YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: "Kontenjanlar öğrenci talebi ve istihdam imkanları dikkate alınarak yeniden düzenleniyor" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: "Kontenjanlar öğrenci talebi ve istihdam imkanları dikkate alınarak yeniden düzenleniyor"

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: "Kontenjanlar öğrenci talebi ve istihdam imkanları dikkate alınarak yeniden düzenleniyor"

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, eğitim süresinin yanı sıra üniversitelerdeki ders yükünün de yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye'de lisans programlarında yaklaşık 60 ders bulunurken Avrupa'da bu sayının 20-25 civarında olduğunu söyledi. Ders sayılarının azaltılmasına yönelik çalışmaların bu yıl sürdürüldüğünü belirten Özvar, önümüzdeki yıl sistemin bu doğrultuda çalışmaya başlayacağını ifade etti.

(ANKARA) - Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, eğitim süresinin yanı sıra üniversitelerdeki ders yükünün de yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye'de lisans programlarında yaklaşık 60 ders bulunurken Avrupa'da bu sayının 20-25 civarında olduğunu söyledi. Ders sayılarının azaltılmasına yönelik çalışmaların bu yıl sürdürüldüğünü belirten Özvar, önümüzdeki yıl sistemin bu doğrultuda çalışmaya başlayacağını ifade etti.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, CNN Türk'te Hakan Çelik'in sunduğu Hafta Sonu programında yükseköğretim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özvar, lisans eğitiminin üç yılda tamamlanabilmesine yönelik hazırlıklardan müfredatın sadeleştirilmesine, kontenjan planlamasından yapay zeka ve dijital becerilere, mesleki eğitimden bilimsel üretime kadar yükseköğretimde yürütülen çalışmaları anlattı.

Türkiye'de bir öğrencinin 12 yıllık zorunlu eğitimin ardından dört yıllık lisans programıyla toplam 16 yıl örgün eğitim sistemi içerisinde kaldığına dikkati çeken Özvar, mezuniyetin ardından askerlik, staj ve iş arama süreçlerinin de eklenmesiyle gençlerin çalışma hayatına giriş yaşının yükseldiğini söyledi.

Demografik değişim, yaşlanma, değişen hayat şartları ve teknolojik gelişmelerin yükseköğretimde yeni bir yapılanmayı gerekli kıldığını belirten Özvar, Avrupa Yükseköğretim Alanı'nda lisans eğitiminin 180 ile 240 AKTS arasında değiştiğini hatırlattı.

"ÜÇ YILLIK LİSANS İÇİN BİRKAÇ YILLIK GEÇİŞ ÖNGÖRÜLÜYOR"

Türkiye'de lisans programlarının 180 kredi üzerinden yeniden yapılandırılarak üç yılda tamamlanabilmesi üzerinde çalıştıklarını bildiren Özvar, üniversiteleri yaklaşık bir yıldır bu sürece hazırladıklarını, ziyaret ettiği üniversitelerin senato ve yönetim kurullarından gerekli çalışmaları yapmalarını istediklerini kaydetti.

Öğrencilerin kaç krediyle mezun olacağına ilişkin yetkinin Yükseköğretim Kurulunda bulunduğunu belirten Özvar, uygulamanın tepeden inme bir anlayışla hayata geçirilmeyeceğini, üniversitelerin kendi şartları doğrultusunda programlarını gözden geçirmelerini istediklerini söyledi. Üç yıllık lisans modeline geçişin birkaç yıllık bir zaman dilimine yayılabileceğini belirten Özvar, bunun için 2547 sayılı Kanun'un yanı sıra bazı kanunlarda da değişiklik yapılması gerektiğini bildirdi. Meslek kuruluşlarıyla temasların sürdüğünü ifade eden Özvar, modelin toplumsal mutabakatla hayata geçirilmesini hedeflediklerini kaydetti.

"DERS SAYILARI GELECEK YILDAN İTİBAREN AZALTILACAK"

Eğitim süresinin yanı sıra üniversitelerdeki ders yükünün de yeniden ele alınması gerektiğini belirten Özvar, Türkiye'de lisans programlarında yaklaşık 60 ders bulunurken Avrupa'da bu sayının 20-25 civarında olduğunu söyledi.

Dört yıllık lisans programlarındaki haftalık derslerin toplandığında 2-2,5 günde tamamlanabilecek bir müfredata karşılık geldiğine dikkati çeken Özvar, müfredatın sadeleştirilmesiyle öğrencilerin uygulamaya, projelere ve mesleki deneyime daha fazla zaman ayırabileceğini belirtti.

Ders sayılarının azaltılmasına yönelik çalışmaların bu yıl sürdürüldüğünü belirten Özvar, önümüzdeki yıl sistemin bu doğrultuda çalışmaya başlayacağını ifade etti. Ders içeriklerinin de güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, yapay zekanın derslerin içinde yer alması, öğrencilerin dijital becerilerinin ve yapay zeka okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

"HUKUKTA KONTENJAN 8 BİNLER SEVİYESİNE İNDİ"

Üniversite ile istihdam konusunun geçmişte bugünkü kadar birlikte ele alınmadığını belirten Özvar, artık üniversitelerin mezunlarının iş bulup bulamadığını ve çalışma hayatına ne ölçüde katılabildiğini takip etmesi gerektiğini söyledi.

Kontenjan planlamasında istihdam imkanlarının yanı sıra öğrencilerin programlara yöneliminin de dikkate alındığını belirten Özvar, talebin ve istihdam imkanlarının azaldığı alanlarda kontenjanların yeniden düzenlendiğini ifade etti. Bu kapsamda Adalet programının kapatıldığını, 40-50 civarında iki yıllık programın sistem dışına çıkarıldığını ve ikinci öğretime son verildiğini hatırlatan Özvar; mimarlık, eczacılık, diş hekimliği, iletişim ile bazı mühendislik alanlarında da kontenjanların azaltıldığını bildirdi. Tarih, edebiyat, sosyoloji, felsefe ve sanat tarihi gibi bazı programlarda kontenjanların önemli ölçüde düşürüldüğünü belirten Özvar, hukuk fakültelerindeki toplam kontenjanın 16 binler seviyesinden 8 binler seviyesine indirildiğini söyledi. Hukuk programlarını tercih edebilmek için başarı sırası şartının da 100 bin olarak uygulandığını kaydetti.

"YENİ PROGRAMLARIN ÜÇTE İKİSİ ÖN LİSANS"

İhtiyaç azalan alanlarda düzenlemeler yapılırken çalışma hayatının ihtiyaç duyduğu yeni alanların yükseköğretim sistemine kazandırıldığını belirten Özvar, son üç yılda 80'e yakın yeni program türü oluşturulduğunu, bunların yaklaşık üçte ikisinin ön lisans, üçte birinin lisans düzeyinde olduğunu ifade etti.

Yapay zeka, makine öğrenmesi, veri bilimi ve analitiği, otonom sistemler, robotik, siber güvenlik ile tarım ve sağlıkta dijitalleşme gibi alanlarda açılan yapay zeka ve dijital teknolojilerle ilişkili programların 160 üniversitede 724'e ulaştığını bildiren Özvar, yeni programların doluluk oranlarının yüzde 100'e yaklaştığını söyledi.

Programların kontrollü büyütüleceğini belirten Özvar, öğretim elemanı kapasitesinin de planlamada dikkate alındığını kaydetti. Yükseköğretim Kurulunun üniversite öğrencileri arasında gerçekleştirdiği araştırmaya da değinen Özvar, öğrencilerin yapay zeka kullanım oranının yüzde 60'ı geçtiğini açıkladı. Yapay zekanın sorumluluk bilinciyle kullanılması gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin yanı sıra öğretim elemanları ve idari personelin de bu alanda eğitimlerden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

"DİJİTAL ÜNİVERSİTE PLATFORMU"NA 233 BİN BAŞVURU

Dijital becerileri üniversite öğrencilerinin yanı sıra mezunlara ve çalışma hayatındaki bireylere de kazandırmak amacıyla Dijital Üniversite Platformu'nu hayata geçirdiklerini belirten Özvar, eğitimlerin ücretsiz, çevrim içi, canlı ve etkileşimli olarak verildiğini söyledi.

Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesinin katkı sunduğu platformda 16 farklı eğitim bulunduğunu belirten Özvar, bu yıl 233 bin başvuru alındığını ve yaklaşık 55 bin kişinin eğitimlere katıldığını bildirdi.

"MİKRO YETERLİKLER TRANSKRİPTE EKLENEBİLİYOR"

Teknolojik dönüşümle birlikte bilgi, beceri ve yetkinliklerin artık yalnızca üniversitelerde kazanılmadığına dikkati çeken Özvar, bu yıl hayata geçirilen mikro yeterlik uygulamasıyla üniversite dışında elde edilen kazanımların Yükseköğretim Kurulunun belirlediği kalite standartları çerçevesinde transkripte eklenmesinin mümkün hale geldiğini söyledi.

Böylece öğrencilerin farklı eğitimlerle kazandıkları ve çalışma hayatında ihtiyaç duyacakları becerilerin akademik süreç içerisinde görünür hale geldiğini ifade etti.

Belirli başarı şartlarını karşılayan diş hekimliği ve eczacılık öğrencilerine kendi üniversitelerinde bazı mühendislik programlarında çift anadal yapma hakkı sunmayı planladıklarını açıklayan Özvar; bilgisayar, elektrik-elektronik ve malzeme mühendisliğini örnek gösterdi.

Hakkın öğrencilere doğrudan sunulmasının planlandığını belirten Özvar, iki programı da başarıyla tamamlayanların iki diploma alacağını  bu uygulamaya 2027-2028 akademik yılına yetiştirmeyi hedeflediklerini bildirdi.

İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM 7 İLDE BAŞLAYACAK

Meslek yüksekokullarının Türkiye'nin nitelikli insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özvar, organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren meslek yüksekokullarında mezunların istihdam oranlarının yüzde 90'lara kadar çıktığını söyledi.

Organize sanayi bölgelerinde 20'nin üzerinde üniversitenin meslek yüksekokulu bulunduğunu ve 7 bini aşkın öğrencinin bu programlarda eğitim gördüğünü belirten Özvar, tematik meslek yüksekokullarının da yaygınlaştığını kaydetti.

Bu programların daha fazla öğrenci tarafından tercih edilmesini sağlamak ve bilinirliğini artırmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı himayesinde yeni bir çalışma başlatıldığını açıklayan Özvar, meslek yüksekokulu programlarının tanıtımına yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüleceğini bildirdi.

Mevcut staj anlayışının yeterli uygulama tecrübesi sağlamadığını belirten Özvar, İşletmede Mesleki Eğitim modeliyle öğrencilerin dört yarıyılın en az birini işletmelerde geçirmesini hedeflediklerini söyledi. Mümkün olan programlarda iki yarıyıl okulda, iki yarıyıl işletmede eğitim modelinin de uygulanabileceğini ifade etti.

Modelin ilk etapta Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Konya'da uygulanacağını kaydeden Özvar, öğrencilerin mezun olmadan önce gerçek çalışma ortamıyla daha fazla buluşmasını amaçladıklarını söyledi.

"ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ KALİTELİ YAYINDA OECD ORTALAMASINI YAKALADI"

Türkiye'nin bilimsel üretimde son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirten Özvar, yükseköğretime ve bilimsel araştırmalara ayrılan kaynakların artmasının üniversitelerin performansına olumlu yansıdığını söyledi.

Yükseköğretim Kurulunun temel politikalarından birinin üniversitelerin rekabet güçlerine göre farklılaşmasını sağlamak olduğunu ifade eden Özvar, Türkiye'de 20'si devlet, 3'ü vakıf olmak üzere 23 araştırma üniversitesi bulunduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile yürütülen Araştırma Üniversiteleri Destek Programı kapsamında sağlanan kaynakların sonuçlarının görülmeye başladığını belirten Özvar, son üç yılda araştırma üniversitelerinin Q1 ve Q2 kategorisindeki yayınlarının arttığına dikkati çekti. Araştırma üniversitelerinin kaliteli yayın performansında OECD ortalamasını yakaladığını belirten Özvar, bu gelişmeyi Türk yükseköğretiminin son 40-50 yılda yakaladığı en önemli ivmelerden biri olarak değerlendirdi.

"129 ÜNİVERSİTEDEN MEZUN MÜHENDİSLER MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİNDE GÖREV ALIYOR"

Türk üniversitelerinin yetiştirdiği insan kaynağının ülkenin teknolojik gelişimindeki rolüne değinen Özvar, Savunma Sanayii Başkanlığından aldığı verilere göre savunma sanayisinde çalışan mühendis sayısının 30 bini aştığını söyledi.

Bu mühendislerin yüzde 99'dan fazlasının Türk olduğunu belirten Özvar, Türk mühendislerin yüzde 99,5'inin Türkiye'deki üniversitelerden mezun olduğuna dikkati çekti. Sektörde görev yapan Türk mühendislerin 129 farklı üniversiteden yetiştiğini kaydetti.

ASELSAN ve BAYKAR başta olmak üzere savunma sanayisi kuruluşlarının küresel başarılarında üniversitelerin yetiştirdiği insan kaynağının büyük payı bulunduğunu belirten Özvar, milli teknoloji hamlesinin ana aktörleri arasında Türk üniversitelerinden mezun gençlerin yer aldığını vurguladı.

Yurt dışında çalışan nitelikli Türk gençlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özvar, "Beyin göçünden ziyade beyin gücü tarafından bakıyorum." dedi. Türkiye'de yetişen gençlerin yurt dışında başarılı olmasının da önemli olduğunu belirten Özvar, asıl meselenin beyin gücünün Türkiye'ye içeriden veya dışarıdan katkı sunması olduğunu ifade etti.

"BEŞ YILDA İKİ DEVLET ÜNİVERSİTESİ İÇİN İLK 100 HEDEFİ"

Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişine değinen Özvar, 2026 yılı sıralamalarında altı Türk üniversitesinin dünyanın ilk 500, bunlardan ikisinin ilk 300 üniversitesi arasında yer aldığını belirtti. Önümüzdeki beş yıl içerisinde en az iki devlet üniversitesini dünyanın ilk 100'ü arasına taşımayı hedeflediklerini açıklayan Özvar, vakıf üniversitelerinden de en az birinin ilk 100'e girebilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Uluslararası sıralamaların önemli olduğunu ancak üniversitelerin başarısının yalnızca bu listeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Özvar; bilimsel üretim, araştırmaların etkisi, mezunların niteliği ve topluma sunulan katkının da temel göstergeler olduğunu kaydetti.

Dünyada 15 binden fazla işverenin değerlendirmelerine dayanan Küresel Üniversite İstihdam Edilebilirlik Sıralaması'nda mezunları en çok tercih edilen 300 üniversite arasında altı Türk üniversitesinin bulunduğunu belirten Özvar, bunun Türk üniversitelerinde verilen eğitimin uluslararası iş dünyasındaki karşılığını göstermesi bakımından önemli olduğunu ifade etti.

"ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN EKONOMİYE KATKISI YILLIK 3 MİLYAR DOLAR"

Türkiye'de yaklaşık 380 bin uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü ve 3 binden fazla uluslararası akademisyenin üniversitelerde görev yaptığını belirten Özvar, Türkiye'nin uluslararası öğrenci hareketliliğinde dünyada ilk 7 ülke arasında bulunduğunu söyledi.

Uluslararası öğrencilerin yüzde 95'ten fazlasının eğitimlerini kendi imkanlarıyla sürdürdüğünü ifade eden Özvar, bu öğrencilerin Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık katkı sağladığını bildirdi.

Konunun yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Özvar, Türkiye'de eğitim gören gençlerin ülkelerine döndükten sonra Türkiye ile kurdukları bağların devam ettiğini, bunun da ülkenin dünyadaki etkisine ve bilim diplomasisine katkı sunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası öğrenci sayısı için bir milyon hedefi ortaya koyduğunu belirten Özvar, Türkiye'nin bu sayıyı karşılayabilecek yükseköğretim kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.

"BİLİMSEL ÇALIŞMALAR GİRİŞİME VE EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞMELİ"

Teknoparkların üniversitelerde üretilen bilginin girişimciliğe dönüşmesinde önemli rol oynadığını belirten Özvar, akademisyenlerin laboratuvarlarda ve araştırma merkezlerinde ortaya koydukları çalışmaların fikri mülkiyet haklarına, şirketleşmeye ve ekonomik katma değere dönüşmesini istediklerini söyledi.

Rektörlerin performanslarını değerlendirirken üniversitelerde kaç akademisyen ve öğrencinin girişim başlattığına, şirketleşme düzeyine ve akademisyenlerin girişimciliğe ne ölçüde teşvik edildiğine de baktıklarını belirtti. Akademik özgürlüğün Yükseköğretim Kurulunun öncelikleri arasında bulunduğunu vurgulayan Özvar, üniversite yöneticilerinden öğretim elemanlarına hangi konuda çalışacaklarını veya hangi bilimsel araştırmayı yapacaklarını söylemelerini beklemediklerini ifade etti. Akademisyenlerin bilimsel faaliyetlerini serbestlik içerisinde yürütmesi gerektiğinin altını çizdi.

Üniversite eğitiminin yalnızca diploma ve mesleki beceriden ibaret olmadığını belirten YÖK Başkanı  Prof. Erol Özvar, iyi insan yetiştirmenin de yükseköğretimin temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Dürüstlük, cesaret, gönüllülük, alçak gönüllülük ve güvenilirlik gibi değerlerin eğitim sürecinde daha fazla öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

1000

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.