Kılıçdaroğlu'nu tanık olarak istedi! İmamoğlu Silivri'de iddianameye yüklendi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Kılıçdaroğlu'nu tanık olarak istedi! İmamoğlu Silivri'de iddianameye yüklendi

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Kılıçdaroğlu\'nu tanık olarak istedi! İmamoğlu Silivri\'de iddianameye yüklendi
 Güncelleme: 

Ekrem İmamoğlu, 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 99. gününde Silivri'de savunmasını sürdürdü. CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın alınma sürecine dair iddiaların kendi gözü önünde dönemin genel başkanına anlatıldığını belirten İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuda tanık sıfatıyla dinlenmesini istedi. İddianamedeki 2 milyar dolarlık fon iddiasını da kabul etmedi.

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunmasında, CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın alınma sürecine ilişkin atılan manşetleri ve suçlamaları hatırlatarak, "Benim gözümün önünde dönemin genel başkanına anlatıldı. Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 99. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor.

Savunmasının ilk gününü dün tamamlayan İmamoğlu, bugün savunma yapmaya devam ediyor. Ekrem İmamoğlu, kendileri hakkındaki iddianamenin, Kasım 2025'te gözaltından tam 8 ay sonra yazıldığını, kabul edilmemiş bir iddianamenin, mahkemeye sunulmadan önce yandaş gazetecilere dağıtıldığını savundu.

İmamoğlu, "Bana ise üç ay sonra, 22 Ocak'ta DVD'lerle ulaştırıldı. Rakamlara bakalım: 4.000 sayfa iddianame, 80.000 sayfa ek, cezaevinde haftada iki saat bilgisayar hakkı. Yani ben haftada iki saatte, sayılı haftalarda 84.000 sayfayı okuyacağım ve konuya hakim olacağım. Ben bu işleri anlamam ama 84.000 sayfaya bu işi dökmenin, 4.000 sayfa iddianame yazmanın zaten anlamı ne? Kimse bunu okumaz. Zaten içi boş. Yazdıran da biliyor, yazan da biliyor. İşin içinde ne var, biliyor musunuz? Dün dedim ya, aynaya baktılar, yazdılar. Kendi hayatında ne yapmışsa, ne uygulamışsa 'Yahu, Ekrem de yapmıştır' diye yazdıkları bir iddianamedir bu" diye konuştu. 

TOPRAĞA PARA GÖMMEK GİBİ YÖNTEMLERDEN HABERİM YOK

İmamoğlu, babasının tarlasını niye kazdılar diye düşündüğünü de ifade ederek, şunları kaydetti:  

"Hatta telefonda espri yaptık: 'Yandaki tarlayı da söyle de kazsınlar, belki de ekin ekersin yani. Senin yerine orayı da tarasınlar.' Adamın kuyusuna niye bakarlar? Para arıyorlarmış! Kapalı yazdıkları kapıları kırıp içeri giriyorlar. Bunu yazanlardan şüphe etmeye başladım. Yazanlardan ve yazdıranlardan şüphe etmeye başladım. Bu yöntemleri bilenler yapabilir bu işi. Ben bu yöntemleri bilmem. Benim böyle yöntemlerden haberim yok. Yazdıktan sonra para gizlemek, toprağa para gömmek, kuyunun dibine altın koymak… Çok mu merak ediyorum yani? Avrupa ülkelerinde hesap açtırmak! Offshore'da hesap açtırmak! Vallahi ben bilmem. İsviçre'de, Lüksemburg'da veya bilmem hangi adalarda, şurada burada bu hesaplar nasıl işler, ben bilmem."

Ekrem İmamoğlu, babasıyla ticaret yaparken 1994, 1997, 2001 ve 2008 ekonomik krizlerinde çok sıkıntı çektiklerini anlattı. Ticaret yapmayı sevdiklerini ama parayı sevmediklerini söyleyen İmamoğlu, "Bu parayı sevenler, bu işi nerede saklıyorsa, ne yapıyorsa demek ki bir yöntem biliyorlar. Buraya yazmışlar ama bizimle ilgisi yok. Olmadığı da ortaya çıktı zaten. Çünkü yok, yok" dedi. 

İDDİANAME BİR MANŞETÇİNİN KALEMİ

Duruşmaların 9 Mart'ta, yani tutuklanmalarından bir yıl sonra başladığını, hala insanların neyle suçlandığını öğrenemediğini söyleyen Ekrem İmamoğlu, şöyle devam etti:

"İddianameyi okuyan herkes bir şeyi hemen fark eder: Bu metin, bir hukukçunun değil, bir manşetçinin kalemidir. 'Ahtapotun kolları', 'güç zehirlenmesi', 'gasbetti' bile deniyor. Böyle bir suçlama yok ama. Çünkü bu kelimeler mahkeme için değil, ekran için yazıldı. Seviyorlar. Bu işi seven basın mensuplarını yanlarında taşımayı da seviyorlar. Ama ağır yük oldu kendisine. Peki, bu iddianame neye dayanıyor? Bunu ben söylemeyeceğim, iddianame kendisi söylüyor. Örgüt şemasının hemen üstündeki cümle şöyle: 'Soruşturma kapsamında elde olunan başka etkin pişmanlık hükümlerinden başta, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan örgüt mensuplarının beyanları olmak üzere, tüm deliller bir arada nazara alındığında…' Başta belge değil, bakın. Başta banka kaydı değil. Başta dinleme değil. Başta itirafçı! Yani 'mış, muş'. Demiş, söylemiş. Bu binanın temeli bu kelime. O temelin nasıl döküldüğünü de biraz önce anlattım. İddianame bir şeyi daha kendi ağzıyla itiraf ediyor. Bir eylemde benim için 'Doğrudan talep eden kişi olmasa da…' diyor. Birçok olayda, yapılmamış olduğunu kabul ediyor: 'Her ne kadar bu eylemde yer almasa da…' ve benzeri ifadeler kullanıyor. Talep eden değil, anlaşan değil, eylemde yok ama cezanın başına o ismi yaz! Bu şekilde davranılan birkaç isim daha var."

Ekrem İmamoğlu, dosyada tek bir banka dekontu, para izi, talimat yazısı, ses kaydı, görüntü bulunmadığını, tek bir "gözümle gördüm" diyen tanık olmadığını ifade ederek, "Ama her arkadaşımın ve benim tarafımızda tapular var, faturalar var, noter belgeleri var. Açıklamalarında ada, parsel, proje var. Banka havaleleri var, Hazinenin izinleri var, Sosyal Güvenlik Kurumunun 'borcu yoktur' yazısı var, İBB Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararlar var, MAPEG Genel Müdürlüğünün yazdığı yazılar var, Enerji Bakanlığının aldığı kararlar var. Hepsi var! Öbür tarafta 'mış, muş'. Belge bizde, dedikodu onlarda. Bu davanın bütün hikayesi bu dört kelime: Belge bizde, dedikodu onlarda" ifadelerini kullandı.

İddianamenin tümüyle siyasi saiklerle başladığını söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Eylemleri bir kenara koyalım. Rüşveti, ihaleyi, ruhsatı, raporu bir kenara koyalım. Geriye ne kalıyor? Aslında tümüyle siyasi bir hikaye. Bu dava siyasidir. Tekraren söylüyorum: Bu dava siyasidir. İddianame bu hikayeyi saklamıyor da. Kendi eliyle dokuz başlıkta yazıyor: Bir partiyi ele geçirmek ve cumhurbaşkanı adayı olmak. Suç! Kurultay ve il kongresi, parti binası, gazeteciler, seçmen verisi, casusluk, ilçe adayları, iştiraklerle adayların eşleştirilmesi, en sonunda da o partinin kapatılması için Yargıtay'a bile bildirim yapan bir iftiraname. Tam bir komedi, tam bir safsata! Dokuzunu da iddianamenin kendi cümlesiyle okuyacağım. Her birinin karşısına bu salonda söyleneni koyacağım. Hükmü milletimiz verecek. Ama bu parayı sevenler, bu işi nerede saklıyorsa, ne yapıyorsa demek ki bir yöntem biliyorlar. Buraya yazmışlar ama bizimle ilgisi yok. Olmadığı da ortaya çıktı zaten. Çünkü yok, yok!

KILIÇDAROĞLU TANIK OLARAK DİNLENSİN

CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın alınma sürecine ilişkin atılan manşetlere ve suçlamalara değinen Ekrem İmamoğlu, "Benim gözümün önünde dönemin genel başkanına anlatıldı. Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum" dedi.

İddianamede, "Şimdiki hedefimiz Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı olmasıdır. Nasıl ki partinin ele geçirilmesi için fon oluşturuldu…" şeklinde bir alıntının yer aldığını ifade eden İmamoğlu, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 2 milyar dolar fon topladığının iddia edildiğini belirtti. 

FONU BURADA ÖĞRENDİM

Ekrem İmamoğlu, şöyle konuştu:

 "Fon! Ben hayatımda fon diye bir şey demedim, bilmiyorum. Fonu burada öğrendim. 'Ve bu hususta başarılı olunmuşsa şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimi için büyük bir fona ihtiyacımız var. Bu fona katkı verenler abat olacak.' Vallahi bunu, bu işi yapmış olan biri yazar. Ben bilmem. Bak, yapmış olan biri yazar mı? ya da yazdırır. Tarihe dönün, bakın; vallahi bulursunuz onu. Ben bulamam, ben cahil kaldım. Şu metni, bu işi yapmış olan ya da yaptırmış olan biri yazmıştır. ya da şu fon meselesinde milyarlar döküldü ya, onun arkasında kim varsa bunu da o yazdırmıştır. Birebir aynı kişi. Çok net bir metin yani. Benim ne aklımdan böyle bir şey geçti ne fikrimden geçti ne de böyle bir hedefim var. Yaradan şahit, arkadaşlarım şahit. Bu cümleyi kim, kime, nerede, hangi tarihte söylemiş ya? Hangi fon? Hangi hesap? Hangi banka? Günü geldiğinde bunu yazana soracağım. Allah bana o günleri gösterecek. Soracağım, soracağım. Vallahi, 'Şunu hangi kafayla yazdın? Ne yediniz siz?' diye soracağım. İnşallah o günleri göreceğim. 

Kim kimin katili demiş? Kim abat olmuş? Arkasında dekont yok, hesap hareketi yok, tarih yok, fon yok; fonun kendisi yok. Yok, yok. Aylarca manşetlerde 2 milyar dolar diye bir şey gezdi. Neymiş efendim? Seçimi kazanmamız için en az 2 milyar dolar gerekiyormuş. Vallahi benim aklımdan ne 2 milyar geçti ne 2 milyar dolar geçti ne de 2 milyar dolarlık fon geçti. Demek ki bunu bilenler, 2 milyar dolarlık fonla bu işi yapmışlar, geçmişler. Acaba kim? Allah Allah! Milletimiz düşününce bunu bulacak. Ben bulamam, ben cahilim. Ben bilmiyorum. Demek ki birileri bunu böyle yapmış. 2 milyar dolarlık fon lazımmış. Benim bildiğim, sandıkta milletin oyu lazımdır. İstanbul'da sokak sokak nasıl gezdiğimi de Allah biliyor. Kimse şans vermedi. Zatımuhterem, ülkenin Cumhurbaşkanı, 'Kıyıda köşede kalan ilçenin belediye başkanını mı cumhurbaşkanı seçeceksiniz? Binali Yıldırım'ı mı, Sisi'yi mi seçeceksiniz?' dedi mi? Dedi. Ne yaptı? O kıyıda köşede kalmış ilçenin, tümüyle samimiyetiyle ve projesiyle milletin önüne çıkan Ekrem İmamoğlu seçimi ka-zan-dı. Nokta. Ben bunu bilirim yani. Bağcılar'ın sokaklarında başladım ilk siyasi gezime. İlk 15 gün, partinin iktidar olduğu hiçbir ilçeye gitmedim.

2 milyar fon! Kim demiş? Sarp Yalçınkaya diye bir adam. Ben tanımam, etmem. O ondan duymuş, o ondan duymuş, o ondan duymuş, o da ondan duymuş. 'Muş, muş, muş, muş.' Dört katlı bir dedikodu. Ah, ah! Şimdi bu zincirleri kurarak, buradan işlemler yaparak, süreçleri çözdüm diye… Herhalde bir savcı bir şey yazıp koşarak Başsavcının önüne gidiyor: 'Nasıl oldu efendim, bir baksanız. Bu yalan iyi mi oldu?' Ondan sonra Başsavcı alıyor, 'Yok, yok, sen buna bir daha bir şeyler daha ekle' diyor, savcı gidiyor, tekrar koşuyor. Herhalde böyle yani. Sözüm ona bu fon rakamının geçtiği isimlerin arasında Murat Gülibrahimoğlu denen bir iş insanı var. Burada rakamları tek tek yukarıdan aşağı döküldü. Rakibimin kampanyasına 42 milyon yatırmış. 42 milyon, 2024'ün rakamlarıyla, yani üç sene önceki rakamlarla 42 milyon. Daha sonraki maddelerde bundan biraz bahsedeceğim. Milyonlarca lirayı, 42 milyonu yatırdığı kişi Murat Kurum. Ben değilim. Gak guk dediler. 'Ya, o öyle değil de…' falan filan! Bırak gak guku! Benim cumhurbaşkanlığı fonumu toplayan adam böyle yapacak, siz de buradan bir yalan uyduracaksınız, o yalanı da millete yutturmaya çalışacaksınız. Hadi oradan! Vasatlık kokan insanlar!"

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    Yorumlar (1)

  • Behlül Kaçar Behlül Kaçar:
    Bu ülkenin bu halde olmasının en büyük nedeni kılıçdaroğlu bence, bumerang gibi 0 0 Yanıtla
  • SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.