
"milletimiz HUZUR VE SÜKÜNET İSTEMEKTEDİR"
Bahçeli, "Yeni Türkiye isimli ihanete ortak olanlar, her türlü kuralsızlığı, haksızlığı ve gayri milliliği rehber edinenler unutmasınlar ki, meydanda kurulanı meydanda yenecek bir kudret çıkmadıkça yeni Türkiye gün yüzü göremeyecektir. Yine unutmayalım, Türkiye'nin kurtuluşunda ve kuruluşunda milletimizin muhteşem bir adanmışlığı ve anıtlaşmış bir kararlılığı vardır. Bu adanmışlık kırılmadıkça, bu kararlılık sakatlanmadıkça; Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel sürekliliğine zarar verilmesi, engel çıkarılması söz konusu olamayacaktır.Türk milleti, AKP'ye yeni Türkiye kurulsun, geçmiş çiğnensin, milli emanetler gömülsün diye oy vermemiştir. Türk milleti AKP'nin ve Erdoğan'ın; tarihimizle hesaplaşsın, milli ve manevi değerlerimizle çatışsın, yedi düvelin dahi yapamadığını milli irade kisvesiyle yapsın diyerek de önünü açmamıştır. Milletimiz huzur ve sükünet istemektedir. Milletimiz ekonomik sorunlarına çözüm, sosyal meselelerine çare talep etmektedir. Milletimiz Türkiye'nin her düzeyde onurlu, sağlam, tavizsiz, güçlü ve başı dik bir ülke olmasını dilemektedir. Yeni Türkiye kurdum demekle kurulmaz, ısmarlama ve yabancı telkinlerle oluşturulan yeni bir sistem millet nezdinde hüküm ve anlam ihtiva etmez. Yeni Türkiye, 91 yıllık Cumhuriyet tarihinin ölüm ilanıdır ki, Milliyetçi Hareket buna izin ve onay vermez. Numaralı Cumhuriyetçilerin yüz nakli yapmış hali olan yeni Türkiyeciler, akıllarını başlarına almalıdır ve bu milletin daha fazla sabrını zorlamaktan vazgeçmelidirler. Bütün bu gelişmelerin ışığında, 62'inci Hükümet millete değil; Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çalışacak, emrine, siyasi planlamasına harfiyen uyacaktır. Biliyor ve görüyorum ki, önümüzdeki Milletvekilliği Genel Seçimi'nde AKP'nin son hükümeti tarihin karanlık sayfasındaki yerini alacak, Türk milleti kaderine ve ülkesine sahip çıkacaktır. Türkiye; yenilenmiş, tazelenmiş milli bir iktidarla, yepyeni bir siyasi iradeyle tüm yüklerinden, tüm belalarından kurtulacak ve üzerindeki kabus örtüsünü yırtıp atacaktır. Aşağı yukarı bir yıl sonra, millet kazanacak, Türkiye kazanacak, 77 milyon hep birlikte kazançlı çıkacaktır" dedi.
"DAHA BİR HAFTALIK CUMHURBAŞKANI OLMASINA RAĞMEN TÜRKİYE'Yİ GERMİŞTİR"
Bahçeli, "Her devletin, her milletin tarihi nitelikli teamül, kural ve yerleşmiş ilkeleri vardır. İktidara gelen hangi siyasi görüş, hangi parti olursa olsun, kökü derinlere tutunmuş, herkesçe benimsenmiş ve öteden beri var olagelmiş kaidelere uymakla mükelleftir. Türkiye Cumhuriyeti'nin İmparatorluk geçmişinden elde ettiği, Türk asırlarının içinden olgunlaşarak bugünlere taşıdığı bir devlet geleneği, bir devlet felsefesi vardır. Teamüller zaman içinde durmuş, donmuş, demirlemiş davranış kalıpları değildir. Her teamül; yaşanmış, özümsenmiş, kabullenilmiş, olağanlaşmış bir uygulama ve deneyimin mahsulüdür. Yeni teamüller elbette imkansız değildir. Ne var ki, bu konuda öncelikle niyet önemlidir, varılmak istenen gayenin içeriği esastır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aklı sıra yeni teamül oluşturmanın peşindedir. Daha bir haftalık Cumhurbaşkanı olmasına rağmen Türkiye'yi germiş ve rahatsız etmiştir. Erdoğan'ın eski alışkanlıklarından kurtulmaya ve arınmaya niyeti yoktur. Kendisi, bu zamana kadar 11 cumhurbaşkanına evsahipliği yapmış olan Çankaya'da oturmama tercihini teamül değişikliği olarak yorumlamaktadır. Erdoğan'ın yeni ikamet adresi ise, Atatürk Orman Çiftliği'nde 150 dönümlük arazi üzerine hukuksuz şekilde bina edilen sözde Ak Saray olacaktır. 'Bu fakirin o proje üzerinde çok emeği var' sözleriyle yeni sarayı sahiplenen milyarder Erdoğan debdebe sevdasındadır. Çankaya'daki Cumhurbaşkanı yerleşkesini de Başbakan ve hükümeti kullanacaktır. Açıklamalardan çıkan sonuç bu yöndedir. Küçük bir bağ evinden 91 yıllık birikime uzanan Çankaya Köşkü'nü kullanmamanın kanunen bir yaptırımı yoktur. Kaldı ki böylesi bir müeyyide olsa bile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın buna uyacağını kimse söyleyemeyecektir. Zira geçmişi her şeyin tanığıdır. Bizim anlayamadığımız taraf, Çankaya'nın manevi varlığından Erdoğan'ın niçin rahatsızlık duyduğudur. Çankaya, millet ve Cumhuriyet'e mal olmuş milli ve tarihi bir simgedir. Başbakanlığa tahsis edilecek olması da değersizleştirme ve manevi mevkiini düşürme hazırlığıdır. Gazi Mustafa Kemal'in Çankaya duvarlardan çınlayan sesi mi Erdoğan'ı gocundurmaktadır? Türkiye Cumhuriyeti'nin bir asra yaklaşan birikim ve heybeti mi Erdoğan'ı ürkütmektedir? Şayet mesele yeni teamül oluşturmak ise, bilinsin ki, Çankaya'yla ilgili tasarrufun adı teamül değil; korsanlık, dayatma, yangından mal kaçırma, aşağılama ve küçümsemedir. Demokrasiyle yönetilen ülkelerde kişiye bağlı teamüller olmayacak, olamayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin sembolü olan Çankaya'ya oturmamakla geçmişten intikam alınacağı, geçmişin silineceği hesaplanıyorsa; bu devletin kişilerle kaim ve baki olmayacağını hatırlatmayı görev sayarım. 12'inci Cumhurbaşkanı'nın Çankaya'da oturmama kararı kendisinin bileceği bir iştir. Şimdiden söylüyorum, Milliyetçi Hareket Partisi'nin iktidarında, AKP'ye ait ne kadar yanlış ve marazi uygulama varsa düzeltilecek ve hak yerini bulacaktır. Bilinmesinde fayda görüyorum ki, Çankaya'ya anlam yükleyen, layık olduğu değeri veren yaşanmış on yılların yanı sıra aziz Türk milletinin haslet ve isabetli seçimidir" dedi.
"TÜRK MİLLETİ ERDOĞAN'IN KEYFİ, KONFORU, LÜKSÜ VE İHTİRASLARI İÇİN EMEK HARCAYAMAZ, HARCAMAMALIDIR"
Bahçeli, "Erdoğan'ın, Ankara'nın göbeğinde, milletin alın terinden kestiği paralarla şahsına sözde yeni Türkiye'nin sarayını yaptırması, milyon dolarlara uçak satın alması kalıcı değildir ve gün gelecek eski defterler mutlaka açılarak siyasi mahsuplaşma yapılacaktır. Kafamıza takılan en bariz sorulardan birisi de, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmadan uçan saray siparişini nasıl ve ne hakla vermeye kalkışmasıdır? Nüfusumuzun yarıdan fazlası ev bark sahibi değilken, milyonlarca vatandaşımız bir dilim ekmek için ömür boyunca çalışıp çırpınırken, şu anda saltanat sürenlerin, hazineye yaslananların devlet kesesinden har vurup harman savurmaları günahtır, haramdır. Türk milleti Erdoğan'ın keyfi, konforu, lüksü ve ihtirasları için emek harcayamaz, harcamamalıdır. Eminim ki, aziz milletimiz kanını emenleri, cüzdanına el uzatanları, cebine dadananları görmekte ve bir kenara da gerekli notlarını almaktadır" diye konuştu.
"TÜRKİYE'NİN KRONİKLEŞEN SORUNU RÜŞVET VE YOLSUZLUKTUR"
"Türkiye'nin en mühim ve kronikleşen sorunu rüşvet ve yolsuzluktur" diyen Bahçeli, şunları söyledi; " 17-25 Aralık 2013'te AKP Hükümeti kıskıvrak yakalanmış, yakayı ele vermiştir. Başbakan ve bazı bakanlarla birlikte çocuklarının ve yandaş işadamlarının bütün kirli çamaşırları bir bir dökülmüştür. Türkiye akıllara durgunluk veren, vicdanların asla onaylamayacağı rüşvet olaylarıyla sarsılmış ve sallanmıştır. Ne var ki, AKP hükümeti 17-25 Aralığı darbe diyerek savuşturmak için tüm imkan ve gücünü can havliyle seferber etmiştir. Ahlak adına, adalet adına, iman adına, insanlık adına, inançlarımız adına utanç verici ilişkiler ağı inkar edilmiş, yargı ve emniyet karşı saldırılarla linçe tabi tutulmuştur. Hırsızlara arka çıkılmış; savcılar, hakimler suçlanmıştır. Soygunculara kol kanat gerilmiş, hukukun canına okunmuştur. Rüşvetçiler, kara paracılar, altın kaçakçıları, komisyoncular, havuzcular korumaya alınmış; polis memurları, polis müdürleri hücuma uğramış, mağdur edilmiştir. Devlet 17-25 Aralık'la birlikte kilitlenmiştir ki, bu kilit henüz açılmamıştır. Yeri gelmişken altını çizerek belirtmeliyim ki, 11'inci Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün, kayıp trilyon davası kapsamında lazım gelen ifadeyi vereceğini belirtmesi ve hukuka saygısını dillendirmesi takdire şayan ve hepimizin özlem duyduğu bir tavırdır. 17-25 Aralık'ın failleri hükümetin yardım ve yataklığıyla şimdilik yakayı kurtarmıştır. Rüşvetçi bakanlarla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu henüz müessir şekilde çalışmaya başlayamamıştır. Hükümet yolsuzluğun üzerine gitmemek için uyduruk ve kara mizah bahanelere sığınmaktadır. Mutlaka ki, yargı işlemeli, ucu nereye dayanırsa dayansın, kime dokunursa dokunsun rüşvet ve yolsuzluğa adı karışanlar hesap vermelidir. Buna Recep Tayyip Erdoğan da dahildir."
"MESELE PENSİLVANYA DEĞİL, YOLSUZLUĞA KAPILMIŞ HÜKÜMETTİR"
Bahçeli, "17-25 Aralık'ta suçüstü basılan kim varsa şimdilerde güvendedir. Bunlar arkayı sağlama almışlar, dönemin Başbakanı'na sırtlarını dayamışlardır. Bu ülkede 8 aydır hukuk askıdadır. Bu ülkede 8 aydır haram yiyenler, hazineyi boşaltanlar dokunulmazdır. Hırsızlık güvenceye alınırken, yargının çivisi çıkarılmıştır. Hırsızların peşine düşmüş emniyet mensupları üç dalgada göz altına alınmış, darbeci diyerek itham edilmiş, bazıları da tutuklanmıştır. Oysaki Erdoğan'ın paralel diyerek suçladığı emniyet mensupları, daha düne kadar iktidarın en has ve seçkin elemanları olup, devlet bürokrasisine özenle yerleştirilmişlerdir. Geçtiğimiz yılki bir beyanında Cemaate yönelik olarak 'ne istediler de vermedik' diyen Erdoğan'ın, şimdilerde haşhaşiler, hainler, ulusal güvenliğimize saldıranlar, virüsler sözleriyle saldırı oklarını bu gruba yöneltmesi en azından mesnetsiz ve dayanıksızdır. Mesele cemaat değil, rüşvettir. Mesele Pensilvanya değil, yolsuzluğa kapılmış hükümettir. Eğer, devletin hiyerarşik düzenine paralel bir yapılanma oluşmuşsa, yasaya ve Anayasa'ya aykırı bir örgütlenme meydana gelmişse, birinci derecede sorumlu buna göz yuman, buna müsamaha gösteren, buna yol veren Başbakan ve hükümetidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, paralel yapının herkesi dinlediğini, kriptolu telefonlardaki konuşmaların kaydedildiğini sürekli tekrarlamıştır. Öyle ki, mailler takip edilmiş, internet izlenmiş, en gizli diyaloglar tapelerle deşifre edilmiştir. Peki, bunlar oluyorken hükümet nerededir? Bu kadar aciz, hadiselerden bu denli habersiz bir hükümet Türkiye'yi nasıl yönetmektedir? İçimiz dışımız böceklerin istilasına, tele kulakların saldırılarına uğramışken hükümet neyle meşguldür? Türkiye'nin tüm tasavvur ve niyetleri koz olarak kullanılmak üzere teker teker arşivlenirken Recep Tayyip Erdoğan ne yapmış, nerelerde gezmiştir?" dedi.
(DİNLEME İDDİALARI) "MİT DENİLEN KURULUŞ NE YAPMIŞ, BAŞINDAKİ ZAT NEYLE OYALANMIŞTIR?"
Bahçeli, "Hükümet şikayet makamı değil, sorun çözme merciidir. Türkiye'nin milli güvenliği tehdit altındayken, ABD'sinden İsrail'ine, Almanya'sından Birleşik Krallığı'na ülkemizi dinlemeyen kalmamışken MİT denilen kuruluş ne yapmış, başındaki zat neyle oyalanmıştır? Son günlerde gündeme gelen dinleme skandalları rezalet ötesidir. Anlaşılan kafası esen Türkiye'ye kulak kabartmış, canı sıkılan antenleri Türk milletine çevirmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk yurt dışı seyahatine çıkarken, yabancı istihbarat teşkilatlarının ülkemizi dinlemeleriyle ilgili sorulan bir soruya hiçbir vicdan sahibinin kabullenmeyeceği türden bir cevap vermiştir. Erdoğan; 'dünyada istihbaratı güçlü olan ülkelerin farklı ülkeleri dinlememe diye bir şeyi yoktur, bunu da hepimizin bilmesi lazım, bunu hepsi yapıyor' sözlerini hayret verici bir pişkinlikle açıklamıştır. İçişleri Bakanı'nın konuyla ilgili yorumu ise daha kahredicidir. Bu bakan; 'dinlemeler kamuoyu önünde olmayacak, kamuoyu önüne yansımayacak şekilde olursa normaldir' diyebilecek kadar manen iflas etmiştir. Diyarbakır Lice'deki PKK heykelini; 'fiber glas maddeden yapılmış basit bir heykelö diyerek hafife alan bu şahsın, dinlemelerle ilgili düşüncesi tam anlamıyla kepazeliktir. Yani bakanından Cumhurbaşkanı'na kadar hakim olan görüş; kim güçlüyse dinlemesi meşrudur. Türkiye casusluk faaliyetleri konusunda sessizliğe gömülmüş, Dışişleri Bakanlığı'nın skandala karışan bazı ülkelerden eften püften izahat istemesi dışında hiçbir şey yapılmamış, yapılamamıştır. Erdoğan'ın Galler'deki NATO Zirvesi'nde muhataplarına gerçekte ne söylediği, milletimizin hassasiyet ve şikayetlerini nasıl yansıttığı hususu da muammadır" diye konuştu.
Son Dakika › Güncel › Bahçeli : 'Yeni Türkiye' Küçülmüş, Sinmiş, Silinmiş, Sömürülmüş, Zayıf Bir Ülkedir (2) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.