(DENİZLİ) - CHP İç Ege Bölgesi Belediye Başkanları Toplantısı'nda konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Beni sopayla dövseler de her yeri bırakırım, bir tek Cumhuriyet Halk Partisi'ni bırakamam. Onun için ilk canı sıkıldığında kirişi kıranların da bu topluma verecek hesapları olacak" dedi.
CHP İç Ege Bölgesi Belediye Başkanları Toplantısı, Denizli Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlendi. Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökan Zeybek ve Ensar Aytekin katıldı.
Toplantıda, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'den gönderdiği mektup okundu. CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum'un okuduğu mektup şöyle:
"Bu ceberut iktidarın en büyük korkusu aziz milletin Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin halkçı ve icracı politikalarına verdiği büyük destektir. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin milletin onayından tam notla geçmesine razı olmayan bu iktidar günden güne saldırganlaşarak daha fazla hukuk tanımaz hale geliyor. Biz Silivri Mahkemesi'nde onların bomboş iddianamelerini kanıtlarımızla yüzlerine çarpa çarpa çürüttükçe akıl almaz kötülüklere başvuruyorlar. Ailelerimize, itibarımıza saldırıyorlar. Asıl niyeti gün yüzüne çıkmış, meşruiyetini kaybetmiş bu iktidar büyük bir çaresizliğin pençesinde milletin sesini bastırmaya, milli iradeyi hiçe saymaya, demokrasiyi hunharca tahrip etmeye devam ediyor. Fakat şunu hiçbirimiz unutmamalıyız. Bunlar çürümüş bir düzenin son demleridir. Yargıyı, ana akım medyayı, trolleri olan bu çürümüş düzenin elinde bir tek şey yok; milletin desteği. İşte bu nedenle kaybedecekler. Az kaldı. Baskıyla, zorbalıkla, iftirayla, şantajla uzatmaya çalıştıkları siyasi ömürleri ilk sandıkta son bulacak."
Biz her şart altında milletine hizmet etmeyi kutsal ve vatani bir görev bilen Cumhuriyet Halk Partisi olarak herkes için ve her yerde adalet ve hürriyet mücadelesi vermekte bir milim geri durmadık, yine de durmayacağız. Millet egemenliğinin üstüne hiçbir güç kabul etmedik, yine de etmeyeceğiz. Bizlere yönelmiş olan her türlü zorbalığın millet iradesine karşı yapıldığını bilerek birbirimize ve milletimize daha çok sarılacağız. Baskılar, zorluklar bizi yıldıramayacak. İnsanca ve hakça bir düzen kurma kararlılığımız güçlenerek devam edecek. İç Ege Bölgesi'nin azimli, kararlı ve cesur belediye başkanları çok çalışacak, yılmayacak. Tıpkı şimdi olduğu gibi her zaman dik duracak, boyun eğmeyecek. CHP'li belediyelerin icraatlarıyla Türkiye'yi kazanacak. Bizi ne Türk yargısını siyasi kumpaslarına alet edenler ne de millet iradesine ihanet edenler durduramayacak. Şehrine, milletine, ülkesine hizmetten başka gayesi olmayan bütün başkanlarımızla bu mücadele zaferle taçlanacak. Her şey çok güzel olacak" dedi.
Toplantıda konuşan Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, şunları söyledi:
"Örgütlü bir kötülükle ne yazık ki üstümüze geliyorlar. ve bu örgütlü kötülüğün en son yaptığı, açıkça söyleyeyim, şerefsizce uygulamalardan bir tanesi de partimizdeki kadın siyasetçileri itibarsızlaştırma ve partimizi farklı bir şekilde gösterme yönünde ilerliyor. Bu ahlaksızlığı, bu şerefsizliği kınadığımı ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Bu ülkede en önemli, en başımızın üstüne koymamız gereken kadınlarımız, annelerimiz ki böyle bir dönemde hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı en önde bizlerle mücadele eden kadınlarımıza da çok teşekkür ediyorum. Sizleri itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Sizlerin üzerine geliyorlar. Çünkü biliyorlar ki kendi yapamadıkları sosyal hizmetleri sizler sosyal belediyecilikle, derman belediyeciliğiyle halkımıza en iyi şekilde hizmet ederek partimizin eğer iktidar olduğumuzda bu ülkeyi nasıl yöneteceğimizi kendi ölçüsünde gösteriyorsunuz. Yaptığınız iş çok kıymetli ve belediyelerimizin yaptığı bu hizmetler sayesinde de sahadaki çalışmalarımızda Cumhuriyet Halk Partisi'nin değer kazandığını ve oylarının yükseldiğini de görüyoruz. Bu mücadelede kaçanlar oluyor, vazgeçenler oluyor. Bavulu torbası dolu olanların topukladığı ya da firar dövdüğü durumlar olabiliyor. Ama birçok belediyemiz, bürokratımız, belediye başkanımızın da alnı dik, başı dik, alnı açık bir şekilde tutuklu yargılandığı, yine Silivri zindanında da başı dik, alnı açık bir şekilde mücadelesine devam ettiğini ve oradan da tertemiz, pırıl pırıl çıkacağını biliyoruz arkadaşlar. İşte bizler mücadelemize onlarla beraber devam edeceğiz. Burada hepsine de saygılarımı, sevgilerimi ve selamlarımı gönderiyorum. Mücadelede yan yana devam edeceğimizi de özellikle söylemek istiyorum" ifadelerini kullandı."
Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise "Ülkemiz ağır bir ekonomik krizle, derin yoksullukla karşı karşıya. Halk, iktidarın sebep olduğu derin yoksullukta inim inim inliyor ama bir tek umudu var; sandık. ve o sandıkta gönderecekleri Cumhur İttifakı ve iktidara getirecekleri Cumhuriyet Halk Partisi'nin umuduyla bu derin ekonomik buhrana direniyorlar. Halkımız demokrasi, adalet, hukukun artık sadece bir kağıtta yazılı metin haline getirildiğini biliyor ama bir umutları var. Sandık gelecek ve hesap soracağız diyorlar. Evet, halkımız bizlerden bunu bekliyor kıymetli yol arkadaşlarım. Kadın siyasetçi olmak gerçekten çok zor. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bile olsa erkek siyasetçilerden beş sıfır geride başlıyoruz. İnanılmaz bir mücadele vermek, bu mücadeleyi verirken de Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne zerre leke gelmemesi ve onun kadın siyasetçi olarak bu yürüyüşümüzde en üste tuttuğumuz değerin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu bilerek mücadele ederiz. Ama halktan yana hizmet anlayışımıza, bu onurlu mücadelede kadın, erkek tüm siyasetçiler ve halkımızla onurlu duruşumuzu durduramayanlar maalesef kadın siyasetçilerimize, iğrenç saldırılarla, ahlak ötesi saldırılarla ötekileştirmeye ve küçültmeye çalışıyorlar."
Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Sevgili yol arkadaşlarım, bu bir toplantı değil. Bu aslında bizim hedeflerimizi, vizyonumuzu belirlemek ve seçim dönemi verdiğimiz projeleri tekrardan burada yenilemek, hayata geçirmek, gözden geçirmek olacak. Evet, benden önceki konuşmacılar söyledi. Partimiz ve bizler büyük bir kuşatma altındayız. Her yerden saldırıyorlar. Bu dönem rüzgarlar ve fırtınalar biraz sert esiyor. Burada benden kıdemli siyasetçiler var. Bazen siyasette böyle rüzgarlar ve fırtınalar sert eser. Önemli olan buna dayanıklı olmaktır. Fakat Merkezefendi için şunu söylemek istiyorum ki biliyorsunuz ikinci dönemim. Belediye başkanlığı bir makam değildir. Bizlere verilen bir makam değildir sevgili arkadaşlar. Bir emanettir. ve bu emanetin sahibi de rüzgarlar, fırtınalar ve onlar değildir. Bu emanetin sahibi halktır ve millettir. ve halktan ve milletten başkasına da bu emanetimizi teslim edemeyiz. Burada önemli olan nokta Cumhuriyet'in güneşi altında, partimizin çatısı altında birlik ve beraberlik içinde olmaktır. Bizim bu dönemde en büyük kalemiz birlik ve beraberliktir sevgili yol arkadaşlarım. ve şunu da bilinsin ki dost da bilsin, düşman da bilsin, birlik ve beraberlikten başka bizi yenebilecekleri hiçbir durum yoktur. Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener sevgili arkadaşlarım" diye konuştu.
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Adamın biri çok iyi gurmeymiş. Her şeyi böyle şak diye ayırırmış, iyisiyle kötüsünü. Bir gün gitmişler, 'Hacı ne yapıyorsun?' demişler. 'İyi.' demiş. 'Şu iki tane meyve suyu var, hangisi iyi?' Adam birincinin tadına bakmış, 'İkincisi' demiş. 'Hacı daha birinciye baktın, nasıl karar verdin' demişler. 'İkincisi bundan daha kötü olamaz' demiş. Emin olun ülkeyi bunlardan daha kötü yönetmeyiz. Bunu bana söylediler, hep aynı şeyi söyledim. Dedim ki 'Vallahi bundan daha kötü olmayız.' Belediye bundan daha borçlu olmaz. İnsanlar bundan daha çok ayrıştırılamaz. Çiftçi bu kadar çok geride kalmaz. Millet bu kadar kendinden nefret eder hale gelmez. Sokakta insanların umudu, gelecekle ilgili hayalleri olmaz. Bundan daha kötü olamaz dedim. Şükür ki Denizli halkı bu konuda bir tasarrufta bulundu. ve o tasarrufun sonunda arkadaşlarımla, on beş belediye başkanımla birlikte, bütün örgütlerimizle bir yolculuğu öyle bir hale getirdik ki işte bu gördükleriniz daha yarısı" diye aktardı.
Çavuşoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:
"Bugün bu şehirde artık insanlar sokağa çıktığında, Cumhuriyet Halk Partililer göğsünü gere gere şunu diyebiliyor: 'Evet, biz gelirsek her şeyin en iyisini yaparız.' Kimseyi ötekileştirmeyiz. Kimseyi geride bırakmadık. En çok da onu yaptık. Hiç kimseyi ayrıştırmadık. Kimse geride kaldığını iddia edemez. Denizli sınırları içerisinde yaşayıp da 'Beni geride bıraktılar.' diyebilecek bir Allah'ın kulu çıkamaz. Kim ne istiyorsa onun istediğini yaptık. Sosyal yardımlarımızda, dayanışmada hep terazi koyduk. Çiftçi bitti. Emekli bitti. Memur bitti. Hepimiz bittik. Kim yönetecek ülkeyi? 'Bu yönetsin.' ya Allah'tan kork. Yirmi beş yıldır yönetiyor zaten. Sonuç? Herkes bitti. Adalet kalmadı. Çuvallarca yolsuzluk dosyası açıkladık. Bir tane cezaevinde adam yok. Bir tane yargılama yok. Biz artık yemin ediyorum akşam rüya görüyorum. Gece saat iki üç. Artık rutine bağladım. Her gece üç kere uyanıyorum. 'Ya bir şey yapmış olabilir miyim acaba' diyorum. Hani diyorlar ya 'Hiçbir şey olmadıysa kesin bir şey yapmıştır.' diye. Bize de öyle diyecekler diye düşünüyorum. Ama hep şunu söylüyoruz: 'İnsan yaşat ki devlet yaşasın.' Devletin temeli adalettir. Bu adalet sadece birimize lazım değil. Bu adalet sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne lazım değil. Bu adalet aslında hepimize lazım. Yarın biri yalnız kaldığında ya da yanlışa düştüğünde 'Fırat'ın kenarında bir koyun kaybolsa sorumluluğunu hissederim' diyenlerden gelen insanlar olarak, yarın en ufacık bir başka partilinin başı derde düşse emin olun mermi gibi gider yanında dururuz."
Bugün her türlü zulmü görüyoruz. ve unutmayın ki bir koltuk uğruna ya da bir beğeni alma uğruna yüzlerce kadının, gencin, annenin, babanın, çocuğun hayatını karartıyorlar. Peki ya bu işin sonunda bunlar gerçek çıkmadığı zaman ne yapacaklar? Hep diyorlar ya 'Bu terazi bizi tartmaz.' Emin olun o gün o terazi onları tartacak. Kul katında tartmasa dahi yüce Mevla katında tarttığında cehennemdeki zebanilerin arasında koşturacaklar. Hep beraber dayanışmak zorundayız. Zor günlerden geçiyoruz. Hepimiz zor günlerden geçiyoruz. Baskıya uğruyoruz, maruz kalıyoruz. Olmadık iftiralara maruz kalıyoruz. Ama hep aklıma şu gelir. Ben örgüt terbiyesi almış bir adamım. İlla burada olmam lazım diye bir kaygım yok. Benim için kutsal bir tek makam vardır. O da Cumhuriyet Halk Partili üyeliğidir. Beni sopayla dövseler de her yeri bırakırım, bir tek Cumhuriyet Halk Partisi'ni bırakamam. Onun için ilk canı sıkıldığında kirişi kıranların da bu topluma verecek hesapları olacak. Tehdit edenlerin de verecek hesapları olacak. Öyle kolay değil. 'Ben beğenmedim, oynamıyorum.' ya Cumhuriyet Halk Partisi olmasa ben köyde çoban olurdum ya. Hayatımı değiştiren Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün beni buraya getiren Cumhuriyet Halk Partisi. 400 küsur tane belediye başkanı seçmişiz. İçinden üçü beşi çatlak çıkmış. Ne yapalım yani? Gönül ister hepsini mükemmel seçmek. Hepinizin kardeşi var, anası var, babası var. Kardeşi katil olan yok mu? Kardeşi hırsız olan yok mu? Bunlar hayatın içinde var zaten."
Son Dakika › Güncel › Çavuşoğlu: CHP’yi bırakmam, kirişi kıranlar hesap verecek - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?