TÜRKİYE Milli Pediatri Derneği'nin bilimsel vizyonu doğrultusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) düzenlenen 9'uncu 'Çocuk Hekiminin Bir Günü Eğitim Toplantısı', pediatri pratiğini gerçek yaşam senaryoları ve olgu bazlı yaklaşımlarla ele alan bilimsel bir platform olarak öne çıkarken; inek sütü protein alerjisine ilişkin olgu senaryoları da güncel bilgiler ışığında bilimsel oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Nutricia Türkiye'nin inek sütü proteini alerjisine (İSPA) yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdiği 'Bi' Nedeni Var' projesi ele alındı.
İNEK SÜTÜ PROTEİNİ ALERJİSİ
İnek sütü proteini alerjisi (İSPA); anne sütü alan bebeklerde annenin süt ve süt ürünleri tüketimine ya da inek sütlü bazlı çocuk devam sütü kullanımına bağlı olarak gelişebilen bir alerji türü olarak tanımlanıyor. Hastalığın; cilt döküntüleri, yüzde şişme, kusma, ishal, kabızlık ve solunum güçlüğü gibi belirgin bulguların yanı sıra, iki haftadan uzun süren gaz, huzursuzluk ve yoğun ağlama gibi daha belirsiz semptomlarla da ortaya çıkabildiği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin çoğu zaman 'normal bebek davranışı' ile karıştırılmasının tanıda gecikmelere yol açtığını, İSPA'da tanı sürecinin ortalama 4,5 aya kadar uzayabildiğini belirtiyor.
Bi' Nedeni Var' projesi, özellikle gaz, kolik ve uzun süreli ağlama gibi çoğu zaman 'normal bebek davranışı' olarak değerlendirilen belirtilerin erken tanı sürecinde gözden kaçabilmesine dikkat çekerek ebeveynlerde farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Nutricia Türkiye, insanı merkeze alan yaklaşımı doğrultusunda İSPA konusunda erken farkındalığın artırılmasını ve doğru yönlendirmeyi destekleyen bütüncül bir model geliştirmeyi amaçlıyor. Sağlık profesyonelleriyle birlikte erken tanı farkındalığının güçlendirilmesi de hedefleniyor.
'BESLENMEYİ TEDAVİNİN AYRILMAZ BİR UNSURU OLARAK GÖRÜYORUZ'
Nutricia Medikal Beslenme Ürünleri'nin Türkiye'de sunduğu portföyün hayatın her dönemindeki hastalara hitap ettiğini belirten Nutricia Türkiye Uzman Beslenme Direktörü Cenk Kurt, "Nutricia medikal beslenme ürünleri olarak aslında Türkiye'de bizim sunduğumuz portföy, hayatın her dönemindeki hastalara hitap ediyor. Özellikle pediatrik hastalıkların tedavisinde beslenmeyi, tedavinin ayrılmaz bir unsuru olarak görüyoruz. Bu bağlamda inek sütü proteini alerjisi de önemli tedavi alanlarından bir tanesi. Buradaki beslenme kontrolüyle birlikte sadece semptomları kontrol etmiyor, aynı zamanda beslenme sürekliliğini sağlayarak çocukların sağlıklı gelişimine destek oluyoruz. Böylece sağlıklı jenerasyonların yetişmesine hizmet ediyoruz. Aslında 'Bir Nedeni Var' kampanyası da şöyle bir ihtiyaçtan çıktı: Gündelik akışta her şeyi doğru değerlendirebilmek ve doğru tedaviye gidebilmek için doğru tanı anını yakalamanız lazım. Tanı da farkındalıklarla meydana geliyor. Çocuğun evde sürekli gaz sancısının, devam eden öksürüğün olması, yüzünün kızarık olması ve huzursuz olması son derece sıradanlaştırılabiliyor" dedi.
'DAHA SAĞLIKLI JENERASYONLARA KAPI AÇMAYI HEDEFLİYORUZ'
Ebeveynlerde semptomlara karşı daha fazla hassasiyet oluşturmayı amaçladıklarını ifade eden Kurt, "Aslında tam da bu noktada 'Bi' Nedeni Var' kampanyasıyla birlikte bir farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Farkına varan ebeveynlerin, bu farkındalıkla birlikte sağlık profesyonellerine başvurmasının ve bu farkındalığın ortak bir platformda daha da güçlenerek çocuğun doğru tedaviyi alması yönünde cesaretlendirici olacağını düşünüyoruz. O yüzden de bu kampanyanın başlangıcını bu sloganla birlikte yapmış oluyoruz. Beslenme yoluyla daha sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunmayı hedefleyen bir şirket olarak, tüm çalışmalarımızı ve çabamızı bu doğrultuda sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
'ÇOCUK HEKİMLİĞİ PRATİĞİNDE BİRÇOK SEMPTOM BİR ARADA GÖRÜLEBİLİYOR'
Çocuk hekimliği pratiğinin çoğu zaman tek bir belirti üzerinden ilerlemediğini söyleyen Türkiye Milli Pediatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Dağdemir, "Çocuk hekimliği pratiği çoğu zaman tek bir belirti üzerinden seyretmez. Bunlar daha çok birçok semptomun bir araya geldiği belirtiler olabilir ya da birçok semptom bir hastalığı işaret edebilir. Pratikte karşımıza çok sık görülen, nonspesifik; baş ağrısı, bulantı, ishal, ateş ve cilt bulguları gibi belirtilerle çıkabilir. Bunların çoğunda aslında altta yatan ciddi bir neden yoktur. Fakat özgün olmadığı için bunların aslında bir nedeni var şeklinde irdelenmesi gerekmektedir. Günlük pratikte bununla ilgili karşılaşılan sorunlar nedeniyle, bu ihtiyaçtan dolayı 'Çocuk Hekiminin Bir Günü' toplantısını düzenlemeyi planladık" diye konuştu.
'OLGU TEMELLİ BİR TOPLANTI PLANLADIK'
Türkiye Milli Pediatri Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Aysun Bideci, hekimliğin analitik düşünmeyi gerektiren bir alan olduğunu belirterek, "Hekimlik, iki kere iki dört anlamında matematiksel bir olay değil. Analitik düşünmek gerekiyor. Her olguya, olgunun yakınmalarına göre yaklaşmak gerekiyor. Onun için pediatri pratiğinde semptomatolojik bulgularla gelen çocukların tümünün, o anlık muayeneler sırasında çok iyi değerlendirilmesi gerekli. Bir anneden alacağımız bir semptom, bulgu ya da yakınma bizim için çok kıymetli oluyor. Zorlandıkları çok noktalar oluyor, iç içe geçmiş tanılar oluyor. O nedenle aslında bugün burada 'Çocuk Hekiminin Bir Günü' toplantısının amacı da olgu temelli, her olguda farklı bir bulgunun ortaya çıkabileceğini gösteren bir toplantı planlamak oldu" dedi.
'PEDİATRİDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM SON DERECE ÖNEMLİ'
Sadece hastalıkların tanı ve tedavi süreçlerinde değil, çocuk sağlığının korunmasında da önemli sorumluluklar taşıdıklarını ifade eden Türkiye Milli Pediatri Derneği Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Arga, "Bu kongrenin temel ortaya çıkışı, pediatri pratiğinde bütüncül yaklaşım gerekliliği. Elbette teorik bilgilerin klinik muhakeme ve klinik yeterlilikle bir arada uygulanması, özellikle çocuk sağlığı ve hastalıklarında doğru tanının konulması için son derece önemli. Biz sadece hastalıkların tanısında ve tedavisinde yer almıyoruz. Çocuk sağlığının korunmasına yönelik de temel görev ve sorumluluklarımız var. Her hastalığın ortaya çıkış nedenlerini ortaya koyabilmek, tanısal süreci en hızlı şekilde sağlayabilmek, burada bütüncül yaklaşımı ortaya koyabilmek, semptomlar arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiyle beraber birçok farklı hastalığın var olabileceğini değerlendirip en doğru adımı, en doğru tanıyı ortaya çıkarabilmek gerekiyor" diye konuştu.
'EN GÜNCEL TEDAVİ YAKLAŞIMLARINI SUNMANIN SORUMLULUĞUNU TAŞIYORUZ'
Tanı anından itibaren çocuklara en etkin ve bilimsel tedavi yöntemlerini sunmayı hedeflediklerini belirten Prof. Dr. Arga, "Tanı anından itibaren de en etkin, en güncel, en bilimsel tedavi yaklaşımlarını çocuklarımıza sunmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Burada geleceğin pediatristleriyle beraber biz aslında bir semptom ya da semptomlar kümesinde ne tür hastalıkların olabileceğini, gerçek hayattaki vaka örnekleri ve senaryolarıyla birlikte yaptığımız bilimsel programlarda tartışıyoruz. Burada genç meslektaşlarımızın, pediatrist arkadaşlarımızın hızlı tanısal karar verebilmesi ve doğru karar verebilmesi için güncel bilgileri onlarla paylaşıyor, bu konudaki en son kullanılabilecek laboratuvar tanısal algoritmalarını kendileriyle değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
'SİNDİRİM SİSTEMİ BULGULARINA DİKKAT ÇEKİLMELİ'
İnek sütü protein alerjisinde erken ve hızlı gelişen reaksiyonların hekimler ve aileler tarafından daha kolay tanındığını ifade eden Çocuk Alerji İmmünoloji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Bakırtaş, "İnek sütü protein alerjisinde erken ve hızlı ortaya çıkan reaksiyonlar aslında tüm hekimler ve aileler tarafından hızlıca tanınıyor. Ancak geç ortaya çıkan bulgular, özellikle sindirim sistemini etkileyen bulgular, bazen tanıda zorluklar oluşturabiliyor. Bu durum, bazen bebeklerde normal bir davranışmış gibi de algılanabiliyor. Özellikle aşırı derecede huzursuzluk, ağlama, beslenme güçlükleri, beslenmeyi reddetme, aralıklı kusmalar ve ishal, tanıda zorluk yaşanan grup olarak nitelendirilebilir. Çünkü bunlar bazen bebeklerde normalde de görülebilen durumlar olabiliyor. Ancak bu şikayetler ısrarcı, devamlı ve giderek artıyorsa, o zaman inek sütü protein alerjisinden şüphelenmek gerekiyor. Tanıda gecikme, önce aileler üzerinde bir stres oluşturuyor. 'Ne var, ne var, bunun altında bir sebep var ama bir türlü bulunamıyor' düşüncesiyle doktor doktor dolaşmak, ailelerde çocuklarının sorununa çözüm bulamama nedeniyle psikolojik stres, anksiyete ve depresyona sebep olabiliyor. Bu yüzden toplum genelinde hem aileler hem de hekim düzeyinde, özellikle geç başlayan inek sütü protein alerjisinde sindirim sistemi bulgularına vurgu yapmak ve bunları öne çıkarmak, erken tanıyı kolaylaştırıyor" dedi.
Son Dakika › Sağlık › İnek Sütü Alerjisi Eğitimi KKTC'de - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?