Gezi Parkı Olaylarını Değerlendirdi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Gezi Parkı Olaylarını Değerlendirdi

Gezi Parkı Olaylarını Değerlendirdi
12.06.2013 14:52  Güncelleme: 16:52

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Rize Valisi Nurullah Çakır'ı ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Rize Valisi Nurullah Çakır'ı ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları değerlendiren Cumhurbaşkanı şunları söyledi:

"Türkiye açık bir toplum. Türkiye'de basın hür. Türkiye demokratik bir ülke. Demokratik bir ülke derken, demokratik standartları batı kriterlerinde olan bir ülke. Mahkemeleri var. AB ile tam üyelik müzakereleri yapıyoruz. Bunları şunun için söylüyorum; bir yerde bir olaya baktığınızda o olayı tarif ederken yanlışa düşmemek gerekir. Özellikle uluslararası camiaya seslenmek istiyorum, uluslararası basına da seslenmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz yıllarda çevre ülkelerde, komşularımızda, Orta Doğu'da bir çok olaylar oldu. Tabi bunlar çok heyecanlandırdı. Türkiye'deki televizyonlar veya Taksim'de olup bitenleri seyredenler birdenbire onlarla benzerlik kurmaya kalktılar. Bu tamamen yanlış. O ülkelerde insanlar temel hak ve özgürlükler için, 'demokrasiye geçelim, çok partili sisteme geçelim, çoğulculuk olsun, herkes istediğini rahatlıkla korkusuz ifade edebilsin' diye ayaklandılar. Türkiye'de olup bitenlere bakarsanız böyle talepler yok. Hatta Avrupa'nın en gelişmiş bazı ülkelerinde insanlar sokakları dolduruyorlar, 'iş bulun bize, işsiziz' diye. Türkiye'de öyle de değil çok şükür. Bütün dünyadaki ekonomik kriz içinde ekonomisi düzgün giden nadir ülkelerden biriyiz. Eskiden olduğu gibi insanlar, 'faili meçhul cinayetler dursun, olağanüstü haller kalksın, katiller yakalansın' diye de sokağa çıkmıyor. Bunlar için de değil. Önce bütün bu olup bitenleri ve Türkiye'yi farklı bir safhaya koymak gerekir. Uluslararası yayın kuruluşlarının da buna çok dikkat etmeleri gerekir."

TÜRKİYE AÇIK BİR TOPLUM

Türkiye'nin açık bir toplum olduğunu, demokratik hak ve hukukun teminat altında olduğunu ve buna saygı duyulduğunu herkesin bilmesi gerektiğini söyleyen Gül, "Bu bağlamda biz barışçı şekilde, şiddete kaçmayan, şiddetin içinde olmayan her türlü gösteri, ifade, düşüncelerin açıklanmasını demokratik hak olarak değerlendiriyoruz ve bunu başından beri söylüyoruz. Bunu söylemekle de onur duyuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama şiddet eğer bütün vatandaşların hayatını rahatsız edici, kuralları hiç tanımayan, Türkiye'nin en önemli kavşaklarını, meydanlarını, Kızılay ve Taksim gibi kilit, anahtar yerleri etkilerse, trafik için önemli, hayatın yaşandığı yerler, eğer kuralsız şekilde, sürekli şekilde şiddetle tutulmaya çalışılırsa buna da tabii ki demokratik hak olarak bakılamaz. Ama Gezi Parkı'nda, Taksim'deki parkta insanların, 'Benim farklı düşüncem var, burada yapılacak projelerle ilgili düşüncelerim ayrıdır' diye itirazları varsa bunları dinlemek, diyaloga geçmek, 'Bunlar ne diyor' diye kulak vermek de şüphesiz ki hepimizin görevidir. Bugün bu bağlamda çeşitli görüşmeler yapılıyor, yapılacaktır. İlk günlerden itibaren söyledim. Bu tip problemlerin, farklı düşünceleri konuşarak, görüşerek, hukuk düzeni içinde, itirazlar olur, mahkemeler olur, anlaşılamazsa mahkemelere gider, neticede şiddetten uzak bir şekilde çözülmesi gerekir. Bunun da bu şekilde olacağına inanıyorum. Şiddete fırsat vermemek gerekir. Bu yakışmaz. Sadece Türkiye'de değil, başka bir ülkede de, New York'ta da, Berlin'de de İspanya'da da buna müsaade etmezler. Özellikle uluslararası basına da bunu duyurmak istedim. Türkiye'de olup bitenler farklıdır. Bunlar temel hak ve özgürlükler, demokrasi talebiyle değil ama başka talepler nedeniyle insanların sesini duyurmak istedikleri Gezi Parkı'ndaki gösteriler vardır. Bazen dün de olduğu gibi şiddete başvuranlar vardır. Bunlar ayrı bir şeydir. Bunları ayırmamız gerekir. Kurallara herkesin uyması gerekir. Kurallar çerçevesi içinde de en aykırı fikirler de söylenebilir. Onları da dikkate almak konuşmak dinlemek muhakkak ki, demokratik olgunluğun gereğidir."

LİDERLER ZİRVESİNE GEREK GÖRMEDİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderler zirvesi çağrısıyla ilgili sorusu üzerine de şunları söyledi:

"Parti başkanları, sayın liderlerin hepsinin de çeşitli fikirleri ve görüşleri var. Çoğulculuğun bir parçası olarak zaten demokrasiyle övünüyorsak farklı partilerin var olmasıyla övünüyoruz demektir. Bu çerçeve içinde de Ana Muhalefet Partisi başkanı benimle görüşme talebine bulundu, görüştü ve fikirlerini söyledi. Bütün siyasi partilerin başkanlarını bir araya toplamak, zaman zaman olabilir. İlk Cumhurbaşkanı olduğum yıllarda bazı davetler yaptım, bu tip toplantılar yaptım. Ama ben bu noktada neticeye bakarım doğrusu. Neticeye ne yardımcı olur, katkısı ne olacak, buna bakarım. Bu çerçevede baktığımda bugünkü siyasi ortam içinde doğrusu çok katkı sağlayabileceği kanaatinde değilim. Böyle bir kanaat oluşursa tabii ki böyle bir davet yaparım. Ama şu anda liderlerle tek tek görüşüp, onların düşüncelerini baş başa sohbet eder rahatlıkla söylemelerini ve benim de dinlememi, neticede diğer liderlere de herkesin ne düşündüğünü anlatarak çok daha faydalı olacağı kanaatindeyim. Şu anda takip ettiğimi metot da bu. Nitekim dün de sayın Başbakan'la görüşmemizde, Ana Muhalefet partisi başkanının ve diğer siyasetçilerin görüşlerini aktarma fırsatı buldum."

"TÜRKİYE BUNLARIN ÜSTESİNDEN GELİR"

Gül, bir gazetecinin "İlk gün mesaj alındı demiştiniz ancak Başbakan farklı bir düşünce ileri sürmüştü. Bunu Başbakan'a ilettiniz mi dünkü görüşmede?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"İlk günün bir karmaşası vardı herkeste. Sayın Başbakan da bugün onların çeşitli düşüncelerini öğrenmek için görüşüyor. Birinci elden öğrenmek için. Birebir davet edip onlarla görüşmesi ne demek? Artık ondan bundan, uzaktan değil, birer birer dinlemek için. Bunlar güzel şeyler. Bunları demokratik olgunlukla aşacağız. Bunlar kesinlikle zafiyet değildir. Ülke bizimdir. Bütün vatandaşlarımızın farklı fikri olabilir. Olacaktır ki ülkenin demokratik olduğu ortaya çıksın. Bunları dinleyebilmek, konuşarak bunları çözmek önemli. Hiç anlaşılamazsa hukuk yolları vardır ve hukuk neticesinde nihai bağlayıcı kararlar ortaya çıkar. Türkiye bunların üstesinden gelebilecek bir ülkedir."

Gül, yaşananların uluslararası bir komplo olup olmadığıyla ilgili bir soruyu yanıtlarken de şöyle konuştu:

"Herkes her şeyi söyleyebilir. Türkiye açık bir toplum. Biz başka ülkelerde olanları nasıl seyrediyorsak Türkiye'de olup bitenleri başkasının seyretmesi normaldir. Bunun içinde kimi vardır iyi gazetecilik yapar, kimi vardır yapmaz. Kimi iyi yayıncılık yapar, kimi farklı yayın yapar. Bunlar nihayetinde bütün bu kuruluşların inandırıcılığı ve kredibilitesiyle ilgili konulardır. Bu açıdan biz başkalarında olup bitenleri nasıl seyrediyorsak onlar da bizde olup bitenleri seyredebilirler. Olaylar anlatırken bunların çevresi, nitelikleri de güzel şekilde anlatılırsa yanlış imajlar, yanlış bilgiler verilmemiş olur. Türkiye'de olup bitenler gayet açık ve şeffaf. Bahsettiğim Ortadoğu ülkelerinde bu tip olaylar olurken ne büyük maliyetleri oldu. Burada polisin elinde silah yok, polisin elinde cop yok. Her polisin miğferinde numaraları yazılı. Gerçi bazılarıyla ilgili şikayetler var ama hemen soruşturma açıldı. Bunları siz ancak Madrid'deki, New York'taki polislerde görürsünüz. Ama o çok büyük olayların olduğu, temel hak ve özgürlük için sokağa çıkılan ülkelerdeki polisin, güvenlik güçlerinin yaptıklarına bakın. Neler oldu oralarda di mi? Bütün bunların hepsini biz yerli yerine oturtarak analiz etmemiz gerekir. En nihayetinde herkes Türkiye'de de farklı televizyonlar, farklı gazeteler kendileri açısından farklı farklı yansıtıyorlar di mi? Biz kendimize güvendikten sonra çok fazla gerisine bakmamak gerekir."

İstanbul'da polis ve il yöneticilerine yönelik eleştiriler ve polisin üslubunu değerlendirmesine hükümetten farklı görüş geldiği hatırlatılınca da Gül şöyle dedi:

"Ben bir konuşma yaparım. Bu yaptığım konuşmanın içinden de bir cümle alırsınız ki başka bir yere götürebilirsiniz. Konuşmaların tamamına bakmanız lazım. Ben bugün neden bahsediyorum? Türk demokrasisinin batı kriterlerinde demokratik standartlara ulaştığını, noksanlıklarımızı kapatmaya uğraştığımızı, devamlı reform süreci içinde olduğumuzu söylüyorum. Bir ülkede ülkeyi kim yönetecek, ülkenin yönetimi nasıl olacak? Bunun temel kuramlı, demokratik, çoğulcu, açık, şeffaf seçimlerdir. Bu temel husustur. Gelişmiş, ileri demokrasilerde, batı tipi kriterli demokrasilerde ki biz de öyleyiz; bunun ötesinde yapılacak şeyler de var. Barışçı şekilde insanlar görüşlerini ifade edebilir, yazabilir, çizebilir, anlatabilir. Dolayısıyla bütün bunlar gelişmiş demokrasilerin bir parçasıdır. Başbakan da 'ileri demokrasi' derken, bunları kastediyor. Sorsanız o da bunları anlatacaktır size. Buralarda niyetlerin en iyi şekilde görülmesi gerekir. Ben diyebilirim ki Türkiye bütün bu problemleri aşabilecek seviyededir."

Cumhurbaşkanı Gül, ilk gün Gezi Parkı'nda yaşananların yanlış olduğunu da vurgulayarak, "Maalesef tabii ki yanlışları görmemiz lazım. Yanlışlara biz 'bu yanlış oldu' demezsek olgunluğumuza yakışmaz. İlk gün Gezi parkında olup bitenler yanlıştı maalesef. Bunu İstanbul polisi de gördü. Onun için dün, evvelsi gün, davranışları nasıl farklıydı. Ben kendileriyle de görüştüm. İstanbul yönetimi de gördü. Yanlışa da doğru diye ısrar ederseniz inandırıcılığınız gider. Bunu herkes gördü. Kendileri de gördüler. Dünkü, evvelsi günkü davranışları gördünüz. Hepsi dediler ki, 'biz bu tip şiddet olmayan gösteriyi ayırt ediyoruz, parkı ayırt ediyoruz. Sizi de tehlikeye sokacak şiddet içeren gösterilere müsaade etmeyeceğiz' dediler. İlk gün böyle olsaydı belki bu noktalara gelmeyecekti" ifadesini kullandı. - Rize

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Gezi Parkı Olaylarını Değerlendirdi - Son Dakika


Advertisement