Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Balyoz Planı Davası'nın gerekçesinde, "Bir çok belgeden de anlaşılacağı üzere, "bilmesi gereken' ve "bilinmesi gereken' prensiplerine uygun hareket tarzını esas almak suretiyle gizliliğe de riayet ettiği anlaşılan, TSK'nın yasal teşkilat ve hiyerarşik yapılanması dışında amaç suçu işlemeye dönük ayrı bir yapılanmaya giden oluşumun, planlama, bu planlamayı hayata geçirecek kapsamlı bir organizasyon, bu organizasyona uygun bir iş bölümü, bu iş bölümü dahilinde görevlendirmeler ve bu görevlendirmelerin gereklerine uygun çalışmaları yaptığı sonucuna ulaşılmıştır" değerlendirmesine yer verdi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet ve 36 sanık hakkında verilen beraat kararını onarken, 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını yeterli delil bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararlarını ise "sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu" kapsamında kalması gerekçesiyle bozdu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Balyoz Planı Davası'nın 67 sayfalık gerekçeli kararı açıklandı. Sanıklar tarafından hazırlanan planların, yapılan organizasyon ve görevlendirmelerin, görevlendirme gereklerine ilişkin çalışmaların, TSK'nın meşru hiyerarşik yapısı, meşru görev ve yetkileri, mutad imkan ve kabiliyetleri kullanılarak açıktan yapıldığı, bu nedenlerle de her zaman kolaylıkla tekrarlanabilir nitelikte işler olmayıp, aynı bir hiyerarşik yapı ve illegal bir organizasyon ile gizlilik ve güvenlik prensiplerine uyularak nispeten kısıtlı imkanlarla yapılan işler olduğu vurgulanan gerekçede, delillerin imha edilmeyip daha sonra kullanılmak üzere ele geçirildikleri tarihe kadar saklanmalarının, sanıklar tarafından girişilen eylemin ve ulaşılmak istenen neticenin mahiyetine ve bu çerçevede hayatın olağan akışına uygun olduğu ifade edildi. Balyoz, Suga, Oraj harekat planları ve icrası ile ilgisi olmayan ancak Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile de ilgisiz aynı mahiyetteki ve sanıklar tarafından da kabul edilen çok sayıdaki belgenin de saklanmakta olduğunun anlaşıldığı bilgisine yer verilen gerekçede, yapılan bu tür yasadışı çalışmaların daha sonra yapılacak benzer faaliyetlerde de kullanılmak gibi sebeplerle saklanmakta olduğu sonucuna varıldığı kaydedildi.
Belgelerin ele geçiriliş şeklinin ve mahallerinin, planlar dahilinde görevlendirilecek unsurların çeşitliliği ile de uyumlu olduğunun vurgulandığı gerekçede, "Plan ve planın icrası kapsamında, kara, hava ve deniz unsurlarının yer alması ile plan ve diğer belgelerin Donanma Komutanlığına ait istihbarat görevi icra eden bir mahalde ve Hava Kuvvetlerinden istihbarat görevindeyken ayrılmış bir emekli albayda gizlenmiş olarak ele geçirilmiş olması ve gazeteciye ulaştırılmış olan belgelerin de kara unsuru olan l. Ordu Komutanlığının kozmik oda olarak bilinen kontrollü evrak bürosundan çıkarılmış olması arasındaki paralellik, oluşa ilişkin kabulün hayatın olağan akışına uygun olduğunu göstermektedir. Dava konusu plan ile bu kapsamdaki belgelerin, ilgili suçun icrası kapsamında olsun ya da olmasın, bu planın icrasında görev alan unsurlara ait yerlerde ve mensup kişilerde en az bir nüsha olarak çıkması görev bölümü ve oluşumu doğrular nitelikte görülmüştür" denildi.
-"GÖREVLENDİRMENİN GEREKLERİNE UYGUN ÇALIŞMALAR"-
4-6 Mart 2003 tarihlerinde 1. Ordu Komutanlığı bünyesinde icra edilen plan seminerinde, örtülü şekilde Balyoz Güvenlik Harekat Planının görüşüleceğinin kararlaştırıldığının ifade edildiği gerekçeli kararda, eski l. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın, 5 Mart 2003 günü plan seminerinin açılışında "Bazı endişe edici gelişmeler var. Bu bakımdan da bu olumsuz gelişmeler içte gelişecek olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı olmak planları gözden geçirmek ve hatta yoksa planlarımız yeni planlar üretmek durumundayız" şeklindeki ifadelerinin durumu teyit eder nitelikte olduğu belirtildi. Seminerde konuşma yapan bazı komutanların ifadelerine yer verilen gerekçede, "Dosya kapsamına göre; bir çok belgeden de anlaşılacağı üzere, "bilmesi gereken' ve "bilinmesi gereken' prensiplerine uygun hareket tarzını esas almak suretiyle gizliliğe de riayet ettiği anlaşılan, TSK'nın yasal teşkilat ve hiyerarşik yapılanması dışında amaç suçu işlemeye dönük ayrı bir yapılanmaya giden oluşumun, planlama, bu planlamayı hayata geçirecek kapsamlı bir organizasyon, bu organizasyona uygun bir iş bölümü, bu iş bölümü dahilinde görevlendirmeler ve bu görevlendirmelerin gereklerine uygun çalışmaları yaptığı sonucuna ulaşılmıştır" değerlendirmesine yer verildi.
-EGEMENLİK VURGUSU-
Anayasa'daki "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadesine yer verilen gerekçede, egemenliği kullanmaya ilişkin yetki ve görev Anayasa tarafından Yasama, Yürütme ve Yargı erklerine verildiği, hiçbir kimse veya organ kaynağının Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağının altı çizildi. Anayasal bir erk olan yürütme erkinin ceza hukuku bağlamında korunmasının tabi olduğunun vurgulandığı gerekçede, korumanın, yürütme organının bütün olarak siyasi icra fonksiyonlarına yönelik olduğundan, korunanın tek tek yürütme organına mensup kimseler veya bu kimselerin başında bulundukları bakanlıkların idari fonksiyonları değil, siyasi icra fonksiyonlarını bir araya getirerek oluşturdukları yürütme organının bütünü, hükümet ile hükümetin siyasi icra fonksiyonları olduğu anlatıldı. Gerekçede, yasa koyucunun doğrudan doğruya yürütme organını korumak amacıyla yapmış olduğu düzenleme dışında, yasa koyucu, "yürütme organını cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek veya bunları teşvik eylemek" suçunu 765 sayılı TCK'nın 147. maddesi ile cezalandırıldığı, bu suçun icra hareketlerinin dahi başlamadığı safhada "bu suçu işlemek için birkaç kişinin gizlice ittifak etmesini" 765 sayılı TCK'nın 171/2. maddesinde, "halkı hükümet aleyhine silahlı isyana teşvik etmek" suçunu ise 765 sayılı TCK'nın 149. maddesinde düzenlediği vurgulandı.
-İTTİFAK SUÇU-
Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti'nin kapatma davası ve AİHM'in Türkiye Birleşik Komünist Partisi vd-Türkiye kararlarına atıfta bulunulan gerekçede, "Bir programın uygulanması vaadiyle demokratik serbest seçimler sonucunda millet tarafından iktidara getirilen siyasi partilerin, siyasi iktidarı kullanma bağlamında siyasi icraatlarda bulunmaları tabiidir. Siyasi partilerin her türlü denetiminin nasıl, kimler ve hangi kurumlar tarafından yapılacağı ile iktidardan uzaklaştırılmalarına ilişkin hukuka uygun-meşru yol ve yöntemler de Anayasa ve yasalarda gösterilmiştir. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağına göre, meşru yollarla işbaşına gelmiş bir siyasi iktidarın buradan uzaklaştırılması ancak, ilgili kurallar çerçevesinde ve yetkisini Anayasadan alan kurumlar eliyle olabilecektir. Bu husustaki meşruiyet ve yetki çerçevesi Anayasadan, hukuka uygunluktan ve demokrasiden başka bir yerde, başka bir anlayışta aranmamalıdır" ifadelerine yer verildi.
Yasa koyucunun suçun konusunu farklı açılardan korumak üzere farklı suçlar düzenlediğinin belirtildiği gerekçede, bu bağlamda kalan düzenlemelerde, gizli ittifak suçunun, "hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme" suçunu hususi vasıtalarla işlemek konusunda gerçekleşecek bir irade birliği ile tamamlanacağı anlatıldı. İttifakın; vasıtaları tespit etmiş olması, ciddi, amaca yakın ve korunan hukuki değeri tehlikeye düşürecek nitelikte bulunması gerektiğinin altı çizilen gerekçede, şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bu ittifakın sağlanması ve ittifak edenlerin iradelerinin tek bir irade haline gelmesi ile bu suç oluşacağından, cebir de içeren bu ittifakın icabı olarak, bu ittifakı takiben amaç suçun icrası kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler, amaç suçun, yani hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçunun icra hareketleri sayılacaktır. Hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçunun işlenebilmesi için elverişlilik bakımından gerekli olan unsurlardan biri de, bu suçu işleyecek olan elverişli sayıdaki failin, elverişli bir biçimde bir araya gelmiş ve elverişli vasıtalarla harekete geçmiş olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında; Balyoz Güvenlik Harekat Planı, Suga Harekat Planı ve Oraj Hava Harekat Planının hedef, yöntem ve içerikleri, bu planların birbirleri ile uyumları, ortaya koydukları amaç, organizasyon ve çalışmalar, diğer belgeler ve seminer konuşmalan ile tüm dosya kapsamından, sanıkların meydana getirdikleri oluşumun, icra hareketleri başlamadan önce amaç suçun işlenmesine ilişkin bir ittifakı içerdiği açıkça görülmektedir."
-TSK'NIN HİYERARŞİK ORGANİZASYONU İÇİNDE HAREKET ETMEMEK-
Sanıkların, TSK'nın hiyerarşik organizasyonu içerisinde hareket etmeyip illegal bir oluşum olarak faaliyet gösterdikleri ve TSK'nın meşru emir komuta zinciri dışına çıkabilen, gizliliğe, güvenliğe, denetime önem veren ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturdukları, oluşum çerçevesindeki görevlerin TSK'nın meşru hiyerarşik yapısı yerine bu illegal hiyerarşi kapsamında verildiği kaydedilen gerekçede, görevlerin tebliği ve kabulünün yasal askeri hiyerarşi ve bu hiyerarşiye ilişkin teamüller yerine, yasadışı oluşuma ilişkin hiyerarşi kapsamında ele alınması gerektiği kaydedildi. Amacı ve yöntemi itibariyle askeri hizmetlerin görülmesiyle uygunluk göstermesi mümkün olmayan bu görevlerin, mahiyetiyle birlikte anlatılmaksızın tebliğ edilmesi ve anlaşılmaksızın kabul edilmesinin mümkün bulunmadığının ifade edildiği gerekçede, "Yapılan görevlendirmelerin kendi içerisinde ve sanıkların görev ve konumlan ile uyumlu olduğu, planın diğer asli ve tali belgeleri ile paralellik gösterdiği, bu görevlendirmelere dair gereklerin pek çoğunun planın icrası kapsamında yerine getirilmiş olduğu da nazara alınarak, gizlilik, güvenlik ve denetime önem veren böyle bir yasadışı oluşumda, önceden tebliğ yapılmadan ve görevin kabulüne ilişkin teyitler alınmadan, belirli derecelerdeki görevlendirmelerin yapılmayacağının ve kayda geçirilmeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır" denildi. Gerekçede, sanıklarca gerçekleştirilen ittifakın, suçun hem 765 sayılı TCK'daki hem de 5237 sayılı TCK'daki unsurları taşıdığına yer verildi.
-"HAREKAT ORTAMININ ŞEKİLLENDİRİLMESİ"-
Cebir ve şiddetin her durumda ve her aşamada dar anlamıyla maddi cebir, fiziki kuvvet kullanımı olarak anlaşılmaması gerektiği ifade edilen gerekçede, cebrin/şiddetin niteliği ve mevcudiyeti somut olay çerçevesinde belirlenirken, failin kullandığı vasıtalar, suçun konusu olan hükümet ile konumu ve ilişkisi, kullandığı cebrin şekli, kaynağı, etki alanı, düzeyi, cebir kullanmaya ilişkin olarak sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri ile mümkün olan engel sebepler de dikkate Yasal düzenlemede bu suç, failler bakımından bir özellik göstermediği, devlet düzenine dahil faillerce de bu suçun işlenebileceğinin görüldüğüne vurgu yapılan gerekçede. Hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş olduklarının dosya kapsamında anlaşıldığı kaydedildi. Gerekçede şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bu ittifakın sağlanmasından sonra, amaç suçun icrasına başlanmasından tüm neticelerinin gerçekleşmesine kadarki safhaları belirleyen bir planlama, bu planlamayı hayata geçirecek kapsamlı bir organizasyon, bu organizasyona uygun bir iş bölümü, bu iş bölümü dahilinde görevlendirmeler ve bu görevlendirmelerin gereklerine uygun görüşmeler, çalışma grupları, fişlemeler, takipler, keşifler, istihbarat faaliyetleri ile özel operasyon ve sorgulama, özel görevli toplama, darbe harekatı, gözaltı ve hasar tespit timlerinde görevlendirilecek personeller, sıkıyönetim mahkemelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında, özel hastaneler ve ilaç depolarında, gümrükler, depolar, ambarlarda, alışveriş merkezleri ve gıda toptancılarında görevlendirilecek personeller, operasyonel faaliyetleri yürütecek, öncelikli ve özellikli görevlendirilecek personeller, müzahir subay ve astsubaylar, keşif timleri, tahrip timleri, hassas personel, ilişiği kesilecek personel, tutuklanacaklar, toplama merkezleri, gıda depoları vb. yerlerin belirlenmesine kadar Balyoz Güvenlik Harekat Planındaki ifadesiyle "harekat ortamının şekillendirilmesi', maddi cebir olarak ortaya çıkacak hareketlerin kolaylaşması, aksamadan yürütülmesi ve amaç suç bakımından öngörülen neticeye ulaşmasını sağlayacak binlerce belgeyi bulan çalışmaların tamamlandığı, geriye sadece fiziki kuvvet kullanmaya bağlı maddi cebri içeren ve artık karşı koymanın mümkün olmadığı "sokağa çıkma" diye tabir edilen hareketlerin kaldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından, sanıkların Türk Silahlı Kuvvetlerinde mevcut olan ve başka bir birimde bulunmayan zorlayıcı, korkutucu, cebri gücü başta plan kapsamındaki istihbarat çalışmaları olmak üzere diğer çalışmalar sırasında da kullandıkları görülmektedir. Sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı, görev ve yetki sınırlan içerisinde kaldıkları sürece, anayasal ve yasal çerçevede kendilerine tevdi edilen iç güvenlik görevleri doğrultusunda meşru bir cebri kullanabilecek olan kimselerdir. Ancak, sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı dışında ve mensubu olmakla sahip oldukları silahlı güce ve kaynağını Anayasadan ve yasalardan almayan hukuka aykırı bir yetkiye dayanmak suretiyle meydana getirdikleri oluşumla, icra organını cebren ıskata veya vazifeden men etmeye girişmişlerdir. Esasen yurt savunması ile görevli olan, sahip olduğu teşkilat, teçhizat ve personeliyle uluslararası alanda bile caydırıcı bir gücü bulunan, Devlet düzeni dışındaki suç örgütlerinden gelecek saldırılara karşı iç güvenlik kapsamında emniyet ve asayişi teminle de görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup sanıkların kullanabilecekleri cebre karşı, icra organının mukavemet edebilme imkan ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira, planlama doğrultusunda, emniyet kuvvetlerini de etkisiz hale getirip sonuçta Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik imkanlarını kullanacak olan sanıkların, amaç suçla öngörülen neticeyi elde etmek yolunda hiçbir maddi engelle karşılaşmayacakları açıktır."
Son Dakika › Güncel › Balyoz Planı Davası Gerekçeli Karar (6/son) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.