DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4 - Son Dakika

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4

7 gün önce

GAZİOSMANPAŞA'DA TIR'IN ALTINDA KALAN ÇOCUK ÖLDÜ (1)Şahin BOZKURT/ GAZİOSMANPAŞA'da TIR'ın altında kalan 5 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-4, System.String[]

GAZİOSMANPAŞA'DA TIR'IN ALTINDA KALAN ÇOCUK ÖLDÜ (1)

Şahin BOZKURT/ GAZİOSMANPAŞA'da TIR'ın altında kalan 5 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.

Olay saat 15.00 sıralarında Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre annesinin elini bırakarak yola çıkan 5 yaşındaki çocuk TIR'ın altında kaldı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde çocuğun hayatını kaybettiğini tespit etti.

Görüntü Dökümü

-----------

Olay yerinden görüntüler

=======================

2- ESKİ CEO'NUN KAÇIŞINA YARDIM ETTİĞİ ÖNE SÜRÜLEN İKİ KİŞİNİN GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Haber: Ali ABLAY - İstanbul DHA

Eski Nissan Üst Yöneticisi (CEO) Carlos Ghosn'un Japonya'dan Lübnan'a İstanbul üzerinden kaçmasına ilişkin soruşturmada, yeni görüntü ortaya çıktı.

29 Aralık'ta Osaka'dan hareket eden ve 30 Aralık'ta saat 05.30'da Atatürk Havalimanı'na inen TC-TSR kuyruk numaralı uçakta bulunan ve İstanbul Havalimanı'nda tarifeli uçakla Lübnan'a giden yabancı uyruklu 2 kişinin, Carlos Ghosn'un Japonya'dan kaçmasına yardım ettikleri ve müzik kutusu içerisinde Türkiye'ye gelene kadar uçakta eşlik ettikleri iddia edildi.

Carlos Ghosn'la birlikte saat 05.30'da iniş yapan ABD vatandaşı Michael T. (60) ile Lübnan vatandaşı George Antoine Z'nin (61) yer hizmetleri aracılığıyla Türkiye'ye giriş yaptıkları, saat 06.02'de taksi ile İstanbul Havalimanı'na geçtikleri, 10.02 ve 10.04'te pasaport çıkış işlemleri yaparak 12.20'de Lübnan Hava Yolları'na ait ME-0266 numaralı uçakla Türkiye'den ayrıldıkları belirlendi.

İstanbul Havalimanı pasaport kontrol noktasındaki güvenlik kamera görüntülerinde, Michael T. ve George Antoine Z'nin, kontrol noktasına yaklaştıkları ve arka arkaya işlemlerini yaptırarak çıkış yaptıkları görülüyor.

Görüntü Dökümü:

---------

-Güvenlik kamerası görüntüleri

=======================

3- KÜÇÜK KIZIN TACİZ DEHŞETİ

Buse PEHLİVAN - Alper KORKMAZ/ İSTANBUL, - KÜÇÜKÇEKMECE'de yaşayan 15 yaşındaki S.B. yaklaşık iki yıl önce sürekli evlerine gidip gelen ve "amca" diye hitap ettiği babasının akrabası Habip B. tarafından cinsel istismara uğradı. Tutuklu yargılanan Habip B. iyi hal indirimiyle 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Habip B. üç ay tutukluluğunun ardından kararla birlikte tahliye edildi. Cinsel istismardan ceza alan Habip B'nin iki yıl içerisinde mağdur kızın babasını dolandırıp annesiyle de kaçtığı iddia edildi.

İLK ÖĞRETMENLERİNE ANLATTI

Dehşete düşüren olay, 14 Aralık 2017'de S.B. okulunda ders sırasında ağlayınca ortaya çıktı. Yaşadığı istismar nedeniyle ağlayan S.B,  yaşadığı istismarı öğretmenlerine anlattı ve öğretmenlerinin yardımıyla karakola giderek şikayetçi oldu.

ÜÇ AY HAPİS YATTI TAHLİYE EDİLDİ

S.B.'nin şikayeti üzerine Habip B. yakalanıp tutuklandı. Habip B. hakkındaki dava ise 9 Temmuz 2019'da sonuçlandı. Mahkeme, Habip B. hakkında iyi hal indirimi uygulayıp "Sarkıntılık düzeyini aşan cinsel istismar" suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, "olayın üzerinden zaman geçmiş olması ve cezasının süresini" dikkate alarak üç ay hapis yatan sanık Habip B'nin tahliyesine de karar verdi. Sanık Habip. B.'ye yurt dışı çıkış yasağı konuldu ve mağdurun yerleşim yerine 200 metreden daha yakına yaklaşmamasına hükmedildi.

"KORKUYORUM"

Yaşadıklarından sonra dolayı korku içinde yaşayan ve psikolojisi bozulan S.B, başından geçenleri gözyaşları içinde anlattı. S.B., "13 yaşındayken amca dediğim biri tarafından taciz edildim. İki kere oldu bu. Biri evde biri arabada oldu. Ben onun yanına güvenerek gitmiştim amca diyordum sonuçta elimi tutsa da ben o anlamda tutacağını bilemezdim. Onun hapse girmesini istiyorum. Okulda derste ağlamaya başlamıştım. Öğretmenimin ısrarı üzerine anlattım. Daha sonra Çocuk Büro'ya anlattılar durumu. Geceleri kabus görüyorum. Babam 'Niye uyumuyorsun' diye soruyordu. Yaptıkları tekrar gözümde canlanıyordu. Okula gitmiyorum artık korkuyorum. Bakkala giderken bile tedirgin oluyorum" diye konuştu.

"ANNEM İNANMADI, ONUNLA KAÇTI"

Genç kız, "Belki dışarı çıkıp gezebilirim. Şu an çevremde hiç arkadaşım yok gezip dolaşacağım. Eski günlerime dönmek istiyorum okuluma devam etmek istiyorum.  Korkuyorum hem de babamın da bana ihtiyacı var. Evin yükü de bende. Babama bakıyorum, yemek yapıp evi temizliyorum. Annem inanmadı beni taciz ettiğine. Beni ona tercih etti ve onunla kaçtı. Onu özlüyorum ama bu olanları da yediremiyorum. En ihtiyacım olan zamanda beni bırakıp gittiği için ona kırgınım ama şu an geri gelse ona sarılır öperim" dedi. Genç kızla babasının yaşadıkları sadece istismar olayıyla sınırlı kalmadı. Mahkeme sürecinden sonradan haberdar olan baba S.B'nin MS hastalığı ilerleyerek kötüleşti. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve artık ihtiyaçlarını karşılamakta da zorluk çeken baba, sahibi olduğu markete gidememeye başladı. Sahip oldukları marketi anne Y.B., akraba Habip B. ile birlikte işletmeye başladı. Bu süreçte ikili ilişki yaşamaya başladı. İş kuracaklarını söyleyen Habip B. iddiaya göre baba S.B'ye önce Esenyurt'ta bulunan evini sattırdı, ardından yaklaşık 30 bin liralık kredi çektirdi.

"İKİ YIL İÇERİSİNDE BENİ DOLANDIRDI, EŞİMLE KAÇTI, KIZIMA CİNSEL İSTİSMARDA BULUNDU"

Baba S.B. "Babamın amcasının oğlu olan Habip B., ben evden çıkamayınca evimize sık sık gelmeye başladı. Dışarı çıkamadığım için tüm işlerimi o yapmaya başladı. Güvenimi kazandı, beni hastaneye getirip götürdü. İşlerimi halletti,  işlerime ortak olmak bahanesiyle kredi çektirdi. Ona güvendim işlerimi toparlayacak sandım ama o beni dolandırmış. Eşimle yasak aşk yaşamaya başlamış. Öğrenince eşimi evden kovdum. Ardından iki ay sonra bana kızımın okulunda ulaştılar. Kızınıza cinsel istismarda bulunulmuş dediler. İki yıl içerisinde hem beni dolandırdı, hem eşimi bir şekilde kandırdı onunla kaçtı, hem de kızıma cinsel istismarda bulundu. Bir de eşimden bir çocuk sahibi oldu. Eşim çocuğun benden olduğunu söyledi. Bir buçuk yıl boyunca kendi çocuğum gibi baktım. Olayları öğrendikten sonra DNA testi yaptırdım çocuğun kızıma istismarda bulunan Habip B.'den olduğunu öğrendim" diye konuştu.

"ŞU AN DIŞARIDA GEZİYOR, ADALET BU DEĞİL"

"Beni en çok yıkan kızıma cinsel istismarda bulunması oldu" diyen baba, "Kızıma hem evde, hem arabada iki kere cinsel istismarda bulunmuş bir de 'Babana söylersen seni öldürürüm' diyerek tehditte bulunmuş. Kızım başına gelenleri annesine anlatmış, annesi olanlara göz yummuş. Kızını değil, yasak aşk yaşayıp kaçtığı Habip B.'yi daha çok önemsemiş. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Habip B.'ye 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Ama o kişi şu an dışarıda geziyor, adalet bu değil. Adaletin tekrar tecelli etmesini umuyorum. Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na sesleniyorum. Bu kişinin daha eski suçlardan kayıtları da var, bizi maddi manevi mağdur etti, perişan olmuş vaziyetteyiz. Adalete güveniyorum tekrar yargılanmasını istiyorum. Cezaevinde olmasını istiyorum. Kızımın tekrar okuluna devam etmesini istiyorum" dedi. Kızının geceleri uykusundan bağırarak uyandığını anlatan baba S.B.  "Kızım antidepresan ilaçlar kullanıyor. Okula gidemiyor çünkü korkuyor, baba beni arabaya atıp kaçırırlar diyerek korkusunu sürekli dile getiriyor. Ben MS hastası olduğum için ev işlerini yapıyor, bana bakıyor. Psikolojik yardım alıyor, ben o neşelensin diye onunla arkadaş gibi iletişim kuruyorum. İlgili yerlerden yardım bekliyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

---------------------------

-Baba ile röportaj

-Mağdur kız ile röportaj

-Anne ve babadan detaylar

=============================

4- İBB'YE AÇTIĞI DAVAYI KAZANAN İŞÇİ KONUŞTU

Haber-Kamera: Semih ÇALIŞKAN - Güven USTA - İSTANBUL, - 8 yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Spor İstanbul A.Ş'de amir yardımcılığı görevi yapan ve 15 Kasım'da işten çıkarılan Emre Akdemir, mahkeme kararıyla işe iade davasını kazandı. Akdemir, şirket avukatı tarafından 'yönetim kararı' olarak işe iade kararının uygulanmayacağının kendisine bildirildiğini söyledi.

19.06.2012 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Spor İstanbul A.Ş'de çalışmaya başlayan Emre Akdemir, 15 Kasım 2019 tarihinde fesih bildiriminin kendisine iletilmesiyle işine son verildiğini öğrendi. 'Yönetimde verimliliği artırmak, kurumsal performansı yükseltmek amacıyla organizasyon yapısında değişikliğe ihtiyaç duyulmaktadır' ifadelerinin yer aldığı fesih bildirimi kendisine tebliğ edilen Akdemir ardından mahkemeye giderek işe iade davası açtı. Dava ilk celsede sonuçlandı. Mahkeme Emre Akdemir'in işe iade edilmesine veya kendisine tazminat ödenmesine karar verdi.

"YÖNETİMİN KARARI BU ŞEKİLDE DİYEREK İŞ AKDİMİZ FESHEDİLDİ"

Kasım ayında işten çıkarıldıktan sonra kıdem ve ihbar tazminatları ödenen Emre Akdemir, "Ben 8 yıldan beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Spor İstanbul A.Ş'de amir yardımcısı olarak çalışıyordum. 15 Kasım'da bir mesajla genel merkeze gelmemiz gerektiği söylendi ve iş akdimiz feshedildi. Hiçbir gerekçe söylenmeden, ısrarla sorduğumuzda, hiçbir gerekçesi yoktu. Yönetimin kararı bu şekilde diyerek iş akdimiz feshedildi. Dolayısıyla ben ve arkadaşlarım hukuki süreç başlattık. Kıdem ve ihbar tazminatlarımız ödendi. Sonrasında hukuki mücadeleye ben kendim hiçbir hukuki yardım almadan başladım. Dolayısıyla ilk celsede işe iade kararımız çıktı. İşe iade kararını da dün aldım" dedi.

"ŞİRKET AVUKATI YÖNETİMİN İŞE İADE KARARLARINI UYGULAMAYACAĞINI SÖYLEDİ"

Şirket avukatıyla görüştüğünü söyleyen Akdemir, kendisine yönetim kararı gereği işe iade kararının uygulanmayacağı bildirildiğini belirterek, "İşe iade kararını aldıktan sonra belediyenin, şirketimizin avukatıyla bir görüşme yaptım. Kendisi yönetimin işe iade kararlarını uygulamayacağını, işe iade kararının bir seçeneği olan diğer tazminatları ödeyeceklerini söylediler. Tabii ben buradan bununla ilgili yönetimine, Ekrem başkana şunu sormak istiyorum. Hukuk hukuk diyerek ortalığı ayağa kaldırdılar. Şimdi hukuku kendileri uygulamıyorlar. Burada bir mahkeme kararı var. Neden çıkarıldığımızı bile bilmiyoruz. Mağdur olduk. Hiç değilse bize elle tutulan, bir gerekçe gösterselerdi. Ben siyasi bir oluşumun içine de girmedim. Parti içinde çalışmadım. İşimden evime, evimden işime gidip geliyordum." diye konuştu.

"BU PARA İSTANBULLUNUN CEBİNDEN ÇIKIYOR"

Akdemir şöyle devam etti:

"İşe iade davasında işe iadeyi kazandık. Mahkeme seçenek sunuyor. ya işe iade al ya da mahkeme kararının altındaki tazminatları tekrar öde diyor. Onlar para ödemeyi tercih ediyorlar. Dolayısıyla bu İstanbullunun cebinden çıkıyor.  Mahkeme kararında yazan tutar 21 bin 600 lira beş aylık brüt ücret. Dört aylık boşta geçen zaman için ücret 31 bin lira. Toplamda 51 bin liralık ödemeyle karşılaşacaklar. Bu para herkesin cebinden çıkacak. "

"Biz emeğimizi, alın terimizi verdik." diyen Emre Akdemir, mecburen başka bir iş bakacağını ifade etti. Akdemir, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na seslenerek, "Ben buradan yöneticilerimize, Ekrem başkana da sesleniyorum. Akşam eve gittiğinde çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor? Orada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin önünde Saraçhane'de günlerce bu soğukta aç bekleyen insanlar var. Yani bunlarla alakalı hiç sıkıntı çekmiyor mu? Çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor?" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:

-------

-Emre Akdemir ile röportaj

-Detay görüntüler

===============================

5-GALATA KÖPRÜSÜ'NDEKİ KAZA UZUN ARAÇ KUYRUKLARI OLUŞTURDU

Haber-Kamera: Zeki GÜNAL/İSTANBUL,

Galata Köprüsü üzerinde seyir halinde olan bir otomobil sağ şeritte park halindeki taksiye arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle yan yatan otomobil sürücüsü kazadan yara almadan kurtuldu.

Kaza, saat 13.30 sıralarında Fatih Galata Köprüsü üzerinde meydana geldi. Galata Köprüsü üzerinden Karaköy istikametine seyir halinde olan Erhan Çakmak yönetimindeki 34 CFT 259 plakalı otomobil,  3 şeritli yolun sağ şeridinde duran taksiye arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle yan yatan otomobil içerisinde bulunan Erhan Çakmak çevredeki vatandaşların da yardımıyla araç içerisinden çıktı. Diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Kaza nedeniyle 2 şerit trafiğe kapanırken Karaköy yönünde trafik yoğunluğu oluştu.

Yan yatan otomobil sürücü Erhan Çakmak, "Çok hızlı da gitmiyordum. Önümdeki taksiyi gidiyor gibi gördüm bir anda çarptım. Ben de ne olduğunu anlayamadım. Kendi teşhisimi kendim de koyamıyorum. Diğer araç orada duruyordu. Şuanda pek bir şey hissetmiyorum. Ambulans geldi ilgilendiler ama ben pek bir şey hissetmediğim için hastaneye gitme ihtiyacı duymadım. Araçta tek başımaydım. Başka da kimse yoktu. Hafif bir dokunma ile nasıl ters dönüldüğünü gördüm. O çarpmayla dönmemeliydi. Nasıl oldu bende anlamadım" diye konuştu.

Kaza sonrası yan yatan otomobil çevredekilerin yardımıyla düzeltildi. Araçların çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından trafik normale döndü.

Görüntü dökümü

-------------------

-Kaza karışan taksi ve yan dönen otomobil

-Yan yatan otomobil sürücü Erhan Çakmak ile röportaj

- Polis ekipleri

-Olay yerinde toplanan vatandaşlar

-Yan yatan aracın düzeltilmesi

-Genel ve detay görüntüler

=============================

(HAVADAN GÖRÜNTÜLERLE)

6- ONLARCA ARAÇLA "GEÇ TEBLİĞ" PROTESTOSU

Haber-Kamera: Beyza nur Güler-Buğra BENLİOĞLU-Serdal ALTINTEPE/İstanbul,  TURİZM taşımacılığı yapan şirketler ve şoförler, kesilen trafik cezalarının geç tebliğ edildiğini öne sürerek eylem yaptı.

Hasdal-Kemerburgaz arasında hız sınırının 70 kilometre olduğu yolu kullanan sürücülere kesilen EDS cezalarının, aylar sonra tebliğ edildiğini belirten turizm taşımacılığı şirketleri ve şoförleri, Atatürk Havalimanı karşısında yaptıkları basın açıklaması yaptı. Grup, cezaları ve hız limitini protesto etmek için konvoy halinde İstanbul Havaalanı'na ilerledi.

"CEZALARI ÖDEMEK İÇİN İKİ ARABASINI SATTI, ŞİMDİ EVİNİ SATILIĞA ÇIKARTIYOR"

Eyleme destek veren Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, "Benzer mağduriyetlere daha önce FSM Köprüsü ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü güzergah ihlali yapan sürücülerde gördük. Onlarla ilgili yasal düzenleme yapılırken, o dönem İBB adayı olan Sayın Binali Yıldırım dedi ki, 'Cezaların bildirim süresi çok uzun. İki yıla varan bildirim süresi olmaz, bunu öne çekeceğiz.' fakat unutuldu. Bu cezaların mağdurları da, İstanbul Havaalanı yapılırken, hafriyat kamyonları fazla hız yapıp kazalara neden olmasın diye konulmuş. 70 km hız sınırı değiştirilmedi. Orası bölünmüş yol. 3 şerit geliş, 3 şerit gidiş emniyet şeritleri ile 4'er şeritlik otoyol olmasına rağmen hız sınırı 70. Oysa İstanbul'un içinde sahil yolunda, E-5'te bile bu sınır 80 km. Üstelik bu hız sınırını gösteren tabelalar da görüntü büyüklükte ve dikkat çekici değil. Bu mağduriyetin sebebi, burada aylarca, oradan geçen vatandaşlar cezaya muhatap olduklarından haberdar olmadıkları için, bazen de birkaç kilometre  arayla aynı dakikalar içinde cezaya muhatap kılınmışlar. Ortaya çıkan durum bu. Bu buzdağının görünen kısmı. Aralık ayına kadar olan cezalar geldiğinde herhalde bu çantaya sığmayacak. Bunlar ödenir boyutta değil. Bu insanlar turizm hizmeti yaparken, evine ekmek götürürken, ocakları adeta söndürülüyor. Araç sahibi, şu dosyada gördüğünüz cezaları ödemek için iki tane arabasını sattı. ve ertesi gün bir tomar daha ceza geliyor. Şimdi evini satılığa çıkarttı. Bu cezalar ödenemez" ifadelerini kullandı.

"ARABALARIMI SATSAM ÖDEYEMEM"

Nisan ayından beri turizm taşımacılığı yaptığı öne süren Ahmet Malkadı, "9 aydır gidip geliyoruz, hiçbir şeyden haberimiz yok. Aralık ayında bize, geçtiğimiz Nisan ve Mayıs aylarına ait kesilen trafik cezaları toplu olarak tebliğ edilmeye başlandı. Bize bunlar Nisan ayında tebliğ edilseydi, siz hızlı gidiyorsunuz yavaş gidin denilseydi, Mayıs'ta frene basardık. Bize 9 ay haber vermeden aylarca cezaları yememizi bekleyip, sonra da Aralık'ta cezaları önümüze koymak tuzak kurmaktır. Devlet tuzak kurmaz. Bu yolda hız sınırı düzenlemesi yapılmasını, geç tebliğ edilen cezaların affedilmesini, ödenmiş olanların iade edilmesini istiyoruz. Biz iş yapıyoruz, turizm esnafıyız. Turistler havaalanına gidiyor, dolayısıyla bir an önce uçaklarına yetişmek istiyorlar. Biz onlara mı uyacağız, trafik cezalarına mı maruz kalacağız. Mağdur olan yüzlerce esnaf var. Bu konuda yetkililerin sesimizi duyup acil bir düzenleme yapmasını istiyoruz. Benim şirketimin e-devletine her gün 10-15 tane ceza ilave oluyor. Sadece iki aya ait ceza tutarım 700 taneyi buldu. Ben 9 ay boyunca demek ki 2 bin 500 tane ceza yemişim. Arabalarımı satsam ödeyemem" dedi.

"MERTER GİBİ YERDE 80 OLAN HIZ LİMİTİ BÖLÜNMÜŞ YOLDA 70"

Havaalanı güzergahında alt geçit, üst geçit ya da okul olmamasına rağmen hız sınırının 70 olmasına anlam veremediğini ifade eden Mecit Ceylan ise, "Şu an  4. ve 5. ayda gelen ceza miktarı 242 adet. Bunları biriktirip 12. ayda gönderdiler bize. 4. ayda yazılan ceza 5. ayda gelmiş olsa biz de şoförlerimiz ile toplantı yapacağız diyeceğiz ki, arkadaşlar burada böyle bir usulsüzlük var, dikkatli olun. Şimdi  şoförüme cezan geldi diyorum, 'Ağabey ben ödedim' diyor ama ödedikleri park cezası vs. şoförümde 45-50 arası ceza var. Çok mağduruz. Daha dün turist götürüyordum, havaalanının otobüsleri, hafriyat kamyonları vızır vızır geçiyor, bana turist diyor ki 'go go' kamyonu, otobüsü gösteriyor. Geçmiş olduğumuz güzergahta bir alt geçit, üst geçit, yaya geçidi yok, okul yok. Merter gibi yerde 80 kilometre olan hız sınırı bölünmüş yolda 70. 74 ile bile ceza geliyor. Bu vicdansızlıktır" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Havadan görüntüler

-Konvoydan detaylar

-

-Mağdurlar ile röp.

-Basın açıklamasından görüntüler

-Aydın Ağaoğlu ile röp.

-Konvoydan görüntüler

-Genel ve detay

=============================

7- ATAŞEHİR BELEDİYESİ ÖNÜNDE "İŞİMİZ GERİ İSTİYORUZ" EYLEMİ

Murat KORKMAZ/İSTANBUL,  ATAŞEHİR  Belediyesi önünde toplanan,  belediyeden haksız yere işten atıldıklarını söyleyen bir grup,   "Bizler ekmeğimizi işimizi geri istiyoruz " yazılı dövizlerle protesto eyleminde bulundu.

Grup belediye binası önünde   "Ataşehir Belediyesi Mücadelemiz İş, Onur Emek Mücadelesidir. İşimiz Geri İstiyoruz",  "Direnişimizin 100 günü",  "Hırsızlık yapmadık, onursuzluk yapmadık, Bankamatik memuru değiliz, işimizi geri istiyoruz" yazılı dövizler açtı.

Grup üyesi Melike Şahin "100 gündür Ataşehir Belediyesi önünde işimiz, ekmeğimiz, onurumuzdur diyoruz ve direniyoruz. İşçi arkadaşlarımızın haklarını savunduğumuz için işlerimizden çıkarıldık. bize yapılan haksızlığa karşı sessiz kalmadık. Bu gün 100. günümüz bizler ekmeğimizi işimizi geri istiyoruz " dedi.

Görüntü Dökümü

-açıklama

-genel ve detay

=========================

8- CANSIZ MANKENİN ÜZERİNDEKİ MONTU BÖYLE ÇALDI

Haber-Kamera: Alper KORKMAZ/ İSTANBUL,

Esenyurt'ta bir kişi giyim mağazası önündeki cansız mankenin üzerinde bulunan montu çaldı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay geçtiğimiz Salı günü saat 21.00 sıralarında meydana geldi. Bir giyim mağazası önüne gelen ve rahat hareketleriyle dikkat çeken hırsız  bir süre cansız mankenlerin üzerindeki montları inceledi.  Çevreyi de kontrol eden hırsız cansız mankenin üzerinde bulunan ve yaklaşık 200 lira değerindeki montu alarak olay yerinden kaçtı. Hırsızın montu çalma anları saniye saniye güvenlik kamerasına yansırken, aynı mağazada daha öncede benzer hırsızlık olaylarının yaşandığı öğrenildi.

Görüntü dökümü:

--------------------

-Olay anı güvenlik kamera görüntüsü

-Mağaza önünden ve cansız mankenlerden görüntü

=============================

9- BEYLİKDÜZÜ'NDEKİ GASPÇILARIN KAÇIŞ ANI KAMERADA

Ali ABLAY, İSTANBUL, BEYLİKDÜZÜ'nde bir kişiyi gasp ederek 2300 lirasına alarak kaçan şüpheliler, polis ekiplerinin güvenlik kamerası incelemesiyle yakalandı. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda ise 2 tabanca, 1 pompalı tüfek, 2 pala ve 22 mermi ele geçirildi. Gaspçıların kaçış anları güvenlik kameralarına yansıdı.

Büyükşehir Mahallesi Cumhuriyet Caddesinde geçtiğimiz cumartesi günü saat 04.00 sıralarında 2 şüphelinin bir kişinin 2300 lirasını gasp etmesi üzerine polis ekipleri harekete geçti. Olayın yaşandığı cadde üzerideki güvenlik kameralarını incelemeye alan polis ekipleri, şüphelilerin olay yerinden bir araca binerek kaçtıklarını belirlerken, aracın kiralık olduğu tespit edildi. Şüphelilerin Hüseyin Can T.(21), Ozan U.(19), Seyfettin Buray S.(22), Alperen A. (21) ve Sezer D. (21) isimli kişiler olduğunu belirleyen polis, şüphelileri 8 Ocak günü yakalayarak gözaltına aldı. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda ise 2 tabanca, pompalı tüfek, 2 pala ve 22 mermi ele geçirildi.

Hüseyin Can T. isimli şüphelinin aracı kiraladığı belirlenirken, olay günü Sezer D.'nin Alperen A.'yı arayıp araçla birlikte gelmesini ve acil bir konu olduğunu söylediği öğrenildi. Alperen A.'nın ise Hüseyin Can T.'den aldığı otomobille Ozan U. ile Seyfettin Buray S.'yi alarak olayın yaşandığı yere gittiği tespit edildi. Yakalanan şüpheliler Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken, Hüseyin Can T. adli makamlarca serbest bırakıldı. Sezer D. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Ozan U., Alperen A. ve Seyfettin Buray S. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Görüntü Dökümü

-----

Şüphelilerin olay yerinde kaçışı

kiraladıkları araçla gidişleri

=========================

10- İSTİNAF MAHKEMESİ BERNA LAÇİN'İN BERAAT KARARINI ONADI

Haber: Yüksel KOÇ/İSTANBUL,

İstinaf Mahkemesi, yerel mahkemenin, çocuklara yönelik cinsel istismar ve öldürme eylemlerinin tartışıldığı sırada yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle yargılanan Berna Laçin'e verdiği beraat kararını onadı.

İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi, "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan yargılanan Berna Laçin hakkında beraat kararı vermiş, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz ederek İstinaf Mahkemesi'ne taşımıştı.

Çocuklara yönelik cinsel istismar ve öldürme eylemlerine ilişkin tartışmalar sırasında sosyal medya hesabında paylaşımda bulunan Berna Laçin hakkında, "Halkın bir kesininin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

Davaya bakan İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Şubat 2019 tarihli karar duruşmasında suçun unsurları bulunmadığı gerekçesi ile Berna Laçin'in beraatine karar vermişti.

7 Mart 2019 tarihinde karara itiraz eden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, İstinaf Mahkemesi'ne başvurarak kararın bozulmasını ve Berna Laçin'in cezalandırılmasını talep etmişti.

Kararın bozulması için İstinaf Mahkemesi'ne başvurduğunu yazılı bir açıklama ile duyuran Başsavcılık, "Sanığın büyük tepki alan ifadelerinin halkın dini değerlerini aşağılayıcı ve kamu barışını bozmaya elverişli nitelik taşıdığını" öne sürerek beraat kararının kaldırılmasını ve sanığın cezalandırılmasını istemişti.

BAŞSAVCILIĞIN BAŞVURUSU REDDEDİLDİ

Davaya bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi, dosya üzerinden oybirliği ile aldığı kararda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebinin yerinde görmedi. Daire, başsavcılığın yerel mahkemenin kararının kaldırılması için yaptığı istinaf başvurusunu esastan reddetti. Kararda, istinaf başvurusunda bulunan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu kararı Yargıtay nezdinde temyiz etme hakkının bulunduğu belirtildi.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Berna Laçin'in  çocuklara yönelik cinsel istismar ve öldürme eylemlerinin tartışıldığı dönemde sosyal medya hesabında 3 Temmuz 2018'de idam cezasına ilişkin paylaşımda bulunduğu, bu paylaşımın muhtelif sosyal medya hesaplarında yoğun tepkilere neden olduğu, bunun üzerine şüpheli hakkında soruşturma başlatıldığı kaydediliyor.

Şüphelinin soruşturmaya konu paylaşımı kendisinin yaptığını kabul ettiği belirtilen iddianamede, paylaşımda adı geçen Medine şehrinin İslam peygamberinin kabrinin bulunduğu, dolayısıyla Müslümanlar için kutsal değeri bulunan bu şehrin tecavüz rekoruna sahip olduğuna dair şüpheli tarafından dile getirilen iddianın nesnel bir veriye dayanmadığı belirtiliyor.

İddianamede şüphelinin "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.

İddinamenin gönderildiği İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Şubat 2019 tarihinde Laçin'in beraatine karar vermiş, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu kararı istinaf mahkemesine taşımıştı.

=======================

11- 'GRİP VİRÜSÜ KALBE YERLEŞİRSE ÖLÜMCÜL OLABİLİR'

Özlem YURTÇU, Kubilay ÖZEV, Osman BAKIR/İSTANBUL, - İSTANBUL Beylikdüzü'nde geçen hafta üst solunum yolu enfeksiyonu bulgusuyla tedavi altındayken yaşamını yitiren 2 ve 5 yaşlarındaki iki çocuktan birinde kalp kası iltihabı olarak bilinen miyokardit belirlendiği, ancak incelemelerin halen sürdüğünü bildirildi. Çocukların ölümüne miyokardit'in neden olduğu düşünülürken, uzmanlar ise hastalıkla ilgili uyarılarda bulundu. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Ödemiş, grip virüsünün kalp kasına yerleşerek kalp kası iltihabına neden olup ölüme kadar varan ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Her grip kalbi vuracak diye bir şey yok, ama çocukta ateş olmadığı halde taşikardi dediğimiz nabız yüksekliği varsa, kalp açısından da değerlendirilmeliö dedi.

Beylikdüzü'nde geçen hafta hayatını kaybeden 2 ve 5 yaşlarındaki iki çocuğun ölümüyle ilgili inceleme sürüyor. Üst solunum yolu enfeksiyonu bulgusuyla tedavi altında olan çocukların ani ölümlerine, kalp kası iltihabı olarak bilinen 'miyokardit'in neden olduğu düşünülüyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü çocuklardan birinde miyokardit belirlendiğini, ancak incelemelerin devam ettiğini açıkladı.

Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Ödemiş, "Grip virüsü kalp kasına yerleşerek kalp kası iltihabına neden olup 'miyokardit'e yol açabilir. Çoğu çocuk hiçbir belirti göstermeden hastalığı atlatırken, bazı çocuklarda kalp nakline, hatta ölüme varan ciddi sonuçlar yaşanabilir. Her grip kalbi vuracak diye bir şey yok, ama çocukta ateş olmadığı halde taşikardi dediğimiz nabız yüksekliği varsa, kalp açısından da değerlendirilmeli" dedi.

Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş ise grip virüsünün kasları çok sevdiğini, son zamanlarda 'miyozit' adı verilen kas zafiyetini de çok görmeye başladıklarını anlatarak, "Çocuk, grip ya da üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirken yürüyemez hale gelebiliyor. Bakıyoruz, kas enzimleri çok yükselmiş. Bunun nedeni virüsün kaslara yerleşmesi. Tedaviden sonra düzeliyorlar. Gribe yakalanmak istemiyorsanız, aşı olmak zorundasınız. Özellikle risk grubundakilerin grip aşısı olması gerekiyor" diye konuştu.

ATEŞ OLMADIĞI HALDE NABIZ YÜKSEKSE DİKKATLİ OLUNMALI

Prof. Dr. Ender Ödemiş, yaşanan bu üzücü olayla birlikte miyokardit konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Miyokardit, yani kalp kasının iltihabı, aslında tahminimizden daha fazla özellikle çocuklarda görülen bir sağlık problemi. Gribe yol açan influenza virüsü nedeniyle görülebildiği gibi, viral üst solunum yolu enfeksiyonu yapan diğer bazı virüslerden sonra da kalp kasının iltihaplanması mümkün. Bu türden miyokardit'lerin teşhisi gerçekten çok kolay değil. Belirtiler üst solunum yolu enfeksiyonu veya grip ile aynı çünkü. Ancak çok önemli belirleyici bir durum, taşikardi dediğimiz kalbin normalden çok hızlı atması durumu var. Miyokardit olan çocuklarda bu, daha belirgin olur. Üst solunum yolu enfeksiyonu olan çocuklarda ateşle birlikte taşikardi görülebilir. Ama miyokardit'te ateş çok yükselmeden de kalbin çok hızlı attığı fark edilebilir. Yani ateşle orantısız bir şekilde kalbin çok hızlı attığı fark edilirse mutlaka çocuğun bir kalp doktoru tarafından da değerlendirilmesi gerekir."

ANTİVİRAL İLAÇLAR VİRÜSÜN ÜREMESİNİ DURDURUYOR

Prof. Dr. Ödemiş, miyokardit vakalarının önemli bir kısmının hiçbir sıkıntı olmadan hatta fark edilmeden kendiliğinden iyileştiğine de işaret ederek şunları söyledi: "Nadir de olsa bir kısmında sonuçlar olabiliyor. 'Dilate kardiyomiyopati' dediğimiz, kalp kasının kasılma özelliğinin bozulduğu kronik bir hastalığa yol açması, daha sonra da kalp nakline varabilecek ağır kalp yetmezliğinin gelişmesi söz konusu olabiliyor. Doğrusu viral enfeksiyonların bulguları genel olarak birbirine çok benziyor. Kalp kasının tutulup tutulmadığını anlamak bırakın aileyi, doktorlar için de zor. Ancak şüphelenilmesi gerekiyor. Bu nedenle öncelikle viral enfeksiyonlara karşı kendimizi korumamız, savunmasız kalmamamız lazım. Antiviral ajanların kullanılması da son zamanlarda çok başvurduğumuz bir yöntem. Profilaksi (korunma) amacı da kullanılabiliyor. ya da testlerde influenza pozitif çıktıysa ağızdan verilen antiviral ilaçlarla virüsün üremesinin, daha ciddi boyutlara ulaşıp organ tutulumlarının önüne geçilmesi mümkün olabiliyor. Miyokardit teşhisinde, muayene, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi (EKO) ve kan testleri kullanılıyor. Teşhisten sonra genellikle takip yapılıyor. Ama o dönem içerisinde kalp kasını destekleyici bazı tedaviler de uygulanabiliyor. Akut dönem dediğimiz 3-4 haftalık süre atlatıldığında çocukların yüzde 70'inde hiçbir sekel (bozukluk) kalmadan iyileşme oluyor. Çok az bir bölümünde ani ölüm görülüyor."

VİRÜSLER KAS DOKUSUNU ÇOK SEVER

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Enfeksiyon Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş ise virüslerin kas dokusunu çok seven mikroorganizmalar olduğuna işaret ederek, "Virüs kalp kasını tutarsa miyokardit tablosu ortaya çıkar. Ancak son zamanlarda özellikle miyozit dediğimiz kas zafiyetini de çok sık görüyoruz. Çocuk üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor, ama kaslarında güçsüzlük nedeniyle yürüyemez hale gelebiliyor. Hastalık tedavi edildiğinde bu durumda düzeliyor. Bir de bu yıl virüs değişti söylentileri var. Zaten grip virüsünün özelliği, her yıl değişim göstermesidir. Yani virüsler aslında makyaj yapar, bağışıklık sistemi onu tanıyamaz ya da zorlanır ve hastalık oluşur. Ama bazen de o makyaj olmaz, estetik ameliyat olur, o zaman çok büyük salgınlar meydana gelir. Tam grip mevsimindeyiz, her yıl olduğu gibi bu yıl da influenza sayısında bir artış var. Olağan dışı bir şey yok. Bu yıl H1N1 daha ön plandaö diye konuştu.

'AŞI OLDUM YİNE DE GRİP OLDUM DÜŞÜNCESİ YANLIŞ'

"Grip aşısı oluyorum ama o sene üç kere grip oluyorum, aşı bir işe yaramıyor" yaklaşımının da doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Çokuğraş, sözlerini şöyle noktaladı:

"Özellikle çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonuna yol açan yaklaşık 200 civarı farklı virüs var. Bunlar içinde influenza sadece bir tanesi. Aşı olduğunuzda kalan 199 virüs nedeniyle gene enfeksiyon geçirebilirsiniz. Ama bu enfeksiyonlara daha sonradan influenza da eklendiğinde tablo daha ağır seyreder. Bu nedenle riskli grubun mutlaka aşı olması gerekiyor. 2 yaşından küçük çocuklar, 65 yaşından büyük olanlar, bağışıklık sistemi bir şekilde baskılanmış olanlar, diyabet, kalp gibi kronik hastalığı olanlar ya da kortizon kullanan hastaların grip aşısı olması şart. Herhangi bir virüs enfeksiyonu geçirdikten sonra, ateş düştükten sonra ikinci kez ateş çıkıyorsa, o zaman çok uyanık olmak lazım. Çünkü enfeksiyonun zayıflattığı bir bünyede bir bakteri enfeksiyonu çok daha kolay eklenip daha ağır tablolara yol açabiliyor.ö

Görüntü dökümü:

-------------

Prof. Dr. Ender Ödemiş röportajı

Prof. Dr. Haluk Çokuğraş röportajı

Genel ve detay görüntüler


Haber Yayın Tarihi: 16.01.2020 04:27 Kaynak: DHA



Son Dakika

İBB ÖNÜNDE "AYVA"LI PROTESTO
Şırnak'ta, kayıp Keldani çifti arama çalışmalarında 13'üncü gün Eğlenceli süren gece kabus gibi bitti! Tuba Büyüksün'ün korku dolu anları Son Dakika: Sağlık Bakanlığı'ndan koronavirüsü önlemi: Wuhan-İstanbul seferleri durduruldu

Son Dakika Haberleri