Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin (İstanbul Sözleşmesi) önemi "Korkudan Uzak, Şiddetten Uzak; İstanbul Sözleşmesi'nin Yürürlüğe Girişinin Kutlanması" başlığı ile Roma'da düzenlenen konferansta vurgulandı.
Merkezi Strasbourg'ta bulunan Avrupa Konseyi'nin bakanlar komitesi dönem başkanlığını yürüttüğü 2011'de İstanbul'da yapıldığı için bu kentin ismiyle bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni imzalayan ülke sayısının 10'u bulması ve 1 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi dolayısıyla İtalya Temsilciler Meclisi'nin ev sahipliğinde, İtalya Dışişleri Bakanlığı ve Avrupa Konseyi ortaklığında bir konferans düzenlendi.
"Korkudan Uzak, Şiddetten Uzak; İstanbul Sözleşmesi'nin Yürürlüğe Girişinin Kutlanması" konferansında açılış konuşmasını yapan İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Laura Boldrini, "Kadınlara yönelik şiddetin etik olarak kabul edilemezliğinin yanı sıra sosyal ve hatta ekonomik etkileri vardır" dedi.
Konuşmasında sık sık İstanbul Sözleşmesi'ne atıfta bulunan ve İtalya'nın bu sözleşmeyi geçen yıl parlamentosundan geçirdiğini anımsatan Boldrini, her 3 kadından 1'inin ya cinsel ya da fiziksel şiddete maruz kaldığına dikkati çekerek, "Sağlık, güvenlik, yargı ve sosyal alanda harcanan çok fazla kaynak var. Biz bu paraların farklı şekilde harcanmasını istiyoruz. Bu korkunç duruma bir son vermek için tüm araçların sahaya konması gerekiyor. Hükümeti, bu konuyla mücadeleye daha fazla kaynak ayırması konusunda dürtmek istiyorum" diye konuştu.
-"Kadınlara karşı şiddetin failleri cezasız kalamaz"-
Avrupa Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Battaini Dragoni de konferansta yaptığı konuşmada, "Kadınlara karşı şiddetin failleri cezasız kalamaz" diyerek bu konuda atılması gerken daha çok adım olduğunu belirtti.
"İstanbul Sözleşmesi, sadece bir kağıt parçası değil. Uygulanması ve faydalanılması gereken bir araç" ifadeleriyle uyarıda bulunan Dragoni, kadına karşı şiddeti insan hakları ihlali olarak tanımladı ve Avrupa Konseyi'nin bu sözleşmenin tüm kadınlar için somut bir anlam ifade etmesine kadar diğer kuruluşlarla beraber çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Başkanı Anne Brasseur da İstanbul Sözleşmesi'nin mükemmellik ve öncü bir standart getiren düzenleme olarak tanımlayarak, ülkelerin yasalarını bu sözleşmeyle uyumlu hale getirmesi gerektiğini vurguladı.
-Bakan Ayşenur İslam-
Açılış konuşmalarının ardından Meclis Başkanı Boldrini, konferansta Türkiye'yi temsil eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ı kürsüye davet etti. İslam, İstanbul Sözleşmesi'nden bir bölümü okudu.
Konferansın gündüz bölümünde çalışmaların tamamlanmasının ardından AA muhabirine açıklamalarda bulunan İslam, kadına karşı şiddetin sözleşmede de belirtildiği üzere bir insan hakları ihlali durumu olduğuna dikkati çekti ve "Bu insan hakları ihlali durumunun esasen 21. yüzyıla taşınmaması gerekirdi. Ama ne yazık ki, Türkiye, AB ülkeleri de dahil, taşınmış durumda. Şimdi burada çok güçlü bir irade var. Bütün AB ülkeleri, Afrika, ortadoğu ülkeleri kadına karşı şiddetinin önlenmesi ve bu önlemeyi bir araya getirebilecek bütün tedbirlerin alınması için çok ciddi irade var. Bunun yaygınlaşması konusunda çalışmalar var. Bunları biz Türkiye olarak insanlık adına teşvik ediyoruz onaylıyoruz ve yayılmasını bekliyoruz" diye konuştu.
Türkiye'nin, bu konvansiyonun ilk imzaya açıldığı Mayıs 2011'den itibaren anlaşmanın bütün hükümlerini acaba iç hukuka nasıl geçirebileceğini düşündüğünü belirten Ayşenur İslam, "2012'de parlamentoda oybirliğiyle kabul edilen kadına şiddete karşı karşı kadını ve aileyi koruyan 6284 sayılı kanunla da, bu sözleşmenin birçok maddesini yerine getiren bir ülke. Onun için bu toplantıda diğer ülkelere örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin yaptıkları iyi uygulama olarak ele alınıyor. Ama ne kadar iyi olursa olsun 0 tolerans ile ile yola çıktığımız için bütün bunların bitmiş olduğu ana kadar bunlar eksik kalacaktır" ifadelerini kullandı.
-"Türkiye, takdirleri kazanmış durumda"-
Türkiye'nin gerek sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olması, gerekse parlamentosundan ilk geçiren ülke olması ve bu konuda yaptığı anayasal çalışmalar, kanunlar, çok ciddi bir ilk örnek çalışması teşkil ettiğini dile getiren İslam, "Bütün ülkelerin takdirlerini kazanmış durumda burada. Biz bunu başaran ülke olarak algılanıyoruz hem AB hem Ortadoğu hem Akdeniz ülkeleri bakımından. Çok yoğun bir ilgi görüyoruz. Tecrübelerimizi paylaşmamızı, yol haritamızı yaygınlaştırmamızı bizden istiyorlar. Bu da yaptığımız çalışmalar açısından cesaret verici bir durum" dedi.
Hem Türkiye'de hem AB'de kadına karşı şiddetinin çok yüksek oranlarda cereyan etmeye devam ettiğini bugün burada kendileriyle paylaşılan tecrübelerden gördüğünü ifade eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, şunları kaydetti:
"AB ülkelerinde yapılan çalışmalardan öğreniyoruz ki; her 3 kadından biri cinsel tacize, tacize ve fiziki şiddete uğruyor. Bu gerçekten mücadele edilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Biz Türkiye olarak belki biraz daha yol almış durumdayız. Belki biraz daha Avrupa ülkelerinden iyi durumdayız ama halen daha biz de sorunu tam olarak çözmüş değiliz. Çalışmaları ilerletmemiz gerekiyor. Zihniyet değişikliği modeli aslında burada da kabul edilen en önemli model oldu. Bizim Türkiye'de sözünü ettiğimiz şey bu. Yasaları bir taraftan güçlendirecekseniz ki, anayasadan başlayarak, biz yapıyoruz. Onun yanı sıra insan yetiştirme argümanlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Bir zihniyet değişimine bütün dünyanın ihtiyacı olduğu bu konferansta da en çok ortaya çıkan gerçek oldu."
Konferansta, sevgilisinin yüzüne asit dökmesi nedeniyle şiddete uğrayan ve verdiği hukuk ve yaşam mücadelesiyle İtalya'da kadına karşı şiddetin sembolü olan 36 yaşındaki avukat Lucia Annibali de, başına gelenleri anlattı. Annibali, kadına karşı şiddetin gençler arasında yaygınlaşmaya başladığına dikkati çekerek, şiddete uğrayan genç kızları cesaretli olmaları yönünde uyardı.
Avrupa Konseyi ülkelerince, Mayıs 2011'de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi'ni Türkiye ilk imzalayan ve Kasım 2011'de parlamentosunda onaylayan ilk ülke oldu. Sözleşme'nin yürürlüğe girmesi için gerekli 10 imza, ilgili ülkelerin değerlendirme süreçleri nedeniyle üç yılda tamamlanırken, en son Andora parlamentosundan onay alan sözleşme, 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.
-Meclis Başkanı Boldrini'nin konuşması
-Detay görüntüler
-Bakan Ayşenur İslam'ın konuşması
Son Dakika › Güncel › Roma'da 'İstanbul Sözleşmesi'nin önemi vurgulandı - Son Dakika
Sizin düşünceleriniz neler ?