Diyarbakır'da Barış Forumu… Tuncer Bakırhan: Bugün Türkiye'nin Gerçek Bir Siyasi Pergele İhtiyacı Var - Son Dakika
Son Dakika Logo

Diyarbakır'da Barış Forumu… Tuncer Bakırhan: Bugün Türkiye'nin Gerçek Bir Siyasi Pergele İhtiyacı Var

12.05.2026 20:19  Güncelleme: 21:20

Diyarbakır’da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu ifade ederek, “Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacı var. Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir” dedi.

Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN

(DİYARBAKIR) - Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu ifade ederek, "Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacı var. Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir" dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye'nin düzenlendiği ve 16 Mayıs'a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu açılış konuşmalarıyla başladı.

Büyükşehir Belediyesi'ndeki Ali Emiri Konferans Salonu'nda yapılan programa Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak ve Doğan Hatun'un ev sahipliği yaptığı foruma, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, görevden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yerine kayyum atanan Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, DEM Parti milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.

Programda söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nun kritik bir aşamada yapıldığına dikkat çekerek, "Bu formun başlıklarına bakıldığı zaman barış sadece bizim için bir heves değil. Dönemlik bir slogan hiç değil. Bir anlık iyimserlik de değil. Barış emek isteyen, akıl isteyen, cesaret isteyen, süreklilik isteyen büyük bir inşa sürecidir. Bu yüzden bu forumun programında yer alan başlıkların genişliği tesadüf değildir" dedi.

"AMED BU ÜLKENİN AYNI ZAMANDA YÜKLERİ TAŞIYAN DEVASA BİR AYNASIDIR"

Bu forumun başlıklarında hukuk, demokrasi, emek, kadın özgürlüğü, çevre, gençlik, ekoloji ve yerel demokrasinin olduğunu söyleyen Eş Başkan Bakırhan, şöyle devam etti:

"Bu başlıkların her biri barışın bir parçasıdır. Bu açıdan forumdaki tüm etkinliklerin yol açıcı olmasını diliyorum ve olacağına inanıyorum. Amed sıradan bir şehir değil. Bir kenti kent yapan onun itirazıdır. Onun vicdanıdır. Onun omuzlarında taşıdığı tarihi yüktür. Amed bu ülkenin aynı zamanda yükleri taşıyan devasa bir aynasıdır. Bundan ötürü 10 yıllar boyunca siyasetçiler, iktidar sahipleri hep bu şehre geldiler. Buradan Türkiye'ye ve dünyaya mesajlar verdiler. Bir dönem Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer dediler. Başka bir dönem Kürt meselesinin çözüm yolu Diyarbakır'dan geçer dediler. Bunların hepsi kendi dönemi için doğruydu, kıymetliydi. Fakat bugün bizler de bu salondan o doğrulara çok daha hayati bir doğru eklemek istiyoruz. Bu salondan diyoruz ki onurlu bir barışın ve kalıcı bir çözümün yolu Diyarbakır'dan geçer."

"ACI, SABIR VE DİRENİŞİ ÇOK BİRİKTİRDİK. ARTIK BU BİRİKİMLERİ TAŞIMAKLA YETİNMEYECEĞİZ"

Ortadoğu'daki pek çok siyasi bilmecenin çözüm anahtarının Diyarbakır'ın iradesinde olduğunu söyleyen Bakırhan, "Bu irade Ankara'nın çözüm perspektifiyle buluştuğu gün Türkiye sadece kendi iç meselesini değil bölgenin en karmaşık denklemlerini de çözme kapasitesine kavuşur. Türkiye Orta Doğu'nun demokratik öncü gücü olur. Amed bunu hak ediyor. Türkiye bunu hak ediyor. Bu coğrafyada yaşayan bütün haklar ve inançlar bunu fazlasıyla haklıyor. Şimdi sizlere doğrudan sormak istiyorum. Bu şehir acıyı biliyor mu? Fazlasıyla biliyor. Sabrı biliyor mu? İşte biraz önce 34 yıl cezaevinde yatıp çıkıp burada bizimle birlikte mücadele eden Veysi Aktaş arkadaşın duruşuyla fazlasıyla biliyor. Direnmeyi biliyor mu? Vallahi bunu söylemeye gerek yok. Bu kent direnmeyi de bayağı iyi biliyor. Ama bugün burada bu forumda şunu birlikte tartışmamız ve ilan etmemiz gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bu birikimleri taşımakla yetinmeyeceğiz. Onları dönüştüreceğiz. Acıdan öğrendiklerimizi, sabırla biriktirdiklerimizi ve direnerek kazandıklarımızı şimdi Sayın Öcalan'ın çağrısını yaptığı demokratik toplum ve barış sürecinin harcı olarak inşa edeceğiz. Bu nedenle 5 gün boyunca söylenecekler, yapılan Bir temenni değildir. Aynı zamanda Türkiye'nin geleceğine yapılmış güçlü bir çağrı olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.

"YETER Kİ SAVAŞIN ÇÖZMEDİĞİNİ, BARIŞIN ÇÖZEBİLECEĞİNE İNANALIM"

Konuşmasında barışın önemine Kadeş Antlaşması örneğini vererek anlatan Bakırhan, şunları kaydetti:

"Barış meselesine bazen çok güncel bir mesele gibi bakıyoruz. Oysa bugün konuştuğumuz bu mesele aslında insanlık tarihi kadar eskidir. Yaklaşık 3.300 yıl önce yanı başımızda Mısırlılarla Hititler arasında tarihi bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma çok önemlidir. Çünkü "Neden barış olmalıdır?" sorusunun en iyi cevabı oradadır. Kadeş, savaşın hiçbir şeyi çözmediğini, ortak çıkarların kılıçtan değil sözleşmeden geçtiğini, iki halkın geleceğinin birbirinin yıkımı üzerine değil, birbirinin tanınması üzerine kurulabileceğini kanıtlamıştır. Kadeş'i çiviyle yazdılar, tabletlere kazdılar. Bizler de 21. yüzyılda bu coğrafyada, bu süreçte aynı barışı sağduyuyla, hukukla, akılla yazabiliriz diyoruz. Yeter ki savaşın çözmediğini, barışın çözebileceğine inanalım. Yeter ki ortak geleceği eski korkuların esiri yapmayalım."

"YURTTA SULH ANCAK YURTTA HUKUKLA VE EŞİTLİKLE MÜMKÜNDÜR"

"Şimdi tarihin uzak sayfalarından yakın cumhuriyet tarihimize dönüp öğretici birkaç sayfaya bakalım" diyen Bakırhan, şöyle devam etti:"

"Birincisi cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri olan "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesidir. Bu söz bize sadece dışarıda savaş istememeyi anlatmaz. Bu söz aynı zamanda içeride de huzuru, adaleti ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Biz bugün bu sözü ülkemizde toplumsal barışa tercüme etmek zorundayız. Çünkü yurtta sulh ancak yurtta hukukla ve eşitlikle mümkündür. İkincisi Türkiye'nin 2. Dünya Savaşına girmemiş olmasıdır. Savaştan uzak durmak, toplumu yıkımdan korumak kazandıran bir cesarettir. Üçüncüsü Turgut Özal döneminde somutlaştığı üzere yürütme erki çözüm iradesi göstermek zorunda. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Yok sayamaz. Bugün Amerika'da olduğu gibi. Fakat 1991'de 4'üncüsü bilindiği üzere 1983'te 2932'li sayılı kanunla Türkçe dışındaki diller yasaklandı. Fakat 91'de bu yasak kaldırıldığında kıyamet kopmadı. Ülke bölünmedi, devlet çökmedi. Demek ki asıl tehlike hak tanımak değil, hakları inkar etmek. Asıl tehlike bölge yanarken İstanbul'dan Hakkari'de yıllardır yanan ateşi aramalıdır."

"MESELE BİR TARAFIN KAZANIP DİĞERİNİN KAYBETTİĞİ BİRİNİN DIŞARIDA BIRAKILDIĞI, DİĞERİNİN BUNUNLA GURUR DUYDUĞU BİR DÜZEN DEĞİLDİR"

Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu vurgu yapan Bakırhan, "Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir. Müsaadenizle şimdiye kadar söylediklerimi İslami gelenekten gelen bir hikaye ile somutlaştırmak istiyorum. Rivayete göre Kabe'nin tamiri sırasında kutsal Hacerül Esved taşının tekrar yerine konulması konusunda Kabeler arasında büyük bir kriz çıkar. Her kabile "Taşı ben yerine koyacağım." der. Kriz büyür. Kırışlar çekilir. Kan dökülmek üzeredir. Hazreti Muhammed bu duruma şöyle bir çözüm üretir. Taşı geniş bir örtünün ortasına koydurur. Kavgaya tutuşan her kabileden bir temsilciyi çağırır. Herkesi o örtünün bir ucundan sıkıca tutar. Taşı omuz omuza hep birlikte kaldırarak yerine koyarlar. Böylece hiçbir kabilenin onuru kırılmaz. Kimse dışarıda kalmaz ve kriz çözülmüş olur. İşte bugün mesele biraz da budur. Mesele bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir düzen değildir. Mesele toplumun her ferdinin, her renginin, her kimliğinin onurunu koruyan büyük bir çözüm örtüsü kurmaktır. Barış o örtünün ucunu Kürt'e, Türk'e, Alevi'ye, Süryaniye, Ermeni'ye, Çerkez'e, kadına, gence, emekçiye belası. Bu ülkede yaşayan bütün renkleri ve inançlara tutulan o yüce ortak aklın adıdır" diye konuştu.

"BARIŞIN YOLUNUN HİZMETKARI OLMAKTAN ONUR DUYARIZ"

Konuşmasına siyaset filozofu Frantz Fanon'un sözleriyle tamamlayan Bakırhan, şunları kaydetti:

"Fanon der ki: "Eğer en başta bir amacın hizmetkarı değilsek, halkın adalet ve özgürlüğünün sevdalısı değilsek, yer yüzünde bir hiçiz demektir. Net olarak ifade edelim. Barışın yolunun hizmetkarı olmaktan onur duyarız. Çünkü bizler yaptıklarımızdan ibret alıyoruz. Bundan ötürü gece gündüz barış için ter döküyoruz. Arkadaşlarımızla çalışmalar yürütüyoruz. Bizler inandığımız hakikatin peşindeniz. Dün gittik, bugün de yarın da gitmeye devam edeceğiz."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Diyarbakır'da Barış Forumu… Tuncer Bakırhan: Bugün Türkiye'nin Gerçek Bir Siyasi Pergele İhtiyacı Var - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement