CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, "Sokağa çıkma yasaklarının hiçbir hukuki temeli yoktur. Gösterilen hukuki temel tamamen dayanaktan yoksundur. Anayasamız uyarınca da bunun hiçbir hukuki dayanağı yok. Göreceksiniz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) aynen bu gerekçelerle Türkiye'yi mahkum edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Tanrıkulu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği 16 Ağustos'tan bugüne, bölgede 151 sivilin hayatını kaybettiğini, 193 güvenlik görevlisinin de şehit olduğunu iddia etti.
Tümünün acısının ortak acı olduğunu belirten Tanrıkulu, hayatını kaybedenlerin gerçek sayısıyla ilgili açıklayıcı bilgi olmadığını, sorumlulara yönelik ise cezasızlık politikası izlendiğini öne sürdü.
Vahim bir insan hakları tablosu yaşandığını, ölümlerin yalnızca "terörle mücadele" diyerek açıklanamayacağını ifade eden Tanrıkulu, bu tablo karşısında Türk yargısının iflas ettiğini, sorgulayıcı bir işlem içine girmediğini de savundu.
Sokağa çıkma yasağının olduğu bölgelerde yaşananların iç hukukun tepkisizliği nedeniyle üç avukat tarafından AİHM'e taşındığını aktaran Tanrıkulu, geçici tedbir istemli başvurunun Mahkeme tarafından işleme alındığını ve Türkiye'ye üç soru yöneltildiğini anlattı.
AİHM tarafından sokağa çıkma yasaklarının hukuki temelinin sorulduğunu kaydeden Tanrıkulu, "Sokağa çıkma yasaklarının hiçbir hukuki temeli yoktur. Gösterilen hukuki temel tamamen dayanaktan yoksundur. Bu yetkinin olduğunu iddia edenler eblehtirler. Hukuk nosyonundan yoksundurlar. İki kanunda sokağa çıkma yasağı vardır; birisi olağanüstü haldir, diğeri sıkıyönetimdir. Dolayısıyla dayanağı olmayan bir yetki ile Türkiye'nin 17 ilçesinde, 56 kez, 300 günü aşkın bir süre sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır, uygulanmaya devam ediyor. Anayasamız uyarınca da bunun hiçbir hukuki dayanağı yok. Göreceksiniz AİHM aynen bu gerekçelerle Türkiye'yi mahkum edecek" diye konuştu.
-"Sur'da yaşanan bu tablonun Gazze'den ne farkı var?"
Tanrıkulu, AİHM'in bir diğer sorusunun da yasakların yaşandığı bölgedeki vatandaşların temel ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları, hayati tehlikelerinin bulunup bulunmadığı ile ilgili olduğunu dile getirerek, "Hiçbir temel ihtiyaç karşılanmamaktadır. Hastaneler ve okullar güvenlik güçlerinin karargahına dönüştürülmüştür. Eğitim, sağlık hizmeti yoktur. İnsanlar ancak beyaz bayrakla sokağa çıkmaktadırlar" dedi.
Yaşam hakkının korunması için hangi tedbirlerin alındığının da AİHM tarafından sorulduğuna işaret eden Tanrıkulu, hiçbir tedbirin alınmadığını ileri sürdü.
Diyarbakır'ın Sur İlçesi'nde bir kadının evinde çocukları ile kahvaltı ederken hayatını kaybetmesinin olayların ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne serdiğini belirten Tanrıkulu, "Bu kadar ağır bir tablo, bu hükümetin, Erdoğan'ın zihninden geçen Sri Lanka modelini bizlere hatırlatıyor. Türkiye'ye şu anda uygulanan model lokal Sri Lanka modelidir" iddiasında bulundu.
Tanrıkulu, Sri Lanka'da 2006'da yeni bir cumhurbaşkanının seçiminin ardından barış masasının devrildiğini, Cumhurbaşkanı'nın topyekun bir savaşa giriştiğini, yerleşim birimlerini insansızlaştırmaya çalıştığını, göç edemeyenleri de düşman ilan ettiğini anlattı.
Bölgede yaşanan ağır tablodan barış ve uzlaşma çıkarmanın giderek zorlaştığını kaydeden Tanrıkulu, "Çıkış yolu, bu parlamentoda beyaz sayfa açmaktır. 2016 yılının ilk günlerindeyiz, halen az da olsa umut vardır. O umudu harekete geçirebiliriz. Parlamentoda 2016 yılında yeni bir başlangıç yapabiliriz" şeklinde konuştu.
-"Üyelikten çıkarmaya kadar tedbirler yürürlüğe girebilecek"
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Tanrıkulu, AİHM'in Türkiye'ye verebileceği cezaya ilişkin soru üzerine, asıl başvurunun henüz yapılmadığına dikkati çekti. Tanrıkulu, "Bu arada tedbire ilişkin bir karar verirse Türkiye sözleşme uyarınca, o tedbirin gereğini yerine getirmeye ve bir daha bu tedbirlere başvurmama yükümlülüğü altına girecek. Eğer yaparsa Avrupa Konseyi Sözleşmesi uyarınca üyelikten çıkarmaya, üyeliğin askıya alınmasına kadar tedbirler yürürlüğe girebilecek tabii ki" diye konuştu.
Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dokunulmazlıklara ilişkin açıklamalarıyla ilgili soruyu yanıtlarken, "2012 yılı Eylül ayında aynı tartışmaları yaşamadık mı? Hiç farkı yok. Erdoğan müthiş bir gündem mühendisliği yapıyor" karşılığını verdi. CHP'nin, kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlığa zaten karşı olduğunun altını çizen Tanrıkulu, "Dokunulmazlığa konjonktürel nedenlerle, kin ve intikam nedeniyle aynı biçimde 2012'de gündeme getirmiş Erdoğan, sonra tekrar gündemden kaldırmış. Şimdi tekrar gündeme getirdi, tekrar gündemden bir biçimde kaldıracak" ifadelerini kullandı.
Erdoğan'ın dokunulmazlıklarla ilgili açıklamalarını Suudi Arabistan ziyareti dönüşü yaptığına işaret eden Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Ben buradan Erdoğan'a soruyorum; acaba Esat dostu gibi Suudi krallarına da insan hakları ihlalleri konusunda uyarıcı sözlerde bulundu mu? Kendisinden bir gün sonra 47 insan idam edildi Suudi Arabistan'da. Ortadoğu'daki bu kanlı ortama mezhepçi siyasetlerin çok yara vereceğini, idamların doğru olmayacağını, yeni ayrışmalara yol açacağını acaba ifade etti mi? İdam, insanlığa karşı suçtur."
Son Dakika › Politika › CHP Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.