"Dul geleceğine cenazen gelseydi" denilen kadın şimdi hayatın da mesleğinin de zirvesini yaşıyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Dul geleceğine cenazen gelseydi" denilen kadın şimdi hayatın da mesleğinin de zirvesini yaşıyor

15.03.2020 10:48  Güncelleme: 10:51

"Dul geleceğine cenazen gelseydi" denilen kadın şimdi hayatın da mesleğinin de zirvesini yaşıyor Çocuk yaşta gelin, 17 yaşında ikiz çocuk annesi oldu, 2 kez kansere yakalandı yine pes etmedi Gaziantep'te çocuk yaşta evlendikten sonra üst üste acılar yaşayan 33 yaşındaki Hacer Bülbül, hayatın...

"Dul geleceğine cenazen gelseydi" denilen kadın şimdi hayatın da mesleğinin de zirvesini yaşıyor

Çocuk yaşta gelin, 17 yaşında ikiz çocuk annesi oldu, 2 kez kansere yakalandı yine pes etmedi

GAZİANTEP - Gaziantep'te çocuk yaşta evlendikten sonra üst üste acılar yaşayan 33 yaşındaki Hacer Bülbül, hayatın en dibinden zirvesine ulaştı. İki kez kanseri yenen ve babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kanser olduğunu öğrenen talihsiz kadın, eşinden ayrıldı, ikiz çocuğunu bir daha göremedi ama yine de pes etmedi. Yakınlarının bile "dul geleceğine cenazen gelseydi" dediği kadın, şimdi ödüle doymuyor.

Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Kerküt Köyü'nde 1987 yılında 8 çocuklu Mehmet - Menekşe Bülbül ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelen Hacer'in hikayesi duyanlara parmak ısırtıyor. Ailenin en küçük çocuğundan tam 7 yıl sonra dünyaya gelmesi nedeniyle ailesinde ayrı bir yeri olan küçük Hacer, 15 yaşına kadar hiç ayrılmadığı anne ve babasının sevgisiyle büyüdü.

Hasta annesine bakmak için okulu bıraktı

Annesinin rahatsızlığı nedeniyle ilkokul döneminde okulu bırakan küçük kız, 16 yaşında görücü usulüyle çocuk yaşına rağmen gelin oldu. Hacer Bülbül, evlendikten sonraki süreçte ise erkeklerin bile sırtlayamayacağı büyüklükte üst üste şoklar yaşadı.

Karnındaki bebeği tümör zannedildi

17 yaşında anne olacağını öğrenen Hacer Bülbül, hamileliğinin ise ilk başta anlaşılamazken karnında tümör bulunduğu zannedildi. Hamilelik döneminin 2.5 ayı bulduğunda ise ikiz çocuğu olacağını öğrenen Hacer, zorlu geçen hamilelik dönemini atlatabilmek ve çocukları yetiştirebilmek amacıyla bulduğu boş vakitlerinde kitaplar okumaya başladı.

17 yaşında ikiz annesi oldu

Annelik heyecanı da yaşayan Hacer, küçük yaşına rağmen 2 çocuğuna da bakabilmek için bir çok acıya göğüs gerdi. Çocukları 4, kendisinin 21 yaşına geldiğinde ise tiroit kanser olduğunu öğrenen Hacer, oldukça zor geçen tedavi sürecinde 7 yıldır evli olduğu eşinin ayrılma talebi ile bir şok daha yaşadı.

"Dul geleceğine cenazen gelseydi" denildi

22 yaşında kocasından ayrılan Hacer Bülbül, aynı yıl tiroit kanserinden kurtulduğu yönünde aldığı müjdeli habere bile sevinemedi. Evlenirken çıktığı köyüne tekrar dönen Hacer Bülbül, buradaki ailesinin ve yakınlarının çok ağır ifadelerine maruz kaldı. "Dul geleceğine cenazen gelseydi. Canını sıkma yakında yaşlı biriyle evlenirsin" gibi ifadeler nedeniyle yaşadığı acı katlanan genç kadın, ikiz çocuğunun babasında kalacağı yönündeki karar ile yıkıldı.

Babası da kanser oldu

Tüm hayatı tepe taklak olan Hacer Bülbül, bu acıların üzerine babasının da kanser olduğu haberini aldı. Babasının da kanser olduğunu öğrenen Hacer Bülbül, babasının mücadelesinde de en yakın destekçisi oldu. Babasının kanserden kurtulduğu gün ise kendisinin ikinci kez kanser olduğunu öğrenen Bülbül, 31 yaşında ise lenf kanseri için tedavi görmeye başladı. 2 yıldır süren tedavi sürecinde ise ikinci kez kanseri yenmeyi başardı.

"Ayakta durmam gerekiyordu"

Film senaryolarını aratmayan bir yaşam süren ve yaşadıklarını anlatan talihsiz kadın, ikiz çocuğu olmasına rağmen mutsuz olduğunu ifade etti. Eşi ve çocukları için hayata tutunmaya çalıştığını belirten Hacer Bülbül, "Çocuklar doğduktan sonra mutsuzdum ama anneydim. Her şeye rağmen ayakta durmam gerekiyordu" dedi.

"Kanseri kendim istedim"

Hacer Bülbül, troit kanseri olduğunda hissettiklerini şöyle anlattı:

"İstediğim kanserine yakalandım. Troit kanseri olduğumu öğrendim. İlk etapta duyduğunuzda türüyle ilgilenmiyorsunuz. Öleceğiniz gözüyle hayata bakıyorsun."

Yaşadıkları nedeniyle kanseri ve ölümü kendi istediğini vurgulayan Bülbül, sonraları ise çocuklarına karşı bu isteğin mahcubiyetini yaşadığını kaydetti. Bülbül, "Hastalığı öğrenince çocuklarım 4 yaşındaydı. Çocuklara mahcubiyetim oluştu. Bunu ben istemiştim ama 'çok mu erken oldu' diye düşünmeye başladım" şeklinde konuştu.

"Hayatım tepetaklak oldu"

Kanseri öğrendikten sonra her şeyin ters düz olduğunu vurgulayan Bülbül, "Hayatım kanserle birlikte tepetaklak oldu. Psikolojimin bozuldu. 7 yıllık evliliğim bitti. Hastalıkla birlikte çocuklarımı kaybettim. Hastalıkla birlikte boşandığım için kendi ailemden kaybettiklerim oldu" ifadelerini kullandı.

İki dönüm noktası oldu

Hayatının en zor döneminin ise kanser olduğunu ilk öğrendiği ve eşinden ayrıldıktan sonraki süreçler olduğunu söyleyen acılı anne, hayatındaki iki donum noktasını ise şöyle anlattı:

"Ayakta duramayacak bir pozisyondaydım. Çok acı çekiyordum, evlatlarımdan ayrılmışım. Her şeyi kaybetmişim. Hastalıkla savaşıyorum. O dönem 'tamamen bitti' dedim. Hayat bitti, son nokta olarak düşünüyordum. Böyle bir süreçte çok acıdır ki dulluk kavramı sizi tamamen toplumdan soyutlaştırıyor. Ailemden 'dul olarak geleceğine cenazen gelseydi, canını sıkma yakında yaşlı bir insanla evlenirsin" gibi sözler işitmiştim. Ailemin bazı fertleri için benim çocuklarım benden daha önemliydi. Hastaneye geldiğimizde, değerlerim, sonuçlar enteresan derecede yüksek çıkmıştı. Doktorun yalnız görüştüğü babam, o odadan çıktığında, bana sarılarak, 'Seni azat ediyorum. Yılda bir de olsa, sana sarılabileyim ama söz ver yaşayacağına' dedi.Böyle bir süreçte hayatım için iki dönüm noktası oldu. Biri dulluk konusunun çok fazla konuşulması. 'Cenazen gelseydi bu eve' sözü. Ben o kadar yokmuşum. Önemli olan tek şey eşimden ayrılmamammış. Eşimin yanında ölseymişim ama ayrılmasaymışım. İkincisi de babamın kanser olduğunu öğrendiğimiz gün bana verdiği destekti. O gün babamın sözleri ile benim elime balyozu verdi, 'tabuları yık, ben senin arkandayım' dedi. Ben bu tabuları yıkarken alnımdaki teri babam sildi. Susadığımda babam bana su uzattı. Hem annemin, hem babamın her zaman gücünü yanımda hissettim. Daha sonrasında yeni bir hayat, yeni dönem başladı. Sonra her şey değişti. Her şeyden önce ben değiştim."

"Tedavi süreci çok sancılı geçti"

Evli olduğu dönemde bir kez ameliyat olan Hacer Bülbül, boşandıktan sonraki süreçte de 2 kez ameliyat olduğunu kaydederek, "Ameliyatlar ve süreç çok ağır ve sancılı geçti. Her uyanışta hep şükrettim. Hep şuan ki hayatımı hayal ederdim. Bu hayali sadece 'o gün beni rahatlatsın' diye kuruyordum" dedi.

Sevinemeden yıkıldı

Kocasından ayrıldıktan 1 yıl sonra kanserden kurtulan talihsiz kadın bu kez kendisinin en büyük destekçisi olan babasının kanser haberiyle tekrar zor günlerine geri döndü. Kendisinin kanserden kurtulmasının sevincini yaşayamadan babasının kanser haberini alan genç kadın, "Babamın lenf teşhisi konduktan sonra bir tedavi süreci oldu. Hayatımın en zor günlerini geçirdiğim süreçlerden biri oldu. Babamın ameliyattan çıkmama ihtimali de vardı" ifadelerini kullandı.

Babasının kanserden kurtulduğu gün kendisinin kansere yakalandığını öğrendi

Babasının tedavi sürecinde iyi haberleri üst üste alan genç kadın, babasının kanserden kurtulduğu gün ise ikinci kez kansere yakalandığını öğrendi.

Hacer Bülbül, "Babam ameliyattan çıktığı günden sonra ise güzel haberler aldık. Babamın sağlığı her geçen gün daha iyiye gidiyordu. Ama o süreçte yaşadığım üzüntü ve sıkıntı benim tekrar kanser olmama neden oldu. Babamın sonuçlarının temiz çıktığı gün benim teşhisim konuldu" diye devam etti.

Yine pes etmedi

Troit kanseri olduğunu öğrendiği tarihten yaklaşık 10 yıl sonra bu kez lenf kanseri olduğu haberini alan Bülbül, ailesinin ve yakınlarının yaşadığı büyük üzüntüye rağmen yine pes etmedi. Ailesine üzülmemelerini belirten Hacer Bülbül, "Ailemin tamamı dövünüp ağlarken, köydeki yakınlarımız hepsi üzülürken, 'üzülmeyin, üzülmenize gerek yok. Ben buna da yenilmeyeceğim' dedim. Yenilmeyeceğimi biliyordum. Nefes aldığınız müddetçe hayatta her şey mümkün" diye konuştu.

Mesleğinde de zirveye çıktı

Yaşadığı onca acıya rağmen herkesin kısa süreceğini düşündüğü hayatında kendi ayakları üzerinde kalmayı başaran Hacer Bülbül, diğer taraftan da iş hayatında merdivenleri hızla tırmanmaya başladı. Süreçte halkla ilişkiler personeli medikal firmalarda bölge müdürlüğü genel müdürlük gibi görevleri başarıyla yerine getiren Hacer Bülbül, bir AVM'de yaptığı proje müdürlüğü işinden sonra ise Yaşam Koçu olmaya karar verdi.

Ödüle doymuyor

Şuanda kendisine bir danışmanlık şirketi de kuran Bülbül, mesleki alanda aldığı eğitimlerle Kişisel Gelişim Uzmanı, Kurumiçi Eğitim Uzmanı, Kurumsal Yönetici Koç, Yaşam, İlişki, Eğitim Öğrenci Koçu ve NMP uzmanı gibi bir çok sıfatı da almaya hak kazandı. Mesleğinde art arda ödüller alan Hacer Bülbül, üniversitelerde ise bilgi ve tecrübeleriyle eğitimler ve seminerler veriyor. Yaşadığı acı tecrübelerine kitaplarda okuduğu deneyimleri ve eğitimlerde aldığı bilgileri de katan Bülbül, "Her yaptığım işi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Çünkü köyden çıktığımda hiçbir şey bilmiyordum. Yaşam koçluğundan sonra da birçok eğitim aldı. Eğitime doyamamaya başladım. Kendimle tam tanışmam bu oldu. Birçok iş yapmıştım, hedeflerim hep vardı ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Bir gün sabah uyandım. Konya'ya gittim geldi. Ertesi gün İstanbul'a gidip eğitime yazıldım. O sürecin nasıl olduğu konusunda benim de hiçbir fikrim yok. Sadece içimden geldiği gibi yaptım. Asıl yapmam gereken şeyle tanıştım. Bu kadar şey yaşadım. Çok acı çektim. Öldüm bittim denilecek kadar acılar çektim. Ama hiç zaman pes etmedim" dedi.

"Hayat bir film gibi"

Hayatını film gibi düşündüğünü belirten Bülbül, yaşadığı acıların ise kendisini bu mesleğe hazırladığını savunarak, "Yaşadığım her şey sanki beni bugüne hazırladı.Onun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın yada kırgın değilim. Herkesi affettim. Çünkü onların da görevi buydu. Bizim hayatımız bir film gibi düşünürsek biz başrolüz. Başrol öldüğü zaman son yazar. Hayatımıza giren herkes acısıyla tatlısıyla bir şeyler katar. Rollerini tamamladıktan sonra giderler, gitmek zorundalar. Onların suçu değil. Bunun için hayatımdaki hiç kimseye kızgın ve kırgın değilim" şeklinde konuştu.

"Üstünüzü sirkeleyin devam edin"

Danışmanlık yaptığı kadınların da çok acılı hikayeleri olduğunu ifade eden Hacer Bülbül, tüm seanslarda öncelikle pes etmemesi gerektiğini anlattığını ifade etti. Yaşadığı acılara rağmen kendisini de etkileyen hikayeler olduğunu kaydeden Bülbül, tecrübe ve deneyimleri kadınların umut aşıladığını vurguladı. Tüm kadınlara seslenen Bülbül, "Hayatınızda her şeyi yaşayabilirsiniz. En acı şeyleri bile yaşabilirsiniz. Ama dövünüp ağlamayın. Düştüyseniz kalkın üstünüzü sirkeleyin ve tekrar yolunuza devam edin. Önünüzde engeller olabilir ama her engel aşılmak için vardır" diye konuştu.

Kaynak: İHA

Son Dakika Genel 'Dul geleceğine cenazen gelseydi' denilen kadın şimdi hayatın da mesleğinin de zirvesini yaşıyor - Son Dakika


Advertisement