Son Dakika Haberleri: Dha Yurt Bülteni - 1

Dha Yurt Bülteni - 1

2 gün önce

ŞEHİT ACISI, GÜMÜŞHANE'YE ULAŞTIIRAK'ın kuzeyinde yürütülen operasyonda, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in (26) acı haberi memleketi Gümüşhane'deki ailesine ulaştı.

Dha Yurt Bülteni - 1, System.String[]
ŞEHİT ACISI, GÜMÜŞHANE'YE ULAŞTI

IRAK'ın kuzeyinde yürütülen operasyonda, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in (26) acı haberi memleketi Gümüşhane'deki ailesine ulaştı.  

Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) Irak'ın kuzeyine yönelik gerçekleştirilen operasyonda, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in acı haberi memleketi Gümüşhane'nin Kürtün ilçesi Günyüzü köyündeki ailesine ulaştı. Eve gelen kaymakamlık ve askeri yetkililer, aileye şahadet haberini verdi. Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in bekar olduğu öğrenildi. Şehit asker, Kürtün ilçesinde pazartesi günü düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek.

Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğrafında "Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rab, senin uğrunda ölen ordu budur ya Rab" ifadelerine yer verdiği görüldü.   

ŞEHİT EVİNE TAZİYE ZİYARETİ

Irak'ın kuzeyinde yürütülen operasyonda, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Taşkın Temel'in Gümüşhane'nin Kürtün ilçesi Günyüzü köyündeki evine gelen Vali Kamuran Taşbilek, Emniyet Müdürü Ömer Faruk Karataş, Kürtün Kaymakam'ı Ekrem Çeçen ve Kürtün Belediye Başkanı Ahmet Kanat acılı baba Mehmet Temel'e başsağlığı dileğinde bulundu. Türk bayrağı asılan şehidin evine gelenler, taziyelerini sundu.

ACILI BABA: YÜREĞİM YANIYOR

Oğlunun 24 Şubat'ta izne geldiğini anlatan Mehmet Temel, "Jandarmalar geldiğini gördüm. Ben yola dönmeden askerler bana yöneldi. Ben askerleri görünce oğlumun şehit olduğunu anladım. Ben onun telefonunu açmaya bir acı haber alırım diye hep korkardım. Kardeşleri ile görüşür, iyi olduğu haberini alınca rahatlıyordum. 3 yıldır oğlumla beraber bende askerdim. İzne gelecekti, nişanlanacaktı. Çok mütevazı bir çocuktu. Yüreğim yanıyor. Benim haberim olmadan gidip asker olmak için başvurmuştu. Bana 'ben asker olacağım' dedi. Bende 'hayırlı olsun' demiştimö dedi.

Şehidin ağabeyi Önder Temel de "Şehitlerimize üzülürken öz kardeşim şehit oldu. Verende Allah, alanda Allah. Bu hainler sevinmesin. Sonları gelecek. Kardeşimiz hem acı hem gurur yaşattı. Hainler asla gülemeyecek. Allah devletimize vatanımıza zeval vermesinö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Şehit evi detayları

Taziyeye gelenler

Baba ve kardeşi ile röp.

Detaylar

Haber-Kamera: Uğur AYDIN - Sinan UÇAR/ GÜMÜŞHANE,

=======================

UZMAN ÇAVUŞ, EŞİ VE OĞLUNU ÖLDÜRÜP, İNTİHAR ETTİ

 

TUNCELİ'de jandarma uzman çavuş Hüseyin Bektaş (35), eşi Sibel ve oğlu Doruk'u (8) beylik tabancasıyla öldürüp, intihar etti.

Olay, akşam saatlerinde Atatürk Mahallesi'nde bulunan İl Jandarma Komutanlığı'na lojmanlarında meydana geldi. Jandarma Uzman Çavuş Hüseyin Bektaş, henüz bilinmeyen bir nedenle askeri lojmanlardaki evinde beylik tabancasıyla eşi Sibel ve oğlu Doruk'a ateş edip, öldürdükten sonra aynı silahla yaşamını son verdi. Silah sesleri üzerine eve gidenler, Hüseyin Bektaş ile eşi Sibel ve oğlu Doruk'un cansız bedenleriyle karşılaştı. Çift ile oğullarının cesetlerinin Cumhuriyet Savcısı'nın incelemesinin ardından otopsi için morga kaldırılacağı belirtildi.

CENAZELER MALATYA ADLİ TIP KURUMU'NA GÖTÜRÜLDÜ

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevlendirdiği savcı ile İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayın yaşandığı Atatürk Mahallesi'ndeki askeri lojmanda olay yeri inceleme çalışmalarını tamamladı.

Olay yerinde toplanan deliler ve alınan parmak izlerinden sonra üç cenazesinin yapılan ilk incelemeden sonra kesin ölüm sebeplerinin belirlenmesi amacıyla cenaze araçlarıyla Malatya Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili başlatılan soruşturma sürerken, Hüseyin Bektaş ve eşi Sibel Bektaş'ın telefonları ve kişisel bilgisayarları incelenmeye alındı.

AİLE ULAŞAMAMIŞ

Hüseyin Bektaş ve eşi Sibel Bektaş'ın Adıyaman'da yaşayan ailesi, çocuklarına ulaşamayınca durumu yakın arkadaşlarını arayarak haber verdi. Bunun üzerine Hüseyin Bektaş'ın evine giden arkadaşları, kapıyı açan kimse olmayınca eve balkondan girdi. Eve giren arkadaşları, Bektaş ailesinin cansız bedenleriyle karşılaşınca olayı polis ekiplerine bildirdi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Askeri lojmanların uzak ve yakın görüntüsü

Hastaneden görüntü 

Genel ve detay görüntüler 

Haber-Kamera: Ferit DEMİR/ TUNCELİ,

=======================

KOCAELİ'DE 2 OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 1 ÖLÜ

 

KOCAELİ'nin Kartepe ilçesinde, kavşakta 2 otomobilin çarpışması sonucu Şerafettin Adıyaman (45), yaşamını yitirdi.

Kaza, gece saatlerinde Kartepe Sapanca Yolu Caddesi'ndeki kavşakta meydana geldi. Sapanca istikametine giden Tayfun Görengil yönetimindeki 34 JF 9966 plakalı otomobil, Şerafettin Adıyaman yönetimindeki 19 DK 460 plakalı otomobil ile çarpıştı. Kazanın şiddetiyle savrulan  otomobiller orta refüje çıktı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine gelen 112 Acil ekibi yaptığı kontrolde Şerafettin Adıyaman'ın hayatını kaybettiğini belirledi. Tayfun Görengil ise kazayı yara almadan atlattı. Ambulansta sağlık kontrolünden geçirilen Görengil, daha sonra ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

Polisin olay yerinde yaptığı incelemenin ardından Şerafettin Adıyaman'ın cenazesi otopsi için Kocaeli Devlet Hastanesi'nin morguna kaldırıldı. Polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Olay yerinden görüntüler

-Acil sağlık ekiplerinin çalışmaları

-Detay

Haber-Kamera: Dinçer AKBİR/ KARTEPE(Kocaeli),

=========================

ADIYAMAN'DA İKİ OTOMOBİL KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI: 1 ÖLÜ, 2 YARALI

 

ADIYAMAN'ın Gölbaşı ilçesinde, 2 otomobilin kafa kafaya çarpışması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, biri ağır 2 kişi yaralandı.

Kaza, akşam saatlerinde Gölbaşı-Adıyaman yolunun 5'inci kilometresinde meydana geldi. Ünal Çalışkan yönetimindeki 02 EA 084 plakalı otomobil, karşı yönden gelen ve sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 02 BC 121 plakalı otomobil ile çarpıştı. Kazada sürücüler ile Çalışkan'ın kullandığı otomobildeki Ali Sözdemir yaralandı. Yaralılar, kazayı görenlerin ihbarıyla olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Acil Servis'te tedaviye alınan yaralılardan durumu ağır olan Ali Sözdemir doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Hayati tehlikesi bulunan Ünal Çalışkan ise Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Gölbaşı Devlet Hastanesi

Olay yeri

Polisin önlem alması

Otomobilden yola savrulan parçalar

Kazaya karışan araçlar

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ahmet KORKMAZ/ GÖLBAŞI(Adıyaman),

============================

MERSİN'DE DEREYE DÜŞEN İKİ KIZ KARDEŞTEN 1'İ KURTARILDI, 1'İ KAYIP

 

MERSİN'de, Bahar Orman (12) ve Hediye Orman (6) adlı iki kız kardeş, iddiaya göre birlikte yürüdükleri sırada Yalınayak Deresi'ne düştü. Bahar Orman, çevredekiler tarafından dereden çıkarılırken, Hediye Orman ise sürüklenerek gözden kayboldu. İtfaiye, polis ve AFAD, küçük kızı bulmak için arama-kurtarma çalışması başlattı.

Olay, akşam saatlerinde Merkez Akdeniz ilçesi Güneş Mahallesi'nde meydana geldi. Yalınayak Deresi'ne yakın bölgede yürüyen Bahar ve Hediye orman kardeşler, iddiaya göre bir süre sonra dengelerini kaybederek suya düştü. Olayı gören çevredekiler kardeşleri kurtarmak için çalışma başlattı. Vatandaşların çabasıyla Bahar Orman dereden çıkarıldı. Hediye Orman ise tüm çabalara rağmen dereden suya kapılarak gözden kayboldu. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler küçük kızı arama çalışması başlattı. Bahar Orman ise Mersin Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Arama çalışmalarının gece de süreceği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. 

HDP'Lİ VEKİLLER OLAY YERİNDE

Mersin'de Yalınayak Deresi'ne düşen Hediye Orman'ın (6) arama çalışmaları sürüyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda görevli dalgıçlar dereye inerek su içerisinde arama çalışmalarına devam etti. Çalışmalarda derenin üstünün kapalı olduğu bölgede yaşanan gaz basıncı nedeni ile dalgıçlar zaman zaman dışarıya çıkarken, olay yerine HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ile Fatma Kurtulan da gelerek çalışmalar hakkında polis, itfaiye ve AFAD ekiplerinden bilgi aldı.

Çalışmalar devam ederken olayla ilgili olarak soruşturma sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Dere çevresinde bekleyenler

Polisin güvenlik önlemi

Sahil güvenlik ekibinin görüntüsü 

Arama çalışmaları

Detay görüntüler 

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN/ MERSİN,

==========================

KILIÇDAROĞLU: YENİ ZELANDA İÇİN 3 ARKADAŞI GÖREVLENDİRDİK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aliağa mitinginin ardından Ödemiş ilçesine geçti. Ödemiş girişinde kahvede oturan ve buradaki ilçe sakinleriyle çay içen Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra miting alanına geldi. Hükümet Meydanı'nda Ödemişlilere seslenen Kılıçdaroğlu, Yeni Zelanda'da camilere yapılan terör saldırılarına değindi. Yeni Zelanda'daki cenaze törenine katılmak üzere partiden 3 kişiyi görevlendirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Dünyanın pek çok yerinde asla kabul edemeyeceğimiz katliamlar oluyor. Düşünün Yeni Zelanda'da insanlar camiye gidiyor, ibadet yapıyor ama bir kişi elinde makineli tüfekle gidiyor, vuruyor. Lanetlemek lazım, insan olan herkesin bu katliamı lanetlemesi lazım. Biz de CHP olarak her yerde bu insanlık dışı katliamı lanetliyoruz ve bunu bütün dünya görmeli, inanç üzerinden siyasetin ne kadar yanlış olduğunu görmeli. O insanlar oraya dua etmeye gidiyor. Manevi dünyaları o insanların zenginliğidir. Biz de 3 arkadaşımızı görevlendirdik. Yeni Zelanda'ya gidecekler. O katliamı lanetlememiz lazım" dedi.

'NASIL VARLIK KUYRUĞU?'

Eline bir tane Ödemiş patatesi alarak üretmenin önemine değinen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"31 Mart'ta sandığa gideceğiz. Hiçbir arkadaşımızı 'Neden A partisine neden B partisine oy verdin' diye suçlamadım, yapamam zaten. Öyle bir kimlikten gelmiyorum. Bir arkadaşım düşüncesini söylerse saygı duyarım. Ama 17 yıldır bir noktaya geldik. AK Parti'ye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum; 17 yıl tek başlarına iktidar oldular. İstedikleri valiyi, müdürü atadılar, özelleştirme yaptılar, istediği genelgeleri çıkardılar, 82 milyondan da vergi topladılar, ayrıca dünyanın borcunu yaptılar, onların faizlerini ödüyoruz. Son 16 yılda Londra'daki bir grup tefeciye ödediğimiz faiz 149 milyar dolar. Biz, siz ödedik. Fabrikalarımızı sattık, çiftçi üretmedi. Şu soruyu her vatandaşımın sandığa giderken kendi vicdanına sorması lazım; 17 yıldır tek başına yönetiyorsun, 17 yıldır ne istediysen verdik; fabrikaları sattın, desteğini aldın; bu millet 17 yıl sonra niye soğan, biber, patates kuyruğuna girdi? 'Bu varlık kuyruğu' diyor. Nasıl varlık kuyruğu?"

'YUNANİSTAN'DAN PAMUK İTHAL ETTİK'

2018 yılında Yunanistan'dan 115 milyon dolarlık pamuk ithal edildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu ülkede pamuk ekecek yer, çiftçi, güneş, su mu yok? 28 milyon dolarlık buğday ithal ettik. 13 milyon dolarlık da tütün ithal ettik. Dünyada meşhur olan Türk tütününü bitirdik. Batı'nın egemen güçleri çiftçimize ektirmedi, 'Biz size veririz' dediler. 200 bin ton sıfır gümrüklü patates ithal ediyoruz. Şu patatesin güzelliğine bakın. Neden dışarıdan getiriyoruz? Batı'nın çiftçisi zengin oluyor. Bizim çiftçi borç, faiz batağında. Sadece geçen yıl 1 milyon 11 bin kişi işsiz kaldı. Ne demektir; 1 milyon eve ekmek gitmeyecek demektir, 1 milyon evde üzüntü olacak demektir. Oradaki aileler nasıl geçinecek? Halktan kopanlar acaba şu gerçeği biliyorlar mı?" diye konuştu.

'GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÜRETECEĞİZ'

Konuşmasını sürdüren Kemal Kılıçdaroğlu, "Devasa Osmanlı İmparatorluğu neden battı? Üretimden koparıldığı, bilgiden koparıldığı için. Biz yalın kılıç gidiyorduk, onlar silahı buldu. Köroğlu ondan diyor, 'Delikli demir bulundu mertlik bozuldu'. Üreteceğiz, üreteceğiz, üreteceğiz. Üretmek; alın teri, bereket, çalışmak, güçlü bir Türkiye, kadın erkek eşitliği, her evde huzur demektir. Üretmek hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye'dir. Soğan, patates kuyruğuna kim giriyor? Fakir, fukara giriyor. Neden peki? Bir salı toplantısında çöp toplayan ve yüzü görünmeyen bir kadının fotoğrafını gösterdim. Yahu çıkın sokağa çöpten geçinen insanlar var. Sayıları kaç? 6 milyon. Kağıt toplayan, simit satan, kestane, şeker satıyor. El avuç açmıyor ama bu insanlar fabrikada, tarlada çalışsa üretse ne olur? AK Parti'ye geçmişte oy veren kardeşlerimize sesleniyorum; Artık senin de vicdan sorgulaması yapman gerekiyor. 17 yıldır ne istedilerse verdin" dedi.

KOCAOĞLU'NU ÖRNEK GÖSTERDİ

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun kooperatifler kurduğunu da belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Ankara'da oturanlar, fidanları yurt dışından aldılar. Aziz Kocaoğlu, 'Bizim köylü üretir, oradan alırım' dedi. Çiçekleri dışarıdan getirdiler. Kocaoğlu, 'Ben çiftçimden alırım, para elin adamına gideceğine benim köylüme gider' dedi. Çocuğu olan her aileye süt bırakıyor. Kim kazanıyor? Süt üreticisi ve çocuğu olan aile kazanıyor. Dışarıdan getirirseniz, biz kaybediyoruz, dışarıdakiler kazanıyor. Önceki Tarım Bakanı Fransa tarımına yaptığı katkıdan dolayı şövalye nişanı aldı. Bu ayıp bile yeter. Övünülecek bir şey gibi bunu anlattılar."

BAŞKAN ADAYINDAN SÖZ ALDI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra Ödemiş Belediye Başkan adayı Mehmet Eriş'ten de, seçimi kazanması halinde, belediyede asgari ücret ile çalışanların maaşını 2 bin 200 liraya yükseltme sözü aldı. Kılıçdaroğlu, "Sayın Başkan koltuğa oturduktan itibaren asgari ücreti 2 bin 200 TL ödeyeceksin. Hiç kimsenin işine son vermeyecek, hiçbir ayrımcılık yapmayacak. Sadece bir ayrımcılık yapacak; bir mahalle fakirse oraya daha fazla hizmet götürecek. Sayın Eriş'e oy verirken bir kişiye daha oy vereceksiniz. Tunç Soyer'e oy vereceksiniz. Tunç Soyer'in işi biraz daha zor. Başarılı bir başkanlıktan bayrağı devralacak. Bunu sonsuza kadar devam ettirmek zorunda. Sütü, peyniri, patatesi, çiçekleri daha fazla almalı. Onlar gittiler patatesi aldılar, parayla sattılar. Ama Aziz Kocaoğlu 10 kilogram patates, 10 kilogram soğanı 35 bin haneye götürerek tek tek teslim etti. Kimsenin yoksulluğunu teşhir etmedi. Gidildi, kapılar çalındı ve teslim edildi. İşte halka hizmet budur. Hakk'a hizmet de buna benzer. Soyer başkan olacak, bunları devam ettirecek. Biz kendisine güveniyoruz" dedi.

'1 NİSAN SABAHINI İPLE ÇEKİYORUM'

CHP'nin Büyükşehir Belediye adayı Tunç Soyer ise "Türkiye'nin hiçbir vilayetinde yaşanmayan bir şeyi Aziz Başkanımız İzmir'de yaşattı. Biz çok şanslıyız. İzmir tarımsal kalkınmanın başkenti olacak. Bu Aziz Bey'in izinden giderek, onun bıraktığı yerden olacak. Aziz Başkanımızın Ödemiş'te yaptığı ne varsa üstüne koymak için canla başla çalışacağız. Süs bitkileri ve peyzaj fuarını burada gerçekleştireceğiz, Ödemiş'i dünya ile buluşturacağız. Çok az kaldı, 1 Nisan sabahını iple çekiyoruz. Ödemiş'e canla, başla, aşkla hizmet edeceğiz" ifadelerini kullandı.

TORBALI'DA KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de gün boyu sürdürdüğü seçim çalışmalarına Torbalı ilçesinde devam etti. İlçede seçim otobüsü üzerinden halka seslenen Kılıçdaroğlu'nu görmek isteyenler, evlerin çatı katlarına çıktı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun mitingine, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu da katıldı. İzmir Milletvekili olmaktan gurur duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Gideceğiz sandığa oyumuzu kullanacağız. CHP'li olan yerlerde CHP'li, İYİ Partili olan yerlerde İYİ Partili başkanları seçeceğiz. Demokrasiye sahip çıkma iradesini hep birlikte göstereceğiz. Mustafa Kemal'in Türkiye'sinde demokrasiyi yeniden canlandıracağız. İsmail beyi dinledim, artık ona aday demiyorum. Seçtikten sonra geleceğim, bir çay kahvesini içeceğim" dedi.

'HER MAHALLEYE BİR KREŞ'

Belediye başkanlarının istihdam yaratmasını isteyen Kılıçdaroğlu, Torbalı'da her mahalleye bir kreş yapacaklarını belirterek, şöyle dedi:

"Belediyeler her mahalleye bir kreş yapacaklar. Çalışan kadınlar çocuğunu güven içinde bırakmalı. Kadın çalışmıyorsa onun da gezmeye hakkı var. Onun da çocuğunu güven içinde bırakacağı bir güvene ihtiyacı var. Kreş en az 10 kişinin çalışacağı alanlar demek. Yeni iş alanları yaratacak. Sarayda oturanlar kavga istiyor. Biz barış istiyoruz, biz kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Biz yaşam felsefemizden dolayı tüm insanları kucaklarız."

'İSTEDİĞİ KANUNLARI ÇIKARDILAR'

Torbalı'nın sanayi ve tarım kenti olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "İşsizliğin olduğunu da biliyorum. AK Parti'ye oy verenleri, 'Niçin oy verdin' diye bir suçlama yapmam. 17 yıldır oy verdin, tek başına iktidar yaptın. İstediği kanunları çıkardılar. Devletin bütün kadrolarını atadılar. Elini vicdanına koy kardeşim" diye konuştu.

'BELEDİYEYİ BİLEREK BATIRDILAR'

CHP'nin Torbalı Belediye Başkan adayı İsmail Uygur ise "Sizlerle birlikte el ele gönül gönüle vererek kazanacağız. Mahkeme kumpası ile gasp ettikleri belediyemizi geri alacağız. Bunlar sadece belediyeyi gasp etmekle kalmadılar, bilerek ve kasten batırdılar. Bütün değerli konut imarlı arsaları satılmış. Bu belediyeyi hakikaten bu zihniyetten kurtarılmayız. İnşallah hep birlikte kurtaracağız. İşimiz zor ama kimse kuşku duymasın. Nasıl daha önce başardıysak hep birlikte yine başaracağız ve belediyeyi derleyip toparlayacağız. Talip olduğumuz görevin ne kadar zor olduğunu biliyoruz ama oy veren herkesin desteğine ihtiyacımız var. Biz herkesten oy istiyoruz. Torbalı'nın geleceğini düşünen herkesten oy istiyoruz. Söz veriyoruz ki asla bize oy verenleri pişman etmeyeceğiz, sizlerin başınızı önünüze eğmeyeceğiz. Ne diyoruz; Nerede kalmıştık? 1 Nisan günü kaldığımız yerden başlayacağız" dedi. Konuşmaların ardından Kemal Kılıçdaroğlu, Tire ilçesine geçti.

KILIÇDAROĞLU'NDAN 'SİLİVRİ' ESPRİSİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de tüm gün süren seçim çalışmalarına, akşamın ilerleyen saatlerinde Tire ilçesinde devam etti. Millet İttifakı'nın Tire Belediye Başkan adayı İYİ Partili Atakan Duran'ın seçim ofisinin önünde, seçim otobüsü üzerinden halka seslenen Kılıçdaroğlu, vatandaşların 'Hak, hukuk, adalet' sloganları atması üzerine, "Öyle anlaşılıyor ki siz korsan bir miting yapıyorsunuz. Hepinizi tutuklayıp Silivri'ye göndereceğim" diye espri yaptı. Daha sonra Atakan Duran'ın desteklenmesini isteyen Kılıçdaroğlu, "Size daha yakın olacak hiçbir ayrım yapmadan hepinizi kucaklayacak biri var. Atakan başkan, onu size emanet ediyorum. Atakan başkan Tire'de hepinize hizmet edecek. Kimseyi ötekileştirmeden hepinizi kucaklayacak" dedi. Ardından, 'Bay Kemal' eleştirilerine yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Ben halkın sorunlarını dile getirdiğim zaman, bana 'Bay Kemal' diyorlar. Ama Bay Kemal olmak kolay değil. Bay Kemal, herkes gibi çocuğunu askere gönderir. Bay kemal hiç kimsenin yaşam tarzını siyasete malzeme etmez. Bay Kemal için millet neyse vatan da odur. Zalimin önünde eğilmedim ve asla eğilmeyeceğim. Güzel Türkiye için birlikte mücadele edeceğiz" diye konuştu. Ardından Bayındır'ın Yusuflu Mahallesi'ndeki bir kahvehaneye geçen Kılıçdaroğlu, çay içti, vatandaşlarla bir süre sohbet etti. Kılıçdaroğlu, daha sonra İzmir'den ayrılmak üzere Adnan Menderes Havalimanı'na hareket etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Ödemş'te bir kahvehanede çay içmesi

-Vatandaşlarla sohbet etmesi

-Kılıçdaroğlu'nun mitinglerinden detay görüntü

-Genel ve detay görüntü

+++

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim otobüsü üzerinde halkı selamlaması

-Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması

-Genel ve detay görüntü

+++

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Tire'de halka seslenmesi

Haber-Kamera: Umut KARAKOYUN - Hande NAYMAN - Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

=============================

BAHÇELİ, MANİSA'DA ADAYLARI İÇİN DESTEK İSTEDİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde açılış yapmak ve miting düzenlemek için Manisa'ya geldi. Kentte ilk olarak Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret eden Devlet Bahçeli, ardından Cumhuriyet Meydanı'nda vatandaşlara seslendi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun milliyetçilik eleştirilerine cevap veren Devlet Bahçeli, "Kılıçdaroğlu, YPG'ye zeytin dalı uzatmasından utanmıyor, bizim milliyetçiliğimize gafilce dil uzatıyor. Milliyetçiliği bilmiyor, çünkü milliyetçi değil. YPG'yi vatanlarını savunan örgüt olarak gören birisi nasıl milliyetçi olacak? Ne hakla milliyetçilikten bahsedecek? Buna nasıl cüret edebilecek? Kılıçdaroğlu ve kimliksiz ortağı İP, bizim milliyetçiliğimizi batının zalim milliyetçiliği ile karıştırıyor. Bizim milliyetçiliğimizi kendi kabile zihniyetlerine benzetiyorlar. Bizim milliyetçiliğimiz kapsayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz kucaklayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz paylaşma ve bölüşme esaslıdır. Bizim milliyetçiliğimizde adalet ve hakkaniyet vardır" dedi.

31 Mart yerel seçimleri öncesinde Manisa'ya gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk olarak kentte Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret etti. Burada Cumhur İttifakının belediye başkan adayı olan aynı zamanda Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Cengiz Ergün, yaptıkları ve yapacakları projeler hakkında Bahçeli'ye bilgi verdi. Anı defterini imzalayan Devlet Bahçeli, ardından miting için Cumhuriyet Meydanı'na geçti.

'YORULDUK SANDILAR, KOŞTUĞUMUZU GÖRÜNCE ŞAŞKINA DÖNDÜLER'

Cumhuriyet Meydanı'nda kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşların "Devletin başına Devlet gelecek" diye slogan attığı Devlet Bahçeli, konuşmasına, "Ne mutlu bize ki şehzadeler kentindeyiz" sözleriyle başladı. 17 ilçenin isimlerini tek tek sayan Devlet Bahçeli, "Buram buram vatan, bayrak, tarih, kardeşlik kokan Manisa'da olmaktan kıvanç duyuyorum. Aziz dava arkadaşlarım, geçmişine sırt dönen gerçeklerden kopar. Allah'a şükürler olsun ki, ne kaybedenlerden olduk ne de kopanlar arasında yer aldık. Manisa'nın yüzünü kara çıkarmamak için çalıştık durduk. Zaman oldu, yorulduğumuzu sandılar, ama koştuğumuzu görünce şaşkına döndüler. Zaman geldi, düştüğümüzü sandılar, dimdik durduğumuzu görünce küçük dillerini yuttular, ağızlarını bıçak açmadı. Hep bir adım önde olmak için mücadele ettik. Aklımızda hep Türkiye var dedik. Cumhurun özlemleriyle bezendik. Cumhuriyet'in kuruluş felsefesiyle adımlarımızı hızlandırdık. Türkiye düşmanlarına direndik, dev gibi bir iradeyle birlik ve beraberlik şuurunu inşa ettik. Sevdamız birdi, sevincimiz bir. Anımız birdi, adımız bir. Vatanımız birdi, bayrağımız bir. Devletimiz birdi, dilimiz bir. Milletimiz birdi ve elbette büyük Türk milleti" dedi.

'HESAPSIZ ÇIKARSIZ İTTİFAK KURDUK'

"Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği için sorumluluk üstlendik. Milli bekamız için hesapsız, çıkarsız, pazarlıksız bir ittifak kurduk" diyen Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ittifaka tarih ve milletin şahitliğinde Cumhur İttifakı dedik. Cumhur İttifakı Türk milletinin tercihidir. Cumhur İttifakı Milli Mücadele'nin emanetçisi, Türk asırlarının takipçisidir. Soruyorum sizlere, 31 Mart'ta sandığa gidecek misiniz? Sandığa sahip çıkacak mısınız? Geleceğinize sahip çıkacak mısınız? Vakti geldiğinde, sandığa gittiğinizde, mührü elinize aldığınızda, Cumhur İttifakı'nı seçecek misiniz? Manisa'ya yakışan budur, Manisa bu kadar diri, bu kadar cesur, bu kadar kararlı ve dik duruşludur. Soruyorum sizlere, Türkiye sevdalıları nerede? Cumhurun iradesi nerede? Manisa nerede? Hamdolsun burada, bu meydanda bütün azamet ve imanıyla ayakta. Diyorum ki, Beka için milli karar, cumhur için istikrar. Sağduyunun birlikteliği Cumhur İttifakı. Cumhur İttifakı hem ehil, hem emin, hem de erdemlidir. Cumhur İttifakı milletin yanında, tarihin izinde, bekanın hedefindedir."

'CHP'YE OY VEREN KARDEŞLERİM ZİLLETE MÜSTEHAK DEĞLİDİR'

Seçimde ittifak kuran diğer partileri eleştiren Devlet Bahçeli, "Gelin görün ki, Zillet İttifakı yanlıştadır, gaflettedir, dalalettedir. İsimleri beş harften oluşan üçlü çete var ya, milletin başına püsküllü beladır. Yanlarına bölücü ortakları HDP'yi de almışlar, karanlığa doğru yolculuğa çıkmışlardır. Türkiye'ye tuzak kuran bu zillettir. Türk milletini uçuruma çekmek isteyen bu zillettir. CHP, HDP, İP, SP, ÖDP zillete bulaşmış, zilletle buluşmuştur. PKK bir yanlarında, FETÖ diğer yanlarındadır. Aziz Atatürk'ün partisi teröristlerle işbirliği yapıyor. Kılıçdaroğlu'nun kulağına fısıldayıp konuşturuyorlar. Zalimler söylüyor, o açıklıyor. Zalimler buyuruyor, o yapıyor. İp başkasının elinde, kumanda başkasının üzerinde. Sanki tutsak alınmış. Sanki iradesi çalınmış. CHP'ye oy veren kardeşlerim zillete müstahak değildir. CHP'ye oy veren kardeşlerim bu haksızlığa layık değildir. Üstelik İP'e oy veren kardeşlerim HDP'yle birlikteliğe zorlanamaz, bu zillete mahkum edilemez. Ezanı ıslıklayan namertlerle CHP'ye ve İP'e oy veren kardeşlerimin ne işi vardır? Bayrağımızı yakıp, İmralı canisinin heykelini dikmekten bahseden bölücülerle CHP'ye ve İP'e oy veren kardeşlerimizin nasıl bir ortak paydası olabilir? HDP'li teröristler Kürdistan diyor, isimleri beş harften oluşan üçlü çeteden çıt çıkmıyor" dedi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA MİLLEYETÇİLİK CEVABI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun milliyetçilik eleştirilerine cevap veren Devlet Bahçeli, "Kılıçdaroğlu, YPG'ye zeytin dalı uzatmasından utanmıyor, bizim milliyetçiliğimize gafilce dil uzatıyor. Milliyetçiliği bilmiyor, çünkü milliyetçi değil. YPG'yi vatanlarını savunan örgüt olarak gören birisi nasıl milliyetçi olacak? Ne hakla milliyetçilikten bahsedecek? Buna nasıl cüret edebilecek? Kılıçdaroğlu ve kimliksiz ortağı İP, bizim milliyetçiliğimizi batının zalim milliyetçiliği ile karıştırıyor. Bizim milliyetçiliğimizi kendi kabile zihniyetlerine benzetiyorlar. Bizim milliyetçiliğimiz kapsayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz kucaklayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz paylaşma ve bölüşme esaslıdır. Bizim milliyetçiliğimizde adalet ve hakkaniyet vardır. Gelin görün ki, Kılıçdaroğlu yabancı silah şirketlerinin sözcülüğüne heves ediyor. Küresel yağma düzeninin oyununu bozup kendi kaynaklarımızı kullanmak istiyoruz. Yazılmış senaryoları reddedip kendi onurlu geleceğimizi belirlemek istiyoruz. Zillet Türkiye'yi çözmeyi ve çürütmeyi hedefliyor. Bağımsızlığımızı korumak ve Türkiye'mizi lider ülke yapmak istiyoruz. Zillet bunun önüne geçmek için çırpınıyor, kıvranıyor. Zillet İttifakı'nın başını çektiği meşruiyeti dışarıda arayan işbirlikçilere sesleniyorum. Türk milletinin küresel soyguna dur demesinden korkuyorsunuz. Türk devletinin yeniden lider ülke olmasından ürküyorsunuz. Fakat nafile, Türk milletine ket vuramayacaksınız. Cumhur İttifakı'na set çekemeyeceksiniz. Ne kadar çamur atarlarsa atsınlar, Ne kadar fitne yaymaya çalışırlarsa çalışsınlar milletimiz gerçekleri görmüştür, Manisa olan bitenleri çoktan fark etmiştir" dedi.

'KİM NE DERSE DESİN'

"Kim ne derse desin, anketler ne söylerse söylesin, 31 Mart'ta zafer Cumhur İttifakı'nındır" diyen Devlet Bahçeli, "Biz medyaya değil heyecandan dolup taşan meydanlara bakıyoruz. Bizim ittifakımız cumhurladır. Cumhur İttifakı'nın tek güvencesi, tek desteği Türk milletinin tertemiz vicdanıdır. Kirli ve yalan propagandalara sakın inanmayınız. Kötü niyetli yönlendirmelere asla aldırmayınız. Soruyorum sizlere, 31 Mart'ta bir miyiz? 31 Mart'ta beraber miyiz? 31 Mart'ta Cumhur İttifakı'na destek veriyor muyuz? 31 Mart'ta Cumhur İttifakı'nın arkasında duruyor muyuz? Neye inanırsanız inanınız, kime gönül verirseniz veriniz, hangi partiyi seçerseniz seçiniz, mutlaka namus ve vatan borcu olan oyunuzu kullanmak için sandığa gidiniz. Hiç kimseyi dışlamadık, hiç kimseyi hor ve hakir görmedik. Milletimizin her evladını bağrımıza bastık. Bizim hesabımız zilleti oluşturan partilerledir. CHP'ye, İP'e, HDP'ye, SP'ye oy veren her vatandaşımızı kucaklarız, onlara saygı duyarız. İnsanımızı Alevi - Sünni diye ayırmayız. Köklere, kökenlere göre bölmeyiz. Biz herkesi, Allah'ın kutlu bir emaneti, Türk milletinin eşsiz bir evladı kabul ederiz. Bölünmede huzur yoktur. Gün Cumhur İttifakı'nda buluşma günüdür" diye konuştu.

GENÇLERE SESLENDİ

Genç ve ilk kez oy kullanacak olan seçmenlere de seslenen Devlet Bahçeli, "Genç kardeşlerim, ilk kez oy verecek evlatlarım, birlikte yürüyelim, Cumhur İttifakı'nda sözleşelim. ya zulme, istismara, adaletsizliğe ve alçaklığa göz yumarak zillete tamam diyeceksiniz ya da Cumhur İttifakı'yla birleşip kendinize yeni ve aydınlık bir sayfa açacaksınız. Biz inançlı kadrolarımızla ittifak kurduk. İttfakımız, korkaklara karşı cesurların ittifakıdır. İttifakımız, ahlaksızlığa karşı namus timsallerinin ittifakıdır. İttifakımız, hainlere, eli kanlı teröriste, onlarla işbirliği yapan zillete karşı milli bir ittifaktır. Cumhur İttifakı, en samimi ve saf duygularla mukaddesatımıza sahip çıkanların irfanlı ve inançlı bir ittifakıdır. CHP'ye oy veren kardeşlerim, gelin bu şerefe siz de dahil olun. İP'e oy veren kardeşlerim, gelin bu tarihe siz de damga vurun. Çoluğunuza çocuğunuza aktaracağınız muhteşem bir anın hatırasını bırakın. Zillete, hezimete, ihanete, rezalete karşı Cumhur İttifakı. Türk ve Türkiye düşmanlarına karşı Cumhur İttifakı. İşbirlikçiye, bozguncuya, müfteriye, fitneye, kumpasa, komploya, Kandil'e, Pensilvanya'ya, Washington'a, Brüksel'e karşı Cumhur İttifakı" dedi.

BİZİM KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ VAR

Sık sık alandakilerden ittifaklarına sandıkta destek isteyen, buna yönelik sorular yönelten Devlet Bahçeli, "Daha önce de söylemiştim, yine söyleyeceğim. Çünkü bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir. Olaylar nasıl gelişirse gelişsin, dayatmalar ne boyut alırsa alsın; burada, huzurunuzda dosta ve düşmana tekrar ediyorum. Verilecek toprağımız yoktur. Terk edilecek ilimiz yoktur. Çizilecek sınırımız yoktur. Vazgeçilecek insanımız asla ve asla yoktur. Ayrılıkta hayır yoktur. Çatışmada sonuç yoktur. Bölünmede huzur yoktur. Gün birleşme günüdür. Gün kucaklaşma günüdür. Gün Cumhur İttifakı'nı zafere taşıma günüdür. Cumhur İttifakı, Cumhuriyet'in yüzüncü yılında lider ülke Türkiye hedefine sonuna kadar hizmet edecektir. Sizlere bir kez daha soruyorum. 31 Mart günü geldiğinde, üzerimize oynanan oyunları bozacak mısınız? Zillete düşenlerin yakasına yapışacak mısınız? Herkesi kucaklamaya hazırız. Herkes eşittir Türkiye deriz. Türk milletine sevdalı herkesi beka mücadelemize davet ediyorum. Herkesi Cumhur İttifakı'nda kucaklaşmaya bekliyorum. Unutmayınız. Yoksulluk giderilir. Yolsuzluklar önlenir. Yağmacıdan hesap sorulur. Mesele yalnızca aç kaldım, tok gezdim meselesi değildir. Bunlar günü geldiğinde çabucak çözülür. Ancak vatan elden giderse, bunun dönüşü yoktur. Millet bölünürse, bunun tamiri mümkün değildir. Bu nedenle beka diyoruz" dedi.

31 mart seçimlerinin dönüm noktası olduğunu da söyleyen Devlet Bahçeli, "15 Temmuz FETÖ ihanetinin bir tekrarı olmaması için, PKK'nın desteğiyle Türkiye'yi ateşe atmaması için, emperyalizmin ülkemizi bölüp parçalamasının önüne geçmek için, milli bekamızı sonsuza kadar yaşatmak için 31 Mart dönümdür, milattır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin aynı zamanda tescili, aynı zamanda teyididir" diye konuştu.

Devlet Bahçeli, daha sonra bir oteldeki programı için alandan ayrıldı.

Görüntü Dökümü

-----------

Konuşmadan görüntü.

Alandan görüntü.

Haber-Kamera: Taylan YILDIRIM - Cemil SEVAL/ MANİSA,

===========================

AKŞENER: BİZ İLLET VE ZİLLET DEĞİLİZ

 

UŞAK'taki mitingde halka seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendilerine yönelik 'illet' ve 'zillet' ifadelerini eleştirerek, "Cumhur İttifakı'nın tepesindekileri buradan kınıyorum. Çünkü Millet İttifakı'nın içinde yer alan CHP'ye, İYİ Parti'ye; 24 Haziran'da DP'ye, Saadet Partisi'ne oy veren seçmenin tümünü 'illet' ve 'zillet' olarak tanımladılar. Biz illet ve zillet değiliz. Biz Türk milletinin tam 18 milyon seçmenini temsil eden insanlarız. Dolayısıyla illet ve zillet diyenlerin şahıslarına seçmene değil, şahıslarına bu illet ve zilleti iade ediyorum" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, karayoluyla Ankara'dan Uşak'a geldi. İYİ Parti İl Başkanlığı tarafından kent girişinde karşılanan Akşener'e, aralarında 20 atlının da bulunduğu konvoy eşlik etti. 15 Temmuz Şehitler Meydanı'na gelen Akşener'i, alanı dolduranlar 'Sen konuş abla biz öderiz' ve 'Uşak İYİ'lerle gürleyecek' pankartlarıyla karşıladı. Yeni Zelanda'da camilere yönelik terör saldırısına değinerek konuşmasına başlayan Akşener, "Cuma namazında iki camiye saldırı oldu. Müslümanlar katledildi. Onlara Allah'tan rahmet, yaralılar için şifa diliyorum. Uzun zamandır Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Batı ülkelerin liderleri, siyasetçileri, Müslümanlara karşı, Türklere karşı ırkçılığa varan, dinimiz üzerinden ayrıştırıcı, düşmanca bir dil kullanıyor. Onları sağduyuya, itidale davet ediyorum. Bir seçim kazabilmek için ülkelerinde ortaya koydukları bu dil yüzünden insanlar şehit ediliyor, Müslümanlara düşmanlıklar ortaya çıkarıyor. Bu dilin, bu tavrın İYİ Parti olarak takipçisi olacağız" dedi.

SENATÖRE TEPKİ

Avustralyalı Senatör Fraser Anning'in açıklamalarına tepki gösteren Akşener, "Senatörün biri çıkmış, 'Bütün bunlar, Müslüman göçü üzerine oluyor' demiş. Bunu deyince, protestocular kafasına yumurta atıp, yumurta kırmışlar. Bu senatöre Uşak'tan sesleniyorum. Beri bak efendi, senin yolun Türkiye'ye düşürse, iyilerle karşılaşırsan, kafanda yumurta mı kırılır, ne kırılır bilemem onu. Cahil adam. Yüz sene evvel dedelerin de aynı şekilde ezanı susturmak için Çanakkale'ye geldiler. Sinemizde uyuyorlar. Hadi gel de seni de görelim, ezanı susturacaklarmış, hadi oradan be" diye konuştu.

ŞEHİTLERE RAHMET DİLEDİ

Meral Akşener, konuşmasında, Irak kuzeyindeki çatışmada 2 askerin şehit düştüğünü, yaralıların olduğunu belirtip, şehitlere Allah'tan rahmet, yaralı askerlere şifa diledi.

'SEÇİM İÇİN GÖNÜL KIRMAYIN' ÇAĞRISI

Yerel seçimde sadece belediye başkanı, belediye meclis üyesi ve muhtarların seçileceğini ifade eden İYİ Parti lideri Akşener, "Türkiye'de sanırsınız savaş var. Allah Allah nidalarıyla savaşa gidiyoruz sanki. Böyle bir şey yok. Kardeşlerimden ricamdır. Allah rızası için bu bir yerel seçim. Bu yerel seçimde, tepedekilerin konuşmalarına kulak verip de komşularınızla, akrabalarla gönül kırmayın. Birbirinizin gönlünü kırmayın. 31 Mart akşamı hangi parti ne oy alırsa alsın, 1 Nisan'dan itibaren Uşaklı kardeşlerim birbirinin yüzüne bakmaya devam edecek. Esnaf kardeşlerim, çiftçi kardeşlerim birbirinizden selamları kesecek pozisyona düşmeyin. Aldırmayın tepedekilere, bu bir yerel seçimdir. Belediye başkan adaylarının projelerini, hizmet anlayışlarını anlayıp, dinleyip karar vereceksiniz. Uşak'tan aday olan bütün arkadaşlarıma başarılar diliyorum" dedi.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ'Yİ YUHALATMADI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli'nin daha önce birbirleri için söyledikleri sözlerden örnekler veren Akşener, "Tepedekilere aldırmayın. Birbirlerine söylemedikleri söz kalmadı. Bakın bütün bunlara rağmen yan yana gelebildiler" ifadelerini kullandı. Akşener'in bu sözleri üzerine miting alanını dolduranlar yuh çekmeye başladı. Ancak araya giren Akşener, "Yapmayın şunu. Yeteri kadar neşemiz kaçık. Önce biz eğleneceğiz. kendi aramızda neşeleneceğiz" diye konuştu. Konuşmasına devam eden Akşener, "Her türlü hakareti birbirine edenler, sonuçta koltuğun bekası söz konusu olduğunda yan yana gelebiliyor. Ama siz onlara uyup birbirinizi kırdığınızda yan yana gelemiyorsunuz. Bunlara uymayın, biz hepimiz kardeşiz, kardeşçe yaşamaya devam edeceğiz" dedi.

'BİZ İLLET VE ZİLLET DEĞİLİZ; İADE EDİYORUM'

Cumhur İttifakı'nın tepesindekileri kınadığını kaydeden Akşener, "Önce Cumhur İttifakı kuruldu, daha sonra biz de Türkiye geneli için söylüyorum, Millet İttifakı kurduk. Uşak'ta da bütün siyasi partiler ayrı ayrı aday çıkardı. Bu çerçeve içinde, Cumhur İttifakı'na, yani MHP ve AK Parti'ye oy veren herkes, benim kardeşimdir, canımdır, kanımdır. Ama, Cumhur İttifakı'nın tepesindekileri buradan kınıyorum. Çünkü, Millet İttifakı'nın içinde yer alan CHP'ye, İYİ Parti'ye; 24 Haziran'da DP'ye, Saadet Partisi'ne oy veren seçmenin tümünü 'illet' ve 'zillet' olarak tanımladılar. Biz illet ve zillet değiliz. Biz Türk milletinin tam 18 milyon seçmenini temsil eden insanlarız. Dolayısıyla illet ve zillet diyenlerin şahıslarına, seçmene değil, şahıslarına bu illet ve zilleti iade ettikten sonra tekrar ediyorum: Cumhur İttifakı'nın içinde yer alan her seçmen bizim kardeşimizdir, sizin de kardeşinizdir. Sakın ola ki bunlara uymayın" diye konuştu.

'ERDOĞAN, ADAYLARINI GÖLGEDE BIRAKIYOR'

"Bu yerel seçimde niye adayların projeleri yerine sanki Sayın Erdoğan seçilecekmiş gibi geziyor" diye sözlerini sürdüren Akşener, "Halbuki bu seçimde adaylar seçilecek. Meral seçilmeyecek. Nasıl oluyor da Sayın Erdoğan, kendi seçilecekmiş gibi belediye başkan adaylarını gölgede bırakıyor. Çünkü bugüne kadar insanları düşmanlaştırarak çok oy aldı. Bunu bozacağız" dedi.

PATATES EKİMİ

EYT kısaltmasıyla birçok etkinlik düzenleyen emeklilikte yaşa takılanları da hatırlatan ve haklarını takip edeceklerini söyleyen Akşener, "Ekonomi rezalet durumda, yolda gelirken bana seslendiler, 'EYT'lileri unutma abla' diye. EYT'lilerin hakkını aramaya devam edeceğiz. 3600 ek göstergeye söz verdi. Ne oldu ek göstergeye? 24 Haziran'da söz vermişti, kulağının üzerine yattı. Bunları hatırlatmaya devam edeceğiz. Çiftçi öldü. Çiftçi 6 lira ile 6,5 lira arasında mazot alıyor. Raflarda ithal nohut 15 lira, çiftçi 3 liraya satamıyor. Dikkatinizi çekerim. Herhangi bir ürünü ithal etmeye başladıkları zaman Türkiye'de o ürünün yetiştirilmesini, üretilmesini ortadan kaldırıyorlar. Kanada çiftçisinin yetiştirdiği nohudu, mercimeği, Rusya'dan buğdayı, en son Mısır'dan patates ve İran'dan soğan ithal etmeye karar verdiler. Tarım Bakanı 25 ilde 142 bin dönüm arazide patates ekilmesini, çiftçilere yasakladı. Bunları konuşmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

'KAPATILAN ŞEKER FABRİKASININ PEŞİNDE OLACAĞIZ'

Konuşmasında kapatılan Uşak Şeker Fabrikası'na da değinen Akşener, "Uşak Şeker Fabrikası öylece duruyor. Cumhuriyetin bir emanetidir, satamadılar, yıkıyorlar. Bunun önüne geçmek için çözüm önerilerimizle birlikte, çalıştırılmasının peşinde olacağız. Şeker fabrikasının açılıp, çalıştırılması için peşinde olacağız. Onlar yapmıyorsa biz yapacağız" dedi.

'ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMA'

Savaş tamtamlarıyla seçime gidildiğini öne süren Meral Akşener, "Rahmetli Demirel'in bir sözü vardı; 'Tencere her iktidarı sallar.' Tencere iktidarı sallıyor ama onun üstünü örtmek için hepimiz Allah ne verdiyse her iftiraya uğradık. Şu sıra bana çok kızıyor. Vay ne kızıyor, ne kızıyor. Önce parayla tehdit etti. Birbirimizi iyi tanıyoruz. Paramın olmadığını, emekli olduğumu biliyor. Sonra daha ilginci, dedi ki, 'Onu mahkemeye veriyorum, hapsettireceğim.' Şimdi bakın hem hakim olmuş hem savcı olmuş, her şeyi birden olmuş. İnsan biraz utanır da rol icabı der ki 'Mahkemeye veriyorum, bedelini ödeyecek.' Buna razıyız. Diyor ki 'Hapsettireceğim, onun dokunulmazlığı da yok.' Doğrudur. Ben milletvekili değilim. Dokunulmazlığım da yok. Emekli maaşımın dışında gelirim de yok. ve sonuç itibarıyla diyor ki 'Kaçacak deliği de yok.' Milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Büyük Millet Meclisi delik olmuş, haberimiz yok. Meğer kaçılacak delikmiş. Bunun neticesinde ben de dedim ki, Elinden geleni ardına koyma ağam. İşte buradayım, buyur" ifadelerini kullandı.

'EMEKLİNİN MAAŞINA YÜZDE 10 ZAM REVA MIDIR?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eleştirisini sürdüren Akşener, "Emekliye yüzde 10 zam, kendine yüzde 26 zam. Emeklinin maaşına yüzde 10 zam reva mıdır? Bunları konuşturmamak için Allah Allah nidalarıyla milleti savaşa götürüyor. Anadolu'nun feraseti devrede. Uşak'ta o kulağı çekeceksiniz. Bir kibir abidesi oldu. Kibirlenme padişahım senden büyük Allah var Allah" diye konuştu.

'TEPEDEKİLER DEDİKODU YAPIYOR'

Devletin tepesindeki insanların dedikodu yaptığını ileri süren Akşener, "Devlet insanları dedikodu yapmaz. Devlet insanları elinde bilgi belge varsa gereğini yapar. İnanılamaz iftiralarla karşı karşıyayız" dedi.

Akşener, konuşmasını tamamlamasının ardından alanı dolduranlara karanfil dağıttı. İYİ Parti lideri Meral Akşener, daha sonra karayoluyla Uşak'tan ayrıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------

Miting alanından görüntü

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in meydana gelmesi

Mitingden görüntü

Haber-Kamera: Ramazan ÇETİN - Deniz TOKAT/ UŞAK,

=========================

KARAMOLLAOĞLU: HÜKÜMETİN YANLIŞLARINI ORTAYA KOYUYORUZ

 

SAADET Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "Hükümetin yanlışlarını ortaya koyuyoruz. Zannediyorlar ki biz kendilerine husumet besliyoruz, düşmanlık yapıyoruz, oturup düşünesiniz diye, ders alasınız diye tekrarlıyoruz" dedi.

Saadet Partisi Bursa adayları tanıtım toplantısı, Genel Başkan Temel Karamollaoğlu'nun katılımıyla Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı. Burada partililere seslenen Karamollaoğlu, yerel seçimlere giderken bugüne kadar karşılaşmadıkları bir manzara ile karşı karşıya olduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın doğrudan seçimlerin içerisinde olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanı adeta bu seçimi, ittifak yaptığı MHP ile birlikte Türkiye'nin beka meselesine çevirdi. Bunu sık sık gündeme getiriyorlar ancak biz de ısrarla bir soru soruyoruz. 16 yılda ne yaptınız? İktidar partisi bütün problemleri çözeceklerini söylüyorlar, 16 yıldır beka problemi varsa bunun müsebbibinin kendileri olduğunu biliyorlar" diye konuştu.

'SADECE DOĞRULARI SÖYLÜYORUZ'

Dünyaya yeniden barışı getirmek için yola çıktıklarını dile getiren Karamollaoğlu, "Bunu istiyorsanız, sizin dünyada hatırı sayılır, kendisine güvenilen bir ülke haline gelmeniz lazım. Bu da ancak yeniden büyük Türkiye'yi kurarak sağlanabilir. Güçlü ve herkesin güvenebileceği bir ülke. Devleti yönetenler diyecek ki bu ülkenin yarısı vatansever yarısı hain, böyle bir ülkede Cumhurbaşkanı bütün vatandaşları kucaklıyor denilebilir mi? Tekebbür sahibi olduğunuz zaman problemleri çözemezsiniz. Hükümetin yanlışlarını ortaya koyuyoruz. Zannediyorlar ki biz kendilerine husumet besliyoruz, düşmanlık yapıyoruz, oturup düşünesiniz diye, ders alasınız diye tekrarlıyoruz. Biz sizi üzmek için değil yanlışlarınızı düzeltesiniz diye söyledik, ne yazık ki söylediklerimizden ders alan ibret alan yok. Biz aynı şekilde kimseye karşı husumet beslemiyoruz sadece doğruları söylüyoruz. Bugün iktidarda bulunanlar geçmişte beraber siyaset yaptığımız insanlarımız ama bizim prensiplerimizin tamamını terk ettiler" dedi.

'HERKESE AYNI HİZMET ANLAYIŞIYLA YAKLAŞACAĞIZ'

"Biz İslamcı değil, Müslümanız" diyen Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bununla ne kastettiğimi herkes biliyor. Bazı arkadaşlarımız tepki gösteriyorlar. Bugün İslamcılığın geldiği mana dinin istismar edildiği mana, İslam'ı kendi dünyevi menfaatleri için kullanıyor buna da İslamcılık deniliyor. Ben onlardan değilim, biz onlardan değiliz, olmayacağız da. 16.5 yıldır iktidarsınız, bir asgari ücretlinin bile derdine derman olamadınız. Nerede kaldı Türkiye'nin derdine derman olasınız. Çözemezler, çünkü bu meseleleri ehline emanet etmiyorlar. İstişarede bulunmuyorlar. Bizim iktidara gelen belediyelerdeki kardeşlerimiz cepsiz bir ceket ile dolaşacak. Söz gelimi diyorum, cepleri olur da oraya haram para girmez, yemeyeceğiz, yedirmeyeceğiz. Dürüst olacağız. Mala, mülke, paraya yetim malına sahip çıkar gibi çıkacağız. Partizanlık yapmayacağız. Herkese aynı hizmet anlayışıyla yaklaşacağız. Kapımız herkese açık olacak. Bütün işlerimiz şeffaf olacak, adaletten şaşmayacağız. Bir hakim, devleti yönetenlerinin gözünün içine bakıp, onları memnun edecek mi diye düşünüp karar verirse orada adalet beklemeyin. Biz çok farklı bir anlayışla geliyoruz. Demokraside kesinlikle taviz vermeyeceğiz."

Karamollaoğlu, daha sonra partisinin Bursa'daki 17 ilçenin belediye başkan adayı ve büyükşehir belediye başkan adayı ile birlikte partilileri selamlayarak programını noktaladı. Başkan Karamollaoğlu'na çeşitli hediyeler de takdim edildi.

Görüntü Dökümü

--------

-Toplantı salonundan detaylar

-Temel Karamollaoğlu'na hediye takdimi

-Temel Karamollaoğlu'nun konuşması

Haber-Kamera: Gürkan DURAL - Muammer İRTEM - Tahsin AYDIN/ BURSA,

=========================

SOYLU: MİLLETİ KAN KUSTURANLARDAN, KAN KUSTURMAZSAK ALLAH HESABINI SORSUN

İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, Konya'nın Seydişehir ilçesinden sonra Ereğli ve Karapınar ilçesinde de partisi tarafından düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi.

Bakan Soylu, bu millete onlarca yıldır kan kusturulduğunu belirterek, "Doğu'sunda,  Güneydoğu'sunda, Kuzey'inde, Batı'sında, İç Anadolu'sunda milleti kahrediyorlar, millete kan kusturuyorlar. Bu millete kan kusturanla, kan kusturmazsak Allah hesabını sorsun" dedi.

HDP'li milletvekillerini eleştiren Soylu, "Kandil'in robotudurlar, uşağıdır. Kandil'de kimin uşağıdır biliyor musunuz? Ben sözümü midemde saklamam. Kandil'de Amerika'nın uşağıdır, Avrupa'nın oynaşıdır" diye konuştu.

'KILIÇDAROĞLU, MÜSLÜMANLARA KABAHAT BULUYOR'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştiren Bakan Soylu, şunları söyledi:

"Herkesle beraber oldu. Dün de Müslümanlara kabahat buluyor Yeni Zelanda işiyle ilgili. O, bu toprakların, bu medeniyetlerin faydasına gelebilecek hiçbir şeyin arkasında durmaz. O, bu toprakların, bu medeniyetlerin üzüldüğüne, üzülmez, sevindiğine sevinmez. Şimdi bir oyun  kuruyor. 4.5 yıl seçimsiz dönem var. Açıkçası Türkiye'nin önünü nasıl tıkarım diye kiminle iş birliği yaparım diyor. İş birliği yaptı da. Bu seçimlerde zillet ittifakı denilen ittifak oluşturdu. İçinde PKK var mı, HDP var mı, Pensilvanya'daki şarlatan var mı, içinde Saadet Partisi, İYİ Parti var mı? CHP var mı? Ben bunlardan bir şey anlamadım. PKK'yı, FETÖ'yü anlamdım da Saadet ve İYİ Parti bunları. Ömür boyu CHP, Türkiye'ye çivi çaktı mı Allah rızası için söyleyin."

'PARTİSİNDE LANETLE ANILACAK'

Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerini sürdüren Soylu, "Bu Kılıçdaroğlu var ya, 50 yıl sonra, 100 yıl sonra kendi partisinde lanetle anılacak. Tarihin en büyük kötülüğünü yapmakta, terör örgütüyle iş birliği yapmaktadır. Güya geçen diyor ki, 'Kim terörle iş birliği yapıyorsa Allah belasını versin.' Tezgaha bak. Bırak bu lafları. O lafları FETÖ, Pensilvanya'da 15 Temmuz günü söyledi. 'Kim darbe yaptıysa Allah belasını versin' dedi. Diyeceksin ki, kim PKK ile iş birliği yapıyorsa, Allah belasını versin. Kim onlardan oy bekliyorsa, Allah cezasını versin" diye konuştu.

NİĞDE'DE DÜZENLENEN MİTİNGE KATILDI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Konya'daki temaslarının ardından Niğde'ye geçerek AK Parti İl Başkanlığı önünde düzenlenen mitinge katıldı. Burada konuşan Soylu, bundan 1,5 yıl önce Irak'ın kuzeyinde bir devlet kurmak istendiğini, referandum yapıldığını ve bunu ABD'nin fişeklediğini, Avrupa'nın ise tahrik ettiğini söyledi. Bugün Doğu ve Güneydoğu dahil ülkenin her yerinde huzur olduğunu vurgulayan Bakan Soylu, şöyle konuştu:

'TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL'

"Bugün Diyarbakır'dan Şırnak'a kadar, Mardin'den Batman'a kadar, Siirt'e kadar, bir anne gecenin bir yarısında kızını alıp rahat bir şekilde istediği yere gidebiliyor. Hani gelsin PKK rahat gezsin bakalım, hani o PKK'nın vekilleri terörist cenazesine gitsinler de görelim bakalım. Türkiye eski Türkiye değil. 13-14 yaşındaki kızları Kandil'e götürüp o Murat Karayılan'a, o Cemil Bayık'ın masasına meze yapanlara, onlara tecavüz ettirenlerin, burnundan fitil fitil getirmezsem Allah hesabını sorsun."

'BU SENEDİN ALTINDA KİMLERİN İMZASI VAR?'

Karşılarında bir 'zillet ittifakı' olduğunu, kendilerinin de Cumhur İttifakı kurduklarını dile getiren Soylu, 'zillet ittifakı'na karşı mücadele verdiklerini ifade ederek, "Şunu yapmak istiyorlar, 299 tane PKK ve HDP iltisaklıyı CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi listelerinden belediye meclis üyesi ve il genel meclis üyesi yapıyorlar. Adamın biri diyor ki, 'Kürdistan'da biz kazanacağız.' Kürdistan neresi Allah aşkına. Ülkemizde Kürdistan diye bir yer var mı? 'AK Parti ve MHP'ye kaybettireceğiz' diyor. 'İstanbul'da, Ankara'da, Adana'da, İzmir'de, Bursa'da, Muğla'da, Aydın'da, Konya'da verilen bütün oylar Cizre'ye, Silopi'ye güç katacak' diyor. Dün akşam bir televizyon programında da Sezai Temelli diye HDP Eş Genel Başkanı var, yüzüne bakıyorsun bir ifade yok, bir kukla. Diyor ki, 'İstanbul'da İmamoğlu'na, Ankara'da Mansur Yavaş'a oy vereceğiz, alacağımızı da seçimden sonra alacağız.' Sözleşme imzalamış, senet imzalamışlar yani. Bu senedin altında kimlerin imzası var? Bu senedin altında FETÖ'nün, PKK'nın, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun imzası var, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in imzası var. Bu senedin altında Gezi olaylarını kim yapmışsa, 17-25'i kim yapmışsa, 6-7 Ekim'i kim yapmışsa, 15 Temmuz'u kim yapmışsa, Türkiye düşmanlarının imzası var" dedi.

'TÜRKİYE'YE BİR FİTNE TOHUMU EKMEYE ÇALIŞIYORLAR'

Yapmak istediklerinin basit olduğunu dile getiren Bakan Soylu, şöyle devam etti:

"Önümüzdeki 4,5 yıl Türkiye'nin önünü alamayacaklarını gördüler. Belediye meclislerine yerleştirdikleri adamların unsurlarını söyleyeyim size, kimisi patlayıcı taşıyan, kimisi PKK'dan hapis yatan, kimisi APO'nun İmralı'dan çıkması için açlık grevine giren, kimisi Türkiye Cumhuriyeti'ne hakaret eden, kimisi PKK eylemlerinde bulunan. Bütün haraç toplayan, bunların hepsini toplamışlar belediye meclis üyesi, il genel meclis üyesi yapıyorlar. Türkiye'ye bir fitne tohumu ekmeye çalışıyorlar. Yarın öbür gün belediye meclis toplantılarında bunlar Allah muhafaza illerimize bir şehit geldiği zaman, belediye meclisi toplanır der ki, 'bu şehidimizin adını şu caddeye verelim', bunlar da kafayı kaldıracaklar diyecekler ki 'bir dakika, bizim de şurada teröristimiz ölmüştür, biz de onun ismini şuraya vermek istiyoruz' diyecekler. Türkiye'de Kılıçdaroğlu çok büyük bir tezgah hazırlıyor ve iktidara gelmeyeceğini bildiği, sandıkla gelemeyeceğini bildiği için Türkiye'nin önünde 4,5 yıl seçimsiz bir dönem olduğunu bildiği için acaba Türkiye'yi nasıl karıştırırım diye. Yapmak istedikleri şey 4,5 yıl anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirmektir. Eğer 31 Mart'ta biz bir zafiyete uğrarsak bilesiniz ki 1 Nisan sabahı bu ülkenin Güneydoğu ve Doğu'sunda 6 yaşındaki çocuklara, masum çocuklara taşları verirler, kaymakamları, valileri sokağa çıkarmaz itibarlarını altüst ederler. Bunlara ülkemiz karıştırma imkanı vermeyin. Terörün kökünü kazıyalım."

'SİZDEN GÜÇ, KUVVET VE KUDRET İSTİYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın futbolu sevdiğine işaret eden Soylu, "Şimdi şu 4,5 yıl için Tayyip Erdoğan'ın ayağına topu verin de şu zillet ittifakının kalesinin doksanına çaksın. O zaman görün siz Türkiye'yi, Türkiye sadece yürümeyecek bilesiniz koşar adım istikbale ve istiklale doğru adım atacak. Sizden güç, kuvvet ve kudret istiyoruz. Niğdeliler hem İçişleri Bakanımız olarak hem de bir kardeşiniz olarak söylüyorum; ne olursunuz bizim boynumuzu Kandil'in önünde eğik bırakmayın. Şu FETÖ'nün şarlatanına bizi güldürmeyin. Elimizi hainlerin karşısında çaresiz bırakmayın" diye konuştu.

'CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK OPERASYONLARINI YAPTIK'

Bakan Soylu, 57 bin uyuşturucu satıcısını kodese tıktıklarını belirterek, "Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarını yaptık. 7,2 ton esrar bir günde, 1,5 ton eroin, bin 250 kilogram eroin, bin 200 kilogram eroin bir günde ele geçirdik. 260 bin ton bonzainin milletimize, ülkeye sevk edilmesini engelledik. Sadece yurt içinde operasyon yapmıyoruz, yurt dışında da operasyon yapıyoruz. 2017-2018 PKK'nın şah damarını kestik. 2017-2018'de 10 katrilyon liralık uyuşturucusunu ele geçirdik" dedi.

'BENİM ÜLKEMİN HER TARAFINDA HUZUR GÜVEN VAR'

Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Güvenliği biraz artırdık Antalya'da turist sayısı 6 milyondu, şimdi 13 milyon 600 bin oldu. Bu yıl 16,5 milyona çıkacak. Mardin'e 2018'de 3 milyon turist geldi. 2019'da Türkiye'nin otellerinde boş yer yok. Kimse yer bulamıyor. Benim ülkemin her tarafında huzur güven var. Bunu bozmalarına izin vermeyin. Aynı zamanda asayişte de büyük adımlar atıyoruz. 2018'de 2017'ye göre evden hırsızlıkları yüzde 35 düşürdük. Sadece PKK'nın FETÖ'nün uyuşturucunun ayağına basmıyoruz. DHKP-C diye bir terör örgütü var. DHKP-C'nin Türkiye'nin her ilinde ilçesinde yöneticisi vardır. Bununla ilgili söylüyorum hepsi ya ölüdür ya da tutukludur. Bu kadar basit. Muhteşem gidiyoruz. İnsansız hava araçlarına şimdi bir yazılım yaptık mayıs ayında bir şey takacağız, bu teröristler bilesiniz bundan sonra değil dağda yürümek, kafalarını çıkaramayacaklar. Hiç merak etmeyin. Teknolojimizi geliştiriyoruz, ülkemiz emin adımlarla gidiyor. Sizden güç ve destek istiyoruz hedeflerimize ulaşmak için."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------

(KONYA)

Bakan Soylu, Ereğli'de halka seslendi 

Bakan Soylu Karapınar'da halka seslendı 

(NİĞDE)

-Bakan Soylu'yu meşaleler ile katşılanması

-Bakan Soylu'nun bir çocucuğu sevmesi

-Bakan Soylu'nun konuşması

-Mitingten detay görüntüler

-Bakan Soylu'nun otobüsle Niğde'e ayrılması

Haber-Kamera: KONYA - NİĞDE,

===============================

VARANK: MÜSLÜMANLAR OLARAK, SİLKELENMEMİZ GEREKİYOR

 

SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank,  Bitlis'te kanaat önderleriyle düzenlenen toplantıya katıldı. Yeni Zelanda'da camiye düzenlenen terör saldırısına ilişkin konuşan Bakan Varank, "Türkleri Boğaz'ın öte yanına kovmaktan, minareleri yıkmaktan, Cumhurbaşkanımızı öldürmekten, Ayasofya'yı geri almaktan bahsediyorlar. Bizim bu durum karşısında, şu topraklarda 1000 yıldır Ezan-ı Muhammedi sesinin altında yaşayan Müslümanlar olarak, silkelenmemiz gerekiyor. Tarihimize, sahip olduğumuz değerlere sıkı sıkıya sarılmamız ve buna yakışır bir şekilde tutum sergilememiz gerekir" dedi.

Seçim çalışmaları kapsamında Bitlis'e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kent merkezinde esnafı ziyaret etti. Bakan Varank, daha sonra polis evinde kanaat önderleriyle düzenlenen toplantıya katıldı. Bitlis Valisi Oktay Çağatay ve AK Parti İl Başkanı Engin Günceoğlu'nun eşlik ettiği toplantıda konuşan Bakan Varank, evliyalar şehri Bitlis'e üniversiteyi  2007 yılında AK Parti Hükümeti döneminde kazandırıldığını söyledi.

'YENİ ZELANDA'DAKİ TERÖR SALDIRISINA KARŞI TUTUM SERGİLEMEMİZ GEREKİR'

Yeni Zelanda'da camiye düzenlenen terör saldırısına ilişkin konuşan Bakan Varank, "Yeni Zelanda'da dün Müslüman kardeşlerimizi katleden o teröristlerin, dünyanın bir ucundan bizim ülkemize yönelik tehditlerini bir aklınıza getirin. Saldırıda kullandıkları silahın üstünde bile 1389'da 1. Kosova Savaşı'nda Sultan Murat'ı şehit eden Sırp katilin adı yazıyor. Türkleri Boğaz'ın öte yanına kovmaktan, minareleri yıkmaktan, Cumhurbaşkanımızı öldürmekten, Ayasofya'yı geri almaktan bahsediyorlar. Bizim bu durum karşısında, şu topraklarda 1000 yıldır Ezan-ı Muhammedi sesinin altında yaşayan Müslümanlar olarak silkelenmemiz gerekiyor. Tarihimize, sahip olduğumuz değerlere sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Her yerde ifade ediyoruz, sorumluluğumuz çok büyük. Koca İslam coğrafyasına karşı sorumluluğumuz var. Buna yakışır bir şekilde tutum sergilememiz gerek" dedi.

'ÇUKUR KAZAN TERÖRİSTLERİ ŞEHİRLERİMİZDEN KOPARIP ATTIK'

Çukur siyaseti üzerinden HDP'yi eleştiren Bakan Varank, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yıllarca bölgeyi bazı değerlerden uzak, hiç hak etmediği şekilde anılmasına sebep olanlar var. Bizlerden bu mirası kaçırmak istediler. Geçmişle aramıza bir set çekmek istediler. Günde 5 vakit aynı kıbleye yönelen, kalpleri birbirinden gayri düşürmeye çalıştılar. Selahaddin Eyyubi'nin, Sultan Alparslan'ın, Yavuz Sultan Selim'in ordularında omuz omuza çarpışan, bin yıldır bu topraklarda Ezan-ı Muhammedi'yi hakim kılmak için mücadele eden kardeşleri 'Kürt, Türk, Zaza, Çerkes' diye ayırmaya kalktılar. Yasak koyanlarla, kimlik siyaseti istismar siyaseti yapanlar hep karşılıklı olarak birbirlerini büyüttüler. Ama biz bu düzeni bozduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, kimsenin atamadığı cesur adımları kararlılıkla attı. Geçmişin utanç düzenlemelerini, yasaklarını bir bir kaldırdı. Dini, siyasi, kültürel tüm özgürlüklerin alanını genişletti. İşte bu bölgede kimlik siyaseti yapan, istismar siyaseti yapan o malum anlayışın en büyük rahatsızlıkları zeminlerini kaybedişleri oldu. O yüzden ülkemiz dışında kendilerine vaat edilen başka rüyalara kapıldılar. Batı başkentlerinden kulaklarına fısıldananlarla, Türkiye'de şehirlerimizi talan etmeye, huzurumuzu dinamitlemeye kalktılar. Birinci görevi milletinin canını, malını, neslini korumak olan devletimiz elbette ki; bu çapulculara meydanı boş bırakamazdı. Nitekim bırakmadık da. Önce şehirlerimizi çukurlarla, barikatlarla talan eden, evlerimizi yakıp yıkan teröristleri şehirlerimizden koparıp attık. Ardından tüyü bitmemiş yetimin hakkını Kandil'e akıtan, milletin verdiği yetkiyi teröre yataklık için kullanan belediyeleri tekrar milletin hizmetine soktuk. Şimdi Bitlis'e, Van'a, Ağrı'ya, Diyarbakır'a gelip 'irademizi gasp ettiler' diye atıp tutanlar var ya, onlar hem yüzsüzler hem de yalancılar. Milleti hiçe sayıp Kandil'den belediyeleri yöneterek asil milletin iradesini gasp edenler kendileri. Şimdi utanmadan sıkılmadan yine milletin karşısına geçip oy istiyorlar."

'BİTLİS'E 16 YILDA, 12 MİLYARLIK YATIRIMLAR YAPILDI'

Bitlis'e yapılan yatırım ve hizmetlere de değinen Bakan Varank, "Bitlis'te son 16 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, 12 milyar lirayı bulan yatırımlar yapıldı. Her alanda çok büyük hizmetleri Bitlis'e kazandırdık. TOKİ vasıtasıyla 4 bine yakın konutu kente kazandırdık. Şehirlerimizden çapulcuları söktük attık. Artık şu bölgedeki dağlarımız, yaylalarımız teröristlerin cirit attığı yerler olmaktan çıktı. Turizmin canlandığı kayak yapılan, spor yapılan, piknik yapılan yerler oldu. Bu tablonun değişmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Tehditle, şantajla, baskıyla milletimizden oy toplama dönemi artık sona erdi. Devletimiz tüm gücüyle milletinin yanında. Hiçbir çapulcuya göz açtırmayız. Bitlis'i, diğer şehirlerimizi, bölge insanımızı asla Kandil'den atananların insafına terk etmeyeceğiz. O yüzden içiniz rahat olsun. Bize güvenin, devletinize güvenin" diye konuştu.

Konuşmanın ardından Bitlis Valisi Oktay Çağatay ve AK Parti Bitlis İl Başkanı Engin Günceoğlu tarafından Bakan Varank'a çeşitli hediyeler takdim edildi. Geceyi Bitlis'te geçirecek olan Varank, yarın Siirt ve Batman illerinde çeşitli programlara katılacak.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------

Esnaf ziyareti

Konuşması

Haber-Kamera: Özcan ÇİRİŞ - Ceren KURTYE/ BİTLİS,

========================

İNCE: 82 MİLYONA KEFİLİM, HİÇ KİMSE EZANI ISLIKLAMAZ

 

CHP'nin 24 Haziran 2018 seçimindeki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim ortamlarının dini duyguları istismar etmek için en uygun ortamlar olduğunu öne sürerek, "82 milyona kefilim, hiç kime ezanı ıslıklamaz, hiç kimse ezanı yuhalamaz" dedi.

Muharrem İnce, seçim çalışmaları kapsamında partisinin Kastamonu Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlediği mitingde konuştu. İnce, İstanbul'da 8 Mart'ta kadınların gösterisinde ezanın ıslıklandığı tartışmalarını hatırlatarak, şunları söyledi:

"Orada polis önlerini kesiyor, gaz sıkıyor. Polisle bir arbede içerisine giriyorlar. ve kadınlar polisleri protesto ediyor, ıslık çalıyorlar. Orada ezan okunuyor, kadınlar ezanın okunduğunun farkında bile değil. Şimdi bunu alıp, 'ezanı yuhaladılar' diye anlatıyorlar. Ben bu ülkenin Türklerine kefilim, ben bu ülkenin Kürtlerine kefilim, ben bu ülkenin Alevilerine kefilim, ben bu ülkenin Sunnilerine, Şafilerine kefilim, ben bu ülkenin sağcılarına kefilim, ben bu ülkenin solcularına kefilim, ben bu ülkenin başı kapalılarına kefilim, ben bu ülkenin başı açıklarına kefilim, 82 milyona kefilim.  Hiç kime ezanı ıslıklamaz, hiç kimse ezanı yuhalamaz. Bizim bağımsızlığımızın iki sembolü vardır. Biri bayrağımızdır, öbürü ezanımızdır. İkisi bağımsızlığımızın simgesidir. Ezan Müslümanlar için namaza bir çağrı olduğu gibi bağımsızlığımızın da simgesidir. Üç, beş zibidi çıkabilir, ona bir şey diyemem ama bu topraklarda hiç kimse ezanı ıslıklamaz, hiç kimse ezanı yuhalamaz. Yuhalayacak olan bir babayiğit çıkarsa da onun alnını karışlarız hep birlikte. Ama olmamış şeyleri meydanlarda anlatarak, insanların dini duygularıyla oynamamak lazım."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Miting alanı

-Muharrem İnce konuşması

Haber-Kamera: Gürkan YILMAZ/ KASTAMONU,

==========================

İBRAHİM KALIN'DAN YENİ ZELANDA VE KILIÇDAROĞLU AÇIKLAMASI

 

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının teröristleri sevindirdiğini söyledi. Yeni Zelanda'daki katilin manifestosunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye'ye atıf yapmasının boşuna olmadığını belirten Kalın, "Bu mesele, sapkınlık içinde bulunan bir iki kişinin yaptığı hadise değildir. Bunun arkasında yatan zihniyetin çok iyi analiz edilmesi gerekir" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ı Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki makamında ziyaret etti. Belediye Başkanı Aktaş'ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının Yeni Zelanda'daki terör saldırılarına yönelik sorularına cevap veren Kalın, "Dün yaşanan hadise çok açık ve net şekilde son yıllarda artış gösteren Müslümanlara yönelik nefretin ve İslam karşıtlığının teröre yönelik hazin örneklerinden bir tanesi. Daha önce Cumhurbaşkanımızın bu konuda yaptığı pek çok uyarı vardı. Küresel manada İslam karşıtlığının, Müslüman nefretinin, azınlık ve göçmen karşıtlığının bu tür şiddet olaylarına dönüşebileceğine dair. Fakat bunlara kulak verilmediği için bu tür hadiseleri daha sık görmeye başladık. Daha önce Norveç'te Anders Breivik adındaki kişi, 77 kişiyi benzer bir zihniyetle katletmişti. Fransa, Amerika ve başka ülkelerde benzer olaylar yaşandı. Ama bunlara dönük kapsamlı ve sistematik tedbir alınmadığı için en son Yeni Zelanda'da masum 49 tane insan hayatını kaybetti" diye konuştu.

'TEPKİLERİN ÇOK DAHA SERT, ÇOK DAHA KAPSAMLI VE DERİNLİKLİ OLMASI GEREKİR'

"Taziye mesajları, üzüntü ifadeleri önemli olmakla beraber, yeterli değildir" diyen Kalın, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Özellikle Batılı ülkelerin dün yaşanan hadise ile ilgili yaptığı değerlendirmelere baktığımız zaman bunları böyle üzüntü ifadesinde ibaret olduğunu, asıl meselenin özüne değerlendirmeden yoksun olduğunu görüyoruz. Yapılan bazı açıklamalarda, terör eylemini kınadıklarını söylemekle beraber, bu teröristin sahip olduğu zihin dünyasına ilişkin iddialarını ve ideolojisine yönelik değerlendirmenin yapılmadığını görüyoruz. Tepkilerin çok daha sert, çok daha kapsamlı ve derinlikli olması gerekir. Bu saldırıyı yapanın adı Müslüman olan bir kişi olsaydı, Müslümanlar yerine bir kilise veya havrada Hristiyanlar öldürülseydi dünyanın tepkisi çok daha farklı olurdu. Müslümanlara yönelik şiddet eylemlerinin sıradanlaştırılması, normalleştirilmesi, hatta yer yer şiddetin estetize edilmesi sonucunu doğruyor. Bu katilin, bu caninin yaptığı katliamı sosyal medya üzerinden canlı olarak yayınlaması da bu şiddeti estetize edip, benzer hadiseleri teşvik etme gayretinin bir uzantısı olarak görülmeli."

'BU BİR İKLİM VE MUHİT MESELESİDİR'

Karşılarında çok ciddi bir sorun olduğunu ifade eden Kalın, "Bu mesele sadece zihni psikoloji sorunları olan, ideolojik bir sapkınlık içerisinde bulunan bir kişinin, iki kişinin yaptığı hadise değildir. Bunun arkasında yatan zihniyet dünyasını, bu insanları kimin beslediğini, kimlerin desteklediğini, finansal, eğitim, medya anlamında bunları kimin bu noktaya getirdiğinin çok iyi analizi yapılması gerekir. Bu bir iklim ve muhit meselesidir. Bu iklimi oluşturan, bu muhiti besleyen bu sorunlu ideolojik yaklaşımları ortadan kaldıracak adımların, tedbirlerin mutlaka atılması lazım. Sadece Batılı ülkeler için değil, İslam ülkelerinin de birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip, dünyanın her yerinde yaşayan Müslüman azınlıklara sahip çıkması gerekiyor" diye konuştu.

'KATLEDİLENLER MÜSLÜMANLAR, SUÇLANAN KİŞİLER YİNE MÜSLÜMANLAR, BUNUN BİR İZAHI YOK'

Dün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Yeni Zelanda ile ilgili yaptığı açıklamanın sorulması üzerine Kalın, "Bunlar tamda teröristleri sevindiren açıklamalar. Böyle bir terör hadisesi yaşandıktan sonra, amasız, fakatsız bunun mutlak olarak kınanması gerekir. Bunu bu veya şu gerekçe ile izah etmeye başladığınız zaman bu eninde sonunda terörü meşrulaştıran yola çıkar. Avustralyalı bir senatöründe bir açıklaması vardı. Saldırıya uğrayanlar Müslümanlar, öldürülenler Müslümanlar, katledilenler Müslümanlar, mekanı basılan, taranan insanlar Müslümanlar ama günün sonunda tekrar günah keçisi olarak öne çıkartılan, suçlanan kişiler yine Müslümanlar. Bunun bir izahı yok. Burada hepimizin beyaz ırkçı, yeni haçlı zihniyetinin yeniden reenkarnasyonu olarak karşımıza çıkan bu zihniyete karşı bizim el birliği ile mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.

'CUMHURBAŞKANININ HEDEF GÖSTERİLDİĞİ ORTAMDA HERKESİN CUMHURBAŞKANIMIZIN YANINDA OLMASI GEREKİR'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hedef gösterildiğini belirten Kalın, "Bu sapık, cani katilin sözde manifestosunda Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye'ye atıflar yapması boşuna değil. Kendince tarihi bir anlamı var, orada anlatıyor. Bugün Türkiye'nin geldiği nokta itibariyle neye tekabül etmesi açısından manidar. Türkiye, bugün dünyada yaşanan adaletsizliklere itiraz eden en önemli ülke haline gelmiş durumda. Bunu da Cumhurbaşkanımız 'Dünya beşten büyük değildir' diyerek, 'Dünya sisteminin adalet üretmediğini' söyleyerek ifade ediyor. Bu katilin, bu teröristin Cumhurbaşkanımızı ismen hedef göstermesi bizim için çok şaşırtıcı değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı böyle hedef gösterildiği bir ortamda herkesin Cumhurbaşkanımızın yanında olması gerekir. Bu Ana Muhalefet lideri de olur, Avrupalı liderler de, İslam ülkelerinden liderler de olur. Çünkü bu hedef göstermenin arkasında neyin yattığını, göç politikaları, mevcut dünya düzeninin eleştirilmesi gibi konulara baktığınız zaman bunlara karşı bizim safımızı net şekilde ortaya koymamız gerekiyor" diye konuştu.

Açıklamalarının ardından Özlüce'de bulunan Bursa Kitap Merkezi'ndeki imza gününe katılan Kalın, burada vatandaşların yoğun ilgisi ile karşılaştı. Önce Kitap Merkezini gezen Kalın, daha sonra vatandaşların aldığı kitapları tek tek imzaladı.

'ÖNCE SULTAN AHMET CAMİİ'Nİ DOLDURUN GERİSİ GELİR'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ı ziyaretinin ardından aynı kampüs içinde yer alan Osmangazi salonunda 'Asım'ın Nesli Gençlik Buluşmaları' etkinliğinde 'Barbar Modern Medeni' kitabının söyleşisine katıldı. Burada Yeni Zelanda'daki iki camiye yönelik terör saldırısının ardından Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi talebinde bulunan vatandaşa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini hatırlatan Kalın, "Siz önce Sultanahmet'i doldurun ondan sonra gerisi gelir" dedi.

'HRİSTİYAN TERÖRÜ' İFADESİ 'İSLAM TERÖRÜ' İFADESİ KADAR YANLIŞTIR'

Yeni Zelanda'da yapılan saldırıyı kınayan Kalın, 'Hristiyan terörü' gibi ifadelerin doğru olmadığını belirtti. Hristiyan terörü ifadesinin İslam terörü ifadesi kadar yanlış olduğunu söyleyen Kalın, "Bazen bu tür saldırılar olduğunda yapan Hristiyan ise 'Bakın Hristiyan terörü' saldırgan Yahudi ise 'Bakın biz neden Yahudi terörü' ifadelerini kullanmıyoruz diye bir takım duygusal tepkilerin verildiğini görüyoruz. Suimisal emsal olmaz, 'İslam terörü' ifadesi ne kadar yanlışsa, adı Müslüman olan birileri çıkıp terör eylemi yaptığında bunu tüm Müslümanlara mal etmek ne kadar doğru değilse, adı Hristiyan olan birinin de bu terör eylemini yaptığında, bunu bütün Hristiyanlara ya da Yahudilere mal etmek doğru olmaz. 'Hristiyan terörü' ifadesi 'İslam terörü' ifadesi kadar yanlıştır. Bu tuzağa bizim düşmememiz gerekir, bu terör eylemlerini yapanların istedikleri tam olarak budur. Bugün bu ikili yapıyla karşı karşıyayız, bir tarafta DEAŞ gibi İslam'ın adını kullanan terör örgütleri var, bunların karşısında da başka dinlerin isimlerini kullanan terör örgütleri var. İstedikleri, herkesin bu kavgaya tutuşması, buradan küresel bir çatışma ortamının alevlendirilmesi" ifadelerini kullandı.

'AYASOFYA'YI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ SÖYLEMLERİNİN NERELERDEN BESLENDİĞİNİ DOĞRU OKUMAMIZ GEREKİYOR'

Yeni Zelanda'da 49 Müslümanın ölümüne neden olan saldırganın manifestosunda Türkiye'yi de hedef aldığını ve bu zihniyetin doğru çözümlenmesi gerektiğini vurgulayan Kalın, "Dün de gördünüz, bu katilin kullandığı tüfeklerdeki tarihi semboller, yazılar, atıflar arkada nasıl bir zihniyet yapısının olduğunu göstermektedir. Elbette bu yeni bir şey değil, bunu haçlılara, tapınak şövalyelerine götürebiliriz. Bu kişinin bir yerde 'tapınak şövalyelerindeki ağabeylerimin de bu saldırıya onay verdi' dediği rivayet ediliyor. Gerçekten böyle bir bağ var mı yok mu kriminal araştırmayla ortaya çıkacak. Ama bu zihniyetleri anlamamız açısından bunları da doğru okumamız gerekiyor. Türkiye'mizin ve Cumhurbaşkanımızın bu katilin sözde manifestosunda hedef gösterilmesi dünden beri izlediğimiz bir konu. Orada Cumhurbaşkanımıza, Avrupa medeniyetini kendi içinden çökertmek için her gün hamle yapan bir lider olarak atıf yaptığını görüyoruz. Hatta bir yerde de ezel, ebedi düşmanımız Müslüman Türklerin şuan en güçlü lideri gibi ifadeler kullandığını görüyoruz. Burada Cumhurbaşkanımızın hedef gösterilmesi tesadüf değil. Cumhurbaşkanımız, mevcut küresel düzenin adalet üretmediğini, bu düzenin mutlaka değişmesi gerektiğini gür sesle ifade eden, dünyadaki birkaç liderden biri. Sayın Cumhurbaşkanımız herkese bir ayna tutuyor, aynadaki resminden rahatsız olan kişiler kendilerini düzeltmek yerine aynayı tutan kişiyi taşa tutmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden de Cumhurbaşkanımıza çatışmacı, diktatör ve bunun gibi yakıştırmalar yapıyorlar. Halbuki bu dünyada mevcut küresel sistemde Birleşmiş Milletler'den Avrupa Birliği'ne, uluslararası kurum ve kuruluşlardan hukukun pratiğine kadar adalet ürettiğini görseydik, bugün zaten sorunların birçoğuyla uğraşmak durumunda kalmayacaktık. O yüzden Cumhurbaşkanımız her fırsatta 'Dünya beşten büyüktür.' diyor, 'Adalet üreten bir dünya istiyoruz.' diyor. Bütün müttefiklerimizden, komşularımızdan bir şey istiyor; eşitlik, eşit muamele. Kimseden bir imtiyaz talebimiz yok, iltimas talebimiz yok. Bunun gibi çeşitli nedenlerle Cumhurbaşkanımızın hedef gösterilmesi şaşırtıcı değil aynı şekilde Türkiye'nin de hedef gösterilmesi, hatta İstanbul'umuzun ikiye bölünüp Anadolu Yakası'nda yaşarsanız sıkıntı yok ama Avrupa Yakası'nda yaşarsanız mutlaka geleceğiz oradaki minareleri ortadan kaldıracağız Ayasofya'yı özgürleştireceğiz gibi söylemlerin de nerelerden beslendiğini doğru okumamız gerekiyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------

Kalın'ın açıklamaları

İmza günü etkinliği detayları

Detaylar

+++

-Salondan detay

-İbrahim Kalın'ın açıklaması

-Detay

Haber-Kamera: Serkan AKKUŞ - İsmail Hakkı SEYMEN/ BURSA,

=========================

MALATYA'DA YENİ ZELANDA'DAKİ KATLİAMA TEPKİ

MALATYA'da, STK'lar Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde Cuma günü 49 kişinin hayatını kaybettiği cami saldırılarına tepki gösterdi.

Yeni Zelanda'da Brenton Tarrant tarafından yapılan silahlı saldırı sonucu 49 kişinin hayatını kaybetmesine tepki göstermek amacıyla Soykan Meydanı'nda toplanan bazı Sivil Toplum Kuruluşları ve vatandaşlar tarafından saf tutularak gıyabi cenaze namazı kılındı. Namazdan önce açıklama yapan, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Karaduman, saldırıda tetiği çekenleri de, saldırıyı planlamasında yer alanları da, bu saldırı planı üzerinden bir hesap içesinde olsan tüm çevrelerde en ağır şekilde kınadıklarını belirterek, "Müslüman ya da gayri Müslim, cami de ya da bir başka mekanda, masum insanlara yönelik hiçbir saldırı kabul edilemez. İnsana kasteden hiçbir saldırı karışışında sessiz kalınamaz" dedi.

Konuşmanın ardından katılanlar tarafından gıyabi cenaze namazı kılındı, dualar okundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Katılanlar

Slogan atılma

Ağlayan çocuk

Bilal Karaduman'ın açıklaması

Gıyabi cenaze namazı

Duaların okunması

Ağlayan çocuk

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Taha AYHAN/ MALATYA,

========================

UYUŞTURUCU SATICILARINA OPERASYON: 21 GÖZALTI

 

KAHRAMANMARAŞ'ta, uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda 21 kişi gözaltına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu satıcılarına yönelik başlatılan çalışma kapsamında çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 21 kişiyi gözaltına alan ekipler, adreslerde yaptığı aramada ise çeşitli miktarda esrar, metanfetamin, eroin ve bonzai ile bir ruhsatsız tabanca ele geçirdi.

Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Şüphelilerin sağlık kontrolünden geçirilmesi

Haber: Ömer KOÇ/ KAHRAMANMARAŞ,

================

TERÖRLE ANILAN HAKKARİ'NİN ÇUKURCA İLÇESİ, HEM ÜRETİP, HEM SATACAK

 

HAKKARİ'nin, Irak sınırına sıfır noktadaki Çukurca ilçesinde yetiştirilen pirinç, buğday, ceviz, mısır, susam, maş fasulyesi, kuru üzüm, incir, dut ve pestil gibi ürünler 'Zap Markası' adı altında açılan Aile Destek Merkezi, Zap Markası üretim tesisinde paketlenip satışa sunulacak. Satışa sunulan ürünlerin geliri, ilçedeki dar gelirli ailelere yardımda kullanılacak.

Hakkari kent merkezine 80 kilometre uzaklıktaki 7 bin nüfuslu Çukurca ilçesi, farklı etkinliklerle gündeme gelmeye devam ediyor. Taş evleri, susamdan yapılan tahini, çeltiği, narı ve üzümü ile ünlü ilçenin Kaymakamı Temel Ayca, bir taraftan ilçenin çehresini değiştirmek için mücadele ederken, bir yandan da terörle birlikte bozulan imajı değiştirmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. Geçen yıl düzenlediği 'foto safari' programıyla Türkiye genelinden fotoğraf sanatçılarını ilçeye getiren ve tanıtımını yapan Kaymakam Ayca, bu kez de ilçeyi organik üretim merkezi haline getirmek için çaba harcıyor.

İlçede doğal yetiştirilen pirinç, buğday, ceviz, mısır, susam, maş fasulyesi, kuru üzüm, incir, dut ve pestil gibi ürünler, artık 'Zap Markası' adı altında satışa sunulacak. Aile Destek Merkezi'nde bu amaçla açılan üretim tesisi ve yöresel yemeklerin verildiği restoranın açılışı da yapıldı. Organik olarak yetiştirilen ürünlerin paketlenip satışa sunulacağı tesisin açılışı ise Hakkari Vali Yardımcıları Mustafa Pala, Aziz Gölbaşı, İlçe Kaymakamı Temel Ayca, İlçe Emniyet Müdürü Oktay Kapsız ile davetlilerin katılımı ile yapıldı.

Çukurca Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Temel Ayca, yaklaşık 1 yıldır çalışmasını yaptıkları tesisin ve restoran açılışını yapmanın kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. Çukurcalı kadınların Zap Markası üretimine büyük katkılar sağlayacaklarını belirten Ayca, "Zap projemizin yayılacağını ve bir model olacağını düşünüyorum. Sosyal Yardımlaşma Vakfımız üzerinde kurulu bir şirket. Dolayısıyla buradan elde edilecek gelirler Çukurca'daki gelir durumu düşük insanların faydasına kullanılacak" dedi.

Açılışın ardından ziyaretçiler Zap Markası üretim tesisini gezerek, satışa sunulacak organik ürünleri inceledi. Ardından 400 yıllık olduğu değerlendirilen tarihi değirmenini gezen ziyaretçiler, susamın köz ateşinde kavrulması ve tahin yapımını yerinde görme fırsatı buldu.

Daha sonra Şehit Bilal Soybilginç Ortaokulundaki Ahmedi Hani Konferans Salonunda Zap Markası tanıtım programı düzenlendi. Zap Markası ürünlerinin tanıtıldığı sinevizyon gösterisi ve çiftçilerle protokol imzalanmasının ardından program Aile Destek Merkezi ve Zap Markası üretim tesisinde verilen yemekle sona buldu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Çukurcalı kadınların tandırda çörek pişirmesi

Tarihi tahin değirmeninde kadınların çalışması

Vali yardımcıları ve Kaymakamın değirmeni ziyaret etmesi

 Aile Destek Merkezi, Zap markası üretim tesisinin açılışı

Kaymakam Temel Ayca konuşması

Organik ürünlerin tanıtılması

Genel Detay

Haber-Kamera: Mehmet ÖZKAN - Serdar KARA/ ÇUKURCA(Hakkari),

===========================

16 YIL ÖNCE 'EMANET' GELİNLİK VE DAMATLIKLA EVLENEN ÇİFT, NİKAH TAZELEDİ

ŞANLIURFA'da, 16 yıl önce maddi durumları iyi olmadığı için ödünç aldıkları emanet gelinlik ve damatlıkla evlenen 3 çocuk sahibi Sedat ve Feride Denek çifti, Evlilik ve Mobilya Fuarı'nda düzenlenen organizasyonla nikah tazeledi.

Şanlıurfa'da evlenecek ve evini yenileyeceklerin tüm ihtiyaçlarını tek bir çatı altında toplayan 2'nci Evlilik ve Mobilya Fuarı'nda ilginç bir organizasyon yaşandı. Yalova depreminden sonra Şanlıurfa'ya yerleşerek, 16 yıl önce evlenen ve o dönem maddi imkansızlıklar nedeniyle istedikleri gibi düğün yapamayan üç çocuklu Sedat-Feride Denek çifti, hasret kaldıkları hayallerindeki düğünü yıllar sonra gerçekleştirdi. Fuar alanına damatlık ve gelinlik giyerek gelen Denek çiftçi, burada oluşturulan platformda, mahalli sanatçıların seslendirdiği türküler eşliğinde halay çekip dans etti. Renkli görüntülerin yaşandığı düğünde mikrofonu alarak konuşan Sedat Denek, 16 yıl önce eşiyle evlendiklerini ve o dönem maddi imkansızlıklar nedeniyle, istedikleri gibi bir düğün yapamadıklarını ifade etti.

Eşiyle yıllardır düğün hasreti yaşadığını dile getiren Denek, o dönem gelinlik ve damatlığı bile ödünç aldıklarını belirterek şunları söyledi:

"O gün eşime söz verdim. 'Hanım, sen üzülme biz inşallah zengin olacağız ve yeniden sana düğün yapacağım' dedim. Ben şu anda kozmetik işiyle uğraşıyorum. Evlilik ve Mobilya Fuarı'na katılmak için davet aldığımızda durumu eşime anlattım. O da 'oraya katılırsak eski günler aklımıza gelir' deyince. Ben de 'madem öyle biz orada yeniden evlenip düğün yapacağız' dedim. Çok şükür bizim üç çocuğumuz var ama farklı olması açısından ve evliliğin güzelliğine dikkat çekmek için böyle bir karar aldık. O dönem eşim emanet gelinlik giymişti. Hatta gelinliği çok dar gelmişti nefes alamıyordu. Ben de arkadaşımın ceket ve pantolonunu giymiştim. Hep içimizde kalan bu düğünü çok şükür bugün yaptık. Herkese teşekkür ediyorum."

Sedat-Feride Denek çifti daha sonra nikah masasına oturup şahitler Büyükşehir Belediyesi BELTUR Genel Müdürü Levent Kama ile fuar sorumlusu Musa Öztürk huzurunda bir kez daha mutluluğa 'evet' dedi. Ardından gelin damat piste çıkarak karşılıklı dans edip çiftetelli oynadı.

Düğüne fuarı gezmeye gelen çok sayıda vatandaş da ilgi gösterdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Evlilik ve Mobilya Fuarında düzenlenen düğün     

Gelin ve damat saheye çıkması

Duygularını anlatan damat Sedat Denek

Gelin damat nikah tazelemesi

Gelin ve damat dans edip oynaması

Fuarı gezmeye gelenlerin yogun ilgisi

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ali LEYLAK/ ŞANLIURFA,

======================



Azerbaycan Lideri Aliyev, Erdoğan'dan Kars ve Iğdır'ın MHP'ye Bırakılmasını İstemiş Fenerbahçe'de Sezon Sonu 8 İsim Yolcu Emeklilere 344 Lira Aile Yardımı 40 Kalemde 60 Milyar Liralık Sosyal Yardım Geliyor