Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı Heyeti ile Görüşmesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı Heyeti ile Görüşmesi

13.06.2013 00:15

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik.(2) "Gezi Parkı'nda kıyamete kadar, uzun boylu bu eylemin sürdürülmesi de kesinlikle hükümet tarafından kabul edilmeyecektir."

- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik: (2)

"Gezi Parkı'nda kıyamete kadar, uzun boylu bu eylemin sürdürülmesi de kesinlikle hükümet tarafından kabul edilmeyecektir. Bir an önce aslında Gezi Parkı'nın da boşaltılması gerekiyor. Hele hele böyle bir görüşme olduktan sonra, böyle bir iyi niyet atıldıktan sonra ben Gezi Parkı'ndaki gençlerin de böyle bir karar alacaklarını ve orayı boşaltacaklarını düşünüyorum"

"Taksim Meydanı'yla ilgili bir referandum söz konusu olmaz zaten. Sözünü ettiğimiz Gezi Parkı ve oradaki Topçu Kışlası ile ilgilidir. Bunun dışındakilerle ilgili olarak zaten büyük çapta bir problem olduğu kanaatinde değiliz. Yargı kararı zaten böyle olduğu sürece orada bir şey yapılamaz. Biz, yargı kararı lehte de çıksa, aleyhte de çıksa böyle bir seçenekten söz ediyoruz. Yargı kararı herkesi bağlar, bütün idareyi bağlar, o yargı kararı zaten şu anda yerinde duruyor"

"Türkiye bir diktatörlük olmadığı için bu eylemler yapılabilir. Eğer Türkiye diktatörlük olsaydı bu eylemler yapılamazdı. Yapılsa bile Allah göstermesin işin şekli çok farklı olurdu. Bugüne kadar tabii ki polisin bazı müdahaleleri var, bu müdahaleler esnasında gönlü incinen, bedeni incinen insanlar var. Bu da bizi incitiyor. Keşke hiç olmasa. Daha bugün G8'lerin Londra toplantısı esnasında protesto gösterisi yapanlarla polis karşı karşıya geldiğinde hangi görüntülerin ortaya çıktığını lütfen seyredin"

Gezi Parkı'nda eylem yapan, orada kalan, nöbet tutan gençlere seslenen Çelik, "Bunların içerisinde, Gezi Parkı içerisinde bulunduğu halde kötü niyetli, art niyetli, illegal örgütlerle bağlantılı olan insanlar da olabilir, ben bu sözlerimi onlar için tabii ki söylemiyorum ancak sadece çevre ve yeşil duyarlılığıyla kentine sahip çıkma adına, istediği bir şeyi veya istemediği bir şeyi dillendirme adına orada bulunanlara söylüyorum. Madem ki böyle bir karar alınmıştır, referandum seçeneği, ilgili kurullarımıza götürülecektir. Bir an önce Gezi Parkı'nın boşaltılması gerekiyor, orada hayat normale dönsün" dedi.

Çelik, Taksim ve çevresindeki esnafın çok büyük zarar gördüğünü, yapılan müdahaleler sonucunda dünya basınına yansıyan görüntülerle Türkiye'nin imajıyla ilgili nahoş durumların oluştuğunu dile getirerek, "Eğer yurtseversek, bu ülkeyi seviyorsak, bu ülkenin huzuru, barışı, kardeşliği, dostluğu, güzelliklerle paylaşılması gereken hayat, sizin için çok önemliyse bu çağrıma ses verin, kulak verin" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan ile görüşen Gezi Parkı heyetinin parkta kalan ya da gününün büyük çoğunluğunu parkta geçiren insanlar olduğunu anımsatan Çelik, bu kişilerden Gezi Parkı'nda olup biteni tamamiyle öğrendiklerini söyledi.

-Sorular-

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, "Görüşmede eylemin bitirilebileceğine dair bir sinyal aldınız mı" sorusuna, şöyle yanıt verdi:

"(Bu çevrecilere dokunulmadan) dediğiniz zaman Gezi Parkı'na dokunmamak anlamına geliyor. Onun için zaten biliyorsunuz Taksim Meydanı'nda, Atatürk anıtı çevresinde, AKM çevresindeki o pankartlar oradan sökülüp atıldı. Esasen dün biliyorsunuz sabah ve akşam onlara müdahale edildi. Bir daha onların gidip o meydanı işgal etmesi, tekrar oraya o sloganları asmalarına müsaade edilmeyecek. Sayın Başbakan'ın kastettiği, işaret ettiği budur. Ancak tekrar söylüyorum ama Gezi Parkı'nda kıyamete kadar, uzun boylu bu eylemin sürdürülmesi de kesinlikle hükümet tarafından kabul edilmeyecektir. Bir an önce aslında Gezi Parkı'nın da boşaltılması gerekiyor. Hele hele böyle bir görüşme olduktan sonra, böyle bir iyi niyet atıldıktan sonra ben Gezi Parkı'ndaki gençlerin de böyle bir karar alacaklarını ve orayı boşaltacaklarını düşünüyorum. Ama onlar boşalttıktan sonra eğer kötü niyetli, illegal örgüt mensubu, provokasyon yapmak isteyen birileri eğer gidip orayı doldurmaya çalışırsa onlar da güvenlik güçleriyle baş başa kalacaklardır."

Çelik, artık sağduyunun hakim olması ve Gezi Parkı'nın boşaltılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu gelen arkadaşlar bir şeyi temsil eden, bir sivil toplum örgütünü temsil eden, birileri adına konuşma hakkını kendisinde bulan arkadaşlar değil. Esasen biliyorsunuz bu eylemlere katılan, Gezi Parkı'nda bulunan insanlar da çok homojen bir topluluk değil. Dünya görüşleri farklı olan, partileri farklı olan, zaman zaman hassasiyetleri farklı olan insanlardan söz ediyoruz. Bu açıdan orası sadece bir partinin, bir sivil toplum örgütünün veya belli bir dünya görüşünün şu anda mekanı haline gelmiş değil ama ne olursa olsun, kim olursa olsun eğer amacımız barışçıl ve demokratik yollarla sesimizi duyurmaksa, bir talebi dillendirmekse, bir itirazımızı ifade etmekse veya bir şeyi protesto etmekse bu yapılmıştır, 15 günden beri bu yapılmaktadır. Bu saatten sonra yapılacak şey, bir kez daha söylüyorum sağduyunun hakim olması, oradaki gençlerimizin evine gitmesi, işine gücüne gitmesi ve Gezi Parkı'na eğer dolacak olan kötü niyetli birileri de varsa onları güvenlik güçleriyle baş başa bırakmalarıdır. Doğru olan budur."

-"Ben olması gerekeni söylüyorum"-

Hüseyin Çelik, bir gazetecinin "Eğer eylemcileri ikna edemezseniz ne olacak" sorusuna da "Ben olması gerekeni söylüyorum. (Şu olmazsa, şunu ne yapacaksınız, bu olmazsa ne yapacaksınız) gibi bir soruya da doğrusu ben muhatap olmak istemem. Çünkü ben hükümet adına değil, AK Parti adına konuşuyorum. Burada Sayın Başbakanımız, Genel Başkanımız bu iki sıfatıyla da bu insanları dinlemiştir. Buradan böyle bir karar çıkmıştır, dolayısıyla bir an önce nasıl ki herkes Güven Park'a rahatlıkla gidebiliyorsa nasıl ki herkes İstanbul'daki diğer parklara rahatlıkla gidebiliyorsa, Yıldız Korusu'na rahatlıkla, Emirgan Korusu'na rahatlıkla, Çamlıca'ya rahatlıkla gidebiliyorsa orası belli bir grubun gidip kapattığı bir yer değilse Gezi Parkı'nın da böyle olması lazım, orada hayatın normale dönmesi lazım" yanıtını verdi.

Taksim'de devam eden bir yayalaştırma projesi bulunduğunu, trafiğin yeraltına alınmak üzere yapılan çalışmaların önemli bir kısmının bitirildiğini anlatan Çelik, Taksim Meydanı'yla alakalı bir mahkeme kararı bulunmadığını, yürütmeyi durdurma kararının Gezi Parkı'ndaki projeye ilişkin olduğunu vurguladı.

Hüseyin Çelik, "Taksim Meydanı'yla ilgili bir referandum söz konusu olmaz zaten. Sözünü ettiğimiz Gezi Parkı ve oradaki Topçu Kışlası ile ilgilidir. Bunun dışındakilerle ilgili olarak zaten büyük çapta bir problem olduğu kanaatinde değiliz. Yargı kararı zaten böyle olduğu sürece orada bir şey yapılamaz. Biz, yargı kararı lehte de çıksa aleyhte de çıksa böyle bir seçenekten söz ediyoruz. Yargı kararı herkesi bağlar, bütün idareyi bağlar, o yargı kararı zaten şu anda yerinde duruyor" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Erdoğan ile görüşen heyetin Gezi Parkı'ndaki eylemcilere bir çağrı yapıp yapmayacağına ilişkin soru üzerine de Çelik, şöyle devam etti:

"Bu toplantıya katılan arkadaşlar birileri adına bir çağrı yapacak, birileri adına bir şey başlatacak ya da bir şeyi sona erdirecek yetkiye sahip olan insanlar olmadıklarını ifade ettiler. Biz de zaten onların bu özelliklere sahip olmadıklarını biliyoruz. Onlar burada Sayın Başbakan'la yapılan 4,5 saatlik toplantıdaki intibalarını, buradaki gözlemlerini herhalde onlarla paylaşacaklardır. Kendi mesajları da varsa onları da sizler aracılığıyla kamuoyuyla paylaşacaklardır. Ben şu anda dediğim gibi AK Parti adına bir açıklama yapıyorum. Ama onlar dışarı çıktıktan sonra münferit olarak veya kendi aralarından seçtikleri bir sözcü aracılığıyla da sizlerle gözlemlerini, buradan hangi duygularla ayrıldıklarını elbette paylaşacaklardır."

-"Referandum seçeneceğinin çok isabetli olacağını ifade ettiler"-

Çelik, bir gazetecinin heyette yer alan kişilerin referandum seçeneğine nasıl baktıklarını ve Gezi Parkı dışında talepleri olup olmadığını sorması üzerine, "Gelen heyet tekrar söylüyorum özellikle Gezi Parkı'yla konuşan, Gezi Parkı'yla ilgili temennilerini, taleplerini, duygularını ifade eden bir heyettir. Daha önce Sayın Arınç ile görüşen ekibin taleplerini dillendirmediler ama bu heyetin genel havasından söz ediyorum, buna yüzde 90 diyebilirim. Böyle bir referandum seçeneceğinin çok isabetli olacağını ve meselenin çözümünde çok önemli ve iyi bir adım olacağını da ifade ettiler" yanıtını verdi.

Bir soru üzerine AKM'nin referandum konusu olmadığını, AKM'nin depreme dayanıksız, çökme tehlikesi olan bir bina durumunda bulunduğunu ifade eden Çelik, AKM binasının tarihi, tescilli, özellikli bir bina olmadığını kaydetti.

Eski Kültür Bakanı olarak AKM binasını son derece kasvetli ve Atatürk Kültür Merkezi adına da çok layık bir bina görmediğini bildiren Çelik, AKM'nin arkasındaki boşluğun da katılarak oraya çok daha güzel, Taksim'e, İstanbul'a ve Türkiye'ye yakışır adı yine Atatürk Kültür Merkezi olacak kültür merkezi yapılabileceğini anlattı.

AKM konusunda bazı insanların ideolojik ve peşin hükümlü yaklaşabiliceğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

" (Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılıp yeniden yapılacak) denildiği zaman yine sosyal medyada, sağda solda, basın yayın organlarında 'burayı yıkacaklar cami yapacaklar, AVM yapacaklar' diyenler oldu. Fakat bu peşin hükümlerin sahipleri mahçup oldular. Sonra Muhsin Ertuğrul o eski tiyatro yıkıldı yerine muhteşem bir Muhsin Ertuğrul çıktı. Hakikaten şimdi orayı görenler, fonksiyonlarını görenler 'işte budur, olması gereken bu dur' diyorlar. Siz ne derseniz deyin, biz ne dersek diyelim, Sayın Başbakan ne derse desin, eğer bir insan meseleye peşin hükümle yaklaşıyorsa, eğer ideolojik gözlük takmışsa, eğer siyasi rant peşindeyse onu tatmiş edemezsiniz.

Bu Gezi Parkı'nın rüzgarıyla acaba ben de yelkenlerimi şişirebilir miyim telaşına kapılan birçok kesimin olduğunu biliyoruz. Bunun içinde siyasi partiler var, ideolojik gruplar var, bunun içinde menfaat çevreleri var ama tekrar söylüyorum, birinin siyasi menfaati için, birinin ideolojik emellerini gerçekleştirmesi için, birilerinin daha fazla menfaat temin etmesi bu ülkenin daha fazla bir bütün olarak kaybetmesine biz göz yumamayız. Huzur, sükun, güven ortamı, biribirimizi sevmek, farklılıklarımıza rağmen huzur ve barış içinde yaşamak hepimizin arzusudur. Demokrasi budur, bu samimi yaklaşım eminim ki kamuoyu tarafından takdir edilecektir."

Çelik, bir gazetecinin görüşmede eylemcilerin dile getirdiği "hayat tarzına müdahale" gibi iddiaların gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine, azınlıkla da olsa bu tarz iddiaların gündeme geldiğini fakat görüşmede genel anlamda Gezi Parkı konusunun konuşulduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın büyük bir nezaketle, büyük bir sabırla heyet üyelerini sonuna kadar dinlediğini belirten Çelik, "Bu Dolmabahçe buluşmalarında da böyledi. Birileri Sayın Başbakan'ı şununla veya bununla itham edebilir ama ben yıllarca birçok lider tanıdım, Sayın Başbakan kadar dikkatli dinleyen, dikkatli not alan sonra bütün konuşulanları toparlayan ve sonuçta bir karar alan çok az lider vardır. Başbakan'ın siyasi rakipleri Başbakanla siyaseten mücadele edemediği zaman maalesef o dediklerinizi ifade ediyorlar. Yıllarca bunu Menderes için de kullandılar, Özal için de  kullandılar, şimdi Sayın Başbakan için de kullanıyorlar" yorumunda bulundu.

-"Eğer Türkiye diktatörlük olsaydı bu eylemler yapılamazdı"-

Çelik, şöyle devam etti:

"Türkiye bir diktatörlük olmadığı için bu eylemler yapılabilir. Eğer Türkiye diktatörlük olsaydı bu eylemler yapılamazdı. Yapılsa bile Allah göstermesin işin şekli çok farklı olurdu. Bugüne kadar tabii ki polisin bazı müdahaleleri var, bu müdahaleler esnasında gönlü incinen, bedeni incinen insanlar var. Bu da bizi incitiyor. Keşke hiç olmasa. Daha bugün G8'lerin Londra toplantısı esnasında protesto gösterisi yapanlarla polis karşı karşıya geldiğinde hangi görüntülerin ortaya çıktığını lütfen seyredin. ABD'de Wall Street'in işgali sırasında ortaya  çıkan görüntüleri seyredin. Dünyanın bazı ülkeleri bu konuda bize ders ve akıl vermek yerine biraz da kendilerine baksalar fena olmaz. Uluslararası basının bir kısmı malesef belli telkinler altında ve ciddi bir dezenformasyon altında çok kötü bir algı oluşturuyor. Biz, bunu hak etmiyoruz, bunu daha fazla hak etmemek için de kendi içimizde kendi insanımızla bu meseleyi bitirmek istiyoruz. Herkesin ağzının tadı yerine gelsin istiyoruz, kimse gaz da yemesin, kimse gaza da gelmesin, tencere-tava çalındığı için de kimse uykusuz kalmasın, kimsenin seyahat özgürlüğü de engellenmesin trafik de tıkanmasın ve insanlar birbirilerine başka türlü gözlerle bakmasın, bizim arzumuz budur."

Hüseyin Çelik, Gezi Parkı'na ilişkin referandum önerisinin İstanbul'un genelinde ya da Beyoğlu'nda yapılabileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Halka giderken biz hiçbir seçenekten kaçmayız. Birileri derse ki 'gelin bunu sadece Beyoğlu'nda yapalım' ona da varız. 'Hayır İstanbul'da yapalım derse' ona da varız. Ama böyle bir karar alınıp, bu kararın hayata geçmesi halinde biz halka soru sorulmasından rahatsız olmayız. Bugüne kadar 7 kere halka sorduk, sandığı önüne götürdük. 7'sinde de halk bize onay verdi, böyle bir şey olması halinde halkın takdirinin ne yönde tecelli edeceğini biz önceden yüzde 100 kestiremeyiz ama halkımıza güveniyoruz. Halkımıza biz güveniyoruz, halkımızın bu konularda da yine AK Parti'nin tezlerinin yanında olacağına inanıyoruz ama başka türlü karar verirse de onu da öpüp başımıza koyacağız. Halk 'hayır arkadaş ben bunu istemiyorum' dediği zaman halkın istemediğini biz istemeyiz hiçbir zaman."

Çelik, bir gazetecinin Gezi Parkı konusunda uzlaşı sağlanması halinde AK Parti'nin Ankara ve İstanbul'da hafta sonu yapacağı mitinglerin iptal edilip edilmeyeceğini sorması üzerine de mitinglerin iptal edilmeyeceğini bildirdi.

- Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı Heyeti ile Görüşmesi - Son Dakika


Advertisement