Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Hazirandaki olaylarla bu son olayları birbirine paralel olarak görmüyorum, birbirinden ayrı meseleler bunlar doğrusu" dedi.
Gül, Habertürk televizyonunda "Basın Kulübü" adlı programa konuk oldu.
Herkesin yeni yılını kutlayan ve 2014'ün iyilikler getirmesini dileyen Gül, 2013'e ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, geçen yıl dünyada, özellikle Avrupa'da ekonomik sıkıntıların gitmediğini, büyümenin neredeyse durduğunu, bazı gelişmiş ülkelerde çok büyük işsizlik oranları olduğunu ifade etti. Obama'nın yeniden başkan seçildiği ABD'nin ekonomisinde yavaş bir gelişme olduğuna işaret eden Gül, "Ama oradaki iyileşme, bizleri biraz zorluyor ve ters etkileyebiliyor. Biliyorsunuz FED'in kararları" diye konuştu.
Afrika ve Asya'da çok büyük acılar, sıkıntılar olduğunu ifade eden Gül, " Arap Baharı, maalesef o beklenen ümidi adeta söndürmüş vaziyette" ifadesini kullandı. Libya'da hala kaos olduğunu, Tunus'ta ise diyalog ortamı bulunduğunu dile getiren Gül, Mısır'da seçilmiş Cumhurbaşkanının düşürüldüğünü, demokrasinin askıya alındığını ve darbe yapıldığını vurguladı. Mısır'da çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini bildiren Gül, "Mısır'da Müslüman Kardeşler, oranın bir gerçeği, sosyolojik bir gerçeği adeta. Onların terörist olarak ilan edilmesi üzücü doğru, Mısır'ın geleceği açısından üzücü" değerlendirmesinde bulundu.
Ramazan ayında bile bin kişinin öldüğü Irak'ta, geçen yıl 10 bin kişinin terör yüzünden hayatını kaybettiğini belirten Gül, Irak'ın hala belini doğrultamayan bir ülke olduğunu söyledi. Suriye'de yaşananları içler acısı olarak nitelendiren Gül, bu ülkede hayatını kaybedenlerin sayısının 150 bine yaklaştığını, 2,5 milyon kişinin ülkesini terk ettiğini, kimyasal silah kullanıldığını, rejimin kendi halkına karşı balistik füze attığını ifade etti. İran'daki yeni hükümetin dünya ile tekrar diyalog içerisine girdiğine dikkati çeken Gül, şöyle devam etti:
" Türkiye'ye gelirseniz, 2013 yılı Türkiye'de çok canlı bir yıl oldu, çok meşgul bir yıl oldu. Özellikle haziran ayına doğru İstanbul'daki Taksim Gezi meseleleri, bu son tartışılan kamuoyundaki olaylar, aslında 2013 yılında Türkiye'de yapılan birçok güzel şeyi de açıkçası gölgeledi. Bu açıdan baktığınızda Avrupa'da büyük ekonomik krizler varken Türkiye, çok başarılı bir ekonomik politikayı takip etti, yüzde 4 büyüme gerçekleştirdi. Avrupa'nın en büyüyen ülkesi Türkiye oldu, yüzde 4 ile. Türkiye'nin borçlarına bakarsanız, yüzde 35'e düşürdü, milli geliri, gayrisafi milli hasılası içinde. Avrupa'da yok böyle bir ülke yine. Bütçe açıklarına bakarsanız, yüzde 1,2 gibi bir mali disipline ulaşılmış bir durum var. İşsizlik oranı yüzde 9. Türkiye, birçok Avrupa ülkesine göre iyi. Ekonomi diğerlerinden daha iyi oldu. Bunun yanında çok temel bazı meselelere açıkçası mesafe alındı. Türkiye'nin önemli sorunlarından birisi, hepimiz biliyoruz ki Kürt sorunu. Binlerce insan hayatını kaybetti, binlerce şehit verdiğimiz bir olay. Bu yıla baktığımızda artık konuşarak meseleleri halledebiliriz, sorunları çözebiliriz noktasına gelindi. Bu, çok büyük bir olay. Türkiye'nin en büyük meselelerinden bir tanesi, beka meselesi Türkiye'nin. Her eve neredeyse şehitler düşüyordu. Burada konuşarak bu işi, Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve Türkiye'nin milli çıkarlarına zarar vermeyecek bir şekilde bunu halletme yönünde önemli bir gelişme oldu."
Gül, kadınlara başından beri kıyafetinden dolayı ayrımcılık yapıldığını belirterek, 2013'te bu meselenin meselenin aşıldığını ifade etti. "Kendi yurdunda, kendisini garip eden insanların önündeki bu tip problemlerin aşıldığını" dile getiren Gül, düzenlemeyi iktidar ile muhalefetin birlikte yaptığını bildirdi. Gül, şöyle konuştu:
"Ama bu meseleleri gölgeleyen, bu meselelerin değerini gölgeleyen olaylar oldu. İstanbul'da oldu, çevre meselesi ile başlayan bir olay, çok farklı boyutlara gitti. Son iddialar da tabii ki Türkiye'nin gündeminde önemli bir mesele oldu. Ümit ederim ki 2014 yılı yeni bir başlangıç olur. Unutmayalım ki Türkiye, dünya ile bütünleşti, Avrupa ile bütünleşmiş bir ülke. Nihayette hepimiz aynı geminin içerisindeyiz ve bu ülkenin kazandığı itibarı korumak hepimizin sorumluluğu altındadır. Hep beraber Türkiye'yi bu sıkıntılı bir ortamdan çıkartıp çok parlak geleceklere taşımamız gerekir."
-"Türkiye'nin çözülemeyecek meselesi olmadığı kanaatindeyim"
Cumhurbaşkanı Gül, "İki şeye dikkat çektiniz, Gezi olayları ve 17 Aralık'ta başlayan süreç. İkisi arasında sizce bir paralellik var mı? Kürt sorununu konuşurken, 'Türkiye'nin en büyük sorunuydu ve konuşarak çözülme eğiliminde' dediniz. Önümüzde sorun olarak duran ve sizin tavrınızın daha sık beklendiği bu dönemde çözümsüzlük gibi görünen şeyin nedeni nedir?" sorusunu yanıtlarken, çözümsüzlük gibi bir şey görmediğini, her şeyin çözülebileceğine inandığını söyledi.
Gül, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamış, kurumları belli, 10 yıl önceki demokratik hukuk standartlarından çok daha yukarıda bir ülke olduğunu dile getirdi. 10 yıl öncesine göre çok daha şeffaf olan Türkiye'de herkes istediğini söylediğini, konuştuğunu anlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tabii ki sıkıntılar muhakkak var. Ben, bunları söylerken pembe bir manzara çizme gayreti içerisinde değilim. Sıkıntılar, noksanlıklar, bütün bunlar var ama 10 yıl önce ile mukayese ettiğimde bunları söylüyorum. Dolasıyla Türkiye'nin çözülemeyecek meselesi olmadığı kanaatindeyim. Hazirandaki olaylarla bu son olayları birbirine paralel olarak görmüyorum, birbirinden ayrı meseleler bunlar doğrusu. Diğer yandan da Kürt meselesinin konuşularak konuşularak çözülmesi, muhakkak ki bunun çözülmesi, Türkiye'nin birliğini ve bütünlüğünü zedelemeyecek şekilde olması, bu demokratik standartların yükseltilmesi ile olacak bir şeydir. Herkesin farklılıklarını kabul etmek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşit olduğunu, Türkiye'nin gerçekleri vardır, bunları tanımak. Dün korktuğumuz şeyleri, bugün rahatlıkla konuşuyoruz. Hatta öyle var ki bugün konuştuklarımızı 10 sene, 20 sene önce konuştuğu için hapse girip de 10-20 sene hapiste yatan insanlar var. Bugün bunları rahatlıkla konuşuyoruz. Bu açıdan ben, bu problemlerin hepsinin çözüleceğine inanıyorum."
-"Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi çok daha önemlidir"
Gül, Anayasa Mahkemesinin 5 milletvekili hakkındaki ihlal kararına ilişkin bir soru üzerine, demokratik hukuk devletinde kuvvetler aykırılığı prensibinin bulunduğunu ama yasama, yürütme ve yargının bir ahenk içerisinde olması gerektiğini vurguladı. Yasama, yürütme ve yargının kendi saygınlığını birinci derecede koruma sorumluluğu içinde olduğunu anlatan Gül, yasama ve yürütme ile ilgili hesap verebilirliğin yerinin seçimler olduğunu, seçim günü geldiğinde eğer işlerini iyi yapmazlarsa değiştirilebildiklerini ifade etti.
Yargının bu anlamda biraz daha farklı olduğunu dile getiren Gül, şunları söyledi:
"Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi çok daha önemlidir. Onun için yargı önce kendi kurumları olarak kendi saygınlık ve tarafsızlıklarına hiç halel düşürmeyecek şekilde hareket etmeleri gerekir. Önce bunun altını çizmek isterim. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi'nin son kararlarını çok memnuniyet verici olarak görüyorum. Geçenlerde de açıkladım. En çok memnun olduğum şey, bu kararların oy birliği ile alınması. Bir zamanların Anayasa Mahkemesindeki herkesin farklı görüş, siyasi tandansına göre kararlar aldığını dönemleri hatırlarsanız, bugün benim de atadığım üyeler başta olmak üzere hepsinin oy birliği ile böyle bir kararı olmaları, Türkiye'de evrensel hukukun göz önüne alındığını gösteren bir Anayasa Mahkemesi olduğunu göstermektedir. O bakımdan gerek bugünkü gerek daha önceki kararları ben memnuniyetle karşıladım. Bunlar daha da önce olabilirdi, açık söyleyeyim. Bu anlamda bu, iyi bir gelişme ama unutmayın ki bu, son mekanizmadan bir önceki mekanizmadır. Son mekanizma, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ama bundan önce yüksek yargı var, mahkemeler var, temyizler var. Bunların doğrusu çok iyi çalışması gerekir ve bu mahkemelerin hepsi de çalışırken kesinlikle objektif, anayasa, kanunlar ve şüphesiz ki uluslararası hukuku tanıdığımıza göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları ve kendilerinin temiz vicdanları, buna göre hareket etmeleri gerekir. Bunun dışında herhangi bir motivasyon, bunun dışında herhangi bir gerekçe, bunun dışında herhangi bir bağlantı ile ideolojik olabilir, dini olabilir, başka türlü siyasi olabilir, bunlardan kendilerini mahfuz tutmaları lazım, varsa bunlar ama kararlarını verirken demin söylediğim kriterler içinde karar verdikleri takdirde Türkiye'yi çok yüceltirler ve insanların yargıya olan güveni sağlamlaşır.
Bugün maalesef birçok sorunları görüyoruz, değişik. Gerek askerlerin yargılandığı mahkemelerle ilgili olsun, davalarla ilgili olsun, gerek son iddialar, yolsuzluk davaları ile ilgili olsun gerekse siyasi bu tip davalarla ilgili olsun. Onun için kesinlikle su götürmez şekilde objektifliğini kaybetmeyecek kurum yargı kurumudur. Bunun altını özellikle çizmek isterim."
Gül, programa katılan bir gazetecinin, "Alanda bir sorun varmış gibi algıladım, verdiğiniz cevapları" yorumu üzerine, şunları kaydetti:
"Tartışılıyor, konuşuluyor doğrusu. Bu alanda tartışılıyor. Şunu unutmayalım ki çeşitli yanlışlıkların gideceği yer, bu idari konularda da olabilir, cezai konularda da olabilir, gideceği yer neresidir? Mahkemelerdir. Mahkemelerin verdiği karara itiraz mercileri vardır, yüksek mahkemelerdir. Buralara hiç gölge düşürülmemesi lazım açıkça. Hiç tereddüt olmaması lazım. Eski bir tabir vardır, 'Şeriatın kestiği parmak acımaz' derler. Herkesin nihayette bunu diyebilmesi lazım. Eğer bu denemiyorsa ve bu konuda eğer çeşitli davalarla ilgili sıkıntılar ortaya çıkıyorsa, serzenişler varsa demek ki daha dikkatli olunması gerekiyor demektir."
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanı Gül: Şeriatin Kestiği Parmak Acımaz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.