CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Doğu, Güneydoğu'da kentlerin, Beyrut, Lübnan gibi olduğunu ifade ederek, "Hendekleri kazanlar şunu unutmasınlar, Türkiye'ye, bu ülkenin insanlarına, en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. O bölgenin insanı şimdi Suriyeli mülteciler gibi göç etmeye başladı" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Irak'a asker gönderilmesi ve ardından yaşanan gelişmelerde çelişkiler olduğunu ileri sürerek, "Onlardan mı izin alacağız, biz gideriz" denildiğini anımsattı.
Kemal Kılıçdaroğlu, "O zaman Rus uçağını niye düşürdün, hava sahamızı ihlal etti diye düşürdün. Onların toprağını işgal ediyorsun, yetki, izin almıyorsun. Bu çifte standardı dünya görmez mi?" diye konuştu.
Irak yönetiminin, "BM Güvenlik Konseyi'ne, Türkiye topraklarımı işgal etti diye gideceğim" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, araya bir sürü kişinin girdiğini ve Türkiye'nin geri çekildiğini belirtti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin onuru ile oynamaya, bu yetkiyi, hakkı size kim verdi? Devlet yönetmek bu kadar kolay mı, ucuz mu? Devleti ahlakla, bilgiyle, hukukla, adaletle yöneteceksiniz. 'Ben istediğim yere giderim...' Sanki Trabzon, Rize, Diyarbakır'a asker gönderiyoruz. Irak'a gönderiyoruz. Orası başka bir ülke, anayasası, bayrağı var. Yeri geldiğinde 'Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılıyız' diyorsun. Niye gittin, neden geri çekildin? Önceden heyetin gitmesi gerekirken, sonradan heyet gönderdik. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ve bir grup yetkiliyi 'bize izin verin' diye gönderdik. Karşılıklı mutabakat sağlandı diye bir açıklama da var. Mutabakat sağlandıysa, niye geri çekiliyorsun? Ülkenin en yetkili kişisi Sayın Erdoğan, 'geri çekilmeyeceğiz' diyor. Peki şimdi ne oldu, kim seni kandırdı, niye geri çekiliyorsun?
Bunlar birike birike Türkiye'nin itibar kaybına yol açıyor. Bir dönem, 'kimse Türkiye'nin gücünü test etmeye kalkmasın' diyorlardı. Şimdi ağızlarına bile almıyorlar. Bunları eleştirdik diye, 'Vay efendim dış politikayı mı eleştiriyorsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni küçük mü düşürüyorsun?' Küçük düşüren ben değil, sizsiniz. Zaten sorun burada."
"Oya örer gibi..."
Türkiye'nin içeride ve dışarıda dünya kadar sorunu bulunduğunu, komşularının kalmadığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olduğunu öne süren Kemal Kılıçdaroğlu, "Oya örer gibi dostlukları ördük, oya örer gibi bu ülkede saygın ülke konumuna geldik, bütün devletleri kucaklamaya çalıştık, ekonomik ilişkilerimizi, kültürel ilişkilerimizi geliştirmeye çalıştık. Ortadoğu halkları Türkiye'ye imrendiler, Türkiye gibi olmak istediler. Bugün tamamı bitti" diye konuştu.
"Suriyeli mülteciler gibi"
Bunlar yetmiyormuş gibi içeride de ciddi sorunların bulunduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, doğu ve güneydoğu'da kentlerin, Beyrut, Lübnan gibi olduğunu, belli bölgelere girilmediğini, hendeklerin kazıldığını kaydetti.
Kılıçdaroğlu, "Hendekleri kazanlar şunu unutmasınlar, Türkiye'ye en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz, bu ülkenin insanlarına en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?" dedi.
Hendeklerin, orada yaşayan vatandaşlara, güvenlik güçleri gelmesin diye zorla kazdırıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Güvenlik güçleri bir kentin sokaklarında, caddelerinde gezmeyecek de kim gezecek?" diye sordu.
O bölgenin insanlarının, şimdi Suriyeli mülteciler gibi göç etmeye başladığını aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yazık günah değil mi bu insanlara. İki arada bir derede kalmışlar. Güvenlik güçleri, bölgedeki valilerle görüşüyoruz. Böyle bir tablo, Türkiye'nin kaldıracağı tablo değil. Bu ülkeye yazık günahtır. 78 milyon vatandaşıma şu soruyu soruyorum, Türkiye'yi bu hale kim getirdi? 2002'de hükümet oldular. Terör yoktu, nasıl oldu bu hale geldik? 'Terör sorununu çözeceğiz', 'Buyurun çözün. Ama bize sorarsanız, ancak böyle çözülür' diye gidip Başbakan'a mektubu verdim. Parlamentoda çözülür dedim. 'Siz bilmezsiniz' dediler. 'Olabilir, siz bildiğinizi yapın...' Bildiklerini yaptılar, Türkiye'yi bu noktaya getirdiler."
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu, Çözüm Süreci denen süreç içinde, terör örgütünün kentlerde yuvalanması ve kentleri silah deposuna dönüştürmesi kimin zamanında oldu, bunları kim yaptı? Valilere, güvenlik güçlerine talimat verdiniz 'aman sakın dokunmayın' Onlar da silahlandılar. Türkiye'yi yeniden bir terör batağının içine sürükleyen bir iktidarın sorunları çözme kapasitesi bitmiştir. Sorunları çözemez. Kendisi sorun olan siyasal iktidar Türkiye'yi yönetemez, yönetemiyor da. Türkiye'nin bir numaralı sorunu yönetim sorunudur. İçeride ve dışarıda çuvallayan bir Türkiye yönetimi var. Yazık günah bu ülkeye. Bu insanlar göç etmeye başladılar. Nereye kadar gidecek, acaba siyasi iktidar bunun sorumluluğunu üstleniyor mu? 'Ben bir hata yaptım' diyor mu? ' PKK, Esad, Irak bizi kandırdı' diyor. Sizi kim kandırmadı? Yolunu, yordamını, nasıl çözüleceğini söyledik, parlamentoyu adres gösterdik. Hiç dinlemediler, ben bildiğimi okurum dedi, Türkiye'yi bu noktaya getirdi."
"Mafya liderinin eline düştü"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, geçen hafta Sivas'ta Demir Çelik Fabrikasında işçilerin eylem yaptığını, kimsenin sahip çıkmadığını anımsatarak, "Sıcak koltuklarında, altlarında işçinin parasıyla lüks arabalarla gezen sendika başkanlarına, sendika ağalarına" seslendi.
Kılıçdaroğlu, hiçbir partinin sahip çıkmadığı işçilere, kendilerinin sahip çıktığını savunarak, 5 kişiyi görevlendirdiğini, sendikalar, vali, işçiler, aileler, ticaret, sanayi odaları başkanlarıyla görüşüp, rapor hazırlandığını anlattı.
40 bin dönüm arazide kurulan fabrikada, 115 ailenin lojmanının yanı sıra bekar lojmanı, düğün salonu, market, cami, spor tesisi bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, 747 çalışanı olan fabrikanın, 360 milyon dolara mal olduğunu, yaklaşık 10 milyon dolara özelleştirildiğini bildirdi.
Fabrikanın, mafya liderinin eline düştüğünü, işçilerin son 12 yılda ancak 2 yıl düzenli maaş aldığını aktaran Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:
"Çalışmak istiyorlar. Vali ve defterdar kayyum tayin ediliyor, burayı yönetmesi için, başkaları tayin ediliyor. Kimse yönetmiyor. AKP milletvekillerine gidiyorlar, onlar, 'bizim gücümüz mafya liderine yetmiyor' diyorlar. İşçiye gelince gücün yetiyor, mafya liderine gelince gücün yetmiyor. Neden, sen o mafya lideri ile kardeşsin. Sorun orada zaten. 6183 Sayılı bir kanun var, buna göre işveren devlete büyük borçlar takmış, ödemiyorsa, devlet o fabrikaya el koyabilir. Bir yerden izin almaya gerek yok. Bunun geçmişte Adana'da örneği var."
Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık'ın, aynı zamanda yolsuzlukları anma haftası olduğunu anımsatarak, "Birileri sanıyor ki biz yolsuzlukları unutacağız. Hiç meraklanmayın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak namus borcumuzdur. Onun hesabını sormadan bu işin arkasını bırakmamız mümkün değil" dedi.
Babasını ilk kez grup salonunda izledi
Öte yandan, CHP Grup toplantısını Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun oğlu Kerem Kılıçdaroğlu da salondan izledi.
Kerem Kılıçdaroğlu, gazetecilerin soruları üzerine Güney Kore'de sürdürdüğü siyaset alanındaki doktora eğitiminin sonuna yaklaştığını belirterek, ilk kez grup toplantısına katıldığını ifade etti.
Kerem Kılıçdaroğlu, Türk siyasetini nasıl bulduğu sorusuna, "Biraz karamsar. Kore'den de bakınca yine aynı. Biraz demokrasiden uzaklaşma var. Biraz daha otoriterliğe doğru gidiyor" karşılığını verdi.
Çalışma alanının siyasi partiler olduğunu anlatan Kerem Kılıçdaroğlu, başkanlık sisteminin sorulması üzerine ise "Onunla ilgili bir çalışmam ya da araştırmam yok" dedi.
(Bitti)
Son Dakika › Politika › CHP TBMM Grup Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.