 Bin Civarında Türk Sa: Avustralya'da Yaşayan Kıbrıs Türk'ünden İlginç Proje

20.07.2006 08:00

Avustralya'nın Melbourne Kenti'nde yaşayan Tümer Mimi adlı Kıbrıs Türk'ü Gelibolu-Anzak törenlerinin Gelibolu'nun yanı sıra KKTC'de de yapılmasını önerdi.

Avustralya'nın Melbourne Kenti'nde yaşayan Tümer Mimi adlı Kıbrıs Türk'ü Gelibolu-Anzak törenlerinin Gelibolu'nun yanı sıra KKTC'de de yapılmasını önerdi.

Gazimagosa olarak da bilinen Mağusa'da Çanakkale Savaşı sırasında esir edilerek Kıbrıs'a getirilen 2 bin civarında Osmanlı Savaş Esiri'nden şehit olanların yattığı bir şehitliğin varlığını kamuoyuna duyurmak istediğini belirten Mimi, KKTC'nin Mağusa Kenti'ndeki Çanakkale Şehitliği'nin göz ardı edildiğini belirterek yetkililerin dikkatini çekti.

Çanakkale Savaşı sırasında 2 bin civarında Türk savaş esirinin Kıbrıs'a getirilerek esir kamplarına kapatıldığını belirten Tümer Mimi, Kıbrıs'ın da bu savaşla ilişkili olduğunu savundu. Tümer Mimi, araştırmacı yazar Vecihi Başarın ile birlikte hazırlamakta olduğu 'Gelibolu 2015' adlı projenin ön çalışmasını İhlas Haber Ajansı (İHA) aracılığıyla anlattı.

Avustralya Hükümeti destekli Uyum Haftası (Harmony Week) çalışmaları ile tanınan Kıbrıslı Türk Tümer Mimi, son iki yılda üç kez Gelibolu ve Kıbrıs'a yaptığı ziyaretlerini tatilin yanı sıra konu ile ilgili araştırmalarla geçirdi.

Mağusa'daki Çanakkale Şehitliği'nden ve konu ile ilgili mevcut yayınlardan yola çıkan Mimi, Kıbrıs Milli Arşivi'ndeki gazetelerin eski sayılarını da taradı. Bu konuda hazırladığı bilgisayar destekli sunuyu Avustralya Dışişleri Bakanlığı yetkililerine, Gelibolu'daki 2. Kolordu Komutanı'na, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'e ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sundu, Türkiye'nin Melbourne Başkonsolosu aracılığıyla da T.C. Hükümeti'ne iletti. Mimi, yaptığı inceleme sonucu ilginç ve hüzünlü bilgilere ulaştı ve bu bilgilerin gün yüzüne çıkması için girişimlere başladı. Gelibolu ve Mağusa arasında tarihsel bir bağ olduğunu söyleyen Tümer Mimi, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Soyer ile konuyu masaya yatırdı ve olumlu yanıtlar aldı. Ardından Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektörü Prof. Halil Güven'in ve Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp'ın da desteğini alan Tümer Mimi tüm bilgi, belge ve resimleri beraberinde Avustralya'ya getirdi.

Mimi bu çalışmalar hakkında, "İlk aşamada KKTC'deki Gelibolu esir kampları ile ilgili olarak Avustralya, Yeni Zelanda, Türkiye, İngiltere, Fransa, Kanada ve Almanya üniversitelerinin Kıbrıs'taki Rum ve Türk üniversiteleri ile birlikte kapsamlı ortak araştırmalara başlamasını istiyoruz, Gerekirse Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ve üniversitelerine de bu tür çalışmalara katkıda bulunmaları yönünde çağrıda bulunacağız" dedi.

Kıbrıs Türk yetkililerinden tam destek aldıklarını belirten Mimi, amaçlarının Anzak Günü törenlerine Mağusa'daki Çanakkale Şehitliği'nden dolayı KKTC'nin de dahil edilmesi ve bu yönde Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın dikkatinin çekilmesi olduğunu kaydetti.

Tarihsel ve duygusal yönü siyasi yönünden daha önemli olan bu projeye Kuzey Kıbrıs'a uygulanan siyasi izolasyonların engel olmaması gerektiğini ve bu tür sorunların bu çerçevede süreç içerisinde aşılabileceğini öne süren Mimi, projenin gerçekleşmesi halinde KKTC'nin Gelibolu savaşları konusunda hak ettiği yeri alabileceğini öne sürdü.

Bu proje için RSL'lerin de bilgilendirileceğini ve üyeleri ile yetkililerine brifingler verileceğini ve de destek isteyeceklerini belirten Mimi, Gelibolu'da yapılan törenlerden sonra Kıbrıs'a geçecek Anzak torunları ve Türklerin Gazimagosa'daki Çanakkale Şehitliği'ni de ziyaret etmelerinin sağlanabileceğini ifade ederek bunun için Kuzey Kıbrıs'a turlar yapılabileceğini söyledi.

Tümer Mimi, Gelibolu - KKTC konusuna ilaveten Gelibolu tarih çalışmalarıyla yakından tanınan Vecihi Başarın'la da birlikte daha farklı projeler de geliştirmeye başladı.

Türkiye'nin Canberra Büyükelçiliği aracıyla Ankara'ya da duyurmak istedikleri 'Gelibolu 2015' adlı projeyi işgal kuvvetleri tarafından Gelibolu'ya yapılan çıkarmanın 100. yıldönümünün 2015 yılına rastlaması nedeniyle adlandırdıklarını söyleyen Tümer Mimi, söz konusu projeye Gelibolu'yu ağaçlandırarak başlamayı düşündükleri vurguladı.

Mimi, "Bugünden başlayarak Gelibolu'nun ormanlaştırılması düşüncemiz var. Oranın açık bir savaş ve barış müzesi haline getirilmesi ve tüm dünya için barış parkı haline gelmesi mümkün. Hala büyük savaşlar yaşayan dünyamızın ve dünya barışçılarının buna ihtiyacı var. Gelibolu bunun için ideal bir yer" dedi. Gelibolu'da savaşan her bir askerin anısına bir ağaç dikilmesini öneren Tümer Mimi, "Gelibolu'da bir Avustralya Ormanı, Yeni Zelanda Ormanı neden olmasın? Örneğin 2. Kolordu Komutanı Dursun Bak Paşa 65 bin ağaçlık bir ormanı son 12 ayda dikti bile. Son iki Anzak törenine paşanın özel misafirleri olarak gittik, gördük ve Türk kökenli Avustralyalılar olarak takdir ettik, gurur duyduk" şeklinde konuştu.

2015'de 500 bin ağaçtan oluşacak bir orman için şimdiden fidan dikilmesi gerektiğini savunan Tümer Mimi, "Bu ormanlar içerisinde muhtelif askeri birliklerin yürüdüğü patikalarda insanların yürümesini, kamp yapmasını ve yürürken orada yaşanan tarihi, patika kenarlarındaki levhaları okuyarak öğrenip yaşamasını, savaşların yersizliğini, savaşan insanların sonradan nasıl dost olabildiklerini, barışı nasıl yakaladıklarını insanlara gösterebilir, oranın dünya barışı ve barışçıları için bir müze olmasını sağlayabiliriz. Orman projeleri için de yine ülkeleri ve RSL'leri bilgilendirileceğiz ve destek isteyeceğiz" dedi.

ÇANAKKALE ŞEHİTLİĞİ'NİN TARİHÇESİ

Tümer Mimi'nin elde ettiği bilgilere göre Mağusa'da bulunan Çanakkale Şehitliği'nin tarihçesi şöyle;

"Gelibolu'da Müttefik Kuvvetlere esir düşen ve sayıları 2 bin civarında Türk esiri önceleri sahildeki dikenli telle çevrili bir kafese konur, daha sonra Ege adalarına ve Mısır'a gönderilir.

Eylül 1916'da iki ayrı gemi kafilesi halinde İngiliz harp gemilerinin refakatinde Kıbrıs'ın Magosa limanına getirilir ve daha önceden hazırlanan Karaol Esir Kampı'na yerleştirilirler.

Karaol Esir Kampı bugün KKTC GKK Gülseren Eğitim Kampı olarak kullanılmaktadır.

Türk esirlerin bazıları özgürlüklerine kavuşmak için firar ederken İngilizler tarafından kurşunlanarak, bazıları ise kötü yaşam şartları etkisi altında şehit olurlar. Raporlara göre esir askerler arasında ölüm oranı çok yüksekti. Kamp komutanlığı, kamp doktorunun raporuna bağlı olarak ölüm nedenini "Menenjit Hastalığı" olarak açıklıyordu. Mağusa'daki Çanakkale Şehitliği'nde; 33'ü ayrı mezarlarda, 184'ü bu 33 mezarın ortasındaki toplu mezarda olmak üzere toplam 217 şehit yatıyor.

Akibetleri: Esirlerden bir kısmı kaçırılır. Sağ kalanların bir kısmı Kıbrıs'a yerleşir. Geriye kalanlar 20 Şubat 1920'den sonra iki kafile halinde İstanbul'a götürülür.

Toplam 4 binden fazla esir: 2 bini Gelibolu'dan, gerisi Süveyş Kanalı ve diğer yerlerden olmak üzere 4 binden fazla esirin varlığından söz ediliyor. Bugün Kıbrıslı Türkler Gelibolu Türk Esirlerini araştırıyorlar. Araştırmalar Tümer Mimi'nin teşvikleriyle ivme kazanıyor, adada bu konuda çeşitli makaleler yayınlanmakta.

Kıbrıs'ta İngiliz Dönemi: Osmanlı 1878'de Kıbrıs'ı İngilizlere kiralar. 1923 Lozan anlaşmalarıyla Kıbrıs İngilizlerin olur. 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla Kıbrıs İngiliz sömürgesi olmaktan kurtulur.

1. Dünya Savaşı: 16 Kasım 1914'de Osmanlı 1. Dünya Savaşı'na Almanların safında katılır. Osmanlı Orduları Gelibolu, Galiçya, Kafkasya, Irak, Suriye, Hicaz, Kanal cephelerinde çarpışır. Çanakkale Savaşı sırasında Kıbrıslı Rum ve Türkler İngilizler tarafından Gelibolu'ya ve diğer cephelere götürülür ve genelde 'Katırcı' olarak lojistik amaçla kullanılırlar.

1910'da Osmanlı Parlamentosu'nda alınan bir kararla Osmanlı kontrolündeki topraklarda yaşayan diğer toplumlardan da asker alınır. Osmanlı ordularında Türk askerlerin yanında Osmanlı tebaasına mensup Arnavut, Çerkez, Kürt, Ermeni, Arap, Rum ve Yahudi askerler de yer alır.

Gelibolu Esirleri: Savaşlar nedeniyle itilaf devletleri Kıbrıs'ta esir kampları ve askeri üsler kurarlar. Mağusa'da İngilizler de Karaol Esir Kampı'nı kurar. Fransızlar Monarga Boğazı'nda askeri üs kurar. Burada Ermeni asıllı Osmanlı esirlerini de asker olarak üslendirirler. 2 bin kadar Gelibolu esiri Eylül 1916'da 10 gün arayla iki gemiyle savaş gemileri refakatinde Magosa'ya getirilir. Daha sonra Arabistan Yarımadası'ndan 2 binden fazla esir Osmanlı askeri getirilir.Kıbrıslı Türkler Mağusa Kalesi üzerinden alkış ve tezahüratla Türk esirleri karşılarlar. Gelibolu'dan gelenler arasında bulunan Ermeni asıllı Osmanlı askerleri Monarga ve Dokuzevlerdeki Fransız Lejyon birliklerine, Türk esirler de İngilizlerin Karaol esir kampına sevk edilir.Kıbrıs'ta bu arada İttihat ve Terakki Cemiyeti sistemli olarak

örgütlenmiştir. Monarga Fransız Lejyonu'ndaki İttihat ve Terakki sempatizanı Ermeni asıllı lejyo-nerlerin de yardımıyla yaklaşık 300 Türk esiri kaçırılır. Kurtarılanların büyük bölümü İttihad ve Terakki'nin sağladığı gemilerle Anadolu'ya taşınır. Kaçırma işine karışan Kıbrıslı Türkler cezalandırılır. Liderler Girne Kalesi'ne sürülür. 1920'den sonra bir kısım esir, Kıbrıs'a yerleşir. Geriye kalanlar iki gemiyle İstanbul'a götürülür.

Yaşamları: Aralarında imam, subay, doktor ve sanatkarlar vardır. İmamları Şevket Efendidir. Dört doktor; İsmail Şevki (Türk), Frazer (Maronit), Aneksopulos (Rum), bir de Ermeni (adı henüz saptanamadı) vardır. Esirlerin önceleri halkla ilişkilerine, Cuma namazı ve fırın vs için kente gidişlerine izin verilirdi. Sonra bu yasaklanır. Önceleri bakımları iyi değildi Arpa unundan ekmek ve bol bol kabak yerlerdi. Bakla vs ekerlerdi. Eğlenmek için müzik aletleri vardı. Türküler yakarlardı. Mezar taşlarını yapan ustaları vardı. Kaçanların bir kısmı Kıbrıs'ta kaldı, diğerleri Anadolu'ya gitti. ölenlerin cenazesine kent halkı da katılırdı. Halkla olan temasları duygu ve heyecan yüklü olurdu. Halkın ağlamasına heyecanlanan esirler, 'Ağlamayın anneler, Yine gideriz, Vatan uğruna, Şehit gideriz' diye yanıt verirlerdi.

MAĞUSA'DA GELİBOLU ŞEHİTLİK ANITI

Ocak 1980'de şehitliğe anıt ve çevre düzenlemesi yapıldı. Gelibolu'daki törenlere bütün dünya katılıyor. Yurdundan uzak Anzak şehitleri Mehmetlerle yan yana yatıyor, birlikte anılıyor. Kıbrıs'ta yatan Türk şehitleri ise henüz pek bilinmiyor, yalnız bırakılıyor. Birçoğumuzun onlardan haberi bile yok! Son söz: Kıbrıs'ta, anayurdundan uzakta yatan Gelibolu şehitleri; Anzak törenleri kapsamında Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız ve diğer temsilcilerin de katılacağı bir törenle anılsın. Avustralya, Türkiye, İngiltere, Fransız, Alman, Kıbrıs ve diğer üniversitelerince ortak olarak araştırılsın. Bu araştırmalar için devletler kaynaklar, burslar ve fonlar sağlasın.

Kaynak: İHA

Son Dakika Dünya Çanakkale Savaşı Sırasında 2 Bin Civarında Türk Sa: Avustralya'da Yaşayan Kıbrıs Türk'ünden İlginç Proje - Son Dakika


Advertisement