Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dünya kamuoyunda İsrail'e karşı bakış açısının değiştiğini belirterek "İsrail, Yahudi soykırımı nedeniyle Avrupa'nın vicdanında bir yük gibiydi ve bunu da sonuna kadar sömürdü. Onun için İsrail'e karşı sonsuz tolerans vardı. Şimdi o toleransın kalktığını görüyoruz." dedi.
Bakan Fidan, CNN Türk televizyonunda Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.
Batı ülkeleriyle ilişkilerde sınırlamaların nasıl kaldırıldığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, bu noktaya sistemli çalışarak gelindiğini dile getirdi.
Fidan, "Cumhurbaşkanımızın çok ciddi bir siyasi karizması ve etkisi var. Türkiye'nin çok büyük bir gücü var. Bürokrasimizin çok güçlü bir tecrübesi var." diyerek Dışişleri Bakanlığı görevine geldiğinde hangi ülkelerin ne gerekçelerle Türkiye'ye yönelik yaptırım uyguladığını incelediğini aktardı.
Hakan Fidan, marketle ilgili kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu söyleyerek Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) meselesinin marketle ilgili olduğu değerlendirmesinde bulundu.
"Bizim parasını verip almak istediğimiz bir şeyi bize vermemek, bu daha farklı bir husus. Bu, bir tavırdır. Bu tavrın da sebepleri var." diyen Fidan, bunların üzerinde metodik olarak çalışıldığını ifade etti.
Fidan, kısıtlamaların bazılarının, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya giriş süreçlerinde, diğerlerinin başka yollardan sessizce çözüldüğünü kaydetti.
Genelde iki tarafın da menfaatine olabilecek bir perspektif ortaya koydukları bilgisini paylaşan Fidan, "Şu anda çok şükür Kanada da dahil birçok ülkeyle bu sorun ortadan kalkmış durumda, NATO üyesi ülkelerle. Hatta bunu daha ileriye nasıl taşıyabiliriz, şu anda onun arayışı var." ifadelerini kullandı.
Değişen küresel şartlarda Türkiye'nin çıkarları
ABD'nin Türkiye'yi bölgede nasıl tanımladığıyla ve iki ülke ilişkilerinin dengeli olup olmadığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, "Bu ilişkinin değişken tarafı olan bir boyutu var, bir de sabit bir tarafı var." diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, iki ülkenin aynı güvenlik ittifakı içerisinde omuz omuza durmasının ilişkinin kalıcı tarafı olduğunu belirterek ilişkinin değişken tarafının ise ülkelerin bölge ve dünyadaki çıkarlarının değişmesi olduğunu kaydetti.
"Transatlantik bağlantıda Avrupa'nın çıkarı değişiyor, Amerika'nın çıkarı değişiyor. Avrupa'nın içerisinde Avrupa'nın içerisindeki aktörler kendi arasında bölünüyor. Türkiye ile Amerika ilişkisinde de buna benzer durumlar var." diye konuşan Fidan, yönetimden yönetime ve konjonktürden konjonktüre bunun değiştiğini belirtti.
Fidan; Ukrayna, Gazze, Suriye, İran, Körfez, enerji hatları, ve bağlantısallık gibi birçok konuda Türkiye'nin ne kadar yapıcı ve istikrarlaştırıcı rol oynadığını herkesin gördüğüne işaret ederek "Bu rol aslında Amerika gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Her ülkenin kendi milli stratejisi çerçevesinde başka ülkeleri ve aktörleri bir yere konumlandırdığını söyleyen Fidan, Türkiye'nin kendi milli egemenlik anlayışıyla ve iradesiyle ne istediğine odaklandığını anlattı.
Fidan, "Ben Amerika'nın küresel rekabette yeni bir aşamaya geldiğini görüyorum. Çin'le ilgili konularda çok ciddi yeniden bir politika değişikliğine gitmesi lazım. Trump yönetiminin ortaya koyduğu milli güvenlik siyaset belgesine baktığınız zaman aslında çok radikal, devrimci bir yeniden tanımlama var, bütün bir uluslararası ilişkileri tanımlama var." diyerek, ABD'nin bütün müttefikleriyle alakalı yeniden okuma içerisinde olduğunu söyledi.
ABD'nin diğer ülkelerle ilişkilerinde ortaya çıkan etkileşimin Türkiye için oluşturduğu duruma bakılması gerektiğini anlatan Fidan, "Kanada, Türkiye ve aynı ligde olan ülkelerle çok ciddi bir stratejik ilişki açılımı içerisinde. Bunu da rasyonel zeminde rasyonel araçlar kullanarak götürmeye çalışıyor. Savunma sanayisi, ticaret vesaire gibi. Şimdi serbest ticaret anlaşmasının ilerletilmesi söz konusu. Liderlerin bunu açıklaması bekleniyor." dedi.
Hakan Fidan, Kanada ile nükleer enerji konusunda çok ciddi bir işbirliği alanı potansiyeli bulunduğuna, savunma sanayisindeki engellerin kaldırıldığına ve Kanada'daki Türk topluluğunun giderek daha etkili hale geldiğine işaret ederek, ABD-Kanada ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının Türkiye'yi bu şekilde etkilediğini kaydetti.
Güney Kore ile ilişkilerin de amaca özel olmaktan daha yapısal ve devamlılığı olan hale gelmesiyle ilgili çalışmalar yürüttükleri bilgisini paylaşan Fidan, Türkiye'nin bu profesyonel yaklaşımına Güney Kore'nin de ciddi cevap verdiğini belirtti.
NATO Zirvesi kapsamında yapılacak görüşmeler
ABD ile Türkiye liderlerinin heyetler arası ve baş başa görüşmenin yanı sıra ortak basın toplantısı düzenleme ihtimaline ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, çok fazla alternatifin masada olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuyla ilgili yetkililerle bir araya geldiklerini ve hazırlıklarla ilgili rapor sunulan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi talimatlarını verdiğini aktararak, "Yapacağı ikili görüşmeler var. Sadece Amerika'yla değil; İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve diğer ülkeler geliyor. Birçoğunun Cumhurbaşkanımızla görüşme talebi var. Türkiye'de masada olan konularımız var. Herkes bunu fırsat bulmuşken ilerletmek istiyor." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump'ın CAATSA'nın kalkmasını istediğini yineleyen Fidan, bunun ilerletilmesi sürecinde olduklarını vurguladı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşı
Türkiye'nin ABD-İsrail ve İran savaşındaki arabuluculuk rolüne ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, bu süreci savaşın yaygınlaşma riski göstermesi nedeniyle "yoğun, kritik ve riske açık" olarak nitelendirdi.
Hakan Fidan, söz konusu dönemde savaşı durdurmak için zamanla yarıştıklarını belirterek bu durumlarda her iki taraf nezdinde de güvenilir aktörlerin sesinin duyulmasının vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin taraflar arasındaki gerilim boyunca diplomatik çabalarını aralıksız sürdürdüğünü ifade eden Fidan, "Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) yıllardır ortaya koyduğu o tutarlı, vizyoner çizgide oluşturduğu emin kişi, güvenilir, dürüst ortak profili burada çok ciddi rol oynadı." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan, Katar ve Türkiye'nin bu kapsamda ortaya koyduğu arabuluculuk faaliyetlerinin çok profesyonel ve koordineli olduğuna dikkati çekerek "Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olay bir türlü bir yere gidemiyor ama Amerika-İran Savaşı'nda bu kadar kısa sürede, bu kadar yoğunluğu çok yüksek olan bir savaşın en azından ateşkesinin sağlanması mümkün oldu. Şu anda kalıcı çözüme ulaşmak için temel müzakereler devam ediyor. İnşallah orada da bir şeye ulaşırlar." dedi.
İsrail'in bölgede yürüttüğü politikalar
İran-ABD arasındaki görüşmelerde İsrail'in etkisine ilişkin soruya Fidan, "İsrail, uluslararası toplumun istisnasız tanımlamasıyla bir düzen bozucu, 'irritant' dediğimiz, her yere istikrarsızlık, zulüm, kan, katliam getiren, gözü dönmüş çetenin yönettiği bir ülke maalesef." yanıtını verdi.
Fidan, uluslararası toplumda İsrail'in izlediği politikaların niteliği konusunda büyük ölçüde görüş birliği bulunduğunu buna karşın yıllar içinde oluşturulan "İsrail algısının" birçok ülkenin gerçek tabloyu görmesini uzun süre zorlaştırdığını belirtti.
ABD siyasi karar alma mekanizmalarının son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirten Fidan, "(ABD) İçerideki siyasi mekanizmaların nasıl oluştuğunu herkes biliyor. Çok kompleks yapısal mekanizmalar var. (Yahudiler) Onlar marifetiyle oluşturulan bir manipülatif sistem var. O sistem içerisinden çıkıp gelen bir adam, o sistemde kalmasını devam ettirmesi için, sistemin gerekleri olan siyonizmin belli hedeflerine hizmet etme konusunda faaliyetini göstermesi gerekiyor. Bunlar kendi aralarında çözmesi gereken sistemik problem." diye konuştu.
Fidan, ABD ve İsrail arasındaki ilişkiye işaret ederek "Bakın Amerika'daki siyasetçiler, kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece İsrail'i desteklerler ama çıkar bu süreçte o kadar uzun süre gitmiş ki, İsrail'in desteklenmesiyle çıkarın örtüşmesi bir kalıcılık kabulü haline dönüşmüş." değerlendirmesinde bulundu.
ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin danışıklı dövüş olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şöyle devam etti:
"Hiç kimse kendi aleyhine olacak bir şeyin devamlılığını istemez. Dolayısıyla ben burada yani danışıklı dövüş vesaire falan demiyorum. Yani olaya o açıdan bakmıyorum. Lehine işliyorsa bir noktaya kadar gidiyor. Aleyhine işlemeye başladığı noktadan sonra mecburen denklem dışına çıkması lazım. Bakın Hürmüz Boğazı olayında da yani İran Hürmüz Boğazı'nı kestikten sonra bizim burada aslında ateşkese ulaşmamızdaki en önemli pratik neden, hem İran üzerinde hem Amerika üzerinde uluslararası aktörlerin, biz de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı'ndan dolayı oluşturduğu muazzam bir baskı olmasıydı. Çünkü o, enerjiyi, ekonomileri, gıda güvenliğini birçok şeyi etkiler hale gelmişti. Şimdi bu kadar etki katsayısı yüksek bir olayı hisseden bir yönetim ara seçimlere giderken Amerika da diyor ki benim bunu durdurmam lazım. Çünkü hem müttefiklerim benden bunu istiyor hem bendeki enerji fiyatları arttığı için halkımın aleyhine. Dolayısıyla İsrail'e burada söz geçirme dışında bir şey yok. Bu, artık İsrail'in denklemi değil, Amerika'nın kendi çıkarlarıyla alakalı bir konu."
Fidan, İsrail'in bölgedeki politikasının değişmeyeceği kanaatinde olduğunu vurgulayarak "(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve çetesi orada olduğu sürece ben bu politik duruşun değişeceğine inanmıyorum. Bunların inandığı bu. Bunlar yıllardır kendilerini şuna koşullandırmışlar: Biz bölgede bölge ülkelerini rahatsız etmediğimiz, bölmediğimiz, zayıflatmadığımız ve insan öldürmediğimiz sürece başarılı olma şansımız yok. Adam buna inandırmış kendini ve bu noktada gidiyor." ifadelerini kullandı.
"İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu"
Bakan Fidan, dünya genelinde üniversite kampüslerinden gazetelere kadar her noktada İsrail düşmanlığının arttığını aktararak "Adamlar göz göre göre katliam yapıyorlar. Göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Bu kadar istikrarsızlaştırıcı rolü oynamayı, eskiden bir iki basit medya hamlesiyle gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar da." diye konuştu.
Tel Aviv yönetiminin yıpranan imajını değiştirmek amacıyla yeni bir düşman arayışı içinde olduğunu kaydeden Fidan, "İsrail veya herhangi bir aktör, milli, bölgesel çıkarlarımızla çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım açacak halimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu." ifadelerini kullandı.
Hakan Fidan, İsrail'in yalnızca Türkiye'nin değil, tüm uluslararası toplumun ortak sorunu haline geldiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
?"Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor, siyasal sistemler, ekonomik sistemler taşıyamıyor. Hangi sistemden yaklaşırsanız yaklaşın bu adamları taşıyacak bir parametre yok. Dolayısıyla biz, uluslararası topluma bana sordukları zaman hep diyoruz ki, 'niye sadece benim problemim yapıyorsunuz?' Ben buna karşı çıkan yüksek sesle konuşabilen tek ülke olabilirim ama bu sorun, hepinizin problemi. İstiyorsanız ki; hepinizin problemini sizin aranızda tek başına ben çözeyim, o zaman herkes gelecek, elini taşın altına koyacak, diplomatik tavrını alacak ve o adamlara gerekli yaptırımları koyacak."
Bu kapsamda Türkiye'nin İsrail ile yaklaşık 10 milyar dolarlık ticaret hacmini durdurma kararı aldığını hatırlatan Fidan, bu adımın İsrail ekonomisini doğrudan çökertmekten ziyade güçlü bir siyasi mesaj verme amacı taşıdığını vurguladı.
Bakan Fidan, Avrupa ülkelerinin tarihte ilk defa İsrail'e silah satışına sınırlama getirdiğine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Bu, ilk defa oluyor. Yahudi soykırımı nedeniyle İsrail, Avrupa'nın vicdanında bir yük gibiydi ve bunu da İsrail sonuna kadar sömürdü. Onun için İsrail'e karşı sonsuz tolerans vardı. Şimdi o toleransın kalktığını görüyoruz. İsrail'de radikal politikacılara, özellikle Batı Şeria'da uyguladıkları politika için artık seyahat yasakları getiriliyor, tutuklama kararları getiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve arkadaşlarıyla ilgili tutuklama kararı verdi yani insanlık, uluslararası toplum elinden geleni aslında bir noktada koyuyor."
Avrupa Birliği (AB) içinde de İsrail'e yönelik daha sert tutum alınması konusunda yoğun tartışmalar yaşandığına işaret eden Hakan Fidan, "Ben bundan sonra işlerinin bu kadar kolay olacağını zannetmiyorum. Artık bu kadar kolay gidecek durumda değiller. Kendi gelecekleri yerin sonuna geldiler. İsrail kendi ayağına sıktı. Biz hepsi bunu söylüyoruz. ve Netanyahu, kendi toplumuna yapacağı en büyük kötülüğü de yaptı." dedi.
Türkiye'nin bölgesel sahiplenme vizyonu
Bakan Fidan, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu bölgesel sahiplenme vizyonunun giderek daha fazla karşılık bulduğunu belirterek bölge sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Gazze sürecinde kurulan 8 ülkeli temas grubunun Arap ve Arap olmayan Müslüman ülkelerin ilk kez ortak bir bölgesel inisiyatif geliştirmesine imkan sağladığını belirten Fidan, 8 Aralık 2024'te Suriye'de yaşanan gelişmelerin ardından bölge ülkelerinin sergilediği ortak tutumun da bu anlayışın başarılı bir örneği olduğuna işaret etti.
Dışişleri Bakanı Fidan; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan'ın oluşturduğu dörtlü mekanizma kapsamında çalışmalar yürüttüklerini belirterek bu ülkelerin ilişkilerini geliştirmeyi, bölgesel istikrarı güçlendirmeyi ve ortak sorunlara birlikte çözüm üretmeyi hedeflediklerini söyledi.
Söz konusu 4 ülkenin farklı coğrafyalarda önemli jeopolitik ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Fidan, tüm tarafların ekonomik kalkınma, istikrar ve bölgesel barışa ihtiyaç duyduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunun altını çizdi.
Fidan, ülke liderlerinin bu yönde prensipte mutabakata vardığını ve dışişleri bakanlarına çalışmaları ilerletme görevi verdiğini kaydederek dörtlü mekanizmanın bugüne kadar bu amaç doğrultusunda 4 kez toplandığını aktardı.
ABD ile İran arasında kalıcı bir anlaşma sağlanması halinde bölgenin yeni güvenlik ve düzen mimarisinin nasıl şekilleneceğinin de ele alındığını dile getiren Fidan, bu tartışmayı ilk başlatan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekti.
Hakan Fidan, bölge ülkelerinin önceliğinin, ekonomik kalkınma ve refah olduğunu vurgulayarak, buna karşın terörizm, İsrail'in yayılmacı politikaları ve diğer bölgesel krizlerin istikrarsızlık üreten başlıca sorunlar olmaya devam ettiğini söyledi.
Dörtlü mekanizmanın yalnızca bu 4 ülkeyi değil, etki alanlarında bulunan diğer bölge ülkelerini de dolaylı olarak temsil ettiğini belirten Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu 4 ülkenin bir araya gelip bir konuyla ilgili konuşması bile başlı başına siyasal sembolizm açısından önemli bir aşama teşkil ediyor. Ben, bu aşamanın giderek daha stratejik bir netice verici mekanizmaya evrileceğine inanıyorum açıkçası. Cumhurbaşkanımızın da vizyonu o yönde ama biz hep şunu yapıyoruz; birçok şey meyve vermeden, nihayete ermeden, sonuçlanmadan da çok büyük bir deklarasyonda bulunmak istemiyoruz ama bu yönde çalışmak bizim boynumuzun borcu, bizim en büyük vizyonumuz."
Fidan, Türkiye'nin bölgesel sahiplenme anlayışını yalnızca Orta Doğu ile sınırlı tutmadığına dikkati çekerek "Kafkaslar'da da 3+3'ü hayata geçirerek veya 3 ülkeyle çalışarak aynı şeyi yapıyoruz. Balkanlar'da aynı şeyi yapıyoruz, Afrika'da aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bu, bizim bulunduğumuz stratejik havzalardaki bütün sorunlara yaklaşımımız." değerlendirmesinde bulundu.
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Hakan Fidan: İsrail'e Tolerans Azaldı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?