Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Nerede bir akraba topluluk varsa Türkiye oradadır" ilkesiyle hareket ettiklerine işaret ederken, "Biz, nutuk ve hamaset milliyetçisi değiliz. Bizim milliyetçilik anlayışımız; milletimizin dinine, diline, tarihine, kültürüne, sanatına ve bizi biz yapan her tür değerine hem Türkiye'de hem de dünyanın neresinde olursa olsun sahip çıkmayı ve onları korumayı esas alan hizmet milliyetçiliğidir. Biz; milletimize, ülkemize, bizi biz yapan ve başkalarından farklı kılan her tür değerimize sahip çıkmaya, onları korumaya ve geleceğe taşımak için samimi çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Bozdağ, Yeni Türkiye Dergisi'nin "Türk Dünyası Özel Sayısı"nda yer alan yazısında, Türkiye'nin bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kazakistan'ı tanıyan ilk ülke olduğunu ifade ederek, "Bağımsızlıklarının ilanından bugüne kadar geçen zaman içerisinde Türk Cumhuriyetlerine Türkiye, her alanda maddi ve manevi desteğini artırarak sürdürmüş, sürekli yakın işbirliği ve dayanışma içerisinde olmaya özen göstermiştir" dedi.
Türk Cumhuriyetleri ile AK Parti Hükümetleri öncesinde kurulan köprüler ve ilişkilerin AK Parti Hükümetleri döneminde daha da geliştirildiğini söyleyen Bozdağ, "Bir yandan eski köprüler (Kazakistan Ahmet Yesevi Üniversitesi, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, TÜRKSOY, Türkçe Konuşan Devlet Başkanları Zirvesi, büyük öğrenci projesi gibi, eğitim ve bilim köprüleri gibi) tahkim edilip geliştirilirken, diğer yandan yeni köprüler kurularak ülkelerimiz arasındaki ilişkiler daha da kavi hale getirilmiştir" ifadelerini kullandı.
Bozdağ, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"İngiliz Kültür ile İngiltere, Amerikan Kültür ile ABD, İtalyan Kültür ile İtalya ve başkaca ülkeler yurt dışında kurdukları kültür merkezleriyle kendi dil, tarih ve kültürlerini tanıtmaktadır. Nitekim ülkemizde pek çok yabancı ülkenin kültür merkezleri var. İnsanlarımızdan isteyenler oraya gidip ilgili ülkenin dilini ve kültürünü öğrenebiliyor. Ama İngiltere'deki bir İngiliz, Almanya'daki bir Alman, Amerika'daki bir Amerikalı veya yurtdışındaki bir Türk; Türk dili, kültürü ve tarihini öğrenmek istediğinde ona bu imkanı sunacak ülkemizin yurt dışında bir kültür merkezi maalesef yoktu. İşte 5 Mayıs 2007 tarih ve 5653 sayılı kanunla; Türkiye'yi, kültürel mirasını, Türk dilini, kültürünü ve sanatını tanıtmak, Türkiye'nin diğer ülkeler ile dostluğunu geliştirmek, kültürel alışverişini artırmak, bununla ilgili yurt içi ve yurt dışındaki bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak, Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek maksatlarıyla Türkiye'de Yunus Emre Enstitüsü ve yurt dışında Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri açmak üzere merkezi Ankara'da olan Yunus Emre Vakfını kurduk. Bugün itibariyle yurt dışında 35 Yunus Emre Türk Kültür Merkezi kurmuş durumdayız. Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri'nde, Türkçe öğrenmek isteyen herkese Türkçe kursları düzenlenmekte; dilimizi, tarihimizi, kültürümüzü, sanatımızı, kısaca bizi biz yapan ve başkalarından ayıran ve birleştiren yönlerimizi doğru kişiler vasıtasıyla doğru ağızdan tanıtmak için kurslar, seminerler, sempozyumlar, konferanslar, paneller ve seminerler düzenlemekte ve Türkiye'de ve dünyada alanında marka insanları bu merkezlerde meraklılarıyla buluşturmakta; büyük kütüphaneler oluşturarak doğru kaynaklara kişilerin doğru bir adreste ulaşmalarını sağlamakta; Türk sanatını ve musikisini tanıtmak için de programlar tertip etmektedir. Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri, hem Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında, hem Türkiye ile gönül coğrafyamızdaki ülkeler arasında ve hem de Türkiye ile dünyanın diğer ülkeleri arasında kurulmuş bir kültür köprüsüdür. Bu köprü, bizi Türk dünyasına ve bütün dünyaya daha kolay ulaştıracak, bizi onlara onları ise bize daha da yaklaştıracaktır. Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri; Türk dilini, kültürünü, tarihini, sanatını ve bizi biz yapan değerleri, doğru kişiler ve doğru kaynaklar vasıtasıyla doğru bir biçimde anlatma, öğretme ve tanıtma konusunda büyük bir görevi başarıyla yürütmektedir."
-"AMACI; BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ İLE İSTİKRARA KATKIDA BULUNMAK"-
Bozdağ, 21 Kasım 2008'de İstanbul'da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında imzalanan anlaşmayla; Türk Dili Konuşan Ülkelerin Parlamentoları aralarındaki tarih, kültür ve dil birliğine dayanarak ulusal mevzuatların yakınlaştırılması ve diğer parlamentolararası faaliyetler konularında en sıkı işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi'ni (TÜRKPA) kurduklarını hatırlattı. TÜRKPA'nın sekreteryasının, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de olduğunu söyleyen Bekir Bozdağ, "Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi gibi artık bir de Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi var" dedi.
Bozdağ, şunları kaydetti:
"Türk dili konuşan ülkeler arasındaki kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacıyla Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan'la birlikte 3 Ekim 2009 tarihinde Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'ni (TÜRK KONSEYİ) kurduk. Kuruluşun resmi ilanı, 16 Eylül 2010'da İstanbul'da düzenlenen X. Türkçe Konuşan Devlet Başkanları Zirvesinde yapıldı. Sekreterya merkezi İstanbul'dur (Nahçıvan Anlaşması, md. 10). Türk Konseyi, Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın amaçları ve ilkelerinin yanı sıra uluslararası hukukun evrensel olarak tanınan diğer ilkelerini benimsemiştir. Barış ve güvenliğin korunması ile iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine ilişkin uluslararası normlar, Türk Konseyi çatısı altında yürütülecek işbirliğinin zeminini oluşturmaktadır. Türk Konseyi'nin temel amacı, Türk Dili Konuşan Devletlerarasında kapsamlı işbirliğini derinleştirmek, bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkıda bulunmaktır.
3 Ekim 2009 tarihinde Azerbaycan'ın Nahçivan şehrinde gerçekleşen Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları IX. Zirvesi'nde Türk uygarlığının dünya uygarlığında aldığı yerini değerlendirerek Türk dünyasının geçmişi ve geleceğini, maddi ve manevi zenginliklerini araştıracak uluslararası ilmi araştırma merkezinin kurulması kararlaştırılmış, bu karar doğrultusunda 25 Mayıs 2010 tarihinde Uluslararası Türk Akademisi kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. Merkezi Kazakistan'ın başkenti Astana'dır. Türk Akademisi, Türk dünyasının geçmişten günümüze kadarki tarihi, dili ve edebiyatını, maddi ve manevi değerlerini, din ve dünya tanımını, jeopolitik ve ekonomik gelişme stratejileri ile uluslararası ilişkilerinin yön ve taraflarını geniş alanda araştırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle hem Türk dil, tarih, kültür, bilim, medeniyet, sanat ve benzeri alanlarını araştırıp dünya kamuoyunun bilgisine sunularak tanıtımı sağlanacak ve hem de Türk Dili Konuşan Ülkeler arasında yeni bir kültür köprüsü oluşturarak ülkelerimizin ve halklarımızın birbirine daha fazla yaklaşmasına, kaynaşmasına ve dayanışmasına yol açacaktır.
30 Ocak 2010 tarih ve 2010/3 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Başbakanlık Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü oluşturduk. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Türk dış politikasının ve yumuşak güç kapasitesinin en önemli araçlarından biri olarak Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda görünürlüğünü ve etkinliğini arttırmayı hedeflemektedir. Türkiye'nin tanıtımında ve algı yönetiminde merkezi bir öneme sahip olan ve diplomasi, dış yardımlar, bilim ve teknoloji, ekonomi, yüksek öğretim, turizm, kültür, sanat ve medya gibi geniş bir alana yayılan kamu diplomasisi faaliyetleri, Türkiye'nin yeni potansiyellerinin dünya kamuoyunda tanınmasını sağlar. Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü vasıtasıyla hem Türk dünyasında, hem gönül coğrafyamızda, hem uluslararası platformlarda ve hem de bütün ülkeler nezdinde daha etkin ve daha doğru tanıtma ve bilgilendirme konusunda Türkiye yeni bir imkana ve yumuşak bir güce daha kavuşturulmuştur."
-"NEREDE BİR AKRABA TOPLULUK VARSA TÜRKİYE ORADADIR"-
Türkiye'nin yurtdışındaki vatandaş, soydaş ve akraba topluluklarla ilgilenen Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kurumlarının olduğunu ama AK Parti Hükümetlerinden önce Türkiye'de işi sadece bu hususlarla sınırlı olan bir teşkilatın olmadığına değinen Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Hükümetimiz; işi yalnızca yurt dışındaki vatandaş, soydaş ve akraba topluluklarımız olan özel ve özellikli bir teşkilat olarak Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nı 24 Mart 2010 tarih ve 5978 sayılı kanunla kurdu. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, adeta Türkiye'nin Diaspora Bakanlığı'dır. "Nerede bir vatandaş, nerede bir soydaş ve nerede bir akraba topluluk varsa Türkiye oradadır' ana ilkesiyle hareket eden Başkanlık, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve onların sorunlarına çözüm üretmek; soydaş ve akraba topluluklar ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla bu topluluklara yönelik faaliyetler yürütmek; Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler ile Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülenlerle, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen öğrencilerin, ülkemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması için her türlü esası belirleyerek, ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak görevlerini başarıyla yürütmektedir. Artık Türkiye, yurt dışındaki vatandaşları, soydaşları ve akraba topluluklarıyla daha aktif, daha kuşatıcı ve daha kapsayıcı bir şekilde ilgilenmektedir" dedi.
TİKA'nın Türkiye'nin yüzakı bir kuruluş olduğunu anlatan Bozdağ, "Dünyanın darda ve zorda olan insanları, ülkeleri ve topluluklarının her daim yanı başında dalgalanan ay yıldızlı albayrağımızdır TİKA. Yardımın ulaştığı insanların tanımıyla TİKA, Türkiye'dir.
AK Parti Hükümetlerinin ortaya koyduğu dış politika anlayışına paralel olarak TİKA'nın faaliyet alanı da genişlemiştir. 2002 Yılında TİKA'nın 12 olan Program Koordinasyon Ofisi sayısını 2011 yılında 25'e, 2012 yılında ise 35'e yükseltmiştir. TİKA, 2011'de çıkarılan 656 sayılı KHK ile yeniden yapılandırıldı. Başlangıçta sadece Orta Asya'ya dönük faaliyetleri bulunan TİKA bugün, beş kıtada, yüzden fazla ülkede faaliyette bulunan bir dünya teşkilatına adeta dönüşmüştür. Dış politikamıza aktif politika anlayışının yerleşmesi ile TİKA ortak değerlere sahip olduğumuz ülkeler başta olmak üzere birçok bölge ve ülkede Türk dış politikasını uygulayıcı bir aracı haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.
-"BİZ, NUTUK VE HAMASET MİLLİYETÇİSİ DEĞİLİZ"-
"TİKA, susuz insanlara su getiriyor; okul ihtiyacı olan yerlere okul, hastane ihtiyacı olan yerlere hastane yapıyor; okullara, üniversitelere ve sağlık tesislerine malzeme desteği veriyor; yollar, köprüler onarıyor ve yapıyor; insani yardımları organize ediyor; hasılı her tür teknik ve insani yardım ve işbirliğini ülkemiz ve milletimiz adına yapıyor" diyen Başbakan Yardımcısı, yazısını şöyle sürdürdü:
"TİKA, ecdadımızın eserlerine sahip çıkıyor, onları ya aslına uygun yeniden inşa ediyor ya da aslına uygun restore ediyor ve bakımını yapıyor. Bugün gönül coğrafyamızda yüzlerce ecdad yadigarı eser, TİKA vasıtasıyla yeniden ya yapılarak ya da restore edilerek insanların hizmetine sunulup geleceğe taşındı.
2002 yılında ülkemizin kalkınma yardımları 85 Milyon ABD doları iken bu rakam 2012 yılında 2 milyar 530 milyon ABD dolarına yükselmiştir. 1992-2002 yılları arasında TİKA'nın faaliyet gösterdiği ülkelerde Türkiye'nin gerçekleştirdiği toplam proje sayısı 2 bin 241'dir. AK Parti Hükümetleri döneminde 2002-2011 yılları arasında TİKA'nın gerçekleştirdiği proje sayısı yaklaşık dört kat artarak 10 bin 86'ya ulaşmıştır. 2012-2013 yıllarında tamamlanan projelerin dahil edilmesiyle söz konusu rakam daha fazla artış gösterecektir. Türkiye artık alan el değil, veren eldir.
Türk Dünyası'na yönelik olarak Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından TRT-Türk ve TRT-Avaz kanalları açılmış olup, bu sayede Orta Asya başta olmak üzere soydaşlarımızın ve genel olarak yurtdışındaki Türk vatandaşlarımızın gerek ülkemiz hakkında doğru bilgilendirilmesi gerek Türkiye'nin ve Türk kültürünün tanıtılması sağlanmaktadır.
Bunlar, hükümetlerimiz döneminde yurt dışındaki vatandaş, soydaş ve akraba topluluklara dair yapılan çalışmalarımızın, kurulan köprülerin sadece kısa bir özetidir Biz, nutuk ve hamaset milliyetçisi değiliz. Bizim milliyetçilik anlayışımız; milletimizin dinine, diline, tarihine, kültürüne, sanatına ve bizi biz yapan her tür değerine hem Türkiye'de hem de dünyanın neresinde olursa olsun sahip çıkmayı ve onları korumayı esas alan hizmet milliyetçiliğidir. Biz; milletimize, ülkemize, bizi biz yapan ve başkalarından farklı kılan her tür değerimize sahip çıkmaya, onları korumaya ve geleceğe taşımak için samimi çalışmaya devam edeceğiz." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Biz, Nutuk ve Hamaset Milliyetçisi Değiliz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.