Başbakan Erdoğan(3/son): Doğru, Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan(3/son): Doğru, Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz

Başbakan Erdoğan(3/son): Doğru, Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz
05.03.2013 14:51

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin iktidarda olduğu zamanlarda terör sorununu çözmeye yanaşmadığını, muhalefetteyken de bu sorunu çözdürmediğini savunurken, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıkmış, sürekli; "Yalan söyleyenden...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin iktidarda olduğu zamanlarda terör sorununu çözmeye yanaşmadığını, muhalefetteyken de bu sorunu çözdürmediğini savunurken, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıkmış, sürekli; "Yalan söyleyenden başbakan olmaz' diyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin iktidarda olduğu zamanlarda terör sorununu çözmeye yanaşmadığını, muhalefetteyken de bu sorunu çözdürmediğini savunurken, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıkmış, sürekli; "Yalan söyleyenden başbakan olmaz' diyor. Bu süreçte CHP Genel Başkanının söylediği tek söz işte budur. Evet, yalan söyleyenden başbakan olmaz, doğru. Bunun için de Kemal Kılıçdaroğlu bu ülkede başbakan olamadı ve yalan söylemeye devam ettiği sürece de Başbakan olamayacak" dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, kadına yönelik şiddeti, kadına kalkan eli her fırsatta lanetlediklerini, insanlık dışı bulduklarını, bunları önlemek için her türlü tedbiri alacaklarını belirterek, "Şiddetin elbette her türlüsü kötüdür. Ancak kadına ve çocuğa yönelik şiddet tahammülü mümkün olmayacak kadar kötüdür. Kalp taşıyan, vicdan taşıyan, insanlıktan zerre kadar nasibi olan birinin kadına el kaldırabilmesi mümkün değildir. Kadına el kaldırmak, kadına şiddet uygulamak, kadını hunharca katletmek, bazılarının töre adı altında ifade ettiği gibi kahramanlık değil, korkaklıktır, insafsızlık, vicdansızlıktır" dedi.

-"KADINA ŞİDDETE KARŞI KAPSAMLI TEDBİRLER ALDIK"-

Hükümet olarak, bu meselenin üzerine kararlılıkla gittiklerini ve gitmeye de devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, "Kadına yönelik şiddet konusu başta muhalefet olmak üzere kimi çevreler tarafından siyasi bir istismara aracı olarak kullanılıyor. Şiddet daha görünür bir hal aldığı için, daha fazla duyarlılık gösterildiği için özellikle de bu konuda artık bilimsel araştırmalar, incelemeler yapılıp veriler derlendiği için sanki şiddette bir artış varmış gibi lanse ediliyor. Geçmişte bu konuda hiçbir veri toplanmamış, hiçbir bilimsel istatistik tutulmamış, şu anda biz bunun üzerine bilimsel olarak da gittiğimiz için rakamlarla oynamak, bunları çarpıtmak suretiyle şiddette artış var diye yalan söyleyenler ortaya çıkıyor. Tam tersine, geçen sene 8 Mart'ta çıkardığımız yasayla şiddete karşı çok kapsamlı tedbirler aldık, bunları da kararlılıkla uyguluyoruz. İnşallah yasalarla birlikte toplumsal bilincin de artmasıyla, o görüntüler de kalkacak ve kadının kadınca yani insanın insanca yaşadığı bir atmosferi hep birlikte inşa edeceğiz" diye konuştu.

-"MÜSLÜM GÜRSES SİVİL BİR İTİRAZIN UNUTULMAZ ÖNDERİ"-

Başbakan Erdoğan, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilediği Müslüm Gürses'in, sadece bir ses sanatçısı olmadığını, çok değerli eserler bıraktığını ve sivil bir itirazın unutulmaz önderi olduğunu vurgulayarak, "Geçmişte tek tip müzik icrası için ağır baskılar uygulandı. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur ve daha nicesi, baskıya, tek tipçiliğe karşı bir itiraz olarak ortaya çıktı. Halkın diliyle müzik yaptılar. Yıllarca bu ülkede arabesk müzik tartışıldı. Bunun da bu ülkede bir hedef kitlesi var niçin karşısına dikiliyorsunuz? Bunlar bizim zenginliklerimiz farklılıklar bizim zenginliklerimiz. Niye rahatsız oluyorsunuz" dedi.

Bu insanların halkın içinden geldiğine işaret eden Erdoğan, "Bu insanlar sazlarıyla, sözleriyle baskıya, zulme, toplum mühendisliğine çok güçlü şekilde isyan ettiler. 70'lerde 80'lerde bu sanatçılar ağır baskılar da yaşadılar. Merhum Cem Karaca yıllar boyunca gurbette mahküm oldu. Merhum Ahmet Kaya gurbette hayata gözlerini yumdu. Gurbete çıkmak zorunda kalan Şivan Perver doğdu topraklara hasret biçimde yaşadı ve yaşıyor. Bütün bu ve benzeri sanatçıların şarkıları, elden ele, gönülden gönle dolaşırken, kitlelere ulaşırken, radyolarda televizyonlarda kendilerine yer bulamadılar. Ahmet Kaya'ya yapılanları unutmayın. O köşelerinden yazı yazanlar, duayen geçinenler, çok satan gazetelerin köşe yazarları neler yaptılar ve salondan zor kaçırıldı Ahmet Kaya. Ama aynı Ahmet Kaya beni Pınarhisar'a uğurlayanlardan bir tanesiydi. Çünkü o da duyguların insanıydı" şeklinde konuştu.

-"ŞEHİT YAKINLARIMIZLA DA GAZİLERİMİZLE DE TAM BİR ANLAYIŞ İÇİNDEYİZ"-

Terör meselesinin çözümü için yeni bir adım atılan süreçte umutların daha da arttığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kayseri ve Balıkesir'de çok sayıda katılımcının içinde sadece birer şehit yakını ve gazinin o da nezaket dairesinde anlayama dönük olarak sürece ilişkin soruları oldu. Ben bunu bir muhalefet olarak görmüyorum. Şehit yakınlarımızla da gazilerimizle de tam bir anlayış içindeyiz. Onların kaygılarını gidermek için samimiyetle açıklamalarımızı yapıyoruz.

Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz yaşadıkları acıdan dolayı maalesef art niyetli çevrelerin istismarına çok açık durumda bulunuyorlar. Bunu da tüm şehit yakınları ve tüm gaziler için değil gerçekten bunlar içinde çok az bir kısmı için söylemek mümkün. Muhalefetin ağır tahrikleri, muhalefetin asılsız ithamları, iftiraları, özellikle bu kesimlere yönelik istismar yüklü açıklamaları nedeniyle çok az şehit yakını ve gazinin süreçle ilgili soru işaretleri taşıdıklarını görüyorum. Bizim şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak, onların hatırasına halel getirecek hiçbir adımı atmamız, hiçbir girişimin içinde bulunmamız mümkün değildir. CHP ve MHP bu çözüm sürecini ısrarla ve inatla, sorumsuzca bir boyun eğme, bir taviz, bir geri adım süreci gibi lanse etmenin peşinde. CHP ve MHP'nin bu tavrı milli bir tavır değildir, sorumlu bir tavır değildir: Kanı ve gözyaşını durdurmaya yönelik bir tavır asla değildir. Şehit aileleri ve gazilerin bize yönelttiği sorulara bakıyoruz, muhalefetin ürettiği, aslı astarı olmayan tamamen propagandanın etkisini görüyoruz."

-"MUSTAFA KEMAL GELECEĞİ NEFRETİN ÜZERİNE İNŞAT ETMEDİ"-

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, Osmanlı'nın bir subayı olarak birçok cephede savaştığını, Çanakkale'yi, Kurtuluş savaşını yaşamız, başkomutanlık yapmış bir asker olduğuna değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"İsminin başında Gazi unvanı var. 9 Eylül 1922'de İzmir işgalden kurtuluyor. 10 Eylül'de Gazi Mustafa Kemal Yunanistan'la yeni bir dönemin ilk adımlarını atıyor. 1930 yılında Yunanistan başbakanı Türkiye'ye resmi ziyarette bulunuyor. 1934 yılında da Gazi Mustafa Kemal'i Nobel Barış Ödülüne aday gösteriyor. Osmanlı devleti son yıllarında Bulgarlar, Makedonlar, Sırplar, Rusya, Gürcistan, İngiltere, İtalya, Fransa, Romanya hatta Japonya hatta ABD ile savaş halinde, güneyde isyancı bazı Arap kabileleriyle doğuda Ermeni çeteleriyle yoğun bir mücadele var. Bütün bu mücadelenin her safhasında Gazi Mustafa Kemal de var. Ama 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan ediliyor, tüm bu ülkelerle yeni bir sayfa açılıyor. Bize karşı kindar olmayan, bize karşı husumet, düşmanlık sergilemeyen her toplumla yeni bir başlangıç yapmak, işbirliğini genişletmek için Gazi Mustafa Kemal adımlar atıyor, kin gütmüyor, intikam duygusunun peşinden gitmiyor. Geleceği öfkenin, acının, nefretin üzerine inşat etmiyor. Benim Mehmetçiğim, Çanakkale'de topraklarını işgal etmek için gelen belki de birazdan kendisini şehit edecek düşman askerine kahve ikram edecek kadar cesur ve kahraman bir Mehmetçiktir. Bu millet söyleyeceğini savaş meydanında söyler: Eğer intikam diye bir şey varsa, eğer kin gütmek diye bir şey varsa, Mehmetçik savaş meydanında zaferini kazınır ve o defteri tamamen kapatır. Zafer kazanmış bir millet için, zafer kazanmış bir ordu için yenilmişler karşısında mağrur olma yoktur. Tam tersine yenilmiş olanlara karşı şefkat vardır. Benim askerim dağda yakaladığı teröriste parkasını verecek kadar kahraman bir Mehmetçiktir. Bizim komutanımız, mağaradan teröristi seni annene götüreceğiz diye ikna ederek çıkaracak kadar alicenap bir komutandır: Şehit aileleri hiç ama hiç tedirgin olmasın, gazilerimiz asla tereddütte olmasın. Bizim şehitlerimiz hangi yoldaysa, biz de o yoldayız" ifadelerini kullandı.

-"ŞEHİTLERİ, GAZİLERİ ÇIKAR UĞRUNA SÖMÜRMEK MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR"-

"Biz yenilginin jargonuyla konuşan bir millet değiliz" diyen Erdoğan, "Biz MHP, CHP genel başkanlarının muhayyilesindeki ürkek ve küçük Türkiye'yi tanımadık ve tanımıyoruz" diye konuştu. Kendi ülkesini bu kadar küçük, bu kadar ürkek bu kadar korkak gören, kendi ülkesini sürekli yenilgiyle anan birisinin milliyetçi olamayacağına vurgu yapan Erdoğan, "Bu ülkenin şehitleri en son şehit kendileri olsun umuduyla canlarını verdileri. Hiçbir anne ağlamasın diye canlarını ortaya koydular. Bu şehitler bu toprakların huzuru için, kardeşliği, için canlarını ortaya koydular. Şehitleri, şehit ailelerini istismar edip bu ülkeye korkaklık, ürkeklik, bunun yanında fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz. Şehit cenazeleri başında slogan atmak, şehit ailelerini, gazileri kendi siyasi çıkarları uğruna sömürmeye kalkışmak milliyetçilik değildir ve olamaz" dedi.

-"NEYE KARŞI ÇIKTIKLARINI BİLMEZ HALDELER"-

Başbakan Erdoğan, terörle mücadele edilen 30 yıl boyunca BDP'nin farklı isimlerle nerede durduğunu herkesin bildiğine işaret ederken, "30 yılda CHP'nin de MHP'nin de iktidar oldukları dönemler oldu. Peki, teröre çözmek için ne yaptılar. Koca bir hiç. 30 yıl boyunca CHP'nin de MHP'nin de muhalefette oldukları dönemler oldu. Peki, çözüme katkı için ne yaptılar; koca bir hiç. CHP'nin bu süreçte tek yaptığı birkaç rapor hazırlamak, şu anda geçmişte hazırladıkları raporların gerisindeler. MHP bu süreçte küfür etmekten, hakaret etmekten, kin ve öfkeyi büyütmekten, bir de şehit cenazelerini istismardan başka hiçbir şey yapmadı. Her salı Bahçeli'yi dinleyin, nefret, kin, küfür ne isterseniz var. İktidarda oldukları zamanda çözüme yanaşmadılar, muhalefetteyken çözdürmediler. "Biz çözmüyoruz, hiç kimsenin de çözmesine müsaade etmeyiz' dediler. 30 yıl boyunca nasıl direttilerse bugün de aynı şekilde diretiyorlar. 30 yıl boyunca çözümün önünde nasıl engel oldularsa bugün de aynı şekilde engel oluyorlar. Hiçbir tasarıları, önerileri yok, neye karşı çıktıklarını bilmez haldeler" şeklinde konuştu.

-"ULUSALCILAR CHP'Yİ TAMAMEN ELE GEÇİRDİ"-

Muhalefetin terör karşısında 30 yıl boyunca milli bir duruş sergilemediğini, bugün de böyle hareket ettiklerini savunan Erdoğan, "Eğer ortada bir ihanet varsa, o ihanet gençlere olan ihanettir, annelere olan ihanettir. Bu terörün çözülmesini engellemek millete yapılan ihanettir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıkmış, sürekli; "Yalan söyleyenden başbakan olmaz' diyor. Bu süreçte CHP Genel Başkanının söylediği tek söz işte budur. Evet, yalan söyleyenden başbakan olmaz, doğru. Bunun için de Kemal Kılıçdaroğlu bu ülkede başbakan olamadı ve yalan söylemeye devam ettiği sürece de Başbakan olamayacak. Güya terör meselesini çözmek konusunda istekli gibi yaparak kalktılar AK Parti'ye ziyarete geldiler. Biz süreci başlattığımızda bize kredi vermekten bahsettiler, şu anda geldikleri noktada ulusalcılar CHP'yi tamamen ele geçirmiş, CHP'yi eski günlerine kuyunun dibine yeniden çekmiş durumdalar" dedi. (ANKA/SON)

(ÖZK/ORH) - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Başbakan Erdoğan(3/son): Doğru, Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz - Son Dakika


Advertisement