Arınç, Arap Ülkeleri Gazetecilerinin Sorularını Yanıtladı Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Arınç, Arap Ülkeleri Gazetecilerinin Sorularını Yanıtladı Açıklaması

08.05.2013 16:39

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin, "Ümit ediyorum ki bu barış süreci, büyük sabotajlar ve yeni fitneler olmazsa belki bu yıl sonuna kadar kesin amacına ulaşmış olacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin, "Ümit ediyorum ki bu barış süreci, büyük sabotajlar ve yeni fitneler olmazsa belki bu yıl sonuna kadar kesin amacına ulaşmış olacak" dedi.

Arınç, Başbakanlık Merkez Bina'da kabul ettiği, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı organizasyonuyla Arap ülkelerinden gelen gazetecilerin sorularını yanıtladı.

" Gazze'ye ablukanın kaldırılması için Türkiye ısrarlı, bundan sonra ne yapacaksınız" sorusuna Arınç, şu cevabı verdi:

"Gazze ablukasına karşı Türkiye merkezli bir insani hareket oluştu. Mavi Marmara isimli bir gemi, 30 farklı ülkeden barış için yola çıkan 400'e yakın insanla, insani yardım götürmek amacıyla Türkiye'den yola çıktı. İsrail tehditler savurdu ve sonunda uluslararası sularda bu gemiye komandolar indirilmek suretiyle, hedef alarak, hatta bitişik atış yaparak 9 yurttaşımızın hayatına son verdi. 31 Mayıs 2010'da çok feci bir olay yaşandı. Bunların içinde çok genç bir arkadaşımız da vardı. Allah rahmet etsin. Aynı zamanda çok yaralı oldu. ve gemi amacına ulaşmadan feci bir olayla karşılaşmış oldu.

Türkiye hem İsrail'e karşı hem de uluslararası alanda bu olayı kınayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden de ilgili kuruluşlardan da önemli kararlar alınmasına vesile oldu. Biz İsrail'deki büyükelçimizi değil orada sadece 3. katip düzeyinde birisini bırakarak bütün büyükelçilik teşkilatımızı geri çektik. Ankara'daki İsrail Büyükelçiliğinin de aynı şekilde boşaltılmasını istedik. Bunun üzerinden 2,5 yıl geçti. İsrail'e karşı tek amacımız veya talebimiz şu oldu: Bir; açıkça bu korsanlıktan, haydutluktan dolayı, hiçbir silah taşımayan ve amacı barıştan başka bir şey olmayan bu harekete karşı, siz insanları öldürdünüz, bundan dolayı suçlusunuz öncelikle devlet olarak bu yaptığınızdan özür dileyeceksiniz. İkincisi; bu bir haksız fiildir, bundan dolayı bütün zararları tazmin edeceksiniz. Üçüncüsü de hem Gazze'ye hem Filistin'e karşı fiilen uygulanan ambargo ve ablukaları kaldıracaksınız."

Ambargo altındaki Gazze'de çocukların gıdasız, hastaların ilaçsız, kadınların ise en temel ihtiyaçlardan mahrum bir şekilde yaşadığını ifade eden Arınç, İsrail'in ambargoyu kaldırmaya yanaşmadığını, farklı şekillerde taleplerde bulunduğunu, Türkiye'nin bunu kabul etmediğini kaydetti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın ziyareti sırasında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarıyla İsrail'in önce şifahen sonra da yazılı açıklamayla özür dilediğini belirten Arınç, "Türkiye başbakanı da bu üç maddenin kabul edilmesi sebebiyle, çünkü tazminat da ödeyeceğini ifade etti, bu ambargo ve ablukaların kaldırılmasını ve insani amaçla bazı gelişmelerin sağlanması konusunda Türkiye ile de işbirliği yapılarak amaca ulaşılabileceğini ifade etti" diye konuştu.

Türkiye'nin tazminat talebine de değinen Arınç, "Biz, ölenlerin yakınlarına, yaralılara ve diğer bazı zararlara karşı kendilerine tazminat talebimizi ilettik. Onlar bize henüz kesin, somut, 'peki anlaştık' demediler. Zannediyorum ki tazminat taleplerimiz konusunda bizden farklı düşünüyorlar" ifadesini kullandı.

-"İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi, ambargonun kalkmasına bağlı"-

Başbakan Erdoğan'ın "somut gelişmeleri yerinde takip etmek üzere Gazze'ye bir ziyaret yapmayı" planladığını belirten Arınç, ziyaretin mayıs sonunda gerçekleşeceğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin "Bu ziyaretin şu anda yapılmamasının daha iyi olacağı" şeklindeki ifadesini hatırlatan Arınç, "Biz ona hükümet olarak tepki verdik. Nereye gideceğimize biz karar veririz, siz karışamazsınız dedik. Onlar da yanlış anlaşıldık falan dediler" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın gelecek hafta ABD'ye gideceğini, bu ziyaretin iki ülke için de önemli olduğunu vurgulayan Arınç, ziyarette bölgesel sorunların da görüşülmesi gerektiğini kaydetti.

"Türkiye olarak üçüncü hususun mutlaka gerçekleşmesini arzu ediyoruz" diyen Arınç, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin, bu üçüncü konunun gerçekleşmesine bağlı olduğunun altını çizdi.

Ambargonun, ablukaların ne şekil alacağının önemli olduğunu ifade eden Arınç, "Bunun lafta değil, mutlaka icraat olarak görünmesini istiyoruz diye Türkiye söyledi. Şu anda biz henüz bir büyükelçi ataması yapmadık. Bununla ilgili süreci de başlatmadık. Bu ilişkiler, bu şartların kabulüyle normalleşme sürecine girecek olursa biz hem Türkiye olarak hem de Filistin olarak gelişmelerden memnuniyet duyarız. Türkiye bunun takibini en güzel şekliyle yapıyor" ifadesini kullandı.

-"Ortak tarihten geliyoruz"-

Bir gazetecinin, "Türkiye'de bir coşku var. 2000 yılından önce Türkiye'ye geldiğimizde Araplara karşı ön yargılar vardı. Ancak şu an o tablo değişmiş durumda. Bu tablonun değişmesi sadece yetkililerden mi yoksa halka da yansıyor mu- Son dönemde Türkiye yeni bir kimlik arayışı içerisinde. Türkiye'deki bu yeni kimliğin özelliği nedir- Türkiye'nin barış sürecinde engellemeler olabilir mi, barış sağlanacak mı" sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:

"Türkiye'nin, toplumun değişimi konusunda kitaplar bile yazılabilir, belgeseller bile yapılabilir. Biz 11 yıldan beri tek başımıza iktidarız. Bu siyasi istikrarın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Benim de kurucuları arasında olduğum AK Parti daha çok şüphesiz Başbakanımızın ismiyle Arap aleminde, İslam aleminde, Ortadoğu'da ve dünyada tanınıyor. Recep Tayyip Erdoğan. Başarılı bir lider. Türkiye'nin değişimi, dönüşümü konusunda çok başarılı yönetim gösterdi. Biz, sizlerle ortak bir tarihten geliyoruz, ortak değerler manzumesinden geliyoruz. Kader birliği yapmışız, aynı coğrafyanın insanlarıyız. Yani bir vücudun azaları gibiyiz. Ayağımıza diken batsa onun acısını, başımız hissediyor. Bütün bu özellikleri biz yüzyıllar boyu muhafaza ettik. Ben kendime göre dindar bir insanım, tarihe de ortak kültürlerimize de bu açıdan bakıyorum. Ama bizim Ortadoğu ile veya bu bölgeyle ilişkilerimiz sadece Müslümanlarla sınırlı değil. Şüphesiz Hristiyanlarla da farklı dini gruplarla da etnik gruplarla da bizim yüzyıllar boyu devam eden bir beraberliğimiz var."

Yakın zaman önceki Fransa ziyaretini hatırlatan Arınç, "Paris'te beni Keldanilerin reisleri ziyarete geldi. Keldaniler, genellikle Hristiyanlık inancına sahip insanlar. Süryanilerin liderleriyle görüştüm, onlar da Hristiyanlık inancına sahipler" dedi.

-"Her şey Müslümanlardan ibaret değil"-

Türkiye'de yaşayan farklı inanç grupları ve azınlıkların bulunduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:

"Eğer bunlar bir farklılıksa bu farklılıklar bizi ret ve inkar etmeye değil aksine zenginlik kabul edip birlikte yaşamanın şartlarını oluşturmalıyız. Biz kendi topraklarımızda geçmişte gerek Osmanlı döneminde, gerek cumhuriyet döneminde belki daha onun öncesinde farklı inanç gruplarıyla, farklı etnik gruplarla barış içerisinde yaşamış bir toplumuz. Şüphesiz Birinci Dünya Savaşı, Balkan harpleri, yani sıcak savaş dönemlerinde yaşadığımız kavgalar haricinde toplumda bir bölünme, parçalanma olmamış. Türkiye'de belki daha çok İstanbul'u tanıyorsunuz, şimdi Ankara'dasınız. Ama Mardin'i, Hatay'ı görmenizi tavsiye ederim. Türkiye'nin öyle bölgeleri vardır ki cami duvarı ile kilise duvarı aynıdır. Yani camiyi, kiliseyi, sinagogu birbirine bitişik vaziyette görebilirsiniz. Ezan, çan, hazan birlikte çalıyor. Bu yüzyıllar boyu. Mardin için derler ki 7 dinin, 7 dilin birlikte yaşadığı bir şehir. Mardin bir medeniyetler şehridir. Sizin bulunduğunuz ülkelerde de çok büyük medeniyetler var."

Suriye, Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan'da farklı medeniyetlerin görülebileceğini ifade eden Arınç, "Mısır'da Kıptileri ihmal etmek mümkün değil. Her şey Müslümanlardan ibaret de değil, öyle de olmaması gerekir zaten. Türkiye'de de ekseriyet Müslümanlardır, ama Müslümanlar ne kadar dini özgürlükler bakımından haklara sahipse, hatta bir dönem farklı inanç grupları onlardan daha büyük özgürlüklere sahipti" ifadesini kullandı.

Arınç, "Şimdi Türkiye'de hangi inanç grubuyla ilişki kursanız, bizim hükümetimiz döneminde kendilerine tanınan hak ve imkanlardan dolayı teşekkür edeceklerdir" diye konuştu.

-"Kimliğimiz muhafazakar demokrat"-

Türkiye'de siyasi partilerin kendilerini tarif ederken kullandıkları kimliklerinin bulunduğu belirten Arınç, şunları kaydetti:

"Mesela mevcut ana muhalefet partisi sosyal demokrat olduğunu söyler. İkinci muhalefet partisi Nasyonalist bir partidir, milliyetçi parti olduğunu söyler. Diğer küçük muhalefet partisi bugünkü PKK terör örgütüyle siyasi anlamda birbiriyle aynileşmiş bir başka partidir. Onlar da Kürt milliyetçisidir. Türkiye'de şu anda 70 tane parti var ama çoğunun varlığından halk habersizdir, çoğunun sadece tabelaları vardır ama etkinlikleri yoktur. 'Sizi 11 yıldan beri iktidarda tutan güç nedir' derseniz, bizim kimliğimizdir. Bizim kimliğimiz muhafazakar demokrat kimlik. Partimizin tüzüğünde, anayasasında bu yazıyor. Yani AK Parti muhafazakar demokrat bir partidir. Ne demek bu- Muhafazakarı belki bazıları dindar, gerici, İslamist bir parti olarak yorumlayabilir. Asla ve kata öyle değil. Muhafazakar dediğimiz zaman biz değerlerimize bağlılığı kastediyoruz. Bu değerlerimiz inanç değerlerimiz olduğu gibi aile değerlerimizdir, ahlakımızdır, sosyal hayatta dikkat ettiğimiz örf ve adetlerimizdir, geleneklerimizdir. Yani ilerici ve gerici ayrımını ben doğrusu hukuki bulmam. İlericilik, gericilik göreceli olarak anlatılabilir. Ama muhafazakar, bizim toplumun değerlerine bağlı olmak olarak yorumlayabileceğimiz bir özelliğimizdir. Bu halkımızın kabul ettiği bir kimlik oldu. Çünkü bizim halkımızda, günde 5 vakit namaz kılanlar olduğu gibi sadece bayram namazlarına gidenleri de vardır."

Konuşmasını "Bektaşi fıkrası" anlatarak sürdüren Arınç, "Kimileri akşamdan akşama içer, kimisi de bayram namazlarını kaçırmaz, ama pek çoğu da 5 vakit namaz kılar, 3 vakit namaz kılar. Biz de hepsi vardır" dedi.

Ramazan'da insanların oruç tuttuğunu, birbirleriyle yardımlaştığını anlatan Arınç, Türkiye'den hacca gidebilmek için bir yılda 450 bin kişinin başvurduğunu ancak kota nedeniyle 70 bin kişinin gidebildiğini kaydetti.

"Kapıları açıverseniz 500 bin insan senede hacca gidecek" diyen Arınç, hacca gidemeyenlerin ise Umre'ye gittiğini söyledi.

Türkiye'de hamiyet duygularının geliştiğini, halkın yardımsever olduğunu belirten Arınç, "Biz Suriye'ye insani yardım amacıyla, Türkiye'de 350 bin kişiyi barındırıyoruz. Suriye içerisinde de kışın battaniye gönderdik, erzak gönderdik, gıda maddesi gönderdik TIR'lar dolusu bununla iftihar ediyoruz. Bunlar bizim muhafazakar değerlerimiz. İnsanlara hizmet, yardım etmek, toplumun birlikte yaşaması, birbirine saygı göstermesi. Bu ortak payda milletimiz tarafından benimsendi" şeklinde konuştu.

-"Fitnenin bittiği günlerdeyiz"-

Demokrasiyi ortak payda ve vazgeçilmez bir düşünce olarak kabul ettiklerini belirten Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokrasinin bütün dünyada iki unsuru var; çoğulculuk ve katılımcılık. Çoğulculuk farklı düşüncelerin, farklı inanç gruplarının demokrasi içerisinde söz sahibi olması. Katılımcılık da karar mekanizmalarında yine bu insanlara imkanlar sağlanması ve söz sahibi olabilmesi. Yani bizim kimliğimiz muhafazakar demokrat kimlik olarak ortaya çıkmışsa halk bunu benimsemiştir. ve zannetmiyorum ki hiçbirinizin ülkesinde yüzde 50, yani sandığa giden her iki seçmeden birisinin oyunu alabilecek bir siyasi parti şu ana kadar olmamıştır. Olmasını temenni ederiz. Geçmiş zamanlarda yapılan devlet başkanlığı seçimlerini bunun içine koymuyoruz müsaadenizle. Tek dereceli, eşit seçimlerle bir partinin iki seçmenden birinin oyunu alabilecek hale gelmesi bizim için önemlidir, halkımız bunu benimsedi.

Biz bin yıldan beri Kürt kardeşlerimizle birlikteyiz. Ama ne var ki son yıllarda ırkçılık fitnesi devreye girdi. Irkçılık fitnesi de bir beladır, mezhepçilik fitnesi de bir beladır. Yani Allah'ın gösterdiği emirler, düsturlar içerisinde vasat Müslümanlar olmak varken bu ırkçılık, fitnecilik maalesef Allah'ın da kabul etmediği, reddettiği en büyük günahlardan birisi olarak bizim içerimize ateş düşürdü. Şimdi bu fitnenin bittiği, biteceği günlerdeyiz. Yani içimizdeki eşkıya çekip gidecek, silahlarından arındırılacak ve Kürt kardeşlerimizle geçmişten bu yana nasıl birlik içerisinde yaşamışsak bugün de aynı duygularla aynı inancı paylaşarak yaşayacağız. Ümit ediyorum ki bu barış süreci büyük sabotajlar ve yeni fitneler olmazsa belki bu yıl sonuna kadar kesin amacına ulaşmış olacak."

Araplar'ın Türkiye'ye gelmelerine sevindiğini belirten Arınç, "Bizde yeşil çok, göl çok, deniz çok güzel. Her şey çok güzel Elhamdülillah. Dünya cenneti gibiyiz. Sizin ülkeleriniz gibi. Gelin başımızın üzerinde yeriniz var" düşüncesini dile getirdi.

(Sürecek) - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Arınç, Arap Ülkeleri Gazetecilerinin Sorularını Yanıtladı Açıklaması - Son Dakika


Advertisement