(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal edilmesine ilişkin kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde itirazımızı Yargıtay'a yaptık. Yarın YSK'ya başvuracağız. Başvurularımızın en acil, en hızlı şekilde ele alınarak, YSK'nın kendisine münhasıran tanımlanan sorumluluk alanına sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz" dedi. Süreci "darbe" olarak değerlendiren Özel, sonuna kadar direneceklerini ifade etti.
İstinaf'ın CHP 38. Olağan Kurultayı'nı iptal etmesinin ardından, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplanan MYK, 5 saat sürdü. Toplantı sonrası CHP Genel Merkezi'nde kameraların karşısına geçen Özel, açıklamalarda bulundu.
Özel, "Demokrasi, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi 'Milli irade, milli irade, milli irade' derken, kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyorlar. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. İlçe, il, genel merkez, çarşaf liste. Herkes seçeceği her birine tek tek oy vererek seçiyor. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, milletin kendilerini seçtiğinde buradan meşruiyeti alıp, yere göğe sığdıramayıp, milli iradeyi baş tacı edenler bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerli bir ettiler" dedi. Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferi ile hiçbir zaman barışamadılar. Hiçbir zaman bunu hazmedemediler. Maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart 2025'te sivil darbeye kalkıştı. Onu sandıkta dört kez yenen, 15,5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25,5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu. Bize kenardan, sağdan, soldan, açıktan, grup toplantısından 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak. Ankara'ya dön. Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.' Oturmadık o koltukta. Oturmayacağım o koltukta. Hani beni bir koltuktan kaldırmaya çalışıyorlar ya. Onlara söylüyorum, oturmayacağım koltuk; mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Ben partimin Genel Başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, partimin Cumhurbaşkanı adayını Cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuklarında oturtmak için mücadele ediyorum. Reddediyorum… Konforlu muhalefet partisi Genel Başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Sarayın icazetiyle, yargısının açtığı yolla o koltukta oturmadım. Oturmam. Kimse oturmamalıdır. Bu millet kendine rağmen kimseyi o koltuğa oturtmaz."
Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak, kazanacak bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme. Kendisi bir yerlere heves edip, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı göstermek yerine kendini aday göstermeme ya da o aday olamıyorsa onun yerine 'Fırsat bu fırsat ben varım' deyip bir ihtiras koymak yerine; 'En doğru adayı bulurum. Amacım partimi iktidar yapmak, mağdurun, mazlumun yüzünü güldürmek' demek suçundan da halen daha saldırı altındayım. Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim, 'Ben aday olurum, Ekrem gitti' deseydim, Ekrem'e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar. Şu anda siz de evlerinizde rahattınız, ben de bu koltukta rahat oturuyordum. Ama ben o değilim, biz o değiliz. Bu yüzden bugün koltuğundan, makamından geldikleri görevlerden edilmek istenenler, kendileri ile ilgili ihtirasları, hevesleri değil; milletle ilgili kararlılıkları olanlardır. 20 bin lira emekli maaşına mahkum edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşını almasını, asgari ücretin 39 bin lira olmasını savunanlar; bu hayallerinden vazgeçseler maaşlarını alıp bu koltuklarda onlarca yıl oturabilirler. Yaşımız müsait. Bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor rejim. Onu rahatsız etmeden, kendi rahatımı düşünerek. 50 yaşındayım ben, 51. 30 sene oturabilirim o koltukta. Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunun tadını çıkaran Genel Başkanlara değil; muhalefette olduğu her günden ıstırap duyan, bu milletin sorunlarını çözecek bir iktidarı kuracak bir Genel Başkana ihtiyacı var.
Net söylüyorum. Mesele ne Özgür Özel meselesidir, ne de Değişim Kurultayı'nın göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. Şahsi çıkarlarımızı reddederek, her türlü kirli teklife 'Hayır' diyerek, her türlü işbirliği teklifine içeriden - dışarıdan 'Hayır' diyerek, doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik biz. Bu mesele bizim değil, milletin meselesidir. Bu savaş bize değil, millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır. Bu darbe milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Atatürk'ten emanet Cumhuriyet'in en büyük kazanımı olan sandığa, seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart'ta Cumhurbaşkanı adayına, 21 Mayıs'ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Mesele, bu darbeye teslim olup olmama meselesidir. Bu kararın mağduru millettir ve maalesef çok daha ağır bedeller ödeyecektir. 86 milyondur bunun mağduru. Geçen sene 19 Mart darbesinin 60 milyar dolarlık kaybının nasıl düşmekte olan enflasyonu tırmandırdığını, hayat pahalılığını nasır körüklediğini, İran savaşına da nasıl bizi hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken, karar yarın piyasalar kapanacakken yüklenecekken ama bir grubun, endişeli bir grubun Erdoğan'a koşup 'Yapmayalım, etmeyelim. Aman ha' derken, 'Eyvah Erdoğan'ı ikna ederlerse' diye bugünden kararı 16.30'dan yükletenlerin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Resmi rakamlar arkadaşlar. Yarın herkesin izleyeceği, piyasa oyuncularının, piyasadaki yetkili kuruluşların verdiği rakam yarım saatte borsadaki o yüzde 8,5'lik düşüşle birlikte yakılan rezerv 10 milyar dolardır. An itibari ile vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için en dipten satıcı vardır, alıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Yarın böyle bir felakete uyanacak. Bunun için yakılacak her rezerv milletin gelecekte daha pahalıya et, daha pahalıya süt, daha pahalıya ekmek, çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması ve artık alamaması sonucunu doğuracaktır. Bunların hepsi 19 Mart'taki o akılalmaz, vicdansız, hesapsız - kitapsız darbecilerin 'Biz Ekrem'i içeri attık ama onun hırsızlığına kimseyi ikna edemedik, yolsuzluğuna ikna edemedik, ajanlığına ikna edemedik. Çünkü CHP'yi durduramadık. CHP'nin belini kıramadık. Özgür Özer'in belini kırmalıyız, CHP'nin belini kırmalıyız ki orada yatan masumların üstüne beton dökmemeliyiz. O da seçenek olmaktan çıksın. CHP'de seçenek olmaktan çıksın…
Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir. Erdoğan CHP'yi AK Parti'nin butlan kollarına yönettirme niyetindedir. Cumhuriyet Halk Partisi tüm darbecilere, tüm işbirlikçilerine, ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır. Şunu herkes bilsin ki Cumhuriyet Halk Partisi, bugün kendisini savunma peşinde değildir, Özgür Özel kendisini savunma peşinde değildir. Bunu yapacak olsak bu imkanlar vardı, hepsini elimizin tersiyle ittik. Cumhuriyet Halk Partisi bugün kurduğu Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandıktaki değişime umut bağlamış 10 milyonları, bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır. Siyasi partiler, anayasanın 68'nci maddesine göre demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Siyasi partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri, kongreleri ve kurultaylarıdır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku vardır, itiraz süreleri vardır. Seçim hukukunun dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması Yüksek Seçim Kurulu'nu yok saymaktır. Seçim hukuku güvencesini yok saymaktır. Artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. Çünkü bir asliye hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirme, istediğini bindirme yetkisi tanımlanmaya çalışılmaktadır. Mücadele edilen meselenin kendisi de budur. Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılması da içerecek şekilde Yargıtay'a harcını da yatırarak süresi içinde yaptık. Yarın Yüksek Seçim Kurulu'nun bize vermiş olduğu, İstanbul'daki kayyım kararlarının üstüne, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için Yüksek Seçim Kurulu'na başvuracağız. Yüksek Seçim Kurulu'na yaptığımız başvuru, Yargıtay'a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK'nın Anayasa'da 79'ncu maddede kendisine münhasır tanınan görev-sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.
Şu kadarını söylemem lazım, bu gece, Türkiye demokrasisi açısından bir kara gündür. Ama bu gecenin bir felaket, bir matem gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Elbette bir yanda; butlana toplumdan verilmeyen destek, boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık çurpuk açıklamalar. Bir tarafta; partisine sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkanlar ve bu Ankara ile sınırlı değil, 81 ilde, tüm ilçelerde ışıkları yanan, önü dolan, sokaklara taşan, yürüyüşler yapan demokratlar, Cumhuriyet Halk Partililer ve onlarla dayanışmaya gelmiş demokratlar. Özellikle şu ana kadar bu hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren ve bizimle dayanışma içinde olan tüm siyasi partilerin. Hepiniz takip ettiniz, tamamı telefon açtı genel başkanların. Dönemediklerim var birkaç tane. Bu açıklamalardan sonra kendilerine döneceğim. Sosyal medya paylaşımları, bütün programlar kesildi, merkez yönetim kurulları toplantıya çağrıldı. CHP'ye sahip çıkmaya koşmuyor diğer siyasi partiler. CHP'nin de kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zemine sahip çıkıyorlar. Bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından telaşla ve bir basın toplantısıyla savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kendi içinde yaşadığı ve kıymetli gördüğüm bir sessizliğin, yarın demokrasiden yana bir tavıra evrilmesi ihtimali çok düşük bir ihtimal olmakla birlikte, bizim için değil; kendileri için, gelecekleri için, kendilerini de yok edecek, insan yiyen, demokrasi yiyen, siyasetçi yiyen bu yamyam virüse karşı bir tedbir almaları ihtimali çok kıymetlidir. Yoksa o virüs, muhalefeti yiyince doymaz. Aynı apartmandayız. Bizim ev yanarsa, apartman yanar. Biz bir ormanda yaşıyoruz. Bizim ağaç yanarsa, orman yanar. Bunca yıl iktidar olup da şimdi gelinen noktada savrulunan nokta, fevkalade tehlikelidir. Muhalefet bugün akşam gösterdiği dayanışmayla öyle sınıfı falan geçmemiştir. Öyle yazan-çizen var. Muhalefet tarihe geçmiştir bu akşam. Şanlıurfa Barosu'nun ilk açıklamayı yapması ve takip eden Türkiye'de onlarca baronun peşi sıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin peşi sıra yaptıkları açıklamalar bu geceyi bir matem, bir yas, bir kara geceden bir umut gecesine hızlı şekilde dönüştürmüştür.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin elbette bu darbeye karşı bir direnci, bir eylemliliği, hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla çalışılıp, bütün paydaşlar açık tartışılacaktır. Ama herkes şunu bilsin ki; Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye, bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Zira, bizim sözümüz seçimlerden önce 'Bu binanın ışıkları, bu seçim akşamı sönmeyecek, sabaha kadar yanacak' olmuştu. '81 il başkanlığımızın ışıkları sönmeyecek, sabaha kadar yanacak' olmuştu. 'Kadın Kolları, tülbenti sirkeye basıp başına sarıp, karanlık odada uyumaya çalışmayacak, o tülbenti mutluluktan sallayacak' olmuştur. Bu gece, seçim akşamı ışığı açık tutanların, sabaha kadar ışıklarını açık tuttuğu ve gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir. Buradayız, bu darbeye sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum. İki tarafa da. Birisi, Sayın Erdoğan'ın çok tekrarladığı, zaman zaman tekrarladığı bir ayeti hatırlatırım. Erdoğan'dan bunu duyduğunda bu ayeti Erdoğan'dan duyduğunda duygulananlara, bugün de bu ayeti duyup duygulanıyorsanız umut vardır. 'Onlar sana tuzak kurarken Allah da karşı planlar yapıyordur. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.' Bunu Erdoğan'ın ağzından duyup da 'ya' diyenlere bunu bir sefer de bir düşünün bakalım. Bu yapılan size, partinize, seçtiklerinize yapılsaydı ne hissederdiniz? Diğer yandan bir diğer temenniyi de bir diğer taraftan bir başka duyguyla ifade etmek isterim. Yolumuz yolsuzluğa, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin inşallah. Sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, teslim olmamaya, bir arada durmaya ve çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya, tepki yükseltmeye davet ediyorum.
Yarın bir aklıselimin hakim olmasını, yanlışın üstüne yanlışla gidilmemesini, ülkenin geleceğinin karartılmamasını ümit ediyorum. Buradan sonra CHP'yi savunmak, bu partiyi savunmak rekabetli bir seçimi savunmaktan başka birşey değildir. Bizi teslim alırlarsa gelecek sandığı şimdiden teslim almış olurlar. O yüzden teslim olmayacağız. O yüzden gösterilen her dayanışmanın çok kıymetli olduğunu bir kez daha ifade veriyorum. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Biz müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmak yerine her şeyi göze almışız ama müesses nizamı değiştirip mağdurların, mazlumların, emeklinin, emekçinin, çiftçinin ve gençlerin iktidarını kurmak üzere risk alıyoruz. Kendi konforlu koltuklarımızı, 'Akıllı ol, otur' diye teklif edenlere 'Biz bu koltukları reddediyoruz, sadece ve sadece milletimizden yetki ve milletimizden destek bekliyoruz' diyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız."
Özel, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Son Dakika › Güncel › Özgür Özel: Seçimlerin Felakete Dönüşmemesi İçin Mücadele Ediyoruz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?