YENİ Parti grup toplantısı.... Özgür Özel: “Bizim cesaretimiz onların öfkesini boğacaktır”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yurttaşlara çağrı yaparak, "Bizim cesaretimiz onların öfkesini boğacaktır. Teslim olmayacağız. O sandığa varacağız, o seçimi söke söke alacağız. Korkudan uyuyamayanlar var. Koyun başınızı yastığa yatın. Ertesi sabah dirençle kalkın. Biz başaracağız, biz kazanacağız" dedi.
(TBMM) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yurttaşlara çağrı yaparak, "Bizim cesaretimiz onların öfkesini boğacaktır. Teslim olmayacağız. O sandığa varacağız, o seçimi söke söke alacağız. Korkudan uyuyamayanlar var. Koyun başınızı yastığa yatın. Ertesi sabah dirençle kalkın. Biz başaracağız, biz kazanacağız" dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"AK Parti adaletsizlikle ördüğü duvarın altında milleti bırakıyor. 19 Mart sivil darbesinin üstünden 580 gün geçti. 580 gün önce, bugünkü Cumhurbaşkanı, Türkiye'deki darbeler tarihinde yeni bir darbe dönemini başlattı. Geleceğe darbe, kendinden sonraki cumhurbaşkanına darbe, kendinden sonraki iktidar partisine, kendinden sonraki iktidarın kadrolarına darbe. 30 Ekim 2024 günü, Türkiye'nin en büyük ilçesi Esenyurt'ta başlattıkları darbe girişimiyle Ahmet Özer'i aldılar, yerine bir kayyım atadılar. En nihayetinde 18 Mart günü iftar sırasında Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal etti İstanbul Üniversitesi. Ertesi sabah sahurda, bu sefer evine geldiler ve Ekrem İmamoğlu'nu, yol arkadaşlarını alıp götürdüler. O gün bugün 19 aydır, 12 metrekare bir hücrede Ekrem İmamoğlu bugünleri bekliyor.
"'SANIK EKREM' DİYE BAŞLADI, 'SAYIN BAŞKAN' DİYE BİTİRDİ"
Tutukluluğunun ikinci günü gittim, son derece kendisinden emindim. Karşı karşıya oturduk, birer plastik beyaz sandalyede. 'Başkanım bizim güvenimiz sana tam' dedim. Gözümün içine baktı, 'Buradan bir kuruş geçmedi' dedi. 'Sonuna kadar güveniyorum. Ölene kadar arkandayım' dedim. Ekrem Başkan, 9 Mart'ta 'Söz istiyorum Sayın Hakim.' 'Sanık Ekrem yerine otur' diyor. Salon ayağa kalktı, 'Sen kime sanık Ekrem diyorsun' diye. Önce, 'sanık Ekrem' demeyi bıraktı, 'Ekrem' demeye başladı. En son geçen bütün savunma bitti. 'Sayın Başkan teşekkür ederim' diye bitirdi Hakim Bey.
'Sanık Ekrem'den 'Sayın Başkan'a nasıl geldik biliyor musunuz? Eskiden bunlar bir çerçeve çiziyorlar, 'Ana muhalefet partisi gel buraya. Bu çerçevenin içinde kalacaksın. Ülkenin dışında konuşursan vatan hainliğiyle suçlanacaksın. Bizi başkasına mı şikayet ediyorsun?' Demokrasi evrensel bir sorundur. Hak ihlali bütün demokrasilerin sorunudur. Nasıl İsrail, Filistin'i eziyorsa benim derdimse, dünyanın öbür ucunda bir diktatör masum insanların hakkını yiyorsa insanlığın derdiyse; savunma hakkı kutsal, onu kullandırmazsan... Dilim döndüğü kadar Almanca anlattım, İngilizce anlattım, Fransızca anlattım, Meksika'daki dergiye de yazdım, Hollanda'daki televizyona da röportaj verdim, Japonya'da trende basılan günde sekiz kere manşeti değişen gazeteye de konuştum, Çin'deki haber ajansına da. Arkadaşlar AKPM'de de konuştular. Sosyalist Enternasyonal'e de PES'e de söyledik. Avrupa Demokratlar Grubu'na da derdimizi anlattık. Bir baktık 'Sanık Ekrem' değil; 'Ekrem Bey savunma için nasıl düşünürsünüz?'
"SAVUNMA, BU AKŞAM YENİ PARTİ'NİN İNTERNET SİTESİNDE"
Bu arada savunmayı kitaba bastık. Kitabı yasak yayın diye toplattılar. Allah'a şükür savunma yapıldı. Kitap aleniyet kazandı. Bugün akşama doğru Ekrem Başkan'ın savunması, YENİ Parti'nin internet sitesinde, twitter hesabında. İsteyen alsın, istediği gibi okusun. İddianame 100 yaprak peçeteyse Ekrem Başkan onu bir tarafından açtı, o 100 yaprağı teker teker aldı, attı. Ekrem Başkan'ın ayaklarının altında o yalanların hepsi çöktü, hepsi çürüdü Allah'a şükür. O iddianameyi tek tek 81 ilde, 973 ilçede bu memleketin insanlarına anlatmazsak, senin bu iftiralarını tel tel dökmezsek ne olsun bize.
"560 MİLYAR DEDİKLERİ İBB'NİN ALTI YILLIK BÜTÇESİNDEN FAZLA"
Bugüne kadar bizim arkadaşlarımızın evinden en çok para çıkandan 120 bin lira, dört asgari ücret karşılığı dolar çıkmış. Önce '560 milyar toplam' demişlerdi. Sonra iddianamede 160'a inmişti, 120 milyarlık Cebeci'nin bakanlık ve valilik marifeti olduğu çıktı. 40'a indi. 'Bu 40 milyar nereden' dedi Ekrem Başkan. Dediler ki 'Yurt dışından metroda kullanacağım diye para almışsın. Başka yere aktarmışsın.' Dedi ki 'Doğru. Ben geldiğimde İBB'de 10 metro vardı, 10'u da durmuştu. O günün Genel Sekreter Yardımcısı, sonra da Ulaştırma Bakanı olmuştu. Ben geldim. Söz verdim metroları bitireceğim diye. İBB'nin parasıyla metrolara giriştim.' Bir yandan da dünyanın en güvenilir iş kadınlarından birini, Japonya'daki raylı sistemlerin başındaki Pelin Hanım'ı getirdi. İBB'ye bu işin başında geçirdi. Sonra Pelin Hanım'ı dünyaya saldılar. İstanbul metro projesini anlattılar. Pelin Hanım'ı gören, Japonya'daki hızlı trenleri hatırlıyor. 'Bu kadın alınca parayı işi yapıyor' diyor. 'Koskoca da İstanbul orada' dediler. Bolca para verdiler. 'Para gelene kadar, imzalar tamamlanana kadar metrolar yürüyordu. İBB'nin kasasından harcadık. Gelen parayı metroya değil de cebime mi koydum, burada' dedi. Döktü onları. 'İBB'nin kasasına koydum' dedi. Bunun neresi yolsuzluk? Ekrem Başkan dedi ki 'Bir cepten alıp bir cebe koymanın neresi soygun?' İddia makamı masanın altına kaçtı.
"KİMİN HANGİ İMARDAN NE PAY ALDIĞINI EN İYİ, AK PARTİ'Yİ KURUP BUGÜN GELDİĞİ HALDEN HİCAP DUYANLAR BİLİYOR"
Üç buçuk günün sonunda Ekrem İmamoğlu'na adet yerini bulsun diye birkaç soru. Bir tane yerden bir şey tutturuyor aklı sıra. Diyor ki 'Bir iş adamı para vermiş. Bu para bir inşaat şirketine gitmiş. Nedir bu?' Bir şey yakalamış. Diyor ki 'Ben kreş yapacağım, dedi. Bu kreş yapacağım, dedi. Bu buna parayı ödedi, bu kreş yaptı. Gariban mahallenin kreşi oldu. Bu bağışını yaptı. Bu işini yaptı. İşin sonunda herkes mutlu. Kusur varsa kör kuruş bize gelmeden kreşe dönüşmüş.' 'Ama usulüne uygun mu' onu tartışacaklar. Bir yerde imar var, artıyor. Herkes biliyor ki o işten kimler payını alıyor. Bunu en iyi kim biliyor, biliyor musunuz? 2001 yılında ağustos ayında AK Parti'yi kurup da 'erdemliler hareketi' deyip de 2002'de iktidar olup da bugün geldiği halden hicap duyanlarla bu yaşananların hepsini bilip sessiz, susanlar; her imardan kimin ne payı aldığını, nereye aktardığını, helikopterle bakanların tepeden hangi kupon arsalarda ne irade kullandığını biliyor."
"EVİNDEN 62 DAİRE PARASI ÇIKTI"
Kürsüden "Esenyurt Belediyesi kayyım yönetiminin evinden çıkanlar" başlıklı bir fotoblok gösteren Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu bir kasa ev. Dünya yolsuzluk tarihinde bir ilk olabilir. Başvursa tescilini alır, ahlaksız fikir patenti alabilir mesela. Rüşvet paralarını koymak için ev tutmuş, evi kasalarla donatmış. Kendi evinden 450 bin dolar, 31 bin euro, 2 buçuk milyon lira çıkmış. Bu kadar sanılmış. Sonra kasa evden 7 milyon dolar, 400 bin euro, saatler, altınlar çıkmış. Ben vatandaş kolay anlasın diye ortalama bir ev fiyatına bölüyorum. Bu kiralık evin içinden 62 sıfır daire parası çıkmış Kimden? Hani 30 Ekim 2024 günü Esenyurt'u basıp, Ahmet Özer'i alıp ona hem 'terörist' hem 'hırsız' dediler ya. Terörist olmadığı, 'Ahmetler göreve' Devlet Bey'in takdirleriyle... Terörist olsa der mi Devlet Bey, 'Terörist Esenyurt'un başına geçsin' diye. Davada yargılandı, kamu zararı olmadığı ortaya çıktı. O gün onun yerine atanan kayyım beyefendi Can Aksoy. Göreve geldiği anda kayyım, en yakın arkadaşı, Beyoğlu Belediyesi'nin eski Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ı alıp getiriyor."
ESENYURT KAYYIMI CAN AKSOY
Yusuf Ulutaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, eski TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ve AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ile fotoğraflarını gösteren Özel, şöyle devam etti:
"Bu 62 daire parası, hepsi bu beyefendinin evinden çıkıyor. Esenyurt kayyımının sağ kolu rüşveti yemiş, eve doldurmuş. Bu Can Aksoy denen adamın geldiği gün, 'Mardin'e atadığınız kayyım bunları yaptı. İşte kayyım budur. Bugün Esenyurt'a atadığınız kayyım bunu yapmaya geliyor, bunun için geliyor. Nasıl bir vicdansızlıkla karşı karşıyayız görün. Yarın bu kayyım da Esenyurt'u soyacak, buradan söylüyorum' demişim. Alın size Esenyurt kayyımı. Atadığınız kayyım, Esenyurt'u soydu soğana çevirdi. Daha bitmiyor rezalet. Evinden 450 bin dolar çıktığı 7 Ekim. Kasa evin ortaya çıktığı 15 Ekim. Tarih 17 Ekim, Esenyurt kayyımı Can Aksoy'a, Milli Eğitim Bakanı'ndan dayanışma ziyareti. Kasalar çıkıyor, Milli Eğitim Bakanı olacak kişi daha önce açılmış bir okula temsili açılış töreni yapmak üzere gidiyor, Esenyurt kayyımını ziyaret edip destek veriyor. 'Dik dur, eğilme. AK Parti seninle' diyor. Hakikaten ben Erdoğan'a sorayım: Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
"İMAMOĞLU'NUN MASUMİYETİ AĞRI DAĞI KADAR GERÇEKTİR"
Biz kendimize güvendiğimiz için canlı yayın istedik. Sayın Bahçeli 'Yapılsın' dedi. Sayın Erdoğan 'Münasiptir' dedi. Grup başkanvekillerimiz önergeyi verdiler. AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Şimdi kabak gibi çıktı mı ortaya? İlk önce bunlar, bu yalanları doğru sandı. Çünkü şimdiki Adalet Bakanı onu servis ediyordu. Son TV diye bir yerden her gün bir yalan. Hem de gayri ahlaki dedikoduları da oradan yapıyor. Hani ne oldu arkadaşlar? Ekrem İmamoğlu'nun uçakları, uçakta bilmem neler falan, hangisi iddianamede var, hani? Hani işin içine gayrı ahlaki bir sürü şey katıp da konuştuklarının birinin bir tane ispatı yok. Bu yüzden ben arkadaşıma, arkadaşlarıma kefil olduğum için, onların ne yaptıklarını ne yapmadıklarını bildiğim için canlı yayın istedim. Devlet Bey ve Tayyip Bey, Akın Gürlek'e inandığı için hodri meydan çektiler. Sonra iddianame çıkınca bizimkilerin önergesine, 'Vallahi olmaz' diye oy verdiler. Şimdi anlaşılıyor mu Sayın Bahçeli ve Erdoğan canlı yayın istediğinde gördünüz mü 'Reis resti gördü, rezillikleri çıkacak' diyen gazeteciler? Ben bu savunma canlı yayınlansın istedim. Siz bu iddianamenin paçavra olduğunu gördüğünüz için çark ettiniz, geri adım attınız. Ekrem İmamoğlu'nun masumiyeti Ağrı Dağı kadar gerçektir.
HALK TV ÖNÜNE ÇAĞRI
Bu duruşma başlayacak, bu duruşmayı kim verecek? A Haber mi verecek, TV100 mü verecek, yandaşlar mı verecek ya da haberini bile yapmaya korkuttukları merkez medya mı verecek? Bu duruşmayI elbette Halk TV verecek, SCZ verecek, Koza verecek. Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV'ye duruşma başlamadan dört saat önce gelip kayyım atadılar. Halk TV'ye atanan kayyımın kısa vade hedefi; İBB davasındaki duruşmayı, savunmayı karartmaktır. Halk TV'nin kapatılmasındaki kısa-orta vade hedefi; fon meselesinin üstüne gidişini durdurmak, AK Parti seçmeninin Halk TV'den doğruları öğrenmesine engel olmaktır. Orta vade hedefi; adaysızlaştırdığı, kurumsuzlaştırdığı muhalefeti sessizleştirmektir. Hem Halk TV'ye yapılanın karşısında, bugüne kadar bizim sesimizi duyuran Halk TV'ye, yarın akşam saat 19: 00'da, Halk TV'nin önünde, bütün Halk TV izleyicileriyle birlikte destek olmaya, mücadele yapmaya, Halk TV'nin hakkını halk için savunmaya gidiyoruz.
"TÜRKİYE, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE KUZEY KORE İLE REKABET HALİNDEDİR"
Ayrıca basın meslek örgütleri bu hafta sonu, 'Sansüre hayır, habere özgürlük' diyerek cumartesi günü 14 ilde, saat 14: 00'te yürüyüş, eylem ve basın toplantısı düzenliyorlar. Bu eylemlere bütün YENİ Partilileri, muhalefetin sesinin kısılmasına isyan eden bütün demokratları yarın akşam Halk TV'ye, cumartesi de 14 şehirdeki basın meslek örgütlerinin eylemlerine davet ediyorum. Bugün basın özgürlüğünden bahsedenler oldu. Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 163'ncü sıradadır. Maalesef Türkiye; Sudan'dan, Irak'tan geridedir basın özgürlüğünde. Türkiye'nin önünde Suriye vardır, Tacikistan vardır, Bangladeş vardır, Etiyopya vardır. Türkiye basın özgürlüğünde Kuzey Kore'yi geçebilmiştir. Kuzey Kore ile rekabet halindedir. Allah'ın izniyle Tayyip Erdoğan basın mensuplarına 'Benim berberime gidip benim gibi traş olacaksınız' dediği gün, Kuzey Kore'yi de geride bırakacağız.
"BİZİM CESARETİMİZ ONLARIN ÖFKESİNİ BOĞACAKTIR"
Son sözüm değerli milletimize; bu iktidardan dolayı aç kalana, işsiz kalana, yoksulluk çekene, umutsuz olana ve gelecekten korkana sesleniyorum: Bunların elindeki ne hakimler savcılar bizi yıldırabilir ne polisimize verdikleri kanunsuz emirler, ne yalanlarına teslim oluruz ne baskılarına. Ellerinde nükleer silahtan daha güçlü bir silah var, o da sizin umudunuzu kırmaktır. 'Bunlar yenilmez, yenilse de gitmez, bu zulüm bitmez' diye hisseden herkese söylüyorum: Biz az değiliz, çokuz. Onlar yolun sonundalar, biz daha yeni başındayız. Bizim cesaretimiz onların öfkesini boğacaktır. Biz namussuzlar kadar namuslu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Teslim olmayacağız. O sandığa varacağız, o seçimi söke söke alacağız. Kimse enseyi karartmasın. Kimse korkmasın. Korkudan uyuyamayanlar var. Koyun başınızı yastığa yatın. Ertesi sabah dirençle kalkın. Biz başaracağız, biz kazanacağız."
(SON)
Sizin düşünceleriniz neler ?