Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, şu ana kadar tek araçla çalıştıklarını, bundan sonra faiz ve döviz araçları olmak üzere iki araçla çalışacaklarını söyledi. Bir kalıcı faizleri, bir de geçici olarak ilave bir esneme imkanı veren faizleri olduğunu belirten Başçı, "Koridor dar mı geniş mi, onlar şartlara göre değerlendirilebilecek. Esnekliği artırmak gerekiyorsa artırılabilir. Esnekliği kaldırıp, tekrar tek faize dönebiliriz. Biz politika araçlarının fazla olmasının ilave katkısını şu ana kadar gördük" dedi.
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2014 yılının ilk Enflasyon Raporu'nu açıkladı. Başçı yaptığı sunumun ardından ekonomistlerin ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başçı, sorular üzerine döviz kurunda yıl sonunda gelinen seviyenin 2013 yılı Temmuz ayı Enflasyon Raporu'nun arka plandaki varsayımın olduğunu belirterek, "Kurun yıl sonunda bu seviyelere gelebileceğini söylemiştik Aslında gelişmeler de o seviyelerde gidiyordu. Yıl sonuna kadar 2 TL'nin altında, biraz üzerinde gidiyordu. Taki 17 Aralık belirsizliği gelene kadar böyle gidiyordu" dedi.
-"BANKALARA TAVSİYEMİZ KREDİ BÜYÜME HIZINDA YÜZDE 15 SEVİYESİNE DAHA YAKIN BİR İLERLEME"-
Başçı, sermaye akımlarının niteliğiyle ilgili bir soru üzerine, "Burada faktörleri ikiye ayırmak lazım. Arz tarafına baktığımızda Amerikan Merkez Bankası'nın politikası kısa vadeli faizleri bir süre daha sabit ve sıfır seviyesinde tutmak. Dolayısıyla bir yıl ya da iki yıla kadar olan bölgede borçlanmanın maliyetini düşük tutmaya devam ediyor ve borçlanma imkanları küresel bazda genellikle var. İkinci talep tarafında ve özel olarak Türkiye'ye bakmak gerekirse, orada da doğrudan doğruya kredi talebi olacak ve onun dışında da borçlanma maliyetlerinde herhangi bir değişiklik olacak mı yönünde. Bu iki faktör aslında bu akımların yönünü belirlemiş olacak. Bizim başından beri Merkez Bankası olarak bankalara tavsiyemiz kredi büyüme hızında mümkün olduğu kadar yüzde 15 seviyesine daha yakın ilerlemedir. Dolayısıyla kredileri bu şekilde daha yavaş büyümesi de bankaların finansman ihtiyacını da bir miktar azaltabilecek ki cari açığında bu süreçte yüzde 5'in altına gelebilecektir diye düşünüyoruz" diye konuştu.
-"PARA POLİTİKASINDA KALICI BİR SIKILAŞTIRMA GEREKİYORSA BUNU YAPMAKTAN KAÇINMAYIZ"-
"Ne tür politik araçlarınız var ve hala bize göstermediğiniz politika aracınız var mı?" şeklindeki bir soru üzerine Başçı şöyle dedi:
"Bir belirsizlik ortamı olduğu için piyasa katılımcıları en kötüyü fiyatlıyorlar. Biz Merkez Bankası olarak kendimizden eminiz. Fiyat istikrarı için nasıl hareket edilmesi gerektiğini biliyoruz. Bunu yaparken finansal istikrarın nasıl oluşturulacağını da gayet iyi biliyoruz. Merkez Bankası kendisine kanunda verilmiş görevi bağımsız bir şekilde yerine getiriyor. Dolayısıyla burada fiyatlamaların o kadar da kötü olmasına gerek yok çünkü bu konuyla ilgili bir algı problemi var. Biz kendi kendimize basın mensupları arkadaşlarımızla bir arada olduğumuz zaman bu Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili soruları yanıtlıyorum. Avrupa'da Amerika'da durum biraz farklı. Siyasetçiler Merkez Bankası'nın kararlarını doğru görebiliyorlar veya eleştirebiliyorlar. Halbuki Avrupa'da veya Amerika'da bundan pek bahsedilmez. Ama Türkiye de böyle bir durum var. Bunun Merkez Bankası bağımsızlığına herhangi bir zarar teşkil etmediğini bilakis Merkez Bankası bağımsızlığının Türkiye'de daha da güçlü olduğunu gösteriyor. Son dönemde Türkiye uluslararası basında çok konuşuluyor. Bu yüzden Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili olumsuz algı oluşma riski ortaya çıktı. Bu uluslararası yatırımcılar açısından bir algı problemi. Dolayısıyla biz burada herkese şu güvenceyi vermek isteriz. Merkez Bankası eskiden olduğumu gibi şimdi de ekonomik verilere bakarak ve gelecekle ilgili tahminlerde bulunarak kararlarını almaya devam ediyor. Araçlarla ilgili olarak bir hatırlatma yapabiliriz. Merkez bankası daha öncede bu tür sert hareketlerin yaşandığı dönemlerde süreci başarıyla yönetti. O dönemlerde kısa vadeli faizlerde kalıcı bir artış gerekiyorsa, o kalıcı artışı yaptık. Eğer kısa vadeli faizlerde geçici bir artış gerekiyorsa onu da yapmaktan çekinmedi. Bunların her ikisinin de kendine göre faydası var. Kalıcı artışın belli bir rolü var. Geçici artışında yine belli bir fonksiyonu var. Bunların ikisini birden yaparak, Türk lirasındaki değer kaybını durdurmuştuk. Hem kalıcı faiz artışını yaparak hem de geçici koridor genişletmesini yaparak likidite politikasını sıkılaştırarak önemli bir sıkılaşmaya gitmişti. O dönem bu gerçekten başarılı olmuştu. Enflasyon gibi riskleri orada bertaraf etmeye ve en aza indirmekte başarılı olunmuştu. Bugünle ilgili ne yapacağımızla ilgili çok fazla bir ipucu vermeyim. Akşamki toplantıda konuşmamızda fayda var. Ek parasal sıkılaştırmalar ekranlardan herkesin izleyebileceği sistematik bir şekilde yapılıyor. Orada da bu bizim bir zenginliğimiz diye düşünmüyoruz. Ancak para politikasında kalıcı bir sıkılaştırma gerekiyorsa da bunu yapmaktan kaçınmayız. Enflasyon görünümü açısından aynı zamanda istikrar açısından hangi adımın atılmasında fayda olacaksa o adımı gecikmesizin güçlü bir şekilde atarız. Ama dediğim gibi bütün yansımalarını dikkate alırız."
-"BU SORUYA CEVAP VERMEYİM"-
Başçı, "Şu anda Türkiye için reel faiz oranlarının ne olması gerekir?" sorusu üzerine, bu soruya ben cevap vermeyim. Çünkü gerçekten para politikası kurulundan tekrar tartışılması gereken bir sorudur. Bu sorunun cevabı zaman içerisinde de değişebilir küresel şartlar göz önüne alınarak. Zannedersem bizim de bir arada tartışacağımız temel bileşenlerden bir tanesi de budur" yanıtını verdi.
-"DAHA FAZLA BİR SIKILAŞMA İSTİYORSAK 10.25'LE BUNU YUKARIYA DOĞRU ÇEKMEMİZ GEREKECEK"-
"Geçici ve kalıcı fonksiyonların fonksiyonları nedir ve en sonki kurul toplantısında aldığımız faizle ilgili bir açıklama yapabilir misiniz? şeklindeki bir soru üzerine Başçı şöyle devam etti:
"Kalıcı bir şekilde ve yavaş değişen bir politika faizini değiştirdiğiniz zaman getiri eğrisini yukarı doğru kaydırıyorsunuz. Eğer çok net kısa bir vadede geri dönme düşünülmüyorsa getiri eğrisini yukarı doğru kaydırıyorsunuz ki bu net bir anlamda sıkılaştırma demektir. Bu da reel faizlerin kısa vadede uzun vade de sıkılaşması anlamına gelir. Uzun vadelerde belki daha az, kısa vadelerde belki daha çok ama sonuçta bu bir genel sıkılaşmadır. Geçici sıkılaşmanın ise iki değişken üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu düşünüyoruz. Bunlardan birincisi döviz kurları üzerine stabilize edeceği bir etkisinin olabileceği etkisini gözlemledik. Getiri eğrisini geçici olarak eksi eğilimli yapabiliyorsunuz. Bunu yaptığınız zaman bunun döviz kurları üzerinde yerli paraya değer kazandırıcı yönde etkisi oluyor. Bunu diğer çerçevede yapamazsınız. Kalıcı faiz artışıyla getiri eğrisini eksi eğimli yapmanız oldukça zor. Dolayısıyla o tür bir faydası var. İkinci faydası krediler üzerinde kredi büyümesini ve para kredi üretme mekanizmasını yavaşlatıcı yönde bir etkisi olduğunu net bir şekilde gördük. Dolayısıyla ikisi de o dönemde gerekli ve faydalıydı. Geçici sıkılaştırmayı kullandık. Bir diğer konu da bu türbülansın ne kadar kalıcı ne kadar geçici olduğu yönünde. Yalnız belirsizliğin yüksek olduğu bir dönemde biz bu likidite politikasında sıkılaşmanın da faydalı yönleri olduğunu düşünüyoruz. 7.75'in üzerine çıkma konusu için ise şunu söyleyebiliriz. 7.75 şu anda bizim marjinal fonlama oranımız. Dolayısıyla şu an da fonlamanın çok önemli bir kısmını buradan yapıyoruz. 7.75'ten fonlamayı pazartesi günü yapmayıp biz fonlamayı yüzde 9'dan yaptık. Buradaki geçici bir faiz artırımıdır. Daha öngörülebilir bir faiz artırımıdır. Peki bu 9 nereye kadar gidebilirdi? Bizim üstte bir fonumuz daha var. O da 10.25 oraya kadar çıkabilirdi. Aksi halde geçici likidite faiz oranını da yukarıya doğru genişletmemiz gerekir ki geçici bir sıkılaştırma yapabilelim. Daha fazla bir sıkılaşma istiyorsak o zaman 10.25'le bunu yukarıya doğru çekmemiz gerekir."
-"BİZİM BUNDAN FARKIMIZ YUKARI YÖNLÜ ESNEK BİR ŞEKİLDE İLERLEMEMİZ"-
Erdem Başçı, para politikası çerçevesiyle ilgili bir soru üzerine, "Biz bu konuyu da kurulda değerlendireceğiz Kalıcı faiz aracı bir hafta repo ihalesi tekrar olsun diyorsanız bu sonucu çok değiştirmeyecektir. Maliyet önemlidir. Yüzde kaçtan veriyorsunuz bu önemlidir. Bizim bundan farkımız yukarı yönlü esnek bir şekilde ilerlememiz. Bunun bir faydası da getiri eğrisini aşağı yönlü yapabilmenin arkasında yatan sebep finans sektörüne çok fazla zarar vermeden ciddi ve kısa süreli bir sıkılaştırma yapma imkanımız bulunuyor. Başka türlü yapamayacağımız bir sıkılaştırmayı bu kanalla yapabiliyorsunuz. Daha fazla sıkılaştırma yapabiliyorsunuz" değerlendirmesinde bulundu.
-"YETERLİ NOKTAYA GELİNDİĞİNDE BAŞKA ARAÇLARDA DEVREYE GİREBİLİR"-
"Rezerv opsiyon mekanizmasında herhangi bir değişikliğe gerek olduğunu düşünüyor musunuz?" şeklindeki bir soru üzerine ise Başçı şunları kaydetti:
"Onla ilgili net açıklamalar yapmıştık 24 Aralık'ta ki toplantıda. Rezerv opsiyon katsayılarımızda da zaten bu ayın sonunda devreye girecek olan alınmış bir karar var. Onların etkilerini şu aşamada izlemeniz gerekir. bu da sistemin fonlama ihtiyacını artıran önde bir adım diye düşüyoruz. Tıpkı döviz satışlarında olduğu gibi. Döviz satışlarında biz anlatırken bunun merkez bankasından sistemin borçlanma ihtiyacını da artırdığını o yüzden sıkılaştırıcı yönde bir adım olduğunu da söylemiştik. Esas fonksiyonunda başından beri bu olduğunu söylüyoruz. Yeterli kadar noktaya gelindiğinde elbette o araç dışında başka araçlarda devreye girebilir."
-"BİR ÜLKE DEFLASYON RİSKİNDEN DİĞER ENFLASYON RİSKİNDEN ENDİŞE EDİYOR"-
Küresel ekonomideki beklentiler ile deflasyon riskiyle ilgili olarak bir soru üzerine Başçı konuşmasına şöyle devam etti:
"Avrupa'daki deflasyon riskini Avrupa Merkez Bankası'na sormakta fayda var. Korelasyonlarla ilgili olarak değişimler görüyoruz. Amerika'nın uzun vadeli kıymetlileriyle gelişmekte olan ülkelerin kıymetlerinin korelasyonları oldukça yüksek. Artı 1'in üzerinde olduğu dönemler olmuştu Mayıstan sonra Ağustos ayında ciddi bir şekilde bu ülkelerin sistematik riski anlamında betası artmıştı ama bunlar zaman zaman sıfıra hatta eksiye de dönebiliyor. Orada bazen değişiklikler olabiliyor. Dolayısıyla kalıcı bir sistematik risk olmayabilir. Tabi bunlar konjonktürün getirdiği etkiler olabilir. Küresel ekonomiye dair beklentilerimi ben şu şekilde özetlesem, ülkeleri ikiye ayıralım. Bir grup ülke deflasyon riskinden endişe ediyor. İkinci grup ülke ise enflasyon riskinden endişe ediyor. Yatırımcılar ise genel olarak büyüme riskinden endişe ediyor. Dolayısıyla merkez bankacılar işin fiyat istikrarı boyutla ilgililer. Ancak doğal olarak yatırımcılarda büyüme tarafına daha çok önem veriyorlar. Böyle bir ortamda büyüme üzerinde aşağı yönde riskler varsa gelişmekte olan ülkelerde bunlar sıkça yaşandı. Enflasyon üzerinde risk varsa bu konuda Merkez Bankası ne yapabilir temel soru bu. Enflasyon özellikle döviz kuru kanalından bir baskı altındayken aynı zamanda da büyümeye yönelik aşağı yönde inişler varsa ne yapılabilir. Burada tabi ki tek bir araçla bunu çözemezsiniz. Elinizde tek bir araç varsa tek bir aracı merkez bankası fiyat istikrarına dönük olarak kullanır. Enflasyon beklentilerinin rayından çıkmasını önleyecek şekilde bir tedbir alıp enflasyon beklentileri yerli yerine oturduğu sürece enflasyondaki sapmasını beklemek gerekir. Eğer birden fazla politika aracı varsa, o zaman politika araçlarınızdan bir tanesi biri için diğerini öbürü için kullanabilirsiniz. Biz Türkiye'de çok sert bir büyüme de şu ana kadar oluşmuş bir risk görmüyoruz. Ama yine de bu bir risk unsurudur. Şu ana sadece kadar öncü göstergelerde bazı güven endekslerinde yavaşlama var ancak çok sert bir büyümeyi biz Aralık ayında hiç görmedik. Gayet göstergeler canlıydı hatta ithalat verileri iç talebin Aralık ayında da canlı olduğunu gösterecek. Belki beklentilerden daha iyi bir ithalat verisi gelebilir. Aralık ayında da cari açık bir miktar beklentilerden daha yüksek gelebilir. Ama Ocak ayında cari açık yine dengelenme sürecine gelebilir. Bu önemli bir görüş. Büyüme tarafında bir şu anda iç talep açısından çok daha büyük bir şekilde ortaya çıkmış bir risk görmedik. Ortaya çıkarsa ne yaparız konusuna gelecek olursak, buna görünce karar veririz. O yüzden adımlarımızı atarken de fiyat istikrarını da düşünerek adımlar atmamızda fayda var. 10 yıl sonra enflasyon durumu nedir diye sorulduğunda, insanlar 6.5'in üzerinde bir enflasyon söylüyorlarsa o zaman merkez bankasıyla ilgili bir problem vardır. Merkez Bankası'nın mutlaka adım atıp izin vermemesi gerekir ama adımı nasıl atacak derseniz, bu önemli husus."
-"DÖVİZ KURUNDAKİ GEÇİŞKENLİKLE İLGİLİ SORU BİZE SIKÇA SORULUR"-
Başçı, enflasyon raporunun tahminlerin arka planındaki para politikası varsayımıyla ilgili bir soru üzerine, şu ifadeleri kullandı:
"Para politikasının daha da sıkılaştırıldığına yönelik bir ifade var. Bu döviz kurundaki geçişkenlikle ilgili soru bize sıkça sorulur. Yüzde 15 civarında bir geçişkenlik. Önümüzde ocak ayı enflasyonu yayınlanacak. Biz düzenli Kurul toplantısında burada Ocak ayı enflasyonunun beklenenden yüksek çıkabileceğini düşündük. Dolayısıyla burada Merkez Bankası'nın bir adım atması gerekiyor yönünde bir kanaat oluştu. O yüzden bu yüzde 9'luk sinyali geçen toplantıda verdik. Yeni bir döviz kurunda hareketlenme söz konusu olduğu zaman da burada ilave bir adım atma ihtiyacı ortaya çıktı. Bunun içinde tekrar değerlendirme yapacağız."
-"TEK POLİTİKA FAİZİNİ DE DEĞERLENDİRECEĞİZ"-
Bir kalıcı faiz olduğunu, bir de geçici olarak adlandırılabilecek kısa vadeli faiz olduğunu söyleyen Başçı, "Bundan ibarettir. Onların parametreleri hepsi bugünkü toplantıda gözden geçirilecektir. Faiz oranları elbette Merkez Bankası'nın en temel ve vazgeçilmez politika aracıdır. Bu elbette bizim düşüncemiz."
-"DÖVİZ KURLARIYLA İLGİLİ RESİM DEĞİŞEBİLİYOR"-
Döviz kurlarıyla ilgili resmin zaman zaman değişebildiğini belirten Başçı, yurtiçi yerleşiklerden zaman zaman satışların gelebildiğini bildirdi. Dönem dönem yabancı yatırımcılardan da girişler ve çıkışlar olabileceğini vurgulayarak, bu konuda daha fazla detay vermeyeceğini kaydetti.
-"TEDBİR ALMA İHTİYACI ORTAYA ÇIKTI"-
Merkez Bankası Başkanı Başçı, Para Politikası Kurulu'nun düzenleyeceği ara toplantıya ilişkin açıklamalarda da bulundu. Kurul'un daha önce de 3 defa ara toplantı yapma ihtiyacı duyduğu durumlar olduğunu vurgulayan Başçı, 2006 yılında iki ara toplantı yapıldığını, son olarak da Euro Bölgesi krizi başlarken Ağustos 2011'de gerçekleştirildiğini ifade etti. 1 Hafta öncesinde Kurul toplantısı yapılmışken, neden ara toplantıya ihtiyaç duyulduğunun sorulması üzerine Başçı, son 1 haftalık dönemde, döviz kurlarında en çok oynaklık yaşayan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu söyledi. Döviz kurlarında büyük oynaklık gözlendiğini bildiren Başçı, bunların nedenleri, bunların fiyat istikrarına yansımaları ve alınması gereken önlemlerin ara toplantıda konuşulacağını aktardı.
Dövizdeki hareketliliğin perşembe günü başladığını ifade eden Başçı, "Cuma günü kuvvetli bir şekilde devam etti, TL değer kaybetti. Bu değer kaybı Pazartesi günü de daha hızlanarak devam ediyordu. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın devreye girip tedbir alma ihtiyacı ortaya çıktı" dedi.
Üyemizin Ankara'ya gelişi ve toplantı saati nedeniyle 24.00'e kadar bekleyeceğiz.
-"ZOR BİR DÖNEMDEYİZ"-
Bir soru üzerine Başçı, reel efektif kur öngörülerinde orta noktaların belli olduğunu, daha önce 115 gibi bir orta noktayı telafi ettiklerini vurgulayarak, bu orta noktaya oldukça uzak olunduğunun altını çizdi, Reel efektif kur endeksinin şu sıralarda 100 seviyesine yakın bir yerlerde oluştuğunu vurgulayan Başçı, "Bu bir bilinmezin fiyatlanması gibi, en kötünün fiyatlanması gibi düşünülebilir. Dolayısıyla bunun yanlış yerde olduğu kesin ama hangi veriye göre yanlış yerde diye haklı olarak sorabilir. İşler kademeli de olsa daha öngörülebilir hale geldikçe, Türkiye'ye küresel her türlü ekonomik faktör etkileri daha net bir şekilde görüldükçe ve bu iç siyasi belirsizliklerin zaman içinde azalmasıyla birlikte herkes fiyatlamalarda daha rahat bir noktaya gelecek ve döviz kuru da olması gereken yere gelecek. Merkez Bankası'na düşen şu: Eğer Merkez Bankası tedbir almazsa, o zaman reel efektif döviz kuru aynı yere uzun vadede gelir ama yüksek enflasyon yoluyla gelir. Enflasyon yükseldiği için gelir. Biz diyoruz ki enflasyon yükseldiği için oraya dönmesin. Biz enflasyonu kontrol altında tutalım. Zor dönemde tutalım. Gerekli adımlar atalım. Aynı zamanda da sonuç almak için de dikkatli adım atmak gerekiyor. Zor bir dönemdeyiz. Ama benim özellikle herkesten istirhamım var. Şimdiye kadar çok zor dönemlerden çok geçtik. Nasıl gereken tedbirleri aldıysak bundan sonra da alacağız. Önümüzdeki aylarda neler olacağını hep birlikte izleyelim" diye konuştu.
-"ERKEN KONUŞMAMAK LAZIM"-
2013 yılının çok iyi başladığını belirten Başçı, 2013 yılı başında, çok kuvvetli bir şekilde, atmosferin her türlü yatırım ortamı için çok olumlu olduğunu hatırlattı. Mayıs ayından sonra etkilenme olduğunu vurgulayan Başçı, "Erken konuşmamak lazım demiştim en son toplantıda. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu yıl tam tersine olabilir. Erken konuşmamak lazım. Belki de yılın ikinci yarısında hiç beklemediğimiz şekilde olumlu gelişmeler olabilir. Yılbaşında gidişata bakıp, yıl sonunu öngörmemeye çalışmak gerekir. Hatta yıl ortasında bile yapmamak lazım. Şartlar çok hızlı değişebilir. Biz üzerimize düşeni yapacağız. Fiyat ve finansal istikrar açısından üzerine düşeni yapacak. Riskleri en aza indirmeye çalışacak. Elbette, riskleri indirmek, enflasyonu yüzde 5'e getirmek son derece zordur. Belki öyle bir şey olur ki küresel ekonomiye, bir bakmışsınız yüzde 5 enflasyona düşmüşsünüz. Şu ortamda oldukça zor görünüyor. Biz beklentileri aşağıda tutmaya çalışıyoruz. Türkiye'de Merkez Bankası diye kurum vardır. Bu kuruma verilmiş iş vardır. Merkez Bankası, bağımsızdır ve hesap verebilirdir. Bütün herkese karşı eşit derecede sorumludur. Vatandaşlara sorumludur. İşini yapar. Bu yeter. Şimdi yapamaz, iki gün sonra yapar. İki gün sonra yapamaz 1 ay sonra yapar. Ama mutlaka yapar. Elimizden gelenin en fazlasını yapıyoruz, yapacağız. Yapmaya devam edeceğiz. Bunu taahhüt olarak size veriyorum. Enflasyon beklentinizi gelecek yıl ve ondan sonraki yıl için hadi 5'e, inanmadınız yüzde 6.5'te tutmaya devam edin, İki yıl yeterli bir süre, enflasyonu indirmek için indiririz"
-"BİZİ ELEŞTİRMELERİ DOĞAL"-
Merkez Bankası'nın bağımsızlığının çok güzel bir model olduğunu söyleyen Başçı, bir kuruma eğer yetki veriyorsanız, o kuruma sorumluluk da verilmesi gerektiğini vurguladı. Merkez Bankası'nın kamuoyunun gözü önünde olduğunu belirterek, para politikalarının önemli bir alan olduğunu, çok kişiyi etkilediğini vurguladı. Herkesin şöyle böyle Merkez Bankası'nı eleştirdiğini dile getiren Başçı, "Bizi eleştirmeleri doğaldır" dedi.
-"BUNDAN SONRA İKİ ARAÇLA ÇALIŞACAĞIZ"
Şu ana kadar büyük bir ölçüde tek bir araçla çalıştıklarını söyleyen Merkez Bankası Başkanı Başçı, bundan sonra büyük bir ihtimalle iki araçla çalışacaklarını vurguladı. Başçı şunları kaydetti:
"Bir faiz aracı olacak, ki bu likidite politikasıyla ilgili kısım. Diğeri de döviz aracı olacak. Bundan sonra o kombinasyonu, hangisini ne kadar kullanacağımızı kendimiz ayarlayacağız. Şubat ayında büyük ihtimalle cari işlemler açığındaki kademeli yavaşlamanın başlaması, artı bizim faiz aracını da ilave olarak, destekleyici olarak kullanıyor olmamız nedeniyle döviz satışlarına ihtiyacının azalacağını düşünüyoruz. Döviz satışlarında önemli bir noktaya geldik. Sistemin fonlama ihtilacı 40 milyar liranın üzerinde. Bu araçlar arası ikame yoluyla onu uygun bir şekilde, kademeli bir şekilde daha fazla faiz aracını kullanarak devam etmesi daha etkili bir araç olduğu için düşünülebilir. Onunla ilgili gerekirse gereken müdahaleler yapılabilir, Şu anda oldukça rezervimiz var. Yeniden sıkılaştırıcı yönde, sistemin likidite açığını artırıcı yönde bir araç olarak düşünülebilir. Likidite açığını artırıcı yönde etkisi olan bir araç olarak da düşünülebilir. Faizle desteklendiği zaman bunun çok daha etkili olduğu literatürde gayet iyi bilinir."
-"BİZİM LUGATIMIZDA ÖYLE BİR ŞEY YOK"-
Sermaye çıkışlarında kontrol spekülasyonları yapıldığını belirtilerek, "bu konu gündeminizde mi" şeklindeki bir soru üzerine Başçı, "Bu bahsedilen konu, bizim lügatımızda öyle bir şey yok. Değişken zikretmiyorum bile. Bugünkü kararla ilgili bekleyip görmek gerekecek" dedi.
-"TEK BİR FAİZE DÖNEBİLİRİZ"-
Bir kalıcı faizleri, bir de geçici olarak ilave bir esneme imkanı veren faizleri olduğunu belirten Başçı, "Koridor dar mı geniş mi, onlar şartlara göre değerlendirilebilecek. Esnekliği artırmak gerekiyorsa artırılabilir. Esnekliği kaldırıp, tekrar tek faize dönebiliriz. Biz politika araçlarının fazla olmasını, ilave katkısını şu ana kadar gördük. Ekonomi yönetimiyle elbette zaman zaman toplantılar yapılıyor. Konjonktür gereği, önemli gelişmeler olduğu dönemde. Bu tür toplantılar kurumlar arasında yapılır. Onları doğal karşılamak gerekir" şeklinde konuştu.
-"HİÇBİR KRİZ, HİÇBİR TÜRBÜLANS İLELEBET GİTMEMİŞTİR"-
Bir soru üzerine Başçı, euro krizinin geçici olacağını kimsenin düşünmediğini vurgulayarak, "Hiçbir kriz, hiçbir sorun, hiçbir türbülans ilelebet gitmemiştir. Şartlar tamamen tersine dönmüştür. Burada gerekli tedbirleri alıyoruz sadece, yan etkileri indirmeye çalışıyoruz" dedi.
(AR-HGS/ÖZK)
Son Dakika › Ekonomi › Başçı: Bundan Sonra İki Araçla Çalışacağız - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.