Yeditepe Üniversitesi'nde İftar Krizi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yeditepe Üniversitesi'nde İftar Krizi

16.03.2026 12:00

Yeditepe Üniversitesi öğrencileri, iftar organizasyonlarının engellendiğini ve mescidin uzak olduğunu iddia etti.

Yeditepe Üniversitesi öğrencileri, iftar organizasyonlarının engellendiğini ve okul mescidinin fakültelerden uzak olduğunu ileri sürerek, üniversite yönetiminin öğrencilerin taleplerini karşılamadığını kaydetti.

Yeditepe İslam ve Medeniyet Topluluğu (YİMED) kurucularından Mustafa Malo ve eski YİMED Kadın Kolları Başkanı Sena Yılmaz, AA muhabirine, Yeditepe Üniversitesi'ndeki mescit konusunda yaşadıkları sıkıntıları anlattı. Üniversite yönetimi, söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, kampüste ibadet özgürlüğünün bulunduğunu ifade etti.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden yeni mezun olan ve 4 yıl boyunca üniversitedeki YİMED'in başkanlığını yaptığını belirten Malo, kurdukları toplulukla birlikte yaptıkları etkinliklerin çoğunda üniversite yönetimi tarafından baskıya maruz kaldıklarını iddia etti.

Malo, üniversitede yapmak istedikleri iftarların her sene çeşitli bahanelerle iptal edildiğini, bu sene yapılacak iftar için dilekçe verdiklerinde kendilerine "Biz zaten sizin için iftar yapacağız." denildiğini ve ayrı bir iftara izin verilmek istenmediğini söyledi.

Üniversite yönetiminin öğrencilerin organize olarak iftar yapacağını öğrenmesinin ardından bir gün öncesine iftar programı düzenlemeye çalıştıklarını anlatan Malo, "İftarın gereklilikleri yerine getirilmedi. Ramazanın ruhuna uygun bir organizasyon yoktu. Hiçbir ikram yoktu. Öğrenciler kendi paralarıyla satın aldıkları yemekleri alıp yemekhanede, rutin olarak her zamanki gibi yedikleri yemeği iftar olarak bize sunmak istediler. Biz de bunu kabul etmedik." diye konuştu.

Malo, YİMED olarak iftar etkinliği düzenlemek istedikleri için dilekçe verdiklerini hatırlatarak, tüm yasal süreçler ve prosedürler yerine getirilmesine rağmen rektörlüğün iftara izin vermeyeceğini, aksi takdirde öğrencilere disiplin soruşturması açılacağı tehdidinde bulunduğunu iddia etti.

İftarın yıllardır çeşitli bahanelerle engellenmesi üzerine rektörlükle görüşmeler yaptıklarını ve dilekçeler verdiklerini anlatan Malo, rektörlüğün kendileriyle sağlıklı bir iletişim kurmaması üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu ve YÖK'e şikayette bulunduklarını ifade etti.

Malo, iftar organizasyonunu rektörlüğe rağmen yaptıkları sırada üniversitenin öğrencileri "fişlemeye" çalıştığını ileri sürerek, "Rektörlükte çalıştığını söyleyen bir kadın, iftardan önce bizim fotoğraf ve videolarımızı çekmeye çalışıyordu. Biz kendisine sorunca tedirgin bir şekilde telefonu cebine koydu ve cevap vermedi. Ardından 'Ben rektörlük çalışanıyım.' diyerek olay yerinden uzaklaştı." diye konuştu.

"Mescitteki kitap etkinliği basıldı"

Malo, Bosna-Hersek'in kurucusu Aliya İzzetbegoviç hakkında mescitte yaptıkları etkinliğin güvenlik görevlileri tarafından basıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Aliya İzzetbegoviç hakkında yapmış olduğumuz kitap tahlili, rektörlük güvenlikleri tarafından basıldı ve orada tutanaklar tutuldu. Öğrencilerin fotoğrafları çekildi. Daha sonrasında o öğrencilere disiplin soruşturmaları açıldı. Dekanlıklar tarafından öğrenciler yazılı olarak ifade vermeye çağrıldı. YİMED topluluğundan ayrılmaları gerektiği, aksi takdirde savcılığa verilecekleri, okuldan atılacakları ve burslarının kesileceği yönünde tehditlere maruz kaldılar."

İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze'ye saldırmasının ardından insani bir refleksle okulda Filistin'e destek eylemi yapmak istediklerini belirten Malo, rektörlük tarafından buna izin verilmediğini söyledi.

Üniversite yönetimine verilen dilekçeler sonucunda okul içinde bir eylem yaptıklarını aktaran Malo, eylem sırasında Filistin bayrağına, pankartlara, basın açıklamasına ve slogan atılmasına müsaade edilmediğini dile getirdi.

Mescit, dersliklerden uzak

Eski YİMED Kadın Kolları Başkanı Sena Yılmaz da iftarların yıllardır çeşitli bahanelerle iptal edilmesinin yanı sıra okulda mescit sorunu bulunduğunu söyledi.

Rektörlüğe bu konuda yaptıkları başvurulara geri dönüş alamadıklarını belirten Yılmaz, kampüsün çok büyük ve mescidin dersliklere uzak olduğunu dile getirdi.

Ders aralarında mescide gidip ardından derse yetişmenin imkansız olduğunu ifade eden Yılmaz, ilk şikayet ettiklerinde fakülte binalarında "mescit için yer yok" denilerek izin verilmediğini aktardı.

Yılmaz, "Öğretmenlerden ders aralarında namaz için izin istediğimizde kendimi oraya ait değilmişim gibi hissediyordum. Yoklamadan geri kalmasak bile derslerden geri kalıyorduk." ifadelerini kullandı.

Üniversitede yanlarında seccade taşıdıklarını ve elektrik odalarında ya da boş sınıflarda namaz kıldıklarını vurgulayan Yılmaz, Müslüman karşıtı uygulamalar nedeniyle öğrencilerin okulla bağ kuramadığını ifade etti.

Son zamanlarda okulda dini hassasiyetleri olan öğrencilerin sayısının artması ve gelen baskılar sonucunda yönetimin mescit sorunu olduğunu kabul ettiğini söyleyen Yılmaz, bu konuda somut bir adım atılmadığını ve öğrencilerin oyalandığını iddia etti

YÖK'ün cuma namazı saatlerinde ders ve sınav planlanmaması yönünde yayımladığı duyuru sonrasında rektörlüğe başvurduklarını belirten Yılmaz, kendilerine "Sizin önceliğiniz okumak. Burası bilim yuvası. Bu sebeple önceliğiniz derslerinize ve sınavlarınıza katılmak olmalı. Kaçırdığınız cuma namazları olursa kazaya bırakabilirsiniz." şeklinde cevap verildiğini söyledi.

Yılmaz, YÖK'ün kararının bir süre üniversite tarafından uygulanmadığını ve cuma saatlerine ders ile sınav konulduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz okulun YÖK kararını uygulayarak bu düzenlemeleri yapması için duyuruda bulunduk. İftar için kamuoyu oluşturacağımızın duyulmasının ardından, iftarımızın yapılacağı gün olan 10 Mart sabahı bazı dekanlıklar öğrencilerine ders programının yeni halini gönderdi. Ertesi gün de bu düzenleme resmiyet kazandı. Hatta okuldaki bazı akademisyenler beni 11 Mart sabahı arayarak 'Çok teşekkür ederiz Sena. Kamuoyu desteği olmasaydı biz bu okula yıllardır yaptıramadığımız şeyi bir bu kadar yılda yaptıramazdık.' dedi."

Üniversite iddiaları yalanladı

Yeditepe Üniversitesi de konuya dair ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, öğrencilerin inanç ve düşünce özgürlüğünün üniversitenin temel ilkeleri arasında bulunduğunu bildirdi.

Açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan ayında üniversite yönetiminin, akademik ve idari çalışanlar ile öğrencilerin katılımıyla 9 Mart 2026 tarihinde kampüste iftar yemeği düzenlendiği belirtildi.

Üniversitede hiçbir öğrenciye inancı, düşüncesi veya yaşam biçimi nedeniyle baskı uygulanmasının söz konusu olmadığı vurgulanan açıklamada, kampüs yaşamının akademik özgürlük, karşılıklı saygı ve çoğulculuk ilkeleri üzerine kurulu olduğu ifade edildi.

Bazı mecralarda dile getirilen "dindar öğrencilere baskı" iddiasının gerçeği yansıtmadığına işaret edilen açıklamada, söz konusu iddiaların üniversitenin uygulamalarını çarpıttığı ve kamuoyunda yanlış algı oluşturmayı amaçlayan asılsız bir iftira olduğu savunuldu.

Açıklamada ayrıca kampüs ve yurtlarda mescit ve ibadet alanlarının bulunduğu, öğrencilerin cuma namazı dahil olmak üzere tüm ibadetlerini özgürce yerine getirebildiği bildirildi.

Ramazan ayı boyunca öğrencilere her gün hem iftar hem de sahur yemeği çıkarıldığı aktarılan açıklamada, öğrencilerin kendi aralarında iftar organizasyonu düzenlemelerinin önünde herhangi bir engelin bulunmadığı belirtildi.

TİHEK'ten konuya dair açıklama

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), bir vakıf üniversitesinde din ve inanç temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin bazı basın ve yayın organlarında yer alan iddiaların yakından takip edildiğini ve gerekli işlemlerin hassasiyetle yerine getirileceğini bildirdi.

Din ve vicdan özgürlüğünün, ulusal ve uluslararası hukuk kurallarıyla teminat altına alındığının anımsatıldığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 18'inci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9'uncu maddesinin, herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğunu ve bu hakkın aleni veya özel olarak bireysel ya da başkaları ile birlikte toplu olarak, kendi din ya da inancını ibadet, icra, bunun icaplarını yerine getirme ya da öğretme bakımından ortaya koyma özgürlüğünü içerdiğini kabul ettiği aktarıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10'uncu maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.", "Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı 24'üncü maddesinde de "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14'üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz." hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Yeditepe Üniversitesi'nde İftar Krizi - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement