Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, mesleki eğitimin geliştirilmesiyle ilgili sanayici, işveren ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunarak, dünyanın büyük bir değişim dönüşüm içinde olduğunu, buna kendini uyduranların karlı çıkacağını söyledi. Bu uyumun mesleki eğitim çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden Çelik, nitelikli iş gücüne her ülkede olduğu gibi Türkiye'de gereksinim duyulduğunu ifade etti.
Devlete kapak atarak maaş alma döneminin bittiğini, oturarak bordoyla hayatını sürdürmeye prim verilmemesi gerektiğini kaydeden Çelik, "Herkes beyaz yakalı olmak isterse diğer işleri kim yapacak?" diye sordu.
Bakan Çelik, mesleki eğitimle ilgili olarak çıkartılan yasaların uygulama alanı bulmadığından yakındı. İşverenlerin mesleki eğitim konusunda daha özenli olması isteyen Çelik, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun ciddi değişiklikler barındırdığını, ancak yasa hükümlerinin işletilemediğini vurguladı. Çelik, yasanın 18. maddesinde "10 ve daha çok insan çalıştıran iş yerlerinde eğitim birimlerinin kurulması"nın hüküm olarak yer aldığına dikkat çekerek, "Bu işlemiyor eğer bu işlemiyorsa, eğer burada bir mantıksızlık varsa, size ekstra bir yük getiriyorsa lütfen bizimle paylaşın. Şunun için bu yürümüyor şöyle bir değişiklik yapılması gerekiyor, onu değiştirelim, bu rasyonel değilse, Türkiye'nin şartlarına uygun bir durum değilse biz bu maddeyi değiştirelim, sizi de böyle bir şey yapmaya zorlamayalım, başka şeyler yapalım" dedi.
Her 10 ve daha fazla kuruluşun bir eğitim birimi kurması çok pahalıya patlayabileceğini, ancak bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı olarak devreye girebileceklerini söyleyen Çelik, meslek okullarında 168 saat olan haftanın 30 saatinin kullanılabildiğine dikkat çekerek, öğrenciler tarafından kullanılmayan 138 saatin işverenlerin talepleri doğrultusunda eğitim birimleri olarak kullanılabileceğini kaydetti.
Çelik, yine 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 30. maddesinin de işverenler tarafından tam olarak uygulanmadığını söyledi. Yasanın söz konusu maddesinin istihdam edilecek personelde diploma, sertifika veya belge istenmesini şart koştuğunu aktaran Çelik, "Eğer iş dünyası mesleki ve teknik eğitimin gelişmesini istiyorsa, o zaman gelen insana bu alanda eğitim gördün mü biz her alanda insanlarda diploma, diploma yoksa sertifika, sertifika yoksa belge istersek biz bu mesleki ve teknik eğitimi çok büyük çapta desteklemiş oluruz" dedi.
"STAJYERİ UCUZ İŞGÜCÜ GÖRMEYİN"
Çelik, aynı şekilde mesleki eğitim konusunda işyerlerine staj ve pratik yapması gönderilen öğrencilerin bütün işyerlerinde olmasa bile birçok işyerinde "ucuz veya bedava işgücü" diye algılandığını söyledi. Çelik, şöyle dedi:
"Acemidir diye makineye yaklaştırılmıyor, staj belgesi için mecbur giden bu çocuklar kendi mesleğiyle ilgili değil ayak işleri de yapmaya razı oluyor. Bunu da kesinlikle eğitimin ruhuna aykırı buluyoruz. Özellikle staj için işletmelere giden bu çocuklarımıza sektörümüzün daha bir şefkat kucağını açması, onlara yardımcı olması, en iyi şekilde yetiştirmek için gayret içinde olunmalı. Eğer çocukları ambara götürüp malzeme taşıtırsanız bu doğru olmaz. Bu yaklaşımı doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Bu konuda devlette de ciddi kusur var."
Çelik, başta ASO Başkanı Zafer Çağlayan olmak üzere işverenlerin "Kaynakçı arıyoruz, iyi tornacı arıyoruz, bulamıyoruz ama lise mezunları bolca müracaat ediyor" şeklindeki sözlerine de değinerek, sanayileşen bölgelerde eleman açlığının normal olduğunu, ancak aynı problemin Türkiye'nin genelinde yaşanmadığını söyledi. Çelik, "ASO Başkanı Çağlayan'ın esas memleketi olan Muş'ta böyle bir problem yoktur. Sanat okulundan mezun olan öğrencilerimiz orada iş bulamıyor ve sağ olsun sanayicilerimiz de çok doyurucu ücret vermediği için meslek lisesi mezunlarına genellikle verilen ücretler asgari ücret düzeyinde ve onlarda anasını babasını ocağını taşıyarak buraya gelmek istemiyor. Hele hele bir de Zafer Bey zaman zaman bölgesel asgari ücretten söz ediyor, burada işçi sendikalarımız buna çok sinirleniyor. 380 milyondan sonrası da mı var diye kızıyorlar ben de onlara katılıyorum" açıklamasında bulundu.
HİSARCIKLIOĞLU'NDAN ÇELİK'E CEVAP
Bakan Çelik'in ardından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu konuştu. Eğitimin çok yönlü kalkınmanın anahtarı olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, gelişmiş ülkelerin işgücünün yetiştirilmesinde mesleki ve teknik okullarla sektörün ortaklaşa çalışmalarının etkin olduğunu vurguladı. Hisarcıklıoğlu, konuşmasının son kısmında Bakan Çelik'in işverenlere "kanunlara uymuyorsunuz" imasına da yanıt verdi. Bakan Çelik'in eleştirilerine karşı Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in "Türkiyemiz'de şu anda yürürlükte olan mevcut kanun sayısı 9 bindir. Bizim büyüklüğümüzde bir ülkenin yönetilmesi için gereken kanun sayısı 3 bindir" sözlerini anımsatan Hisarcıklıoğlu, "Biz her sıkıştığımızda kanun çıkartmaya çalışıyoruz. Bugün Meclis bir kanun fabrikası gibi çalışıyor. Ama kanunlar işe yarıyor mu diye bakarsanız kanunların işe yaramadıklarını açıkca görüyorsunuz" dedi.
Eksikliğin kanunlar çıkartılırken "En iyi ben bilirim, benden iyi kimse bilmez anlayışı"nda yattığını, bu anlayışın hala sürdürdüğünü kaydeden Hisarcıklıoğlu, AK Parti iktidarının programında yasaların "katılımcı demokrasi anlayışı" içerisinde çıkartılacağın ifade edilmesine karşın halen yasaların eski anlayışla çıkartıldığını söyledi. Hisarcıklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüuük çapta desteklemiş oluruz" dedi.
rürlüğü olmayan geçerliliği olmayan kanunları çıkartmanın bir anlamı yok. Lütfen artık dünya, modern dünya ben halktan yetkiyi aldım bundan sonra irade bendedir diye bir şey yok. Süreç içerisinde katılımcı demokrasi anlayışı çerçevesinde sosyal taraflar geliyorlar bir masa etrafında buluşuyorlar. Bugün siz bunu yapıyorsunuz bütün bakanlıklarımızdan bürokrasiden istediğimiz bu. Taraf biziz bu işin içinde bir tarafız bizsek diğer tarafı siz ve diğer unsurlar var."
Hisarcıklıoğlu, işçi ve işverenler olarak Karma İstişare Komitesi çatısı altında "demokratik kalımcılığı" geliştirdiklerini belirterek, bu yöntemi devletle de sağlamayı amaçladıklarını kaydetti. Hisarcıklıoğlu, "Eskiden anlaşamıyorduk. Türkiye'de gerginlik bizden çıkıyordu. Ama bugün anlaşabildiğimizi, uzlaşa kültürünü geliştirdik aynı şeyi devletimizle de yapmak istiyoruz. Bu devlet kimin için var millet için var. O zaman millet için varsa ne olur bu iş yönetilirken kararlar alınırken, yönetilenlerin görüşleri de alınsın. Yoksa 3 bin kanun yeterliyken 9 bin kanun daha da yetmiyor hala kanun çıkartmaya devam ediyoruz ve sayın vekillerimiz de kanun çıkartmaktan yoruluyor" diye konuştu.
Son Dakika › Güncel › Ankara: 19. Meslek Eğitim Kurulu Toplandı...(2) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.