(TBMM) - TBMM'de okul saldırıları ve dijital risklerin araştırıldığı komisyonda uzmanlar, dijital oyunların tek başına şiddete yol açtığına dair bilimsel kanıt bulunmadığını belirterek, ebeveyn denetimi, yaş derecelendirme sistemi ve dijital ortamlardaki toksik topluluklarla mücadele için yeni adımlar çağrısı yaptı. Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği'nden Tuğbek Ölek, "Biz bunları banladıkça bunlar daha toksik kişiler olarak geri geliyor. Çünkü ilk banlandığınızda belki biraz etkileniyorsunuz. O güne dek oyunda yaptığı her şey, kazandığı her şey, harcadığı her para, hepsi çöpe gidiyor. Ama bunu bir de yaşadıktan sonra daha toksik kişiler olarak geri geliyor. İşin kötüsü bunlar gidip sosyal medyada buluşuyorlar. Sosyal medyaya da bu sinirlerini, toksisitelerini yansıtıyorlar. ve bizim orada hiç kontrolümüz yok. Artık oradaki oyuncu topluluklarına hiçbir şey yapamıyoruz. ve burada biz de biraz çaresiziz" dedi.
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, okullarda yaşanan şiddet olaylarına bütüncül yaklaşmak gerektiğini söyledi. Beyazıt, "Çocuklarımız açısından şunu gördük ki tek başına sosyal medya çocukları mutsuz ediyor. Tehlikeli içerikleri çocukların önüne taşıyor, bağımlılık yapıyor. Çocukların kitap okumasını, parkta oynamasını ve arkadaşlarıyla iletişim kurmasını engelliyor. Çocuklar sadece bir şeyler izlemiyor. Sadece sosyal medya kullanmıyor. Çocuklar akıllı telefonlarla, bilgisayar oyunlarıyla, canlı yayın aktiviteleriyle, oyun içi mesajlarla, yapay zeka botları ve en önemlisi arka plandaki algoritmalarla örülmüş bir dijital çağda yaşıyor" diye konuştu.
Komisyon toplantısında Türkiye Oyun Geliştiriciler Derneği, Türkiye Bilişim Derneği ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Yavuz Samur sunum yaptı.
Prof. Dr. Samur, dijital oyunların tek başına çocukları okul saldırıları gibi şiddet eylemlerine yönlendirdiğine ilişkin bilimsel bir kanıt bulunmadığını belirterek, bu tür olayların çok sayıda değişkenin etkisiyle ortaya çıktığını söyledi. Oyunlarda çocukların bir davranışın pratiğini yaptığını ifade eden Samur, asıl önemli olanın çocukların hangi oyunları oynadığının bilinmesi olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin kendi oyun derecelendirme sistemini oluşturması ve bunun etkin şekilde uygulanması gerektiğini dile getiren Samur, ebeveynlerin yaş sınırlamaları konusunda bilinçlendirilmesi çağrısında bulundu. Samur, şöyle konuştu:
"Yalvarıyorum size, kamu spotlarında duyuralım. Ebeveynler bilsinler her oyunun bir yaşı olduğunu ve yaşına uygun olmayan oyunların oynanmaması gerektiğini. Bunu artık bir standart olarak kullanmamız, uygulamamız gerekir. Ve maalesef ebeveynlerin bu konuda bilgisizliği var. O zaman daha yukarıda, daha tepede bir karar alınması lazım. ve bu sistemlerin aslında aynı sosyal medya uygulamalarında yaptığınız gibi, ki çok doğru bir hamleydi bence, aynı şeyin dijital oyunlarda da gerçekleştirilmesini çok arzu ediyorum. Çünkü bu çocuklar evet, yaşlarına uygun olmayan oyunlar oynuyor. Yani benim okul öncesindeki çocuğum eğer GTA oynuyorsa, ki artı 18'lik bir oyundur, ya da ilkokuldaki bir çocuğum GTA oynuyorsa, bu evet öncelikle ebeveynin suçudur. Ama sonra da ebeveyn bunun ne olduğunu bilmediği için, bir şey oynuyor ama ne olduğunu bilmediği için, o yüzden biraz devletimizin bu noktada ebeveynlere destek olması için bu sınırlandırma sistemlerinin geliştirilmesi konusunda özellikle ben rica ediyorum. ve bu kamu spotları sadece kamu spotu olarak da değil, velilerin, ebeveynlerin izledikleri filmlere ve dizilere entegre edilmesi konusunda da özellikle istirham ediyorum. Çünkü madem kamu spotu izlenmiyor, o zaman izledikleri filmlerdeki, dizilerdeki ya da gündüz kuşağı programlarındaki içeriklere entegre edilmesinin çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum."
Yaz tatiline girilmesiyle birlikte çocukların oyuna daha çok vakit ayırdığını hatırlatan Samur, "Yapacak bir şeyi olan çocuklar bağımlı olmuyor. Sanatsal bir etkinlikle uğraşan, sportif faaliyetle uğraşan, kursu olan, merkeze giden çocukların hiçbiri bağımlı olmuyor. O kadar da çok oyun oynanmıyor. O zaman benim özellikle yazın çocukları meşgul edebilecek etkinliklerin sayısını da artırmam gerekiyor. Kış için de aynı durum geçerli" diye konuştu.
Hedefi olmayan çocukların dijital oyunlara yönlendiğini ve daha fazla dijital oyun oynadığını belirten Samur, çocukların yaşlarına uygun olmayan oyunları oynadığını söyledi. Samur, "Bu eylemleri gerçekleştiren çocukların yine ortak özelliklerine baktığımızda, ki bu artık en üst seviye, bunun bir altına indiğimizde okulda zorbalıkla karşılaşıyoruz. Okulda en çok zorbalık yapan çocukların özelliklerine baktığımızda da yine aynı şeyle karşılaşıyoruz. ya yalnızlar, ya ilgisizler ya da sevilmiyorlar. Anne, baba çocuğunu sevmiyor. Çocuğuyla ilgilenmiyor. Çocuğuyla kaliteli vakit geçirmiyor. Çocuğunu bilmiyor. Yani ne yaptığını bilmiyor. Bir gözü, bir kulağı zaten orada. O yüzden burada ben en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu düşünüyorum. Ebeveyn eğitimlerinin çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum" ifadesini kullandı.
Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği'nden Tuğbek Ölek, Avrupa Oyun Bilgi Sistemi'nin (PEGI) yaş derecelendirme sistemini anlattı. 18 yaş altı erkeklerde oyun oynama oranının yüzde 85 olduğunu söyleyen Ölek, şunları kaydetti:
"Gençler içinde okula gitme, aile sahibi olma oranı kadar oyun oynama oranı var. Her bir kötü vaka yaşandığında, 'oyun oynuyormuş' dediğinde bunun üstüne retoriklerini kurmaya başlıyorlar. Medya ile oyunlar arasında büyük bir rekabet var. Bizim geleneksel medya, tv kanalları çok ciddi bir kayıpla karşı karşıya. 18 - 35 yaş kuşağı artık televizyon izlemiyor. Bunun birinci sorumlusu olarak da oyunları görüyorlar. bütün dünyada bu böyle. Medya özellikle oyunlara karşı bir propagandayı götürüyor. Ama biz bilimsel araştırmalara baktığımızda bunu görmüyoruz. Oyun platformları çocukları koruyacak araçlara sahip. Yaş derecelendirme sistemleri, admin denetimi, ebeveyn kontrolü, sohbet filtreleri oyunlarda var. Aileler bu sistemleri kullanmadığı sürece bunların çocukları koruması mümkün değil. Sistemler çalışır vaziyette. Ailelerin denetlemesine açık. Dünya'da, Avrupa'da oldukça düzgün çalışan yaş derecelendirme sistemi var. Bunu biz de tanıyoruz. Dünyada her sene 100 bin oyun çıkıyor. Bizim bunların hepsini denetlememiz mümkün değil. Derecelendirmeyi yapmamız için yeni bir bakanlık kurmamız gerekiyor. Kaldı ki geçmişteki oyunlar da var"
"Çocuklara ulaşabiliyoruz ama ailele ulaşabileceğimiz bir mecra yok" diyen Ölek, oyunların yüzde 95 ila yüzde 99'unun büyük teknoloji şirketlerinin filtresinden geçmek zorunda olduğunu söyledi. Ölek, bu şirketler arasında Microsoft, Nintendo, Apple, Steam, Google ve Sony olduğunu belirtti. Ölek, bilimsel araştırmaların oyunlardaki şiddet ile gerçek yaşamdaki şiddet arasında bağ olmadığını gösterdiğini aktardı."
"Oyun topluluklarında cidden çok ciddi bir toksik ortam oluşabiliyor. Şimdi bu ortamın oluşuyor olmasının sebebi, benzer bir şeyin sosyal medyada da olduğunu görüyoruz. Özellikle Maraş'taki korkunç olaylardan sonra garip gruplar çıktı. Artık tüyleri ürperten konuşmaların yaşandığını görüyoruz" diyen Ölek, şöyle konuştu:"
"Burada çözülmesi gereken çok ciddi bir sorunumuz var. Bu olayların temelinde bizce de en önemli sorun bu. Bu sorunu çözmekten çok uzağız. Çünkü çevrim içi ortamlarda toksik kişilerin düzgün insanları etkilemesini engellemekten uzağız. Bunu yapabilecek araçlara sahip değiliz. En önemli derdimiz bu. Yani bu şu demek değil; insanlar biraz dijital ortamlar çıktığı için bu toksik şeyler çıktı gibi düşünüyor. Aslında bu böyle değil. Toksik insanlar tarihin her döneminde vardır. Bundan 50 sene öncesine de gitsek bu özellikte; din düşmanı, cinsiyet düşmanı ya da insanları dolandırmaya çalışan kişiler vardır. Dijital ortamın problemi, bunların bir araya gelebiliyor olmaları. ve birlikte hareket edebiliyorlar. Eskiden her köyde belki bir tane vardı. Onlara da 'köyün delisi' diyorlar, uğraşmıyorlardı. Şimdi her köyün delisi bir araya geldiği zaman 10 bin kişilik forum açabiliyor. Ama burada şöyle bir problemimiz var. Biz bu tip insanları oyunlardan uzak tutamıyoruz. Çünkü oyunun kendisi aslında çok düzgün, temiz bir sosyal ortam yaratacak şekilde tasarlanıyor. Ama bu insanlar gelip sızdığı zaman, biz bunları atsak bile anonim olarak çok hızlı geri dönebiliyor. ve bunun teknik olarak şu an bir çözümü yok. Özellikle ücretsiz oyunlarda bizde zaten oyunlar içinde küfür, hakaret, zorbalık, tehdit kesinlikle yasaktır. Bunların çok ciddi filtreleri vardır. Rapor mekanizmaları vardır ve bunu da deneyebiliriz."
Özellikle bu popüler oyunlarda, ismi çok geçen Roblox gibi, PUBG gibi bir oyuna girelim mesela. Yalandan biri diğerine çok cinsiyetçi bir küfür etsin. Onun ekran görüntüsünü alıp rapor yapın, göreceksiniz. Küfreden kullanıcı bir iki saat içinde banlanıyor. Ama o kullanıcı gidip yeni bir hesap açıp bir daha gelebiliyor. Niye? Çünkü başta söylediğim gibi biz kullanıcı verisine sahip değiliz. Biz kullanıcının kim olduğunu bilmiyoruz. En fazla IP'sine ban atabiliyoruz. O da IP'sini yenilediği zaman, modemini bir açıp kapattığı zaman geri gelebiliyor. Biz bunları şikayet de edemiyoruz. Çünkü biz şikayet edersek elimizde bir tek IP verisi var. Telekom şirketlerinden port verileri alınmadığı için internette gerçekte kim oldukları da ortaya çıkarılamıyor. ve burada çok ciddi bir sıkışmışlık var. Yani internetin anonimliğinden kaynaklanan bir durum var. Bir de şöyle bir problem doğuyor. Biz bunları banladıkça bunlar daha toksik kişiler olarak geri geliyor. Çünkü ilk banlandığınızda belki biraz etkileniyorsunuz. O güne dek oyunda yaptığı her şey, kazandığı her şey, harcadığı her para, hepsi çöpe gidiyor. Ama bunu bir de yaşadıktan sonra daha toksik kişiler olarak geri geliyor. İşin kötüsü bunlar gidip sosyal medyada buluşuyorlar. Sosyal medyaya da bu sinirlerini, toksisitelerini yansıtıyorlar. ve bizim orada hiç kontrolümüz yok. Artık oradaki oyuncu topluluklarına hiçbir şey yapamıyoruz. ve burada biz de biraz çaresiziz"
Şiddet ve riskler artık okul sınırlarında bitmiyor. Dijital platformlarda şekil değiştirip derinleşerek evlerimize kadar giriyor" diyen Türkiye Bilişim Derneği'nden Prof. Dr. Meltem Eryılmaz, çevrimiçi cinsel istismar, şiddet ve nefret söylemi, kumar ve bahis yönlendirmeleri, kumar ve bahis yönlendirmeleri ile mahremiyet ihlalleri risklerine dikkati çekti. Eryılmaz, "Çocuklarımızı dijital dünyadan uzaklaştırmak mümkün değildir. Ancak onları dijital dünyada güvenli, bilinçli ve dirençli bireyler olarak yetiştirmek mümkün" ifadesini kullandı.
Son Dakika › Güncel › Dijital Oyunlar ve Çocuklar Üzerine Uyarılar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?