NATO'da Türkiye, İsveç ve Finlandiya düğümü nasıl çözüldü? Üçlü uzlaşmada hangi unsurlar öne çıkıyor? - Son Dakika
BBC

NATO'da Türkiye, İsveç ve Finlandiya düğümü nasıl çözüldü? Üçlü uzlaşmada hangi unsurlar öne çıkıyor?

29.06.2022 19:10
NATO'da Türkiye, İsveç ve Finlandiya düğümü nasıl çözüldü? Üçlü uzlaşmada hangi unsurlar öne çıkıyor?

Türkiye'nin "terörle mücadele" konusundaki beklentilerine genel olarak olumlu yanıt veren İsveç ve Finlandiya, mutabakat muhtırasında "örgüt" olarak bahsedilen PYD/YPG ve Türk tarafının 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tutup terör örgütü olarak nitelediği Gülen yapılanmasına...

İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımı konusunda yaşanan bunalım, 28 Haziran'da Madrid'de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in girişimiyle gerçekleşen üçlü zirvede aşıldı.

Türkiye'nin 'terörle mücadele' konusundaki beklentilerine genel olarak olumlu yanıt veren İsveç ve Finlandiya, mutabakat muhtırasında "örgüt" olarak bahsedilen PYD/ YPG ve Türk tarafının 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tutup "terör örgütü" olarak nitelediği Gülen yapılanmasına destek sağlamayacaklarını beyan ettiler.

NATO zirvesi öncesi Stoltenberg'in çağrısı üzerine gerçekleşen toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson katıldı ve zirvede sağlanan uzlaşı üç ülke dışişleri bakanlarının imzaladığı mutabakat muhtırası ile kayda alındı.

Bu uzlaşı, "terörle mücadele" konusunda Türkiye'nin beklentilerine yanıt veren iki İskandinav ülkesine NATO üyeliğinin yolunu açtı ve Madrid Zirvesi açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildi.

13 Mayıs'tan 28 Haziran'a uzanan bu süreçte, Türkiye, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, sık aralıklarla ve kamuoyu yaratacak şekilde İsveç ve Finlandiya'yı "teröre destek vermek"le suçladı.

Ayrıca önde gelen NATO ülkelerini de Türkiye'yi "terörle mücadelede yalnız bırakmakla" suçlayarak, İsveç ve Finlandiya'dan beklentilerinin haklılığını güçlendirmeye çalıştı.

Yine bu dönemde İsveç ve Finlandiya'da PKK yanlısı gösterilerin düzenlenmesi ve buna Türkiye'nin sert tepkisi süreci zorlaştıran gelişmeler oldu.

NATO Genel Sekreteri nasıl bir rol oynadı?

Müzakere sürecinin başlatılması, yürütülmesi ve sonuçlandırılmasında NATO Genel Sekreteri'nin oynadığı rol, tüm tarafların üzerinde mutabık kaldığı bir etki yarattı. Stoltenberg'in 25 Mayıs'ta Ankara'da başlayan Türkiye-İsveç-Finlandiya müzakerelerini Brüksel'e yani NATO karargâhına taşıması görüşmelerin seyrini olumlu yönde değiştirdi.

Türk tarafının İsveç ve Finlandiya'ya 25 Mayıs'ta ilettiği talep listesinin, 28 Haziran'da imzalanan mutabakat muhtırasına dönüşmesi sürecinde de Stoltenberg'in diplomatik etkisi gözlenen bir unsur oldu.

70 yıllık bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin ittifak için önemini sıklıkla dile getiren ve öne sürdüğü çekincelerin karşılanması gerektiğini vurgulayan NATO Genel Sekreteri, bu söylemiyle ittifak içinden Türkiye'ye gelebilecek olumsuz yaklaşımları engellemiş oldu ve ve ittifaka katılmak isteyen iki İskandinav ülkesinin somut adım atma zorunda olduğunu ortaya koydu.

Stoltenberg, bu süreçteki yaklaşımıyla Ankara'dan sık sık övgü aldı ve sürecin olumlu gelişmesini sağladı.

Bu süreçte olumlu rol oynayan ülkeler arasında İngiltere ve NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapan İspanya sayılıyor. İsveç ve Finlandiya ile yürütülen müzakerelere taraf olmamakla beraber İngiltere, bunalımın Madrid Zirvesi'nde aşılması için hem telkinde bulundu hem de öneriler gündeme getirdi.

NATO'nun iki İskandinav ülkesini içine alarak genişlemesine güçlü destek veren ABD, son güne kadar sürecin dışında kalmaya özen gösterdi. ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, muhataplarıyla görüşmeler yaptı. En üst düzeyde temas ise ABD Başkanı Joe Biden'ın, Erdoğan'ı Madrid'e hareketinden önce aramasıyla gerçekleşti.

Reuters'a göre Biden bu telefon görüşmesini İsveç ve Finlandiya'nın talebi üzerine yaptı. Ajansa konuşan bir ABD'li yetkili, Washington'ın kapalı kapılar ardında bir rol oynadığını, ayrıca Türkiye'nin gelişmiş savaş uçağı talebinde ısrar etmediğini de kaydetti.

Mutabakatta hangi unsurlar ön plana çıktı?

10 maddelik mutabakat muhtırasının 4. maddesinde yer alan "Müstakbel NATO müttefikleri olarak Finlandiya ve İsveç, milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye'ye tam destek verirler. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye'de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır" ifadesi Türkiye'nin "terör örgütü" olarak nitelediği "PYD/YPG ve FETÖ" ifadelerinin kayda geçirilmesi açısından önemli görülüyor.

İsveç ve Finlandiya'nın "terör örgütü" olarak nitelemediği bu yapılardan sadece "örgüt" olarak bahsedilmesi ise dikkat çekiyor.

Her iki ülke yetkilileri de daha önce yaptıkları açıklamalarda YPG'ye destek vermediklerini, Türkiye'nin iddialarının tersine silah yardımı yapmadıklarını kaydetmişlerdi.

Mutabakat muhtırasının 5. maddesi PKK'nın bu ülkelerdeki faaliyetlerinin engellenmesine ilişkin beklentileri ifade ediyor

İsveç ve Finlandiya, zaten AB terör listesinde yer alan PKK'yi terör örgütü olarak görüyor.

Bu nedenle PYD/YPG'nin, PKK'nin bahsedildiği paragraf yerine ayrı paragrafta yer alması iki ülkenin resmi politikası açısından tutarlılık gösteriyor.

Metinde yer alan "Finlandiya ve İsveç, PKK ve diğer tüm terörist örgütlerin, bunların uzantılarının faaliyetleri ile iltisaklı kuruluşlar ve paravan örgütler içerisinde yer alan veya bu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan şahısların faaliyetlerini engelleyeceklerini taahhüt eder" cümlesi, Türkiye açısından PYD/YPG'yi işaret ediyor.

Ancak açık bir şekilde PYD/YPG denmemesinin, İsveç ve Finlandiya açısından bir bağlayıcılık doğurmadığı değerlendirmelerine neden oluyor.

Türk yetkililer ise 5. maddede PYD/YPG isminden bahsedilmemesinin önemli olmadığını, zaten sık sık isim değişikliği yaptığını anımsatıyorlar.

Silah ambargosu kalkıyor mu?

Mutabakat muhtırasında yer alan en somut başlıklardan biri, iki İskandinav ülkesinin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosunu sona erdirmesiyle ilgili.

İsveç ve Finlandiya, Türkiye'nin 2019'da Suriye'nin kuzey doğusunda gerçekleştirdiği askeri operasyona tepki olarak silah satışını askıya almışlardı.

Metinde bu konu, "Türkiye, Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler. İsveç, NATO müttefiklerine yönelik olarak silah ihracatına ilişkin milli mevzuatını tadil etmektedir. Gelecekte, Finlandiya ve İsveç'ten yapılacak savunma sanayii ihracatı Müttefik dayanışmasına ve Washington Anlaşması'nın 3. Maddesi'nin ruhuna ve lafzına uygun biçimde yürütülecektir" sözleriyle yer alıyor.

Washington Antlaşması'nın 3. maddesi, "Taraflar, tek tek ve ortaklaşa olarak, sürekli ve etkin öz-yardım ve karşılıklı yardımlarla, silahlı bir saldırıya karşı bireysel ve toplu direnme kapasitelerini koruyacaklar ve geliştireceklerdir" taahhüdüne yer veriyor.

Belgenin 8. ve 9. maddeleri, mutabakat uyarınca Türkiye, İsveç ve Finlandiya'nın bundan sonra atacakları adımları içeren uygulama ayrıntılarını kayda geçiriyor.

Bunlar arasında, terörizm ve örgütlü suçlar konusunda güvenlik ve istihbarat dahil her düzeyde diyalog ve işbirliği mekanizmasının oluşturulması ve Finlandiya ve İsveç'in terörle mücadelede NATO belgeleriyle uyumlu davranıp, yerel mevzuatlarını bu doğrultuda güçlendirme taahhüdü yer alıyor.

İade süreci işleyecek mi?

Ankara'nın her iki ülkeden talepleri arasında topraklarında yaşayan ve Türkiye'nin 'terör zanlıları' olarak gördüğü kişilerin iade edilmesi de yer alıyor. Bu konuya da 8. maddede şöyle değiniliyor:

"Finlandiya ve İsveç, Avrupa İade Sözleşmesi'yle uyumlu biçimde Türkiye tarafından sağlanan bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak Türkiye'nin terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyacak ve Türkiye'yle iade ve güvenlik işbirliğini geliştirmek için gerekli ikili ahdî düzenlemeler yapacaklardır. "

Belgenin imzalanmasının ardından açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu mutabakat uyarınca Finlandiya ve İsveç'e daha önce gönderilen iade dosyalarıyla ilgili hatırlatma yazısının yazılacağını, bu kapsamda Finlandiya'dan 12, İsveç'ten 21 kişinin isteneceğini kaydetti.

İade süreçlerinin uygulanabilmesi için talep eden tarafın gönderdiği dosyanın hukuka uygun şekilde hazırlanması ve sabit delillerle desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca iade taleplerinin siyasi gerekçelerle oluşturulmamış olması Avrupa İade Sözleşmesi'nde de yer alan bir ölçüt.

İnsan hakları konusundaki duyarlılıkları bilinen İsveç ve Finlandiya'nın Türkiye'nin iade taleplerini, mutabakat muhtırasında da yer alan "bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak" değerlendireceği öngörülüyor.

PKK'nin faaliyetlerine ilişkin soruşturma başlatılabilir mi?

Sekizinci maddede yer alan önemli bir başlık da PKK'nin faaliyetlerinin sonlandırılmasına ilişkin.

Finlandiya ve İsveç'in, PKK'nin kendisi ve bağlantılı grup ve "paravan örgütleri" olarak nitelenen yapıların "para toplama ve eleman devşirme" olarak sıralanan faaliyetleri hakkında yasak getireceği ve soruşturma açılacağı taahhüdü her iki ülkenin somut adım atmasını gerektiriyor.

İsveç ve Finlandiya, "terör örgütleri" olarak tanımlanan yapılanmaların propagandasını engellemeyi de taahhüt ediyor.

Mutabakat muhtırasında İsveç ve Finlandiya'nın, Avrupa Birliği'nin (AB) PESCO adıyla bilinen Daimi Yapısal İşbirliği Savunma Anlaşması'na Türkiye'nin katılımı ile AB'nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası en geniş şekilde dahil edilmesine destek vereceği de kayda geçiriliyor.

Ancak bu mekanizmalara Türkiye'nin katılımı konusunda başta Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti olmak üzere birçok AB ülkesinin karşı çıkıyor olması bu maddenin uygulanabilirliğini zora sokuyor.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya'nın tüm bu adımları yaşama geçirmek için dışişleri, içişleri, adalet bakanlıkları ile istihbarat ve güvenlik kurumlarının katılımıyla Daimi Ortak Mekanizma oluşturacakları kaydediliyor.

Ankara'nın, bu mekanizmayı, Madrid Zirvesi sonrasında İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerinin TBMM onayına sunulacağı zamana kadar geçecek sürede, mutabakat muhtırasında yer alan unsurların uygulanması konusunda etkin bir araç olarak kullanmayı planladığı kaydediliyor.

Dokuz maddede ifade edilen taahhütlerin sonunda Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin kapısını açan taahhüdü ise metnin sonunda yer alıyor:

"Türkiye, NATO'nun Açık Kapı politikasına uzun zamandır devam eden desteğini teyit eder ve Madrid Zirvesi'nde Finlandiya ve İsveç'in NATO üyesi olmak üzere davet edilmelerine desteğini ifade eder."

YORUMLAR
500
İsveç'ten Türkiye'ye iade edilecek teröristlerle ilgili Norveç'ten skandal açıklama: Sığınma başvurusu yapabilirler İsveç'ten Türkiye'ye iade edilecek teröristlerle ilgili Norveç'ten skandal açıklama: Sığınma başvurusu yapabilirler Bakan Çavuşoğlu'ndan Ermenistan'a provokasyonlar konusunda uyarı Bakan Çavuşoğlu'ndan Ermenistan'a provokasyonlar konusunda uyarı Çavuşoğlu: Ermenistan'ı provokasyonlara girmemesi konusunda uyarıyoruz (2) Çavuşoğlu: Ermenistan'ı provokasyonlara girmemesi konusunda uyarıyoruz (2)
Kaynak: BBC

Son Dakika Dünya NATO'da Türkiye, İsveç ve Finlandiya düğümü nasıl çözüldü? Üçlü uzlaşmada hangi unsurlar öne çıkıyor? - Son Dakika

BBC
Bu haber BBC tarafından hazırlanmış olup habere Sondakika.com tarafından hiçbir editöryal müdahalede bulunulmamıştır. BBC tarafından hazırlanan bütün haberler sitemizde hazırlandığı şekliyle otomatik servis edilmektedir. Bu nedenle haberin hukuki muhatabı BBC kurumudur.

Advertisement