Antalya'da Arıcılar Kara Kovanları Yaylalara Taşıyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Antalya'da Arıcılar Kara Kovanları Yaylalara Taşıyor

07.06.2025 11:34

Antalya'da arıcılar yaz sezonu için kara kovanlarını yaylaya taşıyarak organik bal üretimine başladı.

Antalya'da arıcılar kara kovanlarını yüksek kesimlerdeki yaylalara çıkardı

Balların siparişi yaylaya çıkmadan önce alınıyor, yok satıyor

Fenni arıcılığın gelişmesi ve yayılması ile birlikte kara kovan bal üretimi geleneği yok oluyor

ANTALYA - Antalya'da bal üreticileri, havaların ısınmasıyla beraber arı kovanlarını Akseki bölgesindeki yaylalara çıkarmaya başladı.

Sonbaharda yaptıkları hasadın ardından arıları sıcak bölgelere götüren Akseki ve Manavgatlı üreticiler,, kovanların temizliği, artan mumların çıkartılması, zayıf kovanların güçlendirilmesi gibi çalışmaları tamamlayarak, kovanları yöredeki Akseki'nin meşhur Çimi Yaylası, Göktepe, Alacabel, Bademli, Yarpuz Yaylalarına taşımaya başladılar. Üretilecek bal, meşakkatli çalışmaların ardından ağustos ayının sonlarında yapılacak hasat ile piyasaya sunulacak. İlkbaharda havaların yağışlı geçmesi ile birlikte bitki popülasyonunun çok iyi olduğu yaylalarda üreticiler, bu yıl bal veriminin son iki yıla göre iyi olacağı görüşündeler.

"Yarım asırdır arıcılık yapan Ahmet Arıcı"

Antalya'nın Akseki ilçesinde soy isimlerini de arıcılıktan alan ve 50 yıldır arıcılık yapan üçüncü kuşak arıcı Ahmet Arıcı, atadan kalma 80 yıllık kara kovanlarını her yıl olduğu gibi Antalya'nın Akseki ilçesindeki bin 960 metre yükseklikteki meşhur Çimi Yaylasına çıkardığını söyledi. Dedesinden kalma 80 yıllık tarihi kara kovanlarda 50 yıldır bal ürettiğini ve aynı zamanda bir geleneği de devam ettirdiğini söyleyen Arıcı, "Kara kovan balı çok kıymetlidir. Doğaldır. Üretilen kara kovan balı için siparişler yaylaya çıkmadan önce alınıyor. Yıl boyunca ise en fazla 4 kilogram üretilebiliyor" dedi.

"Kara kovan sayısı azaldı"

Atalarından kalan kara kovanların çok kıymetli olduğunu, fenni arıcılığın gelişmesi ve yayılması ile birlikte yöre kültürünün bir parçası olan kara kovan bal üretimi geleneğinin de yok olmaya başladığını dikkat çeken Arıcı, ""Babam ve dedelerimiz hayatlarını arıcılık yaparak geçirdiler. Bizim çocukluğumuzda 200'den fazla kara kovanları vardı. Kara kovanlar bize atalarımızdan kalan bir yadigardır. Kendim hobi olarak yapmama rağmen 200 civarında kovanım var. Bu kovanlardan 80 tanesi dedemden kalan kara kovanlardır. Eskiden Çimi Yaylası'na binlerce kara kovan konurdu. Kara kovan sayısı giderek azalıyor. Yeni nesil fenni arıcılığa yöneldi" diye konuştu.

"Çimi Yaylasında 2 bine yakın çiçek türü olduğu biliniyor"

Çimi Yaylası'nda yapılan araştırmalarda yaklaşık 2 bine yakın çiçek türü olduğunun altını çizen Arıcı, "Biz buraya ilkbaharda çıktığımızda rengarenk çiçekler doğayı süslemektedir. Burası yaklaşık 2 bin metre rakımlıdır. Buranın her tarafı doğaldır. Burada ekili alan yoktur. En yakın ekili alan 17 kilometre Akseki bölgesindedir. Her yerde doğal organik bal satılıyor ama burada hiç ekim dikim yapılan bir yer olmadığından tamamen her şey doğal ve organiktir. İnsanlar bu bilinçle burada organik bal üretmektedir. Balın her türlü derde dermandır. Bal şifadır. Sağlık için üretilmektedir. Biz o niyetle arıcılık yapıyoruz. Bal alan vatandaşlar çok güvendiği insanlardan bal almalıdır. Dünyada en güzel besin budur" diye konuştu.

Ahmet Arıcı, kara kovanı ise şöyle tarif etti:

"Top kovanın içinde hazne dediğimiz bölüm vardır. Önüne 7 tane petek koyuyoruz. O kışın kendisine kalıyor. Arı onu kışın yedikten sonra arı kendi doğal ürününü arkaya doğru yapmaya çalışır. Yalnız belirli bir zamana kadar içinde yavru yapar. O yavrunun içinde kabuk bırakıyor. Sır dediğimiz olay odur. Esas orijinal olan bu baldır. Yılda 2 veya 3 kilogram, en fazla 4 kilogram kadar bal oluyor. Gerçek bal dediğimiz budur. Şifadır. Bunların dışını özel çamurla sıvarız. Bakımı oldukça zordur. Her şey doğaldır. İçindeki petekler her şey doğadan gelen ürünlerle yapılmıştır" diye ifade etti.

Çimi Yaylası'nda üretilen balın özelliğini anlatan Arıcı, "Akseki'nin Çimi Yaylası'nın özelliği, şalba otu, sütleğen ve geven bitkisinin balı birleşimi. Bu bitkiler birleşince balın kalitesi ortaya çıkıyor. İşte bu üçlü birleşince Çimi Yaylası'nın lezzetli kaliteli balı oluşuyor" diye konuştu.

"Arıcılığı çocuk yaşlarda öğrendim"

75 yaşındaki Hasan Arıcı, Arıcılığın dedelerimizden kalma olduğunu ve üçüncü kuşak arıcı olduğunu söyledi. Geçmiş yıllara göre bu yılki beklentilerinin çok daha iyi olduğunu anlatan Arıcı, "Son iki yıldır mevsimlerden dolayı bal alamadık. Arıcılığı çocukluk yıllarımda öğrendim. 20 kovan arım var. Elde ettiğim balın ihtiyacım kadar olanı alıp, fazlasını ise satıyorum. Bizim Çimi Yaylasının balı hiçbir zaman pazara çıkmaz. Her zaman siparişi kovandan çıkmadan alıyoruz. Burası bin 750 rakımındadır. Çimi Yaylasında bitki örtüsü oldukça fazladır. Sütleğen, keven, şalba gibi çok önemli bitkiler var. Yüksek kesimlerde binlerce bitki türü var. Saha çok geniş" dedi.

"Doğa canlı. Beklentimiz geçtiğimiz yıllara göre yüksek"

Arı kovanlarını her yıl olduğu gibi 1970 rakımlı Çimi Yaylasına aynı noktaya koyduklarını anlatan Arıcı, "Mayıs sonu gibi arılarımızı yayladaki yerlerine getirdik. Bahar yağmurları oldukça iyi geçti. Doğada bitkiler canlı. Çiceklerin biri geçerken, bir diğeri açıyor. Geçen son iki yıla göre bu yıl beklentimiz çok fazla. İnşallah hava şartlarında bir aksilik olmazsa iyi bal alacağız" şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

Son Dakika Kültür Sanat Antalya'da Arıcılar Kara Kovanları Yaylalara Taşıyor - Son Dakika


Advertisement