DHA YURT BÜLTENİ-9 - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

DHA YURT BÜLTENİ-9

DHA YURT BÜLTENİ-9
20.12.2019 11:40

2'nci katında yangın çıkan binadan 20 kişi kurtarıldı Bursa'nın Osmangazi ilçesinde, 4 katlı binanın 2'nci katındaki dairede, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

2'nci katında yangın çıkan binadan 20 kişi kurtarıldı

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde, 4 katlı binanın 2'nci katındaki dairede, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Binayı kısa sürede duman kaplarken, 20 kişi, itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Yangın, 1 saatlik müdahale sonucu söndürüldü.

Osmangazi'ye bağlı Alemdar Mahallesi'nde bulunan 4 katlı binanın 2'nci katındaki Hüseyin Boz'a ait dairede, saat 09.00 sıralarında, yangın çıktı. Apartman sakinlerinin ihbarıyla bölgeye, kısa sürede itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekibi, yangına müdahale ederken, duman kaplayan binadaki 20 kişiyi de kurtardı. Alevler, ekiplerin müdahalesi sonucu saat 10.00 sıralarında kontrol altına alınıp, söndürüldü. Dumandan etkilenen 10 kişi ise sağlık görevlilerince ambulanslarla çeşitli hastanelere götürüldü. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

Görüntü Dökümü:

-----------------------------------Yangın anı cep telefon görüntüsü-Dumandan etkilenenler-İtfaiye ekiplerinin çalışması-Vatandaşlardan görüntüler-Detaylar

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

==========================

Cinayet sanığı: Ölen için cezaevinde Yasin okuyorum

Erzurum'da, adliye çıkışı çıkan bıçaklı kavgada  İbrahim Hakkı Turgut'u (23) kalbinden bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Zafer Çınar (29) ile ağabeyi Sadri Çınar'ın (31) yargılanmasına başlandı. Müebbet hapis cezası istenen Zafer Çınar, "İbrahim yüzüme doğru bıçak sallıyordu. Yaptığım meşru müdafaadır. Ben bıçağı savurduğumda ayağı kaydı düştü. Bıçak kalbine girmiş. Takdiri ilahi, ben vurmadım. 8,5 aydır cezaevindeyim. Cezaevine girdiğimden beri Yasin okuyorum. Benim kardeşimdi diyerek, her gece üzülüyorum" dedi. Olay, 21 Mayıs günü saat 14.00 sıralarında Yakutiye ilçesi Cumhuriyet Caddesi'nde meydana geldi. Bıçaklı yaralama suçundan davalık olan taraflar, adliye çıkışı, cadde ortasında karşılaştı. Çıkan bıçaklı kavgada Zafer Çınar, İbrahim Hakkı Turgut'u kalbinden bıçaklayarak öldürdü. Zafer Çınar ise İbrahim Hakkı Turgut'un arkadaşı tarafından bıçakla yaralandı. MOBESE kameralarına yansıyan olayın ardından yakalanan Zafer Çınar, tutuklanarak cezaevine konuldu. Kavgaya karışan ağabeyi Sadri Çınar ise serbest bırakıldı. Kamera görüntülerinin delil olduğu olayla ilgili yürütülen soruşturma sonunda 2 kardeş hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezası istemiyle Erzurum 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.YARGILAMA BAŞLADIDün görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Zafer Çınar, Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi'nden, tutuksuz sanık ağabey Sadri Çınar ise Horasan Asliye Ceza Mahkemesi'nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma salonunda ise  İbrahim Hakkı Turgut'un babası Murat Turgut, şikayetçi olarak hazır bulundu. Savunması sorulan tutuklu sanık Zafer Çınar, ölen İbrahim Hakkı Turgut'un abisi İsmail Turgut'un, kendi ağabeyi Sadri Çınar'ı bıçakladığı için davalık olduğunu anlatarak, "İbrahim birlikte yiyip, içtiğim arkadaşımdı. Öz kardeşim kadar seviyordum. Abi-kardeş gibiydik. Abimin bıçaklanması olayından önce İbrahim Hakkı Turgut, beni 3 yerimden bıçaklamıştı. Araya babasının ve arkadaşlarının girmesiyle barıştık. Daha sonra ne olduysa, abisi İsmail, abimi bıçakladı. Duruşması için gittiğimiz adliyede İbrahim bana çakmak fırlattı ve tehditler savurdu. Duruşmadan çıktık, adliyeden yaya olarak ayrıldık. Bizi takip ediyorlarmış. Cumhuriyet Caddesi'ndeki alışveriş merkezi önünde İbrahim Hakkı Turgut ile arkadaşı Muhammed Taha Yalçın bize pusu kurmuşlar. Olaydan önce beş katlı binadan düştüm, yoğun bakımda kaldım. Vücudumda 18 kırık vardı. Onlarla uğraşacak durumda değildim. İbrahim abime tekmeye vurdu. Muhammet, 'bıçağını çek, onları vur' deyince, ikisi bıçaklarını çekti. Bana savurmaya başladılar. Abimden korktum, ben de çıkardım bıçağı. Adliyeye girerken bıçağı çimler arasına saklamıştım. Çıkışta aldım. Birbirimize bıçak savururken, İbrahim'in ayağı kaydı. O anda bıçak kalbine saplanmış. Takdiri ilahi ben vurmadım, haberim yok. Yere düşünce bıçak saplanmış. Kendimi, iki kişi arasında korudum. Yaptığım meşru müdafaadır. Muhammet de beni bıçakladı. Öldürme niyetim olsaydı, gelen ambulansa 'ilk onu götürün' dedim. Sizce ben öldürecek olsam bunları yapar mıyım? Orada Muhammet'i de onu da öldürürdüm. 8,5 aydır cezaevindeyim. Cezaevine girdiğimden beri Yasin okuyorum. Benim kardeşimdi diyerek, her gece üzülüyorum" diye konuştu.POLİS MEMURU TANIK OLARAK DİNLENDİTanık olan polis memuru da gözlükçüye girdiği sırada birbirine bıçak sallayan 2 kişi gördüğünü ifade ederek, "İki kişi birbirine bıçak sallayarak geliyordu. Ölen kişi savurdu, Zafer kendini geri çekince bıçak isabet etmedi. Ayırmaya çalıştım, bağırdım ancak sesimi duymuyorlardı. Ortam çok kalabalık olduğu için silahımı kullanamadım. Daha sonra Zafer savurunca, İbrahim'in kalbine girdi. Bıçaklandığı anı bizzat gördüm. Daha sonra bıçaklanan kişi yere düştü. Zafer kaçmaya başladı, ben peşinde koştum onu yakaladım" dedi.Zafer Çınar'ın avukatı Ümit Teymuroğlu ise müvekkiline karşı iki kişi tarafından yapılan planlı bir saldırı olduğunu savundu. Müvekkilinin kendisini ve abisini korumak için içgüdüsel olarak hareket ettiğini söyleyen avukat Teymuroğlu, "Müvekkil, yaşam hakkına yapılan bu ölümcül saldırıyı, saldırı ile orantılı olarak defetmek için kendini savunduğu sırada rastgele savurduğu bıçak ile maktul yaralanıyor. Müvekkil hukukun kendine verdiği meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Çünkü hukuk hakkın ve haklının saldırıya uğramasına izin vermez" diye konuştu.Mahkeme heyeti, Zafer Çınar'ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.YENİ GÖRÜNTÜ ORTAYA ÇIKTIÖte yandan İbrahim Hakkı Turgut'un bıçaklandıktan sonra yere düştüğü anı gösteren görüntü ortaya çıktı. Görüntüde, bıçaklı saldırıda çevredeki vatandaşların kaçıştığı, Turgut'un bıçaklandıktan sonra bir süre yürüyüp, yere düştüğü görülüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------İbrahim Hakkı Turgut'un yere düşme anı

Haber: Hümeyra PARDELİ/ ERZURUM,

===========================

Hendek olaylarında zarar gören 4 kilise onarılıyor

Diyarbakır'da hendek ve barikat olaylarında terör örgütü PKK mensupları tarafından tahrip edilen, 1376 yılında inşa edilen Ermenilerin en büyük kiliselerinden biri olan Surp Giragos Ermeni Kilisesi'nin de içinde olduğu 4 kilise, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onarılıp restore ediliyor. Sur Kaymakamı Abdullah Çiftçi, onarım için 30 milyon TL bütçe ayrıldığını belirterek, kiliselerin onarım ve restorasyon çalışmalarının 2020 yılının sonuna kadar tamamlanacağını söyledi.Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesindeki Ermeni cemaatinin Ortadoğu'daki en büyük kilisesi olarak bilinen Surp Giragos Ermeni Kilisesi ile Mar Patyun Keldani Kilisesi'nin de içinde olduğu 4 kilise, 2015'te hendek ve barikat olaylarında PKK'lı teröristlerce tahrip edildi. Onlarca tarihi eserler arasında yer alan kiliselerin ibadete açılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca onarım ve  restorasyon başlatıldı.RESTORASYON ÖNCESİ CEMAATİN ÖNDE GELENLERİNİN GÖRÜŞÜ ALINDI    Sur Kaymakamı Abdullah Çiftçi, restorasyon çalışmalarının 2020 yılının sonlarında tamamlanarak kiliselerin ibadete açılacağını belirterek, restorasyon çalışmaları öncesinde Ermine ve Keldani cemaatinin önde gelenleriyle fikir alışverişinde bulunulduğunu söyledi. Terör örgütünün çatışma sürecinde surun içerisindeki hiçbir değere ve maneviyata değer vermediğini vurgulayan Çiftçi, terör örgütü mensuplarının o süre içerisinde ayrım gözetmeksizin camileri, kiliseleri ve tescilli yapıları zarara uğrattığını ifade etti. Çatışma sürecinin sona ermesinden sonra Ermeni, Katolik ve Protestan kiliselerinin restorasyon çalışmalarının hızlı bir şekilde yapılmaya başlandığını söyleyen Kaymakam Çiftçi, "2 kilisenin restorasyon çalışmalarında son aşamaya gelindi. Keldani Kilisesi ve Surp Giragos Kilisesi'nin restorasyon çalışmaları sürüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından finanse edilip Vakıflar Bölge Müdürlüğü ihalesiyle bu çalışmalar başlatıldı. Bu sene sonuna kadar inşallah kiliselerin de restorasyon işlemleri tamamlanarak ibadete ve ziyarete açılacak aşamaya gelecek. Toplamda 4 kilise için 30 milyon Türk Lirası değerinde bir harcama yapılacak ve tamamı aslına uygun şekilde, eskisinden çok daha görkemli, çevre düzenlemeleri ile beraber faaliyete girmiş olacak. İlgili cemaatlerin, Ermeni cemaatlerinin, Hıristiyan cemaatlerinin, Keldanilerin rahatlıkla gelebilecekleri, ibadet edebilecekleri bir alana kavuşmuş olacaklar. İlgili birimler cemaatlerin önde gelenleri ile irtibat halinde, buraya ziyarete geldiklerinde sayın valimiz ve devletin diğer birimleri onlarla görüşmüşlerdi. Onların da görüş ve fikirleri alındı. O çerçevede bu ihaleler yapıldı. Tamamlandığında yine omlarla beraber buranın kullanımı konusunda karar almış olacağız. Zaten şuanda sur içerisinde Meryem Ana Kilisesi faaliyette ve aktif bir şekilde ibadete açık şekilde devam ediyor" diye konuştu.'SUR TAŞLARININ ÇALINMASI İLE İLGİLİ DEZENFORMASYON VAR'Son günlerde sur taşlarının çalınması ve tahrip edilmesi iddialarını da yanıtlayan Kaymakam Çiftçi, sosyal medyada ve haber sitelerinde sur taşlarının çalınmasıyla ilgili de yoğun bir dezenformasyonunun yapıldığını belirterek, "Geçmiş dönemlerde zaman zaman sur içerisinde surun bazı taşlarının alındığı bilgileri olmakla beraber, yaptığımız incelemede eski fotoğraflarla kıyasladığımda son 2-3 yıl içerisinde surun taşlarında bir eksilmenin olmadığını tespit etmiş olduk. Son zamanlarda haberlere konu olan o taşların, surun taşlarının değil, sur içerisindeki tescilli yapıların bir kısmının kendiliğinden yıkılan yapıların, bir kısmı çatışma sürecinde yıkılan yapılardan arta kalan taşlar olduğu tespit edildi ve onlarla ilgili çalışmalar yapıldı. O taşlara el konuldu ve tescilli olan taşlar koruma kurulunda ve kültür müdürlüğümüzün bünyesinde İç Kale'de muhafaza ediliyor" dedi. 'TURİZM POLİSİ, DEĞERLENDİRİLMEYE DEĞER BİR FİKİR'Surların korunmasıyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının turizm polisiyle ilgili önerisinin değerlendirilmeye değer bir fikir olduğunu da belirten Kaymakam Çiftçi, "Sayın valimizin talimatıyla surların korunması ve devriye faaliyetleri her gün devam ediyor. Bu noktada turizm polisi, değerlendirilebilir bir fikirdir. Daha önce gündeme de gelmiş bir fikirdir. Hem surların korunması, hem surun bir turizm potansiyeli taşıyan ilçe olması itibarı ile turizm polisi noktasında çalışmalar, değerlendirmeye değer fikirlerdir. Bunlarla ilgili, ilgili birimlerle, emniyetle, sayın valimizin talimatları doğrultusunda görüşülüp gerekli kararların alınacağını düşünüyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü----------Drone ile çekilen detaylar-Kaymakam Abdullah Çiftçi'nin konuşması-Restorasyonu yapılan kiliselerden detay

Haber-Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN, Emrah KIZIL, Elif FİLİZ/DİYARBAKIR,

===========================

Adana'da TEMSA için ortak çağrı

Adana'da belediye başkanları ile oda başkanları, bankalara olan kredi borçları nedeniyle yönetim tarafından üretimi durdurulan, Türkiye'nin önde gelen otobüs ve midibüs üreticileri arasında yer alan TEMSA Ulaşım Araçları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin tekrar üretime başlaması için ortak çağrı yaptı.Adana Sanayi Odası'nda düzenlenen basın açıklamasına; Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Yüreğir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Kocaispir, Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Atilla Menevşe, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.Adana Sanayi Odası, Adana Ticaret Odası, Adana Ticaret Borsası, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi, Ceyhan Ticaret Odası, Ceyhan Ticaret Borsası, Kozan Ticaret Odası, Kozan Ticaret Borsası, Adana Organize Sanayi Bölgesi ve Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin TEMSA'nın karşı karşıya kaldığı duruma yönelik hazırladığı ortak açıklamayı okuyan Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, basın açıklamasının yapıldığı salonun adının Sakıp Sabancı Salonu olduğuna dikkat çekerek, Sabancı ailesinin Adana için önemli bir değer olduğunu söyledi. TEMSA'nın Amerika'da ilk 4'te, Avrupa'da ilk 8'de yer alan bir kuruluş olduğunu söyleyen Kıvanç, "TEMSA, yılda 11 bin 500 araç üreten, 66 ülkeye, tamamen Türk mühendislerinin tasarımı otobüslerimizi ihraç eden, elektrikli otobüste dünyada önde yer alan üreticilerden biridir. Ayrıca bu kuruluş, 2018 yılında gerçekleştirdiği 125 milyon dolar ihracatıyla Türkiye'nin en büyük 123'üncü ihracatçı şirketi olarak ülkemizin ve bölgemizin istihdam gücünü artırmış ve cari açığın kapatılmasına da önemli katkı sağlamıştır" dedi.TEMSA'YI KAYBETMEK İSTEMİYORUZTEMSA'nın içinde bulunduğu sıkıntılı süreçten bir an önce çıkıp sorunlarının giderilmesini beklediklerini anlatan Başkan Kıvanç, hiçbir ülkenin böyle bir kuruluşu kaybetmek istemeyeceğini ve Adana başta olmak üzere tüm Türkiye olarak TEMSA'yı kaybetmek istemediklerini söyledi. Kıvanç, "Her ne kadar artık TEMSA, Sabancı ailesinin olmasa da ailenin bu noktada üzerlerine düşeni yapacağına eminiz. TEMSA sadece Adana'nın değil Türkiye'nin değeridir. Ülke olarak oldukça hassas bir dönemdeyiz. Zaman üretime, ihracata, istihdama, yüksek teknolojiye sahip çıkma zamanıdır. Zaman, TEMSA'ya sahip çıkma zamanıdır" diye konuştu.Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise, TEMSA Genel Müdürü ile görüştüklerini durumun çok da kötü olmadığını belirterek, şöyle konuştu: "200 milyon dolar civarında bir borç var ve bunların büyük bölümünün vadesinin 2020 yılında geleceğini öğrendik. Küçük bir anlaşmazlıktan dolayı bankaların kredileri erken çağırdığını duyduk. Bence çözülemeyecek bir durum yok. Bu olaya odalar, Adana'nın dinamikleri de el attığına göre Ankara da bu işi ciddiye alıp, kısa sürede çözecektir. TEMSA, 26 milyon euroluk ihracata hazır ürüne sahip. Bugün yıllık 2 milyar dolarlık ihracat yapan Adana'da TEMSA tek başına 125 milyon dolar ihracat yapıyor ve böyle bir müessesenin durması hepimizi derinden yaralıyor. Bu konuda üzerimize düşen her şeyi yapacağız."

Görüntü Dökümü-----------Toplantıya katılanlardan görüntülerAdana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç'ın konuşmasıAdana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın konuşmasıADASO önünde toplanan katılımcılardan görüntüler

Haber: Can ÇELİK-Kamera: Anıl ATAR/ADANA,

==========================

Madenlerde yarım kalan hayatların sergisi

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) öğrencileri, 'Engel-siz olmayın' adını verdikleri proje kapsamında, maden ocaklarında kaza geçirip engelli kalan işçilerin fotoğraflarının yer aldığı sergi açtı.BEÜ Çaycuma Meslek Yüksekokulu Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programı 2'nci sınıfta eğitim gören 5 öğrenci, 'Engel-siz olmayın' projesi kapsamında maden ocaklarında göçük ve diğer iş kazalarında yaralanarak felç kalan ve uzuvlarını kaybeden işçilerle görüştü. İşçilerin fotoğraflarını çeken öğrenciler, hayat hikayelerine de yer vererek ilçe merkezinde sergi açtı. AFAD'ın da destek verdiği sergi çoğunluğu maden ocaklarında çalışarak geçimini sağlayan ilçede büyük ilgi gördü. Sergiyi gezenler, maden ocaklarının önündeki acıları anlatan ses kayıtlarını dinlerken sergideki fotoğrafları inceledi. Öğrenciler de sergiyi gezenlere fotoğraflar hakkında bilgiler verdi.YERE KÖMÜR DÖKTÜLERÖğrencilerden Deniz İlhan (26), sosyal sorumluluk projesi kapsamında engelli kalan maden işçilerini ele almak istediklerini söyledi. Madenciliğin bölge için öneme sahip olduğunu ifade eden İlhan, "Kendi çabamızla madenlerde kaza geçirip engelli kalan işçileri bulduk. Onlarla röportajlar yaptık. Fotoğraflarını sergiliyoruz. Onların daha çok anılması ve etkinlikler yapılması lazım. Yerlere kömür döktük. İnsanların sergiyi gezerken bu havayı solumasını istedik. Bu insanların unutulmamasını istiyoruzö dedi. Zeynep Sarıdoğan (19) da sergide fotoğrafı yer alan, maden ocağında sağ kolunu kaybeden maden işçisi Çetin Polat'ın hayat hikayesinin kendilerini çok etkilediğini söyledi.MADENDE YARALANAN İŞÇİ SERGİYİ GEZERKEN DUYGULANDISergiyi gezen emekli maden işçisi Rıfat Çolban (70), kendisinin de maden ocağında çalışırken yaralandığını söyledi. Sergiyi gezerken duygulanan ve ellerindeki yaraları gösteren Çolban, "Maden savaş kadar tehlikeli olan bir yer. İşçilerin en zor şartlarda çalıştığı alanlardan bir tanesi yeraltı madenciliği. Maden işçiliği kadar zor bir iş yok. Madencinin hakkı yenmez. Sergiyi çok güzel buldum. Emeği geçenlere teşekkür ederim. Ben parmaklarımı kaybettim maden ocağında. Ayaklarımda da yaralar var. Bunlar hep madencilikten bana kaldı. Maden işçilerinin ne şartlarda çalıştığını herkesin bilmesini isterim" diye konuştu.

Görüntü Dökümü: -------------Sergiden detaylar-Sergiyi gezenler-Deniz İlhan ile röp.-Zeynep Sarıdoğan ile röp.-İşçi Rıfat Çolban ile röp.

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN-Yeliz ALAGÖZ/ZONGULDAK,


Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel DHA YURT BÜLTENİ-9 - Son Dakika


Advertisement