Dervişoğlu: Erken seçim ile Anayasa’nın arkasından dolanmak ihanettir - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dervişoğlu: Erken seçim ile Anayasa’nın arkasından dolanmak ihanettir

19.06.2026 12:44  Güncelleme: 13:56

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, erken seçimin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniden adaylık yolu açmak için Anayasa’nın arkasından dolanmak olduğunu söyledi. Ayrıca CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararının bir iç mesele değil, iktidarın seçim stratejisi olduğunu vurguladı.

(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, erken seçim tartışmalarına ilişkin, "Cumhurbaşkanı görev müddetini tamamlamış ve görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala 'Bu Anayasa erken seçimle bana yeniden adaylık hakkı veriyor' derse Anayasa'ya konulmuş maddeye ihanet edilmiş olur. O maddenin arkasından dolanmış olur. Peki aday olabilir mi? Olabilir. Ama o zaman da herkesin siyasi namusu sorgulanır" dedi. Dervişoğlu, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararının "CHP'nin iç meselesi olmadığını, doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesi olduğunu" vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV ekranlarında Tülay Öçten ve Engin Yılmaz'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP Kurultayı'nın "mutlak butlan" gerekçesiyle iptali ve tedbir kararını değerlendiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Ben burada bir siyasi partinin iç meselesiyle alakalı olarak görüş beyan etmekten ziyade hukuk, demokrasi ve adalet boyutundan bakarak meselenin değerlendirmeye açık hale getirilmesinden yanayım. Çünkü konuya bir siyasi partinin iç meselesi penceresinden bakarsanız hukuku ıskalarsınız, demokrasiyi ıskalarsınız, adaleti ıskalamış olursunuz. Sadece bir siyasi partiye değil, nereye olursa olsun belediyeler olabilir, şirketler olabilir; bazı özel alanların, hükümetin uygulamaları ile kamulaştırılmasına ve onların başlarına kayyum atanmasına karşı bir duruş sergiliyorum. En başında bir tehlikeye işaret etmiştim. Bir siyasi partinin iç meselesiymiş gibi bir kanaat oluşmasını sağlamaya çalışıyorlar. Dediğim tehlike kendini gösterdi. Hukuk unutuldu, adalet unutuldu, demokrasi unutuldu; olup bitenler CHP'nin iç meselesiymiş gibi sunulmaya çalışılıyor."

"ANA MUHALEFET PARTİSİNİN İÇİ İKTİDAR GÜCÜYLE DİZAYN EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR"

Ana muhalefet partisinin içi iktidar gücü ve kudretiyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu durum demokrasi açısından kabul edilebilir değildir. Üç buçuk yıl önce kongresini yapmış bir siyasi partiye bir hukuk mahkemesi kararıyla kayyum atanamaz. Benim ne Sayın Kılıçdaroğlu'yla bir husumetim var, ne de başkalarına karşı yanlarında saf tutabilecek kadar sempatim var. Neticede iki farklı siyasi partiyiz. Dolayısıyla meseleye Sayın Özgür Özel ya da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu penceresinden bakmıyorum. Ben demokrasi penceresinden, hukuk penceresinden, adalet penceresinden bakılması gerekliliğine sürekli vurgu yapıyorum. Ayrıca iktidar gücüyle siyasetin dizayn edilmesine, şartların onların stratejilerine göre tanzim edilmesine karşı da bir duruş sergiliyorum. Satranç iki kişiyle oynanır ama bu satranç oyununda çok kişinin dahil olduğu bir ortam var. Dolayısıyla iki kişi tarafından oynanmıyor. İktidar partisi bir tarafında, onun denetiminde olduğu söylenen mahkeme başka tarafında. Burada ezilen demokratik haklar, hürriyetler ve talepler oluyor."

"KENDİNİ DEVLET KABUL EDEN YAPILAR HER ŞEYİ KAMULAŞTIRAVİLECEKLERİNE İNANIRLAR"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerini hatırlatan Dervişoğlu, şöyle devam etti:

"Eğer böyle bir rejimle yönetilirsiniz. Devlet partileşir, parti de devletleşir. Bu durum uzun zamandır işaret ettiğim bir tehlikedir. Kendini devletleşmiş kabul eden yapılar da önüne gelen her şeyi kamulaştırabileceklerine inanırlar. Dolayısıyla siyaseti kamulaştırmaya çalışıyorlar. Bunlar partimizin hem kuruluş aşamasında hem de kurulduktan sonra sık sık karşı karşıya kaldığı durumlar aslına bakarsanız. Bugün yapılmaya çalışılan şeyler, 'Ben her şeyin sahibiyim' psikolojisinden kaynaklı olarak, 'Her şeyi de istediğim gibi dizayn ederim' deyip halk üzerinde baskı kurmaya ve onların oy kullanma tercihlerini etkilemeye yönelik adımlar olarak değerlendiriyorum. Benim en büyük korkum ve endişem bu durumun CHP'nin iç meselesidir diye kamuoyuna yutturulmasıdır. Altını çizerek söylüyorum, bu CHP'nin iç meselesi değildir. Doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı, seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesidir. Halk da bunu böyle görüyor. Kamuoyu da böyle değerlendiriyor. Milli vicdan da böyle onaylıyor. Dolayısıyla bildiğimiz bir şeyin, farklı bir şey varmış gibi tanımlanmasına vesile olabilecek açıklamalardan kaçmaya çalışıyorum."

"MEŞRUYETİNİ MİLLETTEN ALMAYANI SİYASİ MUHATTAP KABUL ETMEM"

Meşruiyetini milletten almayanı siyasi muhatap kabul etmem. Siyasetin gereği budur. Bu durum kişilerle olan özel hukukumdan kaynaklı bir durum asla değildir. Siyasi muhataplığı kastediyorum. Bir siyasi partinin 3 buçuk yıl önce yapmış olduğu kongrenin iptal edilmesi ve eski yönetimin yeniden iş başına getirilmiş olması halini, hukuka ve demokrasiye uygun bulmuyorum.

"BEN HUKUKUN DEMOKRASİNİN VE HALKIN YANINDA OLACAĞIM"

Sayın Kılıçdaroğlu makamını Sayın Özel'e çiçeklerle emanet etmiştir ama CHP'nin içinde birtakım dalgalanmalar söz konusu olmuştur. İktidar da stratejisini yaşama geçirebilmek üzere argüman biriktirmiştir. Onları da bir mahkeme kararıyla yaşama geçirmek suretiyle CHP'nin içini dizayn etmeye çalışmıştır. Bu söylediklerim afaki olaylara bakarak kurduğum cümleler diye görülmesin. Sonuçlarına bakılarak değerlendirilsin. CHP'nin içinde yapılan müdahaleye bağlı olarak şu anda bir bölünme yaşanıyor. Müdahalenin taraflarının dışında müdahaleyi tanzim edenlerin böyle bir planı var diyorum. Bu da siyaseti dizayn etmeye yönelik bir şey. Böyle bir durumda İYİ Parti olarak ve şahsen ben Müsavat Dervişoğlu olarak hukukun, demokrasinin ve halkın yanında duracağım"

"SEÇİMİ BİR AY ÖNCEYE ALMAK ANAYASA'NIN ARKASINDAN DOLANMAK ANLAMINA GELİR"

Erken seçim için 2028 yılının Nisan ayına işaret edildiğine dikkatİ çeken Dervişoğlu, "Seçimin tarihi zaten 14 Mayıs. Dolayısıyla onu bir ay önceye almak, Anayasa'nın arkasından dolanmak anlamına geliyor. Anayasa'da cumhurbaşkanı iki defa seçilebilir deniyor. Sayın Erdoğan zaten 3 defa seçildi. Şimdi dördüncü defa seçilebilmesinin önünü açabilmek için Anayasa'yı değiştirmedikten sonra erken seçim yapmak zarureti ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu Anayasa'nın arkasına dolanmak suretiyle, yeniden cumhurbaşkanlığının önünü açabilecek adım da erken seçimle mümkün olabilmektedir. 'Seçim zamanında yapılacaktır' demek, 'Cumhurbaşkanı bir daha aday olamaz' demekle eşdeğerdir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim tartışmalarıyla ilgili açıklaması hatırlatılan Dervişoğlu, "'Arasında saat farkı bile yoktur' diyor. Bu aslında anayasa tanımazlık anlamına geliyor. 'Biz halka ne söylersek ne istersek onu yaparız' demek anlamına geliyor. Şimdi yapılmak istenen şey şudur; erken seçim sayılmayacak bir şeyi erken seçim diye halka yutturmak arzusundalar. Bunun kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Ayrıca 'Erken seçim cumhurbaşkanına bir kere daha seçilebilme hakkı verir' maddesi hangi gerekçeyle konulmuştur? Bunun doğru anlaşılması gerekir. Türkiye 2024'te erken seçime giderse bir daha aday olma hakkına sahip olabilir. Ama görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala planlanmış bir erken seçim, ona bu Anayasa'ya göre bile o hakkı vermez. Bu durum vatandaşı kandırmak olur. Kanunun arkasına dolanmak olur. Anayasa'yı görmezlik olur. Anayasa'nın tanıdığı hakları, kişisel hırs ve ikbal arzusuna göre kullanmak olur" diye konuştu.

"360  ÇOĞUNLUĞU BULABİLİRLER"

TBMM'de Meclis'te 360'lık çoğunluğun yakalanıp yakalanmayacağı sorulan Dervişoğlu, "Bulabilirler. Birtakım tavizleri, bir takım siyasi partilere verirlerse; onların parlamento desteğini alabilirler. Meclis içindeki aritmetiği transferlerle değiştirerek bunu temin edebilirler. Bunların hiçbiri de hukuki yol ve yöntemlere dahil değildir. İsyanımız buna zaten. Parti içi dengeleri ortadan kaldırabilecek, parlamento içindeki dengelere halel getirecek transfer uygulamaları da yapılıyor. Onları da görüyoruz. Biz de her alanda demokrasinin namusunu korumaya çalışıyoruz. Neyin altında kalırsak kalalım, demokrasiye zarar vermemek, parlamentonun manevi şahsiyetine zarar vermemek, dolayısıyla da vatandaşımızın beklentisinin hilafını adımlar atmamak için çaba sarf ediyoruz. Cumhurbaşkanı görev müddetini tamamlamış ve görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala 'Bu anayasa erken seçimle bana yeniden adaylık hakkı veriyor' derse Anayasa'ya konulmuş maddeye ihanet edilmiş olur. O maddenin arkasından dolanmış olur. Peki aday olabilir mi? Olabilir. Ama o zaman da herkesin siyasi namusu sorgulanır" ifadesini kullandı.

"MİLLİ GÜVENLİK KURULU'DA PKK'NIN BÜTÜN UNSURLARI TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK ANILIYOR"

Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında yaşanan gelişmelere ilişkin bir soru üzerine Dervişoğlu, şuyle konuştu:

"Milli Güvenlik Kurulu'nun yakın zamanda yaptığı bir toplantı var. O toplantıda PKK'nın bütün unsurları hala terör örgütü olarak anılıyor ve dış takiplerinin yapılmaya devam ettiği söyleniyor. Dış takipten kasıt, örgütün farklı ülkelerdeki türevlerinin silah bırakma süreçleriyle alakalıdır diye değerlendiriyorum. Bu pencereden baktığınızda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın beyanına da kulak vermeniz gerekir. 'Rejime karşı ayaklanmak üzere İran Kürtlerine silah verdik. Onlar silahları kendilerine ayırdılar' diyor. Demek ki yaşadığımız coğrafyada örgütün. silah bırakması durumu söz konusu değildir. Dolayısıyla ilk şart olan örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakması hali şu an itibariyle geçerli değildir. Devletin değil ama devleti yönettiğini zannedenlerin bir pazarlığı varsa o pazarlık boşa çıkmıştır demektir. Örgüt silah bırakmamıştır, emellerinden de vazgeçmemiştir. Varlığını sürdüren ve hala Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti açısından derin bir tehdit oluşturan örgütün beklentilerini karşılayabilecek bir düzenleme arayışına girmek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne büyük bir ihanet olur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birilerine karşı yerine getirmekle mükellef olduğu bir görevi yoktur."

"ÖCALANA ÖZGÜRLÜK MİTİNGLERİN DÜZENLENMESİ TÜRKİYE'DE NELERE SEBEP OLACAK DÜŞÜNMEK GEREKİYOR"

Türkiye'nin aklını başına alarak, müzakere gibi anılan bu süreci sonlandırması icap ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde 50 bin insanımızın katiline özgürlük mitingi düzenlenemez. Dünyanın hiçbir ülkesi buna müsaade edemez. Devletin himayesinde meşrulaşma çalışmalarının yapılmasına rıza gösterilmesini de hiç kimse bekleyemez. 27-28 Haziran tarihlerinde ülkenin 4 ayrı vilayetinde mitingler düzenlenecekmiş. Bunlar devlet himayesinde mitingler olarak tarif edilebilir. Bir katile özgürlük arama, bir devlet düşmanına özgürlük arama mitinglerine devletin müsabakayla yaklaşmış olması milletin yüreğini incitir, vicdanını yaralar. Bunu kim kabul edebilir? 'Bir kök yasa taslağı hazırlayalım. İmralı'ya götürelim ve onayını aldıktan sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine taşıyalım' diyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kim yönetiyor ya da yönettiğini zannediyor olursa olsun; bu doğru bir yöntem midir ve kabul edilebilir mi diye düşünmek gerekiyor. Bütün bunların yanında bir de özgürlük mitinglerinin düzenlenmesi Türkiye'de neye sebep olacak onu da düşünmek lazım. Türkiye'de yaşayan Kürtleri, Abdullah Öcalan'ın tebası haline dönüştürüyor.

"HERKESİ 27 HAZİRAN CUMARTESİ GÜNÜ TANDOĞAN MEYDANINA BAYRAK AÇMAYA BEKLİYORUM"

Ben de Müsavat Dervişoğlu olarak bu ülkede yaşayan herkesi cumhuriyetin eşit vatandaşlık şuurunda buluşturmaya gayret ediyorum. 27 Haziran'da haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, çektiğimiz çilelere, yaşadığımız ihanetlere karşı Tandoğan Meydanı'nda bir miting düzenleyeceğiz.  Bütün vatandaşlarımızı, milletimizin aziz fertlerini 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'nda benimle birlikte bayrak açmaya davet ediyorum."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Dervişoğlu: Erken seçim ile Anayasa’nın arkasından dolanmak ihanettir - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement