Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oy oranlarını artırması ve ilk kez bir eyalette tek başına iktidara gelme ihtimalinin güçlenmesi, partinin yasaklanması tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi.
Saksonya-Anhalt'taki son seçim anketlerinde zirveye yerleşen AfD, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki muhafazakârlarla arasındaki farkı giderek açıyor.
Anketler, muhafazakar Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ile merkez soldaki Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) oluşturduğu koalisyon hükümetine desteğin ise dibe vurduğunu gösteriyor.
Geçen yıl 23 Şubat'ta yapılan genel seçimlerde, Merz'in CDU/CSU ittifakı yüzde 28,5, SPD ise yüzde 16,4 oy almıştı.
Kamuoyu araştırma şirketi INSA'nın, 6 Haziran'da açıkladığı anket sonuçlarına göre AfD oylarını yüzde 29'a yükselterek, Merz'in iktidara gelmesini sağlayan oy oranını aştı.
CDU/CSU'nun oy oranları yüzde 21'e gerilerken, AfD ile fark yüzde 8'e çıktı.
Anket sonuçlarına göre Başbakan Merz'ten memnun olmayanların oranı da yüzde 77'ye yükseldi.
Alman kamu yayıncısı ARD'nin geçen hafta yaptığı anket sonuçları ise Merz hükümetinden memnun olmayanların oranının yüzde 87'yi bulduğuna işaret ediyor.
Alman basınında "Korkunç siyasi tablo" ve "Merz'e tokat" gibi başlıklarla yorumlanan anket sonuçları, koalisyon partilerinin genel merkezlerinde deprem etkisi yarattı.
Özellikle muhafazakar CDU içerisinde gerilim hakim.
Merz'in partisinde destek kaybederek yalnızlaştığı ve CDU/CSU meclis grubunda "yola yeni bir başbakanla devam edilmesi" görüşünün öne çıktığı iddiaları son haftalarda gündeme damga vurdu.
Hatta Merz'ten başbakanlığı devralacak ismin, Kuzey Ren Vestfalya'nın CDU'lu Başbakanı Henrik Wüst olacağı iddia edildi.
Günlerce gündemi meşgul eden bu iddialar üzerine Wüst, "saçmalık" diyerek söylentileri yalanladı, Başbakan Merz'e desteğinin sürdüğünü açıkladı.
Merz'in yakın çevresi de spekülasyonlara "AfD'nin ekmeğine yağ süren iddialar" diyerek tepki gösterdi, bu iddiaların "hükümeti yıkma" ve "Merz'in parti içinde otoritesini sarsma" hedefi güttüğünü savundu.
Friedrich Merz, başbakanlığı üstlenirken, çoğulcu demokrasiye meydan okuduğu için "en büyük tehdit" olarak gördüğü AfD'ye desteği geriletme sözü vermişti. Bunu Almanya'yı ileriye taşıyacak, ekonomiyi canlandıracak reformlarıyla başaracağını söylemişti.
Ancak vadettiği reformları, İran savaşının tetiklediği ekonomik sorunlar ve koalisyon ortağı SPD ile aşamadığı görüş ayrılıkları nedeniyle henüz hayata geçiremedi. Anketlerin, Almanya genelinde AfD'nin oy oranlarının arttığına işaret etmesi, Merz hükümeti üzerindeki baskıyı daha da arttırıyor.
Merkez sağ ve sol partilerinin oy oranlarının gerilediği Almanya'da AfD'nin Eylül ayında iki eyalette yapılacak seçimlerden açık ara farkla birinci parti çıkma ihtimali giderek artıyor.
Son anketler, AfD'nin oy oranının Saksonya-Anhalt'ta yüzde 42'ye, Mecklenburg-Vorpommern'de de yüzde 34'e yükseldiğini gösteriyor.
AfD'nin, Saksonya-Anhalt'ta hükümeti kurmaya hak kazanmasını sağlayacak oy oranına ulaşması, uzmanlar tarafından "Almanya için tehlikeli bir eşik" olarak değerlendiriliyor.
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde, iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından "aşırı sağcı oluşum" olarak sınıflandırılıyor ve gözetim altında tutularak izleniyor.
İç istihbaratın son raporuna göre, Saksonya-Anhalt'taki AfD, "ırkçı görüşleri savunan" ve "Almanya'nın demokratik sistemini, temsilcilerini ve kurumlarını itibarsızlaştırmaya çalışan" bir parti.
Diğer tüm partiler şimdiden, AfD ile koalisyon hükümeti kurmayacaklarını ilan etti.
Ancak Yeşiller, Hür Demokrat Parti ve Sahra Wagenknecht İttifakı'nın 6 Eylül'deki eyalet seçimlerinde yüzde 5'lik seçim barajını aşamamaları durumunda, siyasi denklem değişebilecek. Böyle bir durumda AfD eyalet meclisinde, hükümeti tek başına kurabilecek sandalye sayısına ulaşabilecek.
AfD'nin seçimlerdeki liste başı adayı Ulrich Siegmund, oy oranlarının yüzde 40'ı aştığını gösteren anket sonuçları için "ses duvarını aşmayı başardık" dedi. Siegmund, "Almanya'yı geri kazanacağız" sloganıyla yürüttüğü seçim kampanyası sonucunda salt çoğunluğu elde ederek, iktidara geleceklerini ve bu eşik aşıldıktan sonra da tüm Almanya'yı kazanacaklarını söyledi.
Başbakan Friedrich Merz, haftasonunda Mecklenburg-Vorpommern'de yaptığı konuşmada, AfD'ye artan destek ve Eylül ayındaki eyalet seçimleri hakkında sert uyarılarda bulundu.
"AfD ile yüzleşmeliyiz" diyen Merz, AfD'nin Almanya'yı karanlık Nazi dönemine geri götürmek istediğini ifade ederek, "Biz, bir daha asla o günlere geri dönmek istemiyoruz. Biz ülkemizi aşırılık yanlılarına teslim etmeyeceğiz" sözleriyle seçmenden destek istedi.
Ancak Almanya'da, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez aşırı sağcı bir partinin ülkenin en güçlü siyasi partisi haline gelmesi, hatta bir eyalette tek başına iktidara gelme ihtimali, AfD'nin yasaklanması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle koalisyon hükümeti ortağı SPD'den ve muhalefetteki Yeşiller ile Sol Parti'den, AfD'nin yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru sürecinin başlatılması çağrıları yapılıyor.
SPD'li Adalet Bakanı Stefanie Hubig, birçok eyalette AfD teşkilatlarının aşırı sağcı olarak sınıflandırıldığını, parti temsilcilerinin militan Neonazi çevreleriyle irtibatlı olduklarını belirterek, "Tüm bunlar, partinin yasaklanması için koşulların mevcut olup olmadığını ciddi bir şekilde incelemek için yeterli nedenlerdir" açıklamasını yaptı.
Hubig,"müdafaacı ve dirençli demokrasilerin, tehlike anlarında, kendilerini Anayasa düşmanlarına karşı savunmaya hazır olmaları gerektiğini" savundu.
SPD'nin eski genel başkanı Franz Müntefering ve eski eş genel başkanı Saskia Esken'den de benzer açıklamalar yaptı.
Müntefering, "Bence şimdi cumhuriyeti uyandırmalı ve yüksek sesle şunu söylemeliyiz: Arkadaşlar, tehlike kapıda" derken, Esken de "Bir daha asla, 1935'te Goebbels'in yaptığı gibi bir faşist Alman parlamentosuna çıkıp demokrasinin bir yanılgı olduğuna dair bir konuşma yapmamalıdır. Bir daha asla!" şeklinde konuştu.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan yeni Almanya'nın Anayasasında, Nazi döneminden çıkarılan dersler ışığında, demokrasi karşıtı partilerin yasaklanmasına imkân tanıyan bir madde eklemişti.
Anayasanın 21. maddesinde, "Hedefleri veya destekçilerinin davranışları nedeniyle, özgürlükçü demokratik temel düzeni bozmayı veya ortadan kaldırmayı ya da Federal Almanya Cumhuriyeti'nin varlığını tehlikeye atmayı amaçlayan partiler Anayasaya aykırıdır" ifadeleri yer alıyor.
Ayrıca bir partinin Anayasaya aykırı olup olmadığını tespit etme ve devletin sağladığı mali kaynaklardan mahrum bırakma yetkisinin de Anayasa Mahkemesi'ne ait olduğu belirtiliyor.
Anayasa Mahkemesi'nin bir parti hakkında inceleme başlatması için ise, hükümet, federal meclis, ya da eyaletler meclisi tarafından başvuruda bulunulması gerekiyor.
Geçen yıl 120'yi aşkın milletvekili, Federal Meclis'in AfD'nin yasaklanması başvurusu yapması için önerge vermişti. SPD, Sol Parti ve Yeşiller Partisi'nin yanısıra, CDU'dan bazı milletvekillerinin de desteklediği önerge görüşüldükten sonra komisyona havale edilmişti.
Ancak Başbakan Merz ve liderlik ettiği CDU/CSU ittifakının bazı üyeleri, Anayasa Mahkemesi'nin incelemesinin yıllar sürebileceği ve girişimin başarısız olabileceği endişesini taşıyor ve AfD'nin siyaset yoluyla zayıflatılması gerektiğini savunuyor.
Son Dakika › Dünya › Almanya'da AfD’nin Oyları Artıyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?