(ANKARA) - BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, erken seçim tartışmalarına ilişkin "Şu anda Türkiye'nin bir seçime değil, birliğe, beraberliğe ihtiyacı var" dedi. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "Bu süreç uzatılırsa ve boşa çıkartılırsa 500 bin kişi İran, Irak ve Türkiye'de silah altına alınır. Bunu Türkiye'ye yönlendirirler" açıklamasına ilişkin Destici, "Pervasızlık yapıyor, hadsizlik yapıyor ve açıkça devleti tehdit ediyor. Suriye'de kurdunuz ne oldu? Amerikan şemsiyesi olmasa 3 günlük işiniz vardı. Hodri Meydan. Kurun görelim. Bunlar bir müzakere istiyorlar" diye konuştu.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. 13'üncü kez güreş şampiyonu olan Rıza Kayaalp ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Destici, yarın TBMM'de düzenlenecek etkinliklere katılacaklarını belirtti.
Destici, ailelerin Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da okullarda yaşanan silahlı saldırılara hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerin adlarının birer okula verilmesini istediklerini kaydererek, şunları söyledi:
"Eski reflekslerle hareket etmek sorunu asla çözmez, tam tersine sorunu büyütür. Fiziki önlemler elbette gereklidir. Ancak güvenlik kapıda değil, sistemin içinde başlamalıdır. Sadece ekstraj cihazları ve güvenlik görevleriyle çözüm aramak asıl alarmın derinden geldiğini görmemekten başka bir şey değildir. Onun için biz bir kez daha burada tekrarlıyoruz. Bunu gerçekleşene kadar da tekrarlamaya devam ettireceğiz. Şanlıurfa ve Maraş saldırılarını herkes unutsa biz unutmayacak ve sürekli gündemde tutacağız. Bunun için Büyük Birlik Partisi olarak bir kez daha söylüyoruz: Okullarımızda öğretmen otoritesi mutlaka yeniden tesis edilmelidir. Disiplin ve otorite kavramlarını aşındıran sınıf geçme ve devamsızlıkta tolerans ortadan kalkmalıdır. Disiplinsizliği besleyen cezasızlık algısı son bulmalıdır. Rehberlik raporları asla görülmelidir, görmemezlik yapılmamalıdır. Görmezden gelinmemelidir. Riskli öğrenciler eğitim tedavi ve bununla birlikte sunulan özel okullara ya da özel yapılara yönlendirilmelidir. Veliler çocuklarının şiddet ve zorbalık davranışlarından doğrudan ve ortaklaşa sorumlu tutulduğu bir yasal zemin oluşturulmalıdır. Sorumluluğun sadece öğretmenin omzuna bırakıldığı sistem asla işlemeyecektir. Okul veli sözleşmesi zorunlu olmalı, ihlalde idari yaptırım ve zorunlu ebeveyn eğitimleri uygulanmalıdır. 12 yıllık zorunlu eğitim yeniden düzenlenmeli ve başka bir alternatif sunulmazsa 5 artı 3 artı 3 sistemine geri dönülmelidir. ve 16 yaş altına sosyal medya sınırlaması mutlaka ama mutlaka getirilmelidir."
İmralı'da tutuklu bulunun terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın bugün Medyascop'a verdiği röportajı değerlendiren Destici, şunları kaydetti:
"DEM Parti'den yapılan yeni açıklama. Tırnak içinde terörist Türkiye çeşitli bahanelerle sürecin geciktirilmesini doğru bulmuyoruz. DEM Partili Hatimoğulları, Tülay Hatimoğulları. Terörist başı Öcalan'a statü çağrısı. O sayın diyor. Biz terörist başı diyoruz. Diyor ki Öcalan'ın bir başaktör ve başmüzakereci olarak hala konumu tanımlanmış değil. Yasal ve hukuki olarak diyor Öcalan'ın başmüzakereci ve başaktör diyor olarak konumunun tanımlanması gerekir diyor. Bunun tanımlanması önemli ve elzemdir diyor. Peki müzakere yoksa başmüzakereci nasıl oluyor? Yani müzakere olmayan yerde başmüzakereci olur mu? Şimdi bunu açıkça ifade ediyorlar. DEM'liler bir müzakere olduğunu ve bu müzakerenin de başmüzakerecisinin başaktörünün terörist başı olduğunu söylüyorlar. Bu hadsizliği yapıyorlar, bu dayatmayı yapıyorlar. Ama silah bırakıldı mı, bırakılmadı. Kendini feshetti mi, feshetmedi. Şimdi bunlardan bütün bu süreçlerden cesaret alan Öcalan bak ne diyor kendisi daha dün bugün verdiği bir röportajda. 'Bana bebek katili denemez' diyor tırnak içinde. Bir kere daha buradan söylüyoruz. Sen bebek katili, ırz düşmanı, vatan ve millet düşmanı İmralı canisisin."
Şimdi bu hadsizliği, bu pervasızlığı, bu meydan okumayı görüyorsunuz. ve sonunda bir şey daha söylüyor, 'Bu süreç uzatılırsa ve boşa çıkartılırsa 500 bin kişi İran, Irak ve Türkiye'de silah altına alınır. Bunu Türkiye'ye yönlendirirler. Uyarıyorum' diyerek Türkiye'ye Türkiye Cumhuriyeti devletine bir tehdit dili kullanıyor. Pervasızlık yapıyor, hadsizlik yapıyor ve açıkça devleti tehdit ediyor. Onun için bence bu tehditlere Türkiye Cumhuriyeti devleti de Türk milleti de inanıyorum ve bekliyorum hükümet de devletimizin yetkili kurulları da asla pabuç bırakmaz. ve gereğini yapar. Hadi kim kuruyorsa kursun. Suriye'de kurdunuz ne oldu? Ne oldu? Amerikan şemsiyesi olmasa 3 günlük işiniz vardı. Bunu Zeytindalı Harekatı'nda da gördük. Fırat Kalkanı Harekatı'nda da gördük, Barış Pınarı Harekatı'nda da. Buyurun, kaç kişilik kuracaksanız kurun. Amerika İsrail de sizi bir yere kadar koruyacaktır. Ama Türkiye'nin ve Türk milletinin gücü karşısında onlar da geri adım atmak zorunda kalacaklardır. O zaman akıbetinizle yüzleşirsiniz ve o hayallerinizin de nasıl zindana çevrildiğini hep birlikte görürüz. Hodri meydan. Kurun görelim. Yani bu reportajda ortaya çıkan şudur. Bunlar bir müzakere istiyorlar. ve işte terörist başı başta olmak üzere 'Bebek katili denmesin' diyor ya ısrarla söylüyoruz. Bebek katili de dahil ne diyorlar? Artık yasal düzenlemeler yapılsın. Bebek katili İmralı canisi başta olmak üzere teröristlere af getirilsin. Siyaset yasağı kaldırılsın ve bunlar siyaset yapacakmış.
Türkiye'nin de demokratik olacaklarmış. 40 yıldır millete kan kusturan on binlerce insanımızı öldüren binlerce askerimizi, polisimizi şehit eden Türkiye'nin ve Türk milletinin geleceğine büyük zararlar veren kız çocuklarını dağa götürüp oralarda her türlü melaneti, pisliği yapan uyuşturucu ticareti yapan insan ticareti yapan dünyanın en alçak azılı katil terör örgütü ve onun ele başlı bebek katili demokratik kanadın ve o kanatın icrasının da başı olacakmış. Şu geldiğimiz duruma bakar mısınız Allah aşkına? Onun için biz başından beri aynısını söylüyoruz. İlkesel duruşumuzu günkü gibi muhafaza ediyoruz. İşte bu alçaklara, bu katillere yüz verilirse böyle hadsizleşirler. ve tepenize çıkarlar. Devletinize ortak olmak isterler. Kimliğinizi, devletin ismini değiştirmek isterler. Dilinizi değiştirmek isterler. İnancınızla oynarlar. Onun için başından beri söylüyoruz. Terörle teröristle asla ve kata pazarlık olmaz. Onların anladığı dil güvenlik konseptidir. Güvenlikle güvenlik bir şekilde mücadele etmektir. ve terörün ve teröristin kökünü kazıyarak başını ezerek kökünü kazımaktır ve bitirmektir."
CHP'nin ara seçim diğer muhalefet partilerinin ise erken seçim taleplerine de değinen Destici şunları söyledi:
"CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ısrarla bir erken seçim ya da ara seçim çağrılarını yenilemeye devam etmektedir. Biz daha önce de ifade ettik. Şu anda Türkiye'nin bir seçime değil, birliğe, beraberliğe ihtiyacı var. Özellikle çevremizde yaşanan gelişmeler, coğrafyamızdaki savaşlar bunun ekonomimize darbeleri Türkiye'nin bir seçime değil ortak akılla Türkiye'yi bu kritik süreçlerden başarılı bir şekilde çıkararak önce milletin güvenliğini sağlamak bunu devam ettirmek sonra da refahını artırmak için hem yasalar çıkartmak hem birlik beraberlik içerisinde bunları gerçekleştirmek olmalıdır. Seçim ayrıştırma getirir, kutuplaştırma getirir, çatıştırma getirir. Seçimler zamanında yapılır. Ama yok illa ısrar ediyorsa o zaman yasa, anayasa açık yöntem bellidir. Hangi sayıda gerekiyorsa o kadar sayıda milletvekilini istifa ettirir. Türkiye'de ara seçime gider. Bu zaten kanuni bir zorunluluktur. Ama bunu yapmadan yani ara seçimin koşullarını oluşturmadan, koşulları oluşmadan bir ara seçim teklifi yapmak sadece siyasettir. ve CHP'li belediyelere yapılan yolsuzluk, hırsızlık soruşturmalarının, mahkeme süreçlerinin unutulmasına ya da bunları durdurmaya yönelik bir çabadan öteye geçmeyecektir. ve Sayın Özel bu çağrılarını yaparken gerçekleştirmiş olduğu mitinglerde de gerçekten siyasetin etik tarafını da çoğu zaman ihmal etmektedir ya da görmezden gelmektedir. ya da çiğnemektedir. Onun için başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere Adalet Bakanı'na ve diğer devlet yetkililerine ya da hükümet üyelerine hakareti aşan cümlelerle adeta saldırıda bulunmaktadır. Biz Büyük Birlik Partisi olarak bu dili doğru bulmuyoruz. Elbette herkes eleştirisini yapabilir. Herkes fikrini söyleyebilir. Ama bunlar siyasi ahlaka uygun olarak ve nezaket elden bırakılmadan lisani münasiple yapılmalıdır."
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Destici, "Kerkük'te tarihi bir olay yaşandı. Yüz yıl sonra bir Türkmen vali atandı bununla ilgili neler söylemek istersiniz" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Gururluyuz. Yani öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Çünkü Kerkük yüzlerce yıllık bir Türk şehridir. Bugün de bir Türk şehridir. Orada Türklerle birlikte Arapların, Kürtlerin yaşıyor olması Kerkük'ün bir Türk şehri olduğu gerçeğini asla değiştirmeyecektir. Kerkük Türk'tür ve Türk kalacaktır. Bir Türk şehridir, bir Türk yurdudur ve bunun kimse her kim tarafından değiştirilmeye ya da kimliği kültürü, inancı çiğnenmeye kalkarsa Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti buna bunu seyretmeyecektir. Buna müsaade etmeyecektir. Geçmişte yaşanmış acılar vardır. Katliamlar vardır, zulümler vardır. Ama bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti dünkünden çok daha güçlüdür. Ve tekrar yetmiş dokuzlarda ya da ellilerde yaşanan acılara yapılan katliamlara o dönemin Türkiye'si belki seyirci kalmıştır, müdahale edememiştir. Ama herkes bilmelidir ki bugünün Türkiye'si asla seyirci kalmaz ve kalmayacaktır."
Son Dakika › Güncel › Destici: Türkiye'nin birliğe ihtiyacı var - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?