Babacan Jcr'nin Not Artışını Değerlendirdi. - Son Dakika
Son Dakika Logo

Babacan Jcr'nin Not Artışını Değerlendirdi.

Babacan Jcr\'nin Not Artışını Değerlendirdi.
23.05.2013 13:21

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR'nin, Türkiye'nin kredi notunu iki kademe birden yükselterek BB'den, yatırım yapılabilir seviye olan BBB-"ye yükseltmesine ilişkin "Japonya başta olmak üzere Doğu Asya'dan...

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR'nin, Türkiye'nin kredi notunu iki kademe birden yükselterek BB'den, yatırım yapılabilir seviye olan BBB-"ye yükseltmesine ilişkin "Japonya başta olmak üzere Doğu Asya'dan bir grup yatırımcının Türkiye'ye girebilmesinin bu önünü açacaktır diye düşünüyorum" dedi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR'nin, Türkiye'nin kredi notunu iki kademe birden yükselterek BB'den, yatırım yapılabilir seviye olan BBB-"ye yükseltmesine ilişkin "Japonya başta olmak üzere Doğu Asya'dan bir grup yatırımcının Türkiye'ye girebilmesinin bu önünü açacaktır diye düşünüyorum" dedi.

Babacan, Bloomberg HT ve Habertürk ortak yayınında soruları yanıtladı. Babacan, burada Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Merkez bankalarının alacağı kararlar kritik kararlar. Bu kararlar alınırken de hem dünya konjonktürüne bakılıyor. Hem de ülke içindeki şartlara bakılıyor. Dolayısıyla her ülke gelişmelere göre kendi kararını kendi verecektir. Bizim Merkez Bankamız da kendi kararını kendi verecektir. Ne zaman ne yapılması gerektiği ile alakalı. Ama bizim Merkez Bankamızın uygulamakta olduğu bu faiz koridoru politikası dünyada ilk ve tek. Bu faiz koridoru politikası kendi başına sermaye hareketlerinin hızlı içeri ya da hızlı dışarı olmasını engelliyor. Bir bakıma sürtünme oluşturuyor. İçeri girerken de sermayenin daha kademeli ve yavaş girmesini sağlıyor, dışarı çıkarken de daha kademeli ve yavaş çıkmasını sağlıyor. Bu önemli. Merkez Bankamız bu koridor politikasını devam ettirdiği sürece ve kararlarını da yerine ve zamanına göre aldığı sürece sorun olacağını zannetmiyorum" dedi.

-"TÜRKİYE'NİN RESMİN DIŞINDA KALMAMA İRADESİ OBAMA YÖNETİMİNDE VAR"-

Babacan, ABD ile AB arasında imzalanması hedeflenen serbest ticaret anlaşmasına ilişkin olarak ise, "ABD ile Avrupa arasındaki süreci çok iyi, yakından takip etmemiz gerekiyor. O süreç uzun bir süreç olacak, çabuk anlaşmaları zor olacak. ABD ile Avrupa arasında esasta gümrük vergileri çok yüksek değil. Yüzde 3'ler 4'lerden başlıyor. Ama asıl problem ürün standartları, bu iki çok büyük pazarın tek bir Pazar haline gelmesini sağlayacak düzenlemeler. Bu ürün standartları beklide en çok tartışılacak konular olacak. Öte yandan tarım var ki, hem Avrupa hem ABD için siyasi hassasiyeti olan konular. Tarımda ne yapabilecekler bunu izlemek gerekecek. Ama bunun yanında da Türkiye'nin böyle bir resmin dışında kalmaması gerekecek. Biz yönetimde bir iradenin olduğunu görüyoruz. Yani yönetim açısında, bizim de bu konuda görüşmeleri sürdürme ve resmin dışında kalmama iradesi Obama yönetiminde var. Ancak Kongre tarafında dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü Kongre'de rüzgarlar ayrı esiyor. Kongredeki etkinlik, oradaki lobiler çok daha farklı, yani sadece yönetimler değil, kongre üzerinde yoğun bir çalışmayla bunu ancak gerçekleştirebileceğimizi unutmamamız gerekiyor" diye konuştu

-BÜYÜME HEDEFİ-

Babacan, yıl sonu büyüme hedefinde aşağı doğru bir risk görüp görmediğinin sorulması üzerine, "İlk çeyrek büyüme oranımız 10 Haziran'da belli olacak. Ama öncü göstergeler ilk çeyrekteki büyümenin beklenenden biraz aşağıda olacağını gösteriyor. Fakat, bu çok aşağıda değil, bir miktar aşağıda. Dolayısıyla ilk çeyrekteki bu beklenene göre biraz zayıf olan tablo yılın tümünü etkileyecek boyutta değil. Dolayısıyla biz yılın tümü ile alakalı yüzde 4'lük hedefimizi değiştirmiş değiliz. Yüzde 4'lük tahminimizi koruyoruz. Burada mutlaka dış talebe dikkat etmemiz gerekiyor. İç talep bir miktar daha kontrolümüzde. İç piyasayı canlandırmak, eğer tamamen kredi çekerek tüketime yönelik bir hareket varsa bunları sınırlamak, bunlar elimizde. Ama dış talep pek elimizde değil. Avrupa'nın iç pazarları bizim için önemli, hala en büyük pazar. Dolayısıyla dışarıdaki gelişmeler ne kadar iyi olursa, dış talep ne kadar canlı olursa, ihracatımız ne kadar kuvvetli olursa, bizim de dönüp iç piyasada daha rahat hareket etmemizi bu sağlayacak. Ama tamamen iç tüketime dayalı bir büyüme uzun vadede Türkiye'ye zarar veriyor. Dolayısıyla dengeli büyümeye çalışmamız gerekiyor" dedi.

-TİCARİ KREDİ FAİZLERİ KONUSUNDA TCMB VE BDDK ÇALIŞMA YÜRÜTÜYOR-

Ticari kredilerin artırılması için yapılan çalışmaların sorulması üzerine ise Babacan, buradaki ilk somut adımı Eximbank'ın ihracatçıya uyguladığı faiz oranlarını düşürerek attıklarını söyledi.

Genel anlamda ticari kredilerin faizinin daha uygun olması için BDDK ve Merkez Bankası'nın ne yapabileceğine ilişkin şuanda çalışma yürüttüklerini vurgulayan Babacan, her iki kurumun da bu konuda ilerleme kaydettiklerini ifade etti. İki kurumda "Tamam biz hazırız" dediklerinde, iki kurumu da çağıracağını söyleyen Babacan, ne yapabileceklerini o zaman konuşacaklarını anlattı. Babacan, fakat çalışmanın son noktaya gelmediğini, çalışmanın tamamlanması halinde gerekli açıklamaların yapılacağını ifade etti.

-JCR'NİN NOT ARTIRIMI-

Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR'nin, Türkiye'nin kredi notunu iki kademe birden yükselterek BB'den, yatırım yapılabilir seviye olan BBB-"ye yükseltmesine ilişkin olarak ise Babacan, şunları söyledi:

"JCR'nin kredi notu artışı iki kademe birden, onlar da artık Türkiye'ye yatırım yapılabilir kredi notunu vermiş oldu. Bu Japon piyasası başta olmak üzere Türkiye'ye yeni bir alan daha açacaktır. Japonya'da pek çok Japon kuruluşu açısından baktığımızda getiriler çok düşük ama Merkez Bankası'nın sağladığı bu olağanüstü likidite sebebiyle de likidite imkanı çok geniş. Kendi içlerinde durum öyle olduğu için genelde Japon yatırımcı ve kuruluşlar, hem makul bir getiri olacağı hem de güvendikleri yerler arıyorlar yatırım yapmak için. Dolayısıyla Japonya başta olmak üzere Doğu Asya'dan bir grup yatırımcının Türkiye'ye girebilmesinin bu önünü açacaktır diye düşünüyorum."

Babacan, Moody's ve Standart&Poors'tan sonra JCR'nin de Türkiye'nin notunu artırması ile artık yatırımcı için bir mazeret kalmadığını ifade ederek, "Özel sektörümüz için, iş dünyamız için Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenler için artık ellerindeki mazeretlerin tamamı gitti. Yani "biz aslında çok isterdik de şunun için gelmiyoruz' diyecekleri bir sebep kalmadı" dedi.

-İRAN İLE İLİŞKİLER-

Babacan, İran ile ilişkiler konusunda ise, ABD'nin bu konudaki yaptırımlarının tüm dünya için söz konusu olduğunu ifade ederek, Temmuz'dan itibaren altın ticareti ile ilgili ABD'lilerin yeni kurallar koyacaklarını söyledi. ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının Türkiye için hukuki bir bağlayıcılığının bulunmadığını belirten Babacan, "Biz ABD'nin tek taraflı yaptırımları sonrasında bankacılık sektörümüzü serbest bıraktık. Dedik ki her banka kendi kararını versin. Her banka hangi işi yapmak istiyorsa İran'da o işi yapsın ya da yapmasın. Dolayısıyla biz devlet olarak orada kesinlikle müdahil değiliz. Ama piyasada ne oldu diye bakıldığında, bazı özel bankalarda bazı kamu bankalarında daha çok iş yaptı. Hem Amerika ile iletişim içinde olup hem İran'la iş yapan bankalar çok az sayıda belki oluştu. Bir banka da belki bugünler de daha çok yoğunlaşmış durumda o operasyonlar, sonuçta bankalarımızı bu kendi kararı. Ama şu bir gerçek ki, bizim İran'la ticaretimiz de ticaret açığımız var. Yani petrol, gaz alıyoruz. Ciddi bir ithalatımız var ama ihracatımız daha az. Dolayısıyla İran'a yapmamız gereken ödemeler, İran'ın bize yapması gereken ödemeler göre çok daha fazla oluyor. Bunun nakit dengesini nerede nasıl kuracağımız da ayrı bir konu. Bununla ilgili birimlerimiz İranlı yetkililerle konuşuyorlar. İran'ın mecburen ithal ettiği gıda, ilaç var o tür malzemeler var. Bazen bakıyoruz o tür malzemelerin ithalatında bunlar kullanılıyor. Türkiye'den olsun ya da başka bir ülken olsun. Bu şekilde çözümler bulunuyor, uygulanıyor. Dediğim gibi biz her bir bankamızı bu konuda serbest bırakıyoruz" şeklinde konuştu.

-IRAK-

Babacan, Irak'taki ticari faaliyetlerin artmasına yönelik olarak, birçok dünya ülkesinin Kuzey Irak'ta ciddi yatırımlar yaptığını ve Türkiye'nin de bunun dışında kalamayacağını söyledi. Babacan, Irak'ın bir geçiş sürecinde olduğu belirtirken, Türkiye'nin Irak'ta bir bölünme parçalanma istemediğinin de altını çizdi. Babacan, " Erbil'in Ankara'ya yakın olmasını çok arzu ederiz. Ama Erbil ile Bağdat'ın birbirinden kopmasına da asla izin vermememiz gerekir aynı zamanda. Dolayısıyla bu ikisi arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekiyor" diye konuştu.

-BİREYSEL EMEKLİLİK-

Bireysel emeklilik konusunda da konuşan Babacan, şunları söyledi:

"Bireysel emeklilikte devlet katkısı sistemine geçilmesi sektöre büyük bire canlılık getirdi. İlk 4-4.5 aylık sonuçlara bakacak olursakta, sonuçlar tatmin edici sonuçlar. Katılımcı sayısı geçen senenin aynı dönemine göre neredeyse 3.5-4 misli artmış durumda. Toplanan prime baktığımızda, geçen senenin aynı dönemi ile bu senenin aynı dönemini mukayese ettiğimizde iki kata yaklaşan bir oran orada söz konusu. Çünkü eskiden sistemde olanlar da sisteme prim yatırmaya başladılar. Yeni girenler de daha yüksek prim yatırarak giriyor. Dolayısıyla sisteme giren toplam prime baktığımızda bu senenin ilk 4 ayıyla geçen senenin ilk 4 ayı, neredeyse 2 kata yakın bir artış var. Bu sistemin iyi işlediğini bize gösteriyor. Ama henüz çok başındayız, en az bir 6 ay daha izlemek gerekiyor. Şirketlerin daha çok kendi çalışanları için bu sisteme girmelerini nasıl sağlayabiliriz. Belki o noktada, pazarlama konusunda bireysel emeklilik şirketlerimizin biraz daha aktif olması lazım. Şirketler eğer kendi çalışanlarını bireysel emeklilik sistemine sokarlarsa şirketlere de vergi avantajı var. Yani burada belki şirketlerimiz bunun ne kadar farkında ne kadar değil bilemiyorum ama şu da var ki bir maaş ödüyor şirket, maaşın haricinde bir de ayrıca bireysel emeklilik için ayrı bir prim ödeme noktasında belki bazı şirketlerimiz daha çekingen. İş çalışanda diyemiyor ki "benim maaşımı sen azalt onu benim adıma şuraya yatır' bu da zor bir ilişki şekli. Bu zaman içerisinde özellikle maaş zam vakitleri geldikçe şirketler şunu önerecektir diye ben tahmin ediyorum. "Ben sana zam vermeyeyim, ama o zammı senin adına bireysel emekliliğe yatırayım' gibi ilişkiler zaman içerisinde oluşabilir. Şirketlerin buna biraz daha zaman içerisinde katılacağını ben bekliyorum."

-ZİRAAT VE HALK BANKASI'NIN KATILIM BANKACILIĞI SERMAYESİ HAZİNE'DEN-

Katılım Bankacılığı ile ilgili çalışmalardan da bahseden Babacan, Ziraat Bankası ve Halk Bankası'na talimat verdiklerini, sıralamada Halk Bankası'nın Ziraat Bankası'ndan biraz daha önce bu uygulamaya geçeceğini söyledi. Babacan, bunun sermayesini Hazine'den koyacaklarını bunun bir banka iştiraki olmayacağını ifade ederken, "Katılım bankacılığı dediğimizde işin kuruluş sermayesi ile beraber, faize karşı hassasiyeti olan kesimlerin bu hassasiyetlerini sonuna kadar dikkate alan bir sistem kurmamız gerekiyor. Bizim devlet olarak görevimiz, finansta seçenekler oluşturmak. Toplumumuzun her kesiminin finansa erişebileceği seçenekler oluşturmak alternatifler açmak" diye konuştu.

Kurulan katılım bankası ile Halk Bankası'nın "kardeş" olacağını söyleyen Babacan, onları ana şart olarak, şirketin kuruluş sözleşmesi ve yönetim yapısı ile birbirine bağlayacaklarını vurguladı. Babacan, çalışmaların taşra ağırlıklı olacağını ancak merkezi de ihmal etmeyeceklerini söyledi.

Babacan, ticari ve geleneksel bankaların da kendi mevcut şubelerinde bir pencere açıp işlem yapmalarına izin vermeyeceklerini söyledi. - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Ekonomi Babacan Jcr'nin Not Artışını Değerlendirdi. - Son Dakika


Advertisement