Haber: Gülara SUBAŞI/ Kamera: Ünal AYDIN
(HATAY) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Şu anda herkes sevdiğinin yanında. Tayyip Bey daha önce katil dediği, doların ucunu görünce sevdiği Suudi Arabistan'a gitmiş, orada Prens'in yanında, ben de sevdiklerimin yanındayım. Hataylılarlayım... Vallahi şunu söyleyeyim: Sen geldin brandaları serdin. Gittin başka şehirlerde, parayla, panoyla algı operasyonu yaptın. Bu millet algıya, algı üzerinden yapılan hesaplara, gerçekte boş senede imza attırıp da sonra o senedi siyasi çıkar uğrunda kırdırmaya asla ve asla izin vermeyecek. Artık siyaset panoyla, parayla, brandayla değil samimiyetle yürekten yapılacak" dedi.
6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illere yaptığı ziyaretlerini sürdüren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Hatay'da Rezerv Alan Mağdurları ile bir araya geldi. Özel, 6 Şubat depreminde CHP olarak bölgede yapılanları anlatarak şöyle devam etti:
"Öyle bir noktadayız ki bu haftayı tamamını deprem bölgesinde geçirmeyi uygun gördüm. Bugün burada sizlerle birlikte olmak çok mühim. Hatay milletvekillerimiz rezerv alan sorunu daha ortaya çıkarken bunu hem Meclis'te dile getirdiler. Takip ettiğiniz grup toplantılarında bu sorunu dile getirmeye çalıştık. Soru önergeleri verildi, araştırma komisyonları kurulması istendi. Her yol denendi. Ama bugün geldiğimizde birçok şehirde ama en çok da Hatay'da, 50 bin kişiye yakın vatandaşımızın mağdur olduğu, rahatsız olduğu söyleniyor. Burada beş arkadaşımızı dinledik. Onları dinleyip de her birinin sorunu birbirinden farklılıklar gösteriyor. Ama hangisine hak vermediniz? Kendinizi onların yerine koyduğunuzda benim başıma gelse haklı adam diyorsun ya da hanımefendi haklı diyorsun. Her birinin anlattığı hikayeye baktığınızda haklı. Sizden herhangi birini dinlediğimizde ya da bugün işte konteyner kentlerde gezdim, sokakta gezdim ya da sabah bir canlı yayında bir yarım saat herhalde dilim döndüğünce sorunları anlattım. Peki ne yapabiliriz? Tek başımıza hiçbirimiz hiçbir şey yapamayız. Ama devlet bireylerin çözemediği sorunları çözmek için var. Maalesef burada devlet adına karar verenler sorun çözeyim derken sorun ürettiler. Elbette şunu anlayabilirsiniz, bir yere yapının yapılması sakıncalıysa bir daha yıkılacaksa o yapı oraya yapılmamalıdır."
Yapı yapılacak yer aranırken en iyi yer bulunmalıdır. ve orada birisinin arsası, tarlası, evi varsa genel kamunun menfaati için orası kamulaştırılacaksa bu da yapılmalıdır. Ama burada bir tane kural var: Devlet hak yemez ve kimsenin hakkını birbirine geçirmez. Devletin yaptığı bu işte bir kere en büyük sorun o soru işareti, o şüphe var ya diyor ki 'Beni orada oturtmadılar. Alın teriyle çalışıp kazandığım ya da anamın ak sütü gibi helal annemden babamdan miras kalan, evimde ben oturmuyorum. Orada başkasının ışığı yanıyor. ve burada bir haksızlık var' diyorsa insanlar, buna dönüp bakmak lazım. ve bana iletilen bütün raporlar, okuduklarım ve bugün dahil dinlediklerimin hepsinde özensizlik vurdumduymazlık ve meseleye 'Biz dediğimizi yaparız. Sen git derdini anlat' noktasında bir yaklaşım var. Bu devlet adamlığı yaklaşımı devletin doğru ve adil yönetim yaklaşımı değildir. Rezerv alan meselesinin özünün bir felaketten rant çıkarmaya dönüştüğüyle ilgili endişeler, kaygılar, söylenen sözler çok ağır sözlerdir. ve bunun üzerine büyük titizlikle gitmek gerekiyor. Afet Kanunu kapsamında yerinde dönüşümün mümkün olmadığı durumlarda başka bir alanın belirlenmesi, burada kamulaştırma yapılması, yeni binalar yapılması buraya kadar görünüşte bir sorun yok. Ama sorun bu sistemin hakkaniyetine insanlar inanmıyor ve 'Buradan bir rant elde ediliyor ve birilerine bu sağlanıyor' deniyorsa burada çok büyük bir sorun var. Arazilerin, zeytinliklerin, zorla elden gittiği, ifade edildiği gibi altı, yedi, sekiz milyonluk yere üç milyon değer biçildiği kişinin 130 metrekarelik evi alınıp hem de alan arttırılıp hem de daire sayısı üç katına çıkarılıp kişiye çok daha küçük bir metrekarelik evin verildiği bir yöntem, yöntem değildir. Buna karşı yükselen itirazların haklılık payı çok yüksektir ve dinlenmesi ve çözülmesi lazım.
İktidara çağrımızdır, bu sorunların tamamı uzlaşmayla çözülmelidir. Hataylıların bu yükü daha fazla taşıyacak dermanı kalmamıştır. Eğer gerçekten samimiyetle ve meseleye yaklaşacak olurlarsa biz bu konuda milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla, uzman kadrolarımızla katkı vermeye hazırız. Gelsinler, itirazların dinleneceği hukukçuların olduğu her partiden milletvekilinin olduğu, her partinin görevlendirdiği harita mühendislerinin şehir plancılarının olduğu hakkaniyeti bir itiraz ve haklı görülen itirazlara hakkın iadesine yönelik bir komisyon oluştursunlar. Bu konuda mahkemeler bir yoldur. Ancak uzun yoldur, zor yoldur ve gönül kırıklıklarını çözen bir yol değildir. Bu işin partisi olmaz. 6 Şubat sabahı saat 04.17'de deprem, acı, facia parti ayırdı mı? Alevi Sünni mi diye baktı mı? Arap mı Türk mü Kürt mü diye baktı mı? Kimseye bakmadı. Bu acıyı birlikte yaşadık. Bu acının altından birlikte kalkmamız lazım. Bunun bir başka yolu yoktur. Hele hele insanlar kendini dininden, mezhebinden oturduğu mahalleden dolayı ötekileştirilmiş hissediyorsa... Devlet yönetimi bir ilkeler bütünüdür. Ama en sonunda vicdan işidir. Bir vatandaş çıkıp benim sorunum var diyorsa o vatandaşın sorunu vardır. Çözene kadar uğraşmak devletin sorumluluğudur. Bir art niyetli çıktı. Hadi buradan bir art niyetliyi çıkarayım, burada konuşsun. Gerçek olmayan bir sorunu anlatsa ilk önce itirazı siz edersiniz. Doğru söylemiyorsun dersiniz. Hayır burada haksızlık yaptın dersiniz. Düşünün iki takım maç yapıyor. Bir takımın kalesi 15 metre olsa, bir takımın kalesi bir metre olsa kalesi bir metre olan takımın taraftarı memnun olur mu o maçı kazandığına? Hakem takımlardan birinin formasını giymişse o takım sevilmez utanır, rezil olur. Kazandığının bir kıymeti olmaz. O yüzden hakkaniyet eşitlik ve bu zeminin korunması son derece önemli.
Biz bu konuda rezerv mağduriyetinin giderilmesi için teknikse teknik, siyasiyse siyasi her katkıyı yapmaya hazırız. ve iktidara diyoruz ki ana muhalefet olarak biz buradayız. Gelin bu sorunları dinleyelim. Tartışalım. Hakkaniyetli bir çözüm bulalım ve bu insanları rahatlatalım. Benim önerim bundan ibaret. Çözmezlerse iktidarımızın ilk ayında söz veriyorum, o itiraz komisyonunu tüm partilerden oluşan bizzat kuracağım. AK Parti kimin hakkını yediyse onu ispatlayan herkese hakkını iade edeceğim. Burada siz ben söylemeye utanıyorsunuz, çekiniyorsunuz, şu dahil şehrin en para eden yerinde evin vardı şimdi dağın başındasın. Bu evin metrekaresiyle o evin metrekaresi eşit olsa bile bu eşitlik değildir. Her eşitlik adil değildir. Burada çok değerli bir arsanın 8'de 1'i seninken orada çok daha değersiz bir arsanın 8'de 1'ini hatta 16'da 1'ini sana veriyorsa biz anlaştık olmaz. Buradan ilan ediyorum, bir evin hani amiyane deyimle şerefiye değeri dahil kim ne mağduriyete uğradığını söylüyorsa CHP'nin adalet getireceği iktidarında hak yerini bulacaktır. Size söz veriyorum.
Kahramanmaraş'tan bir ablam bunu her yerde anlat diye söyledi. 6 Şubat gecesine mazeretsiz bir iktidarla yakalandık. İki aylık iktidar değildiler. 21 aylık iktidar da değildiler. 21 yıllık iktidardılar. Niye mazeretleri yoktu? Geldikleri gün 1999 depreminin üstüne gelmişlerdi. Toplumsal kabul kamuoyu desteği depremle mücadele için tamdı. Acımız yeniydi. Hepimiz de diyorduk ki 'Büyük İstanbul depremi geliyor. Deprem uzmanları İstanbul'dan sonra dönüp burayı söylüyorlardı. Bu fayı söylüyorlardı.' ve bizim İstanbul'u da büyük şehirleri de bu bölgeyi de depreme hazırlamamız gerektiğini biliyorduk. Mazeret yoktu. Kamuoyu desteği tamdı. Depreme dayanıksız bir evin yıkılıp yeniden yapıldığında nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili mevzuat tam ve hazırdı. Allah 21 yıl izin vermiş. Zaman da çoktu. Para, hele hele para, Cumhuriyet tarihi boyunca bütün hükümetlerin topladığında fazla, 3 trilyon dolar. Yalansa Mehmet Şimşek çıksın söylesin. Bakın 3 milyon dolar büyük paradır. 3 milyar dolar deli paradır. 3 trilyon dolar muazzam bir para. Bu kadar vergi topladılar. Yetmedi 41 milyar dolar tam olarak deprem vergisi topladılar. Yani kendilerinden önceki hükümet, iki yıllığına deprem vergisi koymuştu. İktidara geldiler. Gelirken deprem vergisini eleştiriyorlardı. O vergiyi 21 yıldır aldılar. Bugün dahi alıyor. Adına Özel Tüketim Vergisi dediler. 41 milyar dolar.
Sadece bugün 10 ilde yapılan ve yapılmakta olan bütün evler bitince lazım, para, Bakan'ın hesabıyla onların söylemesiyle 40 milyar dolar. Yani ÖTV diye hepimizden 21 yılda aldıkları eski adı deprem vergisi olan vergi, bu evlerin hepsine yetiyor zaten. Vallahi bu evleri size hakkınızı yemeden bedava, karşılığında para istemeden bırak faiz vereceklerse onlara ödediğimiz bütün ÖTV'ler helali hoş olsun. Sizin olsun. Ama o kadar ÖTV'yi topla yetme, kendinden önce yapılmış kitleri sat 65milyar dolar daha topla yetmez, çürük yapılara af çıkar sekiz kere oradan 26 milyar dolar topla yetmez, halen daha bu evler paralı bir de beyefendinin dediği gibi görmeden ev satın alıyorsun. Bir de boş senede imza atıyorsun. Böyle ticaret nerede görülmüş? Bu Türk Ceza Kanunu'nda açık suç. Bunu yapana tefecilik yapıyorsun denir. Kimse ödeyeceği parayı bilmeden borçlandırılamaz. Açık kanun hükmüdür. Bugün sana anahtarı gösteriyor. Alayım dedin mi veriyor mu? Önüne sözleşmeyi itiyor, nokta nokta boş. Faiz kısmı boş. Bakın faiz kısmındaki esas sorun da şu: Afet Kanunu, deprem konutundan faiz alınmaz der ama onu rezerv alanın dışında tutuyorlar. Rezerv alana yapılanlardan almaya niyetliler. Dükkanlardan almaya niyetliler. Şu anda herkes sevdiğinin yanında. Tayyip Bey daha önce katil dediği, doların ucunu görünce sevdiği Suudi Arabistan'a gitmiş, orada Prens'in yanında, ben de sevdiklerimin yanındayım. Hataylılarlayım.
İnşallah Tayyp Bey'in Suudi Arabistan'daki kardeşçe temasları diğer ülkelerdeki temasları biter de memleketimize kavuşur. Tahmin ediyorum, cuma günü burada. İlk söz, bütün basından talebimiz, Özgür Özel söylüyor, Özgür Özel öneriyor. Bir, hiçbirinden faiz alınmayacağını, iki zaten insanların bu kadar evleri almış gitmiş. Alınan deprem vergileri buna yetiyor diyor Özgür Bey deyin. Bugüne kadar topladığın ÖTV borcu kapatıyormuş. Depremzededen deprem konutunun parasını almayacağını ilan et. Hesap yapıyormuş, şöyle hesap yapıyor: iki yıl ödemesiz 20 yılda bitecek, 18 yıl var ya iktidardan da gidiyor ya bunlar 16 yıl CHP'ye mi para ödesinler, bir iskonto yapalım seçime doğru para da lazım efendim 'Gelin verin bir milyon 500 bin 800 bin bir buçuk milyon tapuyu alın helalleşelim' deyip bir miktar para toplayıp bu para karşılığında tapu sözü verip veya tapu verip buradan da kendine bir siyasi fırsatçılık yapacak. Vallahi şunu söyleyeyim: Sen geldin brandaları serdin. Gittin başka şehirlerde, parayla, panoyla algı operasyonu yaptın. Bu millet algıya, algı üzerinden yapılan hesaplara, gerçekte boş senede imza attırıp da sonra o senedi siyasi çıkar uğrunda kırdırmaya asla ve asla izin vermeyecek. Artık siyaset panoyla, parayla, brandayla değil samimiyetle yürekten yapılacak."
Son Dakika › Güncel › Özgür Özel: 'Artık Siyaset Panoyla, Parayla, Brandayla Değil Samimiyetle Yürekten Yapılacak' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.