(ANKARA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Çok şükür çalışmalar olgun bir şekilde bir noktaya geldi. Bir rapor ortaya konuldu. Bundan sonra beklentimiz; artık hiçbir şekilde bu topraklarda teröre, silaha, çatışmaya, şiddete müsaade edilmemesi, bunun zemin bulmaması ve insanların zihinlerinin de yüreklerinin de barış ortamını tamamıyla özümsediği bir Türkiye'yi inşa edebilmektir. Komisyon raporunda kabul ettiğimiz ortak bir mutabakatla birlikte bundan sonra bu sürecin eksiksiz devam etmesi, devletimizin güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescil edilmesiyle birlikte önümüzdeki dönemde gerekli yasal düzenlemelerin yapılabilmesi ve artık terörün bütünüyle tarihin tozlu raflarına kaldırılabilmesi için gayretle, samimiyetle çalışmaya devam edeceğiz inşallah." dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde, TBMM Tören Salonu'nda "Şehit Aileleri ve Gaziler ile İftar programı" gerçekleştirildi. İftar programına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, programda yaptığı konuşmada, "Böylesi bir Ramazan ayında, bir iftar sofrasında sizlerle birlikte olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Kıbrıs Türk halkının saygı, sevgi ve hürmetlerini paylaşıyorum. Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kopmaz ve sarsılmaz bağları vardır. Bu bağlar hiçbir şeye benzemez. Bizler birlikte gülmeyi başaran, birlikte ağlayan; ortak kaderimizin, ortak sevinçlerimizin olduğu aynı ecdadın torunlarıyız. Aynı dil, ırk, maneviyat ve din etrafında toplanan kopmaz Türk milletiyiz. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına çok teşekkür etmek istiyorum. Böylesi bir fırsatı bize sağladığı için, böylesi bir gecede birlikte gelmek bizler için gerçekten önemliydi. ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde yürütülen ve değerli Meclis Başkanımızın da çok önemli bir rol üstlendiği Terörsüz Türkiye hususunda yapılan çalışmaların başarıya ulaşması en büyük temennimizdir." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, açıklamasında şunları kaydetti:
"Türkiye olarak en önemli, en zor günleri yaşadığımız; 103 yılını geride bıraktığımız cumhuriyetin yaklaşık 50 yılını, yani yarısını ağır bedeller ödeyerek geçirdiğimiz terör ve şiddet sarmalını inşallah geride bırakıyoruz. Türkiye'de terör örgütünün kendisini feshetmesi ve silahlarını tamamıyla bırakmasıyla birlikte yeni bir döneme başlıyoruz. Tarihi bir eşiği geçmek üzereyiz. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki çalışmalarımıza başladığımız ilk günden itibaren söylediğimiz gibi bu süreçte herhangi bir adımımızda asla ve asla şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, gazilerimizin hatıralarına yanlışlık yapacak, onlara haksızlık edecek hiçbir adım atılmamıştır. Atılmayacaktır ve atılmasına müsaade edilmeyecektir. Şöyle biraz Osmanlı'nın yıkılış dönemine gidelim. Bir asır evvel, hatta daha öncesinde koskoca cihan devletini paramparça eden emperyalist güçler bu coğrafyada bu devletin üzerinden onlarca ülke çıkardılar, sınırları birbirinden böldüler. Hatta öyle ki sadece Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı değil, aynı aşiretin mensuplarını bile farklı ülkelerin vatandaşı haline getirdiler. Örneğin Nusaybin'deki aşiretin yarısı, hatta yarısından fazlası Kamışlı'da kaldı. Bizim Akçakale'deki aşiretin yarısı Tel Abyad'da kaldı. Bizim Suruç'taki aşiretin bir kısmı karşı tarafta Ayn el-Arap'ta kaldı. İnsanları sadece ırklarına göre değil, kurdukları suni sınırlarla aşiret ve aile olarak da böldüler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bir şeyi yapmaya güçleri yetmedi: Bu bölgenin halklarını birbirlerine düşman kılamadılar. Türk'ün Kürt'le, Kürt'ün Arap'la, Arap'ın bir başkasıyla kavgası, savaşı olmadı. Çünkü bu bölgenin insanları biliyor ki Müslümanlar, müminler ancak ve ancak kardeştirler. Kardeşlerin arasını bulun. Kardeşler kendi aralarını kendileri buldular ve tarih boyunca yapılan bütün ayrılık senaryolarını bir kenara iterek bu bölgede yeniden birliği, beraberliği ve kardeşliği diriltmek için yeni bir safhaya geçtiler."
İşte bu çerçevede Türkiye olarak da bu bölgenin amiral gemisi olan, yeni dünyanın yükselen yıldızı olan Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmak; öncelikle iç kalemizi tahkim etmek ve ardından bütün bölge halklarının kardeşliğini yeniden, bir daha ayrılmamak üzere tesis etmek için yola koyulduk. İşte terörsüz Türkiye hedefimiz tam da bu idealin, bu anlayışın, bu tarihsel birikimin bir sonucudur. Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bütün siyasi partiler bir araya gelerek bir komisyon oluşturduk. Bu salonda, televizyonlarda da izlemişsinizdir, 21 toplantı yaptık. 50 milletvekili arkadaşımızla birlikte sayın bakanlarımız komisyona gelip bilgiler verdiler. Ayrıca 137 kişiyi dinledik. Dinlenenler arasında şehit aileleri, yakınları ve gazilerimiz olduğu gibi toplumun farklı kesimlerinden insanlar da vardı. Neredeyse Türkiye'de hangi kesim varsa hepsi gelip görüşlerini dile getirdi. Olgun bir şekilde, demokratik mükemmeliyet içerisinde herkesin görüşleri dinlendi ve bundan istifade edildi.
Hatta o toplantılarda çok güzel, enteresan hatıralar da kaldı. Müsaade ederseniz bir iki tanesini paylaşmak isterim. Dinlediklerimiz, tam şu köşeye enlemesine koyduğumuz bir masada oturdular ve oradan konuştular. Bir toplantımızda şehit ailelerimizi temsilen şehit anneleri ve barış anneleri aynı masanın bir yarısında ve diğer yarısında oturdu. Her iki tarafın da söylediği söz şuydu: 'Biz evlatlarımızı toprağa verdik. Bundan sonra evlatlarımızı toprağa vermeyi değil, silahların toprağa gömülmesini istiyoruz.' Belki de bütün komisyon çalışmalarının mottosu olan cümlelerden birisi buydu. Yine bir başka oturumda bir gazi kardeşimiz çok duygulu bir konuşma yaptı. Hepimiz duygulandık. Konuşmasının bir yerinde, 'Göstermek gibi olmasın' derler ya, gözünü çıkardı. Gözü takma gözmüş, avucunun içine koydu. Dedi ki: 'Ben falan yerdeki mücadelede, terörle mücadelede yaralandım. Gözümü kaybettim. Kucağımda kardeşimi şehit verdim. Ama bir daha bütün bunlar geride kalacaksa, bir daha anneler ağlamayacaksa, bir daha bu memleketin toprağına bir tek şehit düşmeyecek, bir tek insan ölmeyecekse ben de barış istiyorum. Ben de silahların susmasını istiyorum. Bu ülkede bir daha terörün asla vücut bulmamasını istiyorum.' Fevkalade duygulu bir sahneydi.
Çok şükür çalışmalar olgun bir şekilde bir noktaya geldi. Bir rapor ortaya konuldu. Bu raporda, şehit ve gazilerimizin yakınlarının bütün hassasiyetlerini azami ölçüde değerlendiren, bunlara dikkat eden ve Türkiye'de milletimizin tamamının rahatlıkla benimseyebileceği, bütün partilerin onayladığı bir uzlaşma metni ortaya çıktı. Şimdi bundan sonra beklentimiz; artık hiçbir şekilde bu topraklarda teröre, silaha, çatışmaya, şiddete müsaade edilmemesi, bunun zemin bulmaması ve insanların zihinlerinin de yüreklerinin de barış ortamını tamamıyla özümsediği bir Türkiye'yi inşa edebilmektir. Çünkü tekraren söylüyorum; sadece Türkiye'de değil, bu bölgedeki halkların arasında hiçbir zaman bir savaş olmadı. Bu kadar ağır terör bedeli ödemiş bir ülke olmakla birlikte, ülkenin herhangi bir ilçesinde bir Türk Kürt'ün evini taşlamadı. Bir Kürt Türk'e karşı sert bir söz söylemedi. Mesele, terör örgütlerinin silahlı kalkışmasıydı. Şimdi örgüt diyor ki: 'Silahlarımı bırakıyorum. Bir daha silahla gidilecek bir nokta olmadığını görüyorum. Örgütün kuruluşunu sağlayan ideolojinin de artık kendisini devam ettirmesinin imkanı olmadığını görüyorum. Bu anlamda silahlarımı teslim ediyor, örgütsel faaliyetlerimi sonlandırıyorum.' Zaten mesele de bu ilanın üzerine başlamıştı. Şimdi komisyon raporunda kabul ettiğimiz ortak bir mutabakatla birlikte bundan sonra bu sürecin eksiksiz devam etmesi, devletimizin güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescil edilmesiyle birlikte önümüzdeki dönemde gerekli yasal düzenlemelerin yapılabilmesi ve artık terörün bütünüyle tarihin tozlu raflarına kaldırılabilmesi için gayretle, samimiyetle çalışmaya devam edeceğiz inşallah.
Bu vesileyle ben de şehitler kervanının son yolcusu, dün kaybettiğimiz Balıkesir 9. Ana Jet Üssü pilotlarından Hava Pilot İbrahim Bolat kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri camiasına, ailesine ve bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun. Yine bu vesileyle bugün burada aramızda bulunan Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler kardeşimizin şahsında bütün Kıbrıs Türk halkına selam ve sevgilerimizi sizlerin adına da iletiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye'nin ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, iki devletli çözümden başka bir çözümün olmadığının zaten ortaya konulmuş olduğu, denenmiş olduğu bir süreci yaşıyor. Biz her zaman elimizdeki bütün imkanlarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin her hal ve şart altında yanında, arkasında olacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum. Kıbrıs'ta Türkiye'yi birbirinden ayırt etmeye çalışan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni Türkiye Cumhuriyeti'nden ayrı düşünenlerin de hüsran içerisinde olduklarını ifade etmek isterim. Kuzey Kıbrıs ve Türkiye Cumhuriyeti aslında birbirinin hem insan bakımından, yani millet olarak bir devamıdır hem de coğrafi olarak devamıdır. Türkiye, Kıbrıs'ın yanında durmaktan; Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanında durmaktan asla vazgeçmeyecektir. Şimdiye kadar nice zor zamanlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yok sayanların, 50 kere kurdukları hesaplara göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bir varlığın kalmaması gerekirdi. Ama hesapları tutmadı. Bu milletin hesabı tuttu. Bu milletin hesabı tutmaya devam edecek. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte kıyamete kadar ilelebet var olacak, payidar olacaktır."
Son Dakika › Güncel › TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörün Bütünüyle Tarihin Tozlu Raflarına Kaldırılabilmesi İçin Gayretle, Samimiyetle Çalışmaya Devam Edeceğiz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?